Demirtaş’ın tahliyesini hangi bayrama, hangi bahara bıraktınız?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Demirtaş’ın tahliyesini hangi bayrama, hangi bahara bıraktınız?

Bir saniyeliğine durup on yıldır cezaevinde yattığınızı ve her an “ha çıktın, ha çıkıyorsun” psikolojisiyle içeride yaşamaya mahkûm edildiğinizi varsayın. Daha büyük bir psikolojik işkence olabilir mi? Şu bir gerçektir ki, Demirtaş’ın tahliyesi memlekete bir barış havası getirir. Sürecin halk nezdinde benimsenmesinin yolu açılır…

Demirtaş’ın tahliyesini hangi bayrama, hangi bahara bıraktınız?
Selahattin Demirtaş

Selahattin Demirtaş cezaevinde 10. yılına girdi.
Süreç başladığından beri “ha çıktı çıkacak”, “ha bu hafta çıkıyor”, “ha bu bayramda çıkıyor”, “yok olmadı, diğer bayramda çıkacak” söylemleri ve açıklamaları boca edilip duruldu.
Bu her an olması muhtemel tahliyeyi bekleyerek bir yıl geçirdik. Ama bizim beklerken nasıl bir yıl geçirdiğimizin de bir önemi yok elbette.

Bir saniyeliğine durup on yıldır cezaevinde yattığınızı ve her an “ha çıktın, ha çıkıyorsun” psikolojisiyle içeride yaşamaya mahkûm edildiğinizi varsayın. Daha büyük bir psikolojik işkence olabilir mi?
Adamın uğradığı haksızlıklar, hak ihlalleri, ömründen çalınan yıllar, evlatlarının büyüdüğünü görememesi, babasının ölümü, eşi Başak Demirtaş’ın sağlığının bozulması, annesinin sağlık durumunun ağırlaşması filan yetmezmiş gibi bir de bu tarz bir “son işkence”ye tabi tutuluyor.

Demirtaş, tabii Kürt siyasi hareketinin en şanslı mahpuslarından. “Mahpusun şanslısı olur mu?” demeyin, elbette olur. Demirtaş’ı asla yalnız bırakmayan bir kitlesi, dışarıda onu bekleyen milyonlarca seveni ve her hamlesi haber olan bir popülaritesi var.
Kuyu tipinde, dünyadan kopartılmış, 30 yılları dolmuş da tahliye edilmeyenleri düşününce Demirtaş’ın durumu “nispeten iyi.”

Zaten biz Türklerin ısrarla anlamadığı konulardan biri de Kürt siyaseti. “Demirtaş’ın tahliyesini neden öncelemiyor” konusu da işte tam da bu durumdan ötürü.
Bedel ödeyen, acı çeken, zindanlarda yaşam tüketen o kadar çok siyasi var ki Demirtaş’ın durumunu öncelemek, o ideolojik yapı çerçevesinde ihtimal ayıp kaçar. Ama Kürt hareketine ahlaklı ve ilkeli bir bakışla bakmak işimize gelmediği için “Öcalan istemiyor, Demirtaş çıkamıyor” gibi uyduruk ve ilkellik algısını besleyecek tespitler yapmayı tercih ediyoruz.

Neyse, lafı yine epey dolandırdım.
Taha Akyol'un eski bir yazısı önüme çıktı, belki okumuşsunuzdur.
Özetle diyor ki: “Demirtaş’ın tahliyesi yakın sürede gerçekleşecek. AİHM ve AYM kararlarının yerel mahkemelerce uygulanmasına çoğu kez Cumhurbaşkanı karşı çıkmış, ‘bizi bağlamaz’ demişti. Bu defa durum farklı: Birincisi süreç işliyor, ikincisi Bahçeli AİHM kararı ve Demirtaş lehine tavır koydu.

Taha Akyol’u tekrar okuyunca ister istemez “Acaba bu sefer de tahliye için Ramazan Bayramı’nı mı uygun buldular, onun gelmesini mi bekliyorlar” diye düşündüm.
Zira kaç bayram, kaç bahar geçti; adamı hâlâ bırakmadılar.
Devletin süreç pazarlığındaki kozlarından biri de şüphesiz Demirtaş.
Tahliyesi de tamamen iki dudak arasında. Yoksa kimsenin hukuki bir beklentisi yok ki, Taha Akyol da yazısında bundan söz etmiş zaten.
Sadece Demirtaş’ın da değil tüm siyasi mahkûmların özgürlüğüne kavuşması, sürece duyulan güveni arttıracaktır şüphesiz.
Ancak şu bir gerçektir ki, Demirtaş’ın tahliyesi memlekete bir barış havası getirir. Sürecin halk nezdinde benimsenmesinin yolu açılır.
Bu görev aslında Sırrı Süreyya Önder’indir. Halkın sempati duyduğu bir isim olarak barış duygusunu yayabilecek en etkin isimdi. Ani vefatından sonra Selahattin Demirtaş’ın tahliyesinin ne kadar elzem olduğu, çıkışıyla barışa döşeyeceği taşları onun gibi kimsenin döşeyemeyeceği de anlaşıldı.
Bizler o günden beri bu tahliyeyi bekliyoruz. Her kararla umudumuz, heyecanımız yükseliyor; iktidara yakın kalemlerin ya da siyasetçilerin söylemleriyle beklentimiz artıyor ama aradan geçen zamanda Demirtaş bir türlü bırakılmıyor.

Türkiye’de bir hukuk garabeti yaşanıyor ama bizim de barışa ve mücadeleye inancımız tam.
Ortada bir süreç kaldı mı, kalacak mı… İktidar ve ortağı bu barış işinde ne kadar samimi bilemiyoruz tabii ama her koşul ve durumda Selahattin Demirtaş’la omuz omuza barış mücadelesi vermeyi iple çekiyoruz.


Not: Salı günkü yazımda ‘ana akım muhalif medya’nın Suriye gündeminde verdiği sınavı, Kürtler mevzu olduğunda iktidarla aynı söylemde buluştuklarını yazmıştım. Tele2 Haber’in kurucularından, ana haber sunucusu Murat Taylan’dan bir e-mail aldım. Ana haber bültenlerinde SDG, HTŞ ve orada yaşanan Kürtlere yönelik saldırıları objektif bir dille değerlendirdiği, yazımda yapılan genellemenin kendisine haksızlık olduğu görüşünü paylaştı. Konuya ilişkin yayınlarını izledim ve evet haklı, eleştirel bir tutumla yaklaşmış olan bitene. Genelin aksine HTŞ’yi bir anda cihatçılıktan sıyırıp Suriye ordusuna çevirmeyen Murat Taylan’a hakkını teslim etmem gerekir.

İlgili İçerikler