23 Ocak 2016

Berlin’de dramatik Vodvil

Kadere bakın siz, Berlin’de para isterken, gel, sen Ankara’da para hesabını ver, kör talih, diye buna denir

Askeri tören, hayli görkemli, çok uzun süreden beri hiçbir Türk Başbakanı Almanya’da kırmızı halılarda el bebek, gül bebek böyle karşılanmıyor.

Her ne kadar Alman gazetelerinde “Hoş Gelmediniz Bay Davutoğlu” ilanları boy boy yer alsa da.

Almanya Başbakanı Merkel dün Berlin’de Davutoğlu için özel görüşme ve karşılama programı hazırlıyor. Her şey özenle gözden geçiriliyor, “aman bir eksik olmasın”.

Garibim Davutoğlu da, bando, mızıkayı kendi şahsına has bir  ikram sanıyor. Oysa, bu kadar titizliğin, bu kadar nezaketin altında tek bir neden yatıyor:

“Aman Ahmet Bey, canım Ahmet Bey, şu sığınmacı meselesini bizim başımızdan al da, sen ne istersen, verelim sana”.

Suriye ve Iraklı sığınmacılar Avrupa’nın, en başta Almanya’nın kabusu. Aylardır Türkiye ile pazarlık sürüyor, “sen şu sığınmacıları al, gerisini merak etme sen”.

 

“Açın kesenin ağzını”

 

İlk rauntta Almanya öncülüğünde AB üç milyar Avro vermeye karar veriyor.

Karar veriyor ama, parayı daha vermiyor. Üç milyarın adı var, kendini henüz gören yok.

Tam bu sırada “Ahmet Bey Kardeşimiz”, muhtemelen abisinden aldığı talimatla, su koyuvermeye başlamaz mı, “Eyvah” diyor Merkel, “Ya, biz bu kırmızı halıları onun yoluna boşuna mı döşedik” diye söyleniyor.

Çünkü, “Ahmet Bey Kardeşimiz” Merkel’le görüşmeye gelmeden bir gün önce Alman Basınına bombayı patlatıyor:

“Kağızman’a ısmarladım nargele nargele/gümüş kemer ince bele dar gele dar gele”.

Söylediği şu:

“Üç milyar istedik, hala vermediniz. Kaldı ki, biz bugüne kadar sığınmacılara dokuz milyar Avro harcadık. Biz kimseden para dilenmiyoruz, ama yükü de paylaşmak gerek”.

Açıkçası, “Hadi kardeşim, açın şu kesenin ağzını biraz daha” diyor, diyor da, bu söz Avrupa’da kimsenin hoşuna gitmiyor.

 

Bir, iki, üç yetmez

 

Oysa, Merkel her önüne gelene çoktan söz vermiş durumda, “Ahmet Bey ile görüşüp, sığınmacı sayısını indireceğim”.

Bu sözü kendi ülkesine veriyor, bu sözü Avrupa’nın önde gelen liderlerine veriyor.

Tam bu sırada Davutoğlu “Para dilenmiyoruz” dese de, “Yan cebime koy” diye, bayrak açmaz mı?

Bir zamanlar Beşiktaş tribünleri gibi, “Bir, iki üç yetmez, dört beş altı olsun”, bununla da yetinmiyor, yuvarlak hesap “On olsun” demez mi?

Merkel tuş, kolonya filan getiriyorlar, ayılıp, kendine gelmesi için.

 

Dört itiraz

 

Oysa, Merkel’i bayıltan sadece “on milyar Avro isteği” değil, dört, evet tam dört taraftan kuşatma altında.

1-Alman Parlamentosu'nda muhalifler Davutoğlu ile görüşmesine verip veriştiriyor:

“Türkiye’de basın özgürlüğü yok, ifade özgürlüğü yok, insan hakları ihlal ediliyor, otoriter bir yönetim ülkenin başına çökmüş, sen hala onların Başbakanını bir de, bando, mızıka ile nasıl karşılar, nasıl görüşürsün?”

Merkel dert anlatmaya çalışıyor, “ya işte sığınmacılar” filan derken, karşı taraf koro halinde, “orada artık demokrasi yok” diye yanıt veriyor.

2-Bin sekiz yüz bilim adamının itirazı:

Merkel parlamentodan çıkıyor, yüzüne biraz rüzgar çarpsın, hava alsın, kendine gelsin diye, ne gezer, rüzgar yerine, Alman bilim adamlarının Türkiye bildirisi çarpıyor.

Sayısı her geçen saat artan, şimdilik bin sekiz yüz imzalı bildiride, Alman üniversite hocaları Türkiye’de yayınlanan akademisyenlerin bildirisine destek çıkıyor. “Barış istediler, linç ediliyorlar” diyerek, onlar da Güneydoğu’da barışçı çözüm çağrısında bulunuyor.

3-Yüz sanatçının bildirisi:

Aralarında Fatih Akın ve Sibel Kekilli’nin de yer aldığı, Türk ve Alman sanatçılar bildiri yayınlıyor:

“Sığınmacı sorunu için Davutoğlu ile görüşüyorsunuz ama, bu Türkiye’deki insan hakları ihlallerini, temel hak ve özgürlüklerin ihlallerini görmezlikten gelmenize engel olmamalı”.

Merkel’in zaten nefesi tutulmuş, bir bu sanatçı takımı eksikti, onlar da tribünde yerini alıyor.

4-Uluslararası Af Örgütü:

Orası da, bir bildiri ile Merkel’i uyarıyor:

“Türkiye’de sokağa çıkma yasakları ve askeri operasyonlarla sivil insanlar ve kentler cezalandırılıyor”.

Bu sıkıntılar altında Davutoğlu ile Merkel masaya oturuyor.

 

252 yerine 439.4

 

Davutoğlu Berlin’de Merkel’le “üç yetmez, on olsun” pazarlığı yaparken, Ankara’da da ondan hesap soruluyor.

2016 Bütçesi görüşülüyor Meclis komisyonunda. 2015 Bütçe gerçekleşmelerine bakarken, aaa, bir de ne görülsün, akıl alacak gibi değil.

Geçen yıl 2015 Bütçesi'nde temsil ve ağırlama giderleri için 252 milyon lira ayrılıyor. Ayrılan para bu, ne var ki, gerçekleşen miktar 439 milyon 400 bin lira, iki katına yakın.

Nasıl oluyor da, temsil ve ağırlama giderleri hesaplanandan iki katına yakın artıyor? Artış nereden kaynaklanıyor? Temsil ve ağırlama giderlerine hangi harcamalar dahil? Bu harcamaların tek tek dökümü nedir?

Davutoğlu dönünce bu soruların yanıtını vermek zorunda, Meclis’te sorulmuş kendisine.

Kadere bakın siz, Berlin’de para isterken, gel, sen Ankara’da para hesabını ver, kör talih, diye buna denir.

----

Berlin’de gerçekten ciddi görüşmeler oluyor ancak, Batı Basını görüşmeyi işte böyle ti’ye alıyor. Ben de, oradaki havayı yansıtıyorum, o kadar.

“Vodvil” mizah, toplumsal olayları hicveden tiyatro türü. Dram ise, tam tersi, duygusal ve hüzün içeriyor. Dramatik vodvil, birbiriyle çelişiyor, hem dram, hem vodvil olmaz ama, durum işte bu.

 

Yazarın Diğer Yazıları

O sözlükte bir de "adalet" ile "geçim derdi" var

Uluslararası bir araştırma kurumu "politik sözlük ile gerçek sözlüğü karşılaştırıyor", yönetenler tarafından söylenen sözlerin pratikteki geçerli anlamlarını sergiliyor

Bu cinayetten çıkan ders: "Artık birleşin!.."

Armudun sapı, üzümün çöpü demeden, aralarındaki ince ya da kalın bütün siyasal farklılıkları, kişisel anlaşmazlıkları bir kenara koyup, topluca bir muhalefet yürütmelerinin artık zamanıdır

Erdoğan'ın sırları: "Devletin devamlılığı" bitti

Erdoğan çok uzun süreden beri, yaptığı ikili görüşmelere Dışişleri Bakanlığından herhangi bir uzmanı, teknokratı, işin ehli olan birini almıyor. "Çeviri yapması için bile" almıyor