29 Nisan 2020

Aldanmak, aldatılmak...

Koronavirüs ile mücadelede, görünen o ki, "herkese güven veren ve aldatmayan, doğruları söylediği izlenimi yaratan bir Bilim Kurulu var". Mücadelede aldanmamak adına, Bilim Kurulu’nu dinlemesi şart

- 2010 Şanlıurfa mitinginde Tayyip Erdoğan kürsüye geliyor:

"Biz milletimizle gönül birliği, kader birliği yaptık. Aldanan da olmadık, aldatan da."

- 2011Amerikan televizyonu PBS’de Charlie Rose Show programında, Filistin - İsrail gerginliği ile ilgili bir soruya Erdoğan kendinden emin:

"Çıksınlar belgelesinler, beni kimse aldatamaz."

- 2013 yılında bir eğlence parkının açılışında Erdoğan sözü aynı konuya getiriyor:

"AKP söz verdi mi, yapar. Ne aldatan olduk, ne aldanan olduk."

- 27 Mayıs 2018 Erzurum mitinginde yeniden:

"Ne aldanan olduk, ne aldatan."

İlginç biçimde, Erdoğan zaman zaman "ne aldanan olduk, ne aldatan olduk" sözünü kullanıyor. En son geçen akşam Koronavirüs ile mücadeleyi anlatırken, aynı sözü yine tekrarlıyor.

Çok sert ve gereksiz

Gerçi, o konuşması sanki bir "seçim konuşması" gibi. İktidarları boyunca neler yaptıklarını sıralıyor, hepsine özel vurguda bulunarak.

Ayrıca, CHP’ye, Kemal Kılıçdaroğlu’na, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na, Adana Belediyesi'ne giydiriyor da, giydiriyor.

Diyanet İşleri Başkanı'nı eleştiren Ankara Barosuna "faşist" diyor, Üsküdar’da ev alan İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a ve Diyanet İşleri Başkanı'na sahip çıkıyor. Eleştirilere ağır sözlerle karşılık veriyor.

Bunların hiç biri bir Cumhurbaşkanının söyleyeceği sözler değil. Hele de, Koronavirüs günlerinde, herkesle dayanışma içinde olunması gereken bir zamanda.

Sürekli birlik ve beraberlikten söz ediyor, sürekli birlik ve beraberliği yaralayan tavır takınıyor.

Hemen her konuşmasını dinlemiş bir gazeteci olarak, bu kadar sinirli ve sert bir konuşmasını pek hatırlamıyorum.  Kılıçdaroğlu ile ilgili videolar filan... Hoş değil.

Aldanma örnekleri

Her ne kadar iki gün önce yine "ne aldanan olduk, ne aldatan" dediyse de...

- 5 Nisan 2017 günü Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 37. Muhtarlar Toplantısında "siyasi hayatımda ne aldanan oldum, ne aldatan" diyor, iki hafta sonra El Cezire TV’sine verdiği röportajda " Amerika ile aramızda mutabakat vardı, ama Obama maalesef PYD ve YPG konusunda bizleri aldatmıştır. Yeni yönetimin aynı durumda olacağına ihtimal vermiyorum".

- 26 Eylül 2017 yeni akademik yılı açılış konuşmasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin yaptığı bağımsızlık referandumuyla ilgili olarak, "açıkçası son ana kadar Barzani’nin böyle yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyordum, demek yanılmışız".

- Mart 2015’te Harp Akademileri Komutanlığı Kültür Merkezinde Balyoz ve Ergenekon kumpaslarını kastederek, "bu operasyonlarda şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı".

- Şubat 2014’te Memur - Sen toplantısında, FETÖ’yü kastederek, "inanın bu kadar büyük bir ihanetin içinde olmamışlardı, aldanmışız, gerçekten safmışız". 

- Haziran 2016’da Tüm Sanayici ve İşadamları Derneğince düzenlenen iftar programında, "biz Avrupa Birliğini hep önemsedik, bu yolda gayret oraya koyduk ama, bizi hep oyaladılar".

- 2008’de kendisine haber vermeden Gazze’ye yönelik askeri harekat başlatan İsrail Başbakanı Olmert’i eleştirirken, Olmert beni sırımdan hançerledi".

- 27 Şubat 2014’te söz yine FETÖ ile ilgili, "burada bir hizmet var diyor, ne hizmeti geçin. Aldatılıyoruz, aldatıldık, ben dahi aldatıldım".

- 3 Ağustos 2016, konu yine FETÖ, "bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökmemiş olmamın üzüntüsü içindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize, hem milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de, milletim de, bizi affetsin".

- 24 Ocak 2018 Zeytin Harekatı'na vurgulayarak, "ne yazık ki, Obama bizi orada aldattı, o harekat Münbiç’i teröristlerden temizleme harekatıydı, Obama sözünde durmadı".

Israrla aynı vurgu

Erdoğan ısrarla "aldatma ve aldatılma" kavramlarına vurgu yapıyor ve örneklerde görüldüğü gibi, bu iş zaman zaman ters tepiyor.

Ülkeyi yönetenlerin aldanması ve aldatması elbette kötü ve ülkeye maliyet ödeten olaylar. Ancak, bu kadar uzun iktidar döneminde içerde ve dış ilişkilerde karşılaşılacağını da, hesaplamak gerek.

Neyse ki, bugün Koronavirüs ile mücadelede, görünen o ki, "herkese güven veren ve aldatmayan, doğruları söylediği izlenimi yaratan bir Bilim Kurulu var".

Mücadelede aldanmamak adına, Bilim Kurulu’nu dinlemesi şart. Bir başka şart daha var. Birlik ve beraberlik adına ki, kendisi hep bu kavramın altını çiziyor:

"Her fırsatta, koranayla mücadaleyi anlatırken dahil, muhalefeti, kendisini eleştirenleri bu ölçüde acımasız karşısına almanın anlamı yok. Tam tersine, muhalif belediyelerle ortak çalışmak dönemi iken, onları ve onlara oy veren milyonlarca kişiyi rencide etmenin hiç bir anlamı yok."

Kaldı ki, orada da kendisine ters düşüyor, 11 Eylül 2019 günü Beştepe’de otuz büyükşehir belediye başkanını davet ettiği toplantıda, on bir CHP’li büyükşehir belediye başkanı orada, "hep birlikte halka hizmet edeceğiz" diye nutuk atıyor.

Ya şimdi?

Ülkemizi ve dünyayı saran bir felaket döneminde bu ayrımcı üslup kimseye yarar getirmiyor.

Yazarın Diğer Yazıları

AKP dağıldı!.. Hem de fena halde dağıldı!..

AKP'liler otomatiğe bağlamış, ister grup toplantısında, ister il kongresinde, ister herhangi bir toplantıda Erdoğan ne söylerse söylesin, doğru eğri, ne söylediğini anlamadan, alkışlar, alkışlar!..

Prof. Özbudun'un kitabını mutlaka okuyun: Otoriter rejim, valiler ve devamı

Her fırsatta "tek parti yönetimini" eleştiren, bugünkü ve geçmişteki CHP'yi her fırsatta yerden yere vuran Tayyip Erdoğan şimdi valileri "şahsıma" bağlıyor!..

Nasıl olsa ceza yok, nefret diline devam!..

Tehditler cezasız kalıyor!.. Çünkü, bunları söyleyenler iktidarı destekleyenler!.. Cezasız kalınca, ölüm tehditleri, saldırılar artıyor