AYM ve HSK sessiz: Yolculuk nereye?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

AYM ve HSK sessiz: Yolculuk nereye?

Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in “hak ihlali” kararı kesinleşiyor. Tayfun Kahraman hakkında AYM’nin “hak ihlali” kararı kesinleşiyor. Ancak, her iki karar da henüz uygulanmış değil. Çeşitli kararlar gibi, Demirtaş ve Kahraman’la ilgili Anayasa’ya uygun adımlar atılmadığı takdirde Anayasa Mahkemesi ne yapacak?

AYM ve HSK sessiz: Yolculuk nereye?

“Özgürlük şairi” diye anılıyor Namık Kemal.

Şiirleri, yazıları, oyunları “özgürlük, hak, hukuk” kavramlarıyla örülü.

Otoriterlikte sınır tanımayan, Meclis’i dağıtan Padişah II. Abdülhamit daha fazla tahammül edemiyor, Namık Kemal gözaltına alınıyor.

II. Abdülhamit ablasının eşini Namık Kemal’i yargılayacak olan mahkeme başkanı Abdüllatif Suphi Paşa’ya gönderiyor:

“Padişahımız Efendimiz sizden şan’ı sadakata layık bir karar beklemektedir.”

Yani, Namık Kemal’in mahkûm edilmesini istiyor.

Padişahın emrine rağmen...

Yargıç Suphi Paşa bir suç görmüyor.

Namık Kemal beraat ediyor. (Taha Akyol, Onlar Da Kahramandı, s.36).

Tarihe geçen bakan

Dava sırasında Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Abdurrahman Nurettin Paşa hukukun üstünlüğüne inanan, hiç kimseden emir almayan biri. Tarihe geçen, dev gibi bir Adalet Bakanı.

Padişahın isteğine rağmen, Namık Kemal’in beraat kararını duyduğunda Bakan Nurettin Paşa:

“Hünkarın emri her kapıdan girer ama adalet kapısından asla giremez.” (Taha Akyol, a.g.k., s.52)

Bugün mahkeme kapılarına büyük harflerle yazılacak bir cümle.

“Adalet çığlığı”

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya geçenlerde:

“2012’den bu yana Anayasa Mahkemesi’ne 702 bin başvuru yapıldı, bunların 81 bin 841’ine hak ihlali kararı verildi.”

81 bin 841 yurttaş ya özgürlüklerinden olmuş ya mülkiyet, eğitim, sağlık, sosyal hakları ellerinden alınmış, adalete erişememiş.

Tayyip Erdoğan durumun farkında, 6 Mart 2018’de:

“Bir ülkede halk bunalmış, ellerini semaya açarak adalet çığlığı hale gelmişse, oradaki yargı sisteminde sorun var demektir.”

Kim söylüyor bunu?

Akla gelebilecek her türlü kararda tek söz sahibi Erdoğan!

Demirtaş ve Kahraman

Altını çizdiği “adalet çığlığına” her gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak:

- Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “hak ihlali” kararı kesinleşiyor.

- Tayfun Kahraman hakkında AYM’nin “hak ihlali” kararı kesinleşiyor.

Ancak, her iki karar da henüz uygulanmış değil.

Yerel mahkeme Tayfun Kahraman’la ilgili hak ihlali kararı veren AYM’nin “yetki gaspı” yaptığını öne sürüyor, tahliye ve yeniden yargılama talebini geri çeviriyor.

AYM kararlarının tartışılmaz biçimde her kişi ve kurumu bağlayıcı olduğunu belirten Anayasa maddesine rağmen!..

Çok tehlikeli

Gerek AİHM gerekse AYM kararları kayıtsız şartsız uygulanması gerektiği halde bazı kararlarda, ki bunlar genellikle siyasi davalar, uygulanmıyor.

Ve uygulamamak sıradanlaşıyor.

Hukukun böylesine altüst edilmesi öyle tehlikeli ki...

Toplumda bütün ilişkileri yerle bir edebilir.

En vazgeçilmez güvence yargı olduğu halde, bir sorunla karşılaştığında kim, neye güvenecek?

Beklemek masalı

Bu karmaşanın elbet çözümü var. Çözecek kurum da belli:

Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK).

Kurulun üyeleri Erdoğan’ın doğrudan ve dolaylı seçtiği kişiler.

Kurulun başkanı Erdoğan’ın doğrudan atadığı Adalet Bakanı.

HSK anayasaya aykırı mahkeme kararlarını sessizce izliyor!..

Sesini çıkarmadan izlediğine göre...

HSK’ya egemen olan siyasi güç de...

O aykırılıkları onaylamış olmuyor mu?..

Her fırsatta bozuk plak gibi, “mahkeme sürecini bekleyelim, yargı kararlarına saygı duyalım” masalını tekrar eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un tavrı aykırılığın onaylanması anlamına gelmiyor mu?..

Ne süreci, ne beklemesi!..

Kararlar uygulanmıyor, Yılmaz Tunç karanlık ormanda ıslık çalmakla meşgul!..

Yüz elli yıl

Çeşitli kararlar gibi, Demirtaş ve Kahraman’la ilgili Anayasa’ya uygun adımlar atılmadığı takdirde...

Anayasa Mahkemesi ne yapacak?..

Toplum düzeni, hepimizin güvenliği adına merakla bekliyorum.

Yüz elli yıl önceki yargı bağımsızlığını...

Günün birinde özleyeceğimi asla tahmin edemezdim!.. 

Hele de dün...

Ekrem İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar istenen cezayı...

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CHP’ye kapatma davası açılması için Yargıtay’a ihbarda bulunduğunu da duyunca...

AYM’nin ve HSK’nın hukuka aykırılıklar karşısında sessizliğini anlamak kolaylaşıyor.  

Nereye doğru yol aldığımızı da!..

İlgili İçerikler