26 Eylül 2023

Yargıtay Başkanı, Ankara Emniyet Müdürü ile ne konuştu?

Yargıtay Başkanı'nın, savcılık koordinesinde yürütülen bir soruşturma hakkında bizzat Ankara Emniyet Müdürü'nü çağırıp görüşmesi pek usule uygun durum değil. Görüşme "nezaket" kapsamında da olsa zamanlaması manidar

Ayhan Bora Kaplan'ın organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla tutuklanması sonrasında siyaset ve bürokraside yükselen tansiyon henüz normale dönemedi.

Kulislere sürekli yeni bilgiler düşüyor.

Kaplan'ın, Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yanı sıra dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman başta olmak üzere kimi yargı mensuplarıyla bağının bulunduğu iddiaları başkentte ciddi rahatsızlık yarattı.

Özellikle yargı cenahı çok huzursuz. 'Yargı camiası ikiye bölündü' demek yanlış olmaz.

Yargıtay Başkanı, Dinç'le görüştü

Yaşanan rahatsızlık öyle bir boyuta ulaştı ki, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca devreye girmek zorunda kaldı.

Akarca, geçen hafta içinde Kaplan'la ilgili soruşturmayı yürüten Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç'le görüştü.

Yargıtay kulislerinde gündem olan görüşme Yargıtay Başkanı Akarca'nın daveti üzerine gerçekleşti. Akarca, Yargıtay'a gelen Ankara Emniyet Müdürü Dinç'le makamda bir süre Ayhan Bora Kaplan'ın dosyası çerçevesinde değerlendirme yaptı.

Kulislere yansıyan iddialara göre, Akarca, Dinç'ten dosyanın içeriği hakkında bilgi almak istedi. Dinç kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde değerlendirme yaptı.

Bu noktada Akarca'nın farklı iki amacı olduğunu düşünmek yanlış olmaz. İlki, Dinç'ten aldığı bilgilerden yola çıkarak halen Yargıtay üyesi olan Yüksel Kocaman veya varsa başka üye / üyeler hakkında soruşturma başlatmak. Diğeri ise; Kocaman ve olası diğer yüksek yargı mensupları hakkındaki iddiaları değerlendirmek, iddiaları ciddi bulmuyorsa Yargıtay üyeleri için koruma zırhı oluşturmak.

Ayrıca Yargıtay Başkanlığı'nın herhangi bir üye hakkında inceleme veya soruşturma başlatması için dosya içeriğini bilmesine gerek yok. Yürürlükteki mevzuata göre, başlatılacak soruşturma kapsamında delil ve belge toplanması mümkün.

Dolayısıyla Yargıtay Başkanı'nın, savcılık koordinesinde yürütülen bir soruşturma hakkında bizzat Ankara Emniyet Müdürü'nü çağırıp görüşmesi pek usule uygun durum değil. Görüşme "nezaket" kapsamında da olsa zamanlaması manidar.

Akarca'nın Dinç'le görüşmesinden sonra nasıl bir yaklaşım içinde olacağı Yargıtay yerleşkesinde merak konusu.

Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca - Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç

Soruşturmayı sulandırma girişimleri

Kaplan'a yönelik operasyonun yarattığı hoşnutsuzluk, farklı bir yönden ortaya çıktı.

Daha önce Büyüteç'te yazmıştım; operasyondan huzursuz olan kişiler ve gruplar, dosyayı hazırlayanları "kripto FETÖ'cü" olarak tanımladı. Zira, Kaplan'ın konuşması halinde, FETÖ'yle mücadele perdelemesi altından epeyce yargı ve emniyet mensubunun "kişisel menfaat" çerçevesinde bağlantılarının ortaya çıkacağı muhakkak.

Bağlantıların gün ışığına çıkmasını önlemek amacıyla son bir haftadır, söz konusu kişiler ve gruplar, dosya dışındaki konuları sosyal medya üzerinden gündeme getirip deyim yerindeyse "soruşturmayı sulandırmayı" hedeflemiş durumda.

Dikkatleri başka yöne çekerek, dosyanın etkinliğini kırmak en önemli amaçları.

Hatta öyle ki, geçmişte birbirlerine düşman olanlar Kaplan dosyası sonrasında aynı kare içindeler.

Bu arada soruşturma savcılık koordinesinde yürütülmesine karşın polise yönelik baskılar artmaya başladı. Baskıların artmasının en önemli gerekçesi, ilk dosyadan sonra yine Kaplan'la ilgili soruşturmaya alınacak yeni dosyaların var olması.

Operasyonun ilk günlerinde Ankara Emniyeti'ne destek veren Emniyet Genel Müdürlüğü üst yönetimi, şimdi sürecin yavaşlatılması ve medyaya bilgi verilmesini önleme telaşında. Net biçimde hissediliyor bu tablo.

Bilhassa hemen her yerde kendisinin Soylu'nun ekibinden olmadığını söyleyen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Çorumlu'nun, sürecin yavaşlatılması ve kamuoyuna bilgi verilmemesi konusunda Ankara Emniyeti'ne telkinde bulunduğu iddiası gündemde.

Emniyet'te Soylu'nun ekibi halen görevde!

Kaplan'ın gözaltına alınmasıyla birlikte Emniyet tarafında da ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Öncelikle; Soylu'nun görevden alınan Emniyet'teki ekibinden bazı isimler, görevdeki kadrolar üzerinde etkinlik kurmaya çalışıyor. Bu isimler, Ankara Emniyet'indeki meslektaşlarına "yeniden biz geliyoruz, dikkat edin" şeklinde haberler gönderiyorlar. Bu haber gönderme kimi zaman direkt temasla, kimi zaman da aracılar üzerinden yürütülüyor.

Geçmişte benzer yöntemi Emniyet'ten tasfiye edilen FETÖ'cü polisler kullandı bir süre. Ancak geri dönüş yolu kapanınca sessizliğe büründüler. Şimdi de Soylu'nun ekibi FETÖ yöntemi kullanıp kendilerine yönelik adli ve idari soruşturmaların önünü kesmeye çalışıyorlar.

Emniyet'te yaşananlara bir ilave daha yapayım.

Ankara Emniyet Müdürü koltuğunda oturan Engin Dinç'i, geçmişte çok eleştiren yazılar kaleme almıştım.

Bugünse; Soylu'nun ekibinin Ankara Emniyeti'nden tasfiyesi çerçevesinde Dinç'in epey önemli adımlar attığının altını çizmek gerekiyor. Kritik birimlerdeki ekibi tasfiye edebildi.

Buna karşın, Emniyet Genel Müdürlüğü yönetiminin görevdeki Soylu ekibine karşı oldukça ihtiyatlı davrandığı görülüyor.

Merkezde görev yapan genel müdür yardımcıları ve daire başkanlarından bir bölümünün değiştirilmesine karşın, alt kadrolar halen iş başında. Beklenen atamalardan ses yok.

Teşkilatı yönetenler sanki Soylu travması içinde. Tayinlerin uzaması, huzursuzluğa neden oluyor maalasef.

Kaplan'ın dini gruplara desteği!

Öte yandan, Ankara'nın yeraltı dünyasının yeni isimlerinden Ayhan Bora Kaplan'ın zaman zaman bazı dini cemaat ve gruplara maddi ve ayni yardım yaptığı kaynaklarca belirtiliyor.

Bu konuda görüştüğüm bir kaynak, Kaplan'ın Menzil cemaatinin sivil toplum örgütü olan Semerkant Vakfı ile Milli Görüş'ün sivil toplum örgütü olarak bilinen İlim Yayma Cemiyeti'ne parasal destek verdiğini kaydetti.

MASAK devrede

Adli soruşturma çerçevesinde oluşturulan bilgi ve belgelere ilaveten MASAK da devreye girdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Kaplan ve bağlantılı isimlerin banka hesapları ile para transferlerini mercek altına aldı.

MASAK'ın hazırlayacağı rapor, dosyanın en önemli belgeleri arasında yer alacak.

Tolga Şardan kimdir?

Tolga Şardan, 1988'de yerel yayımlanan Ankara Ulus gazetesinde mesleğe başladı. 1989'dan 2018'e kadar Milliyet gazetesinde polis muhabirliği, Ankara Temsilci Yardımcılığı ve köşe yazarlığı yaptı. 

Haber ve yazılarıyla, 1992'den itibaren Çetin Emeç, Muammer Yaşar Bostancı, Abdi İpekçi'nin adını taşıyan gazetecilik ödüllerini aldı. Yanı sıra, haberleri Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Spor Yazarları Derneği'nce ödüle layık bulundu. 

Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nce verilen 2021 Yılı Basın Özgürlüğü Ödülü'nün sahibi oldu. 

Şardan, 2019'da Doğan Kitap'tan yayımlanan "Komonist Masası'nda Nazım Hikmet" adlı araştırma dalındaki kitabını kaleme aldı. 

2019'dan bu yana T24'te çoğunlukla güvenlik konularını ele aldığı Büyüteç adlı köşeyi yazıyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Ayhan Bora Kaplan, polis muhbiri oldu mu?

17 - 25 Aralık 2013'te Gülen cemaatinin emniyetten tasfiyeye başlanması sonrasındaki personel değişimi sırasında yeni göreve gelen ekipler, Ankara'yı kasıp kavuran Aramaz'ı bir türlü yakalayamazken, muhbir olmak amacıyla şubeye gelen genç, Aranmaz'la ilgili önemli bir bilgiyi polise aktardı...

180. yaşına adım atan Türk Polis Teşkilatı...

350 bin kişilik teşkilatın başındaki yöneticinin Şeref Defteri'ne yazdığını düşündüğümüz bağlılık mesajlarına karşın teşkilatın içinde bulunduğu tablonun örtüşmediğini, deyim yerindeyse "sokaktaki insan" biliyor artık

CHP'li belediyeleri bekleyen tehlike ve Bodrum örneği

Elimde, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Teftiş Kurulu Başkanlığı'nca Bodrum Belediyesi ile ilgili hazırlanmış iki karar mevcut. Her iki karara esas olan araştırma raporlarının konusu, belediyenin imar konusundaki çalışmalarına yönelik kimi usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları