16 Şubat 2024

Müfettiş raporundan Tuzla Piyade Okulu’ndaki 'Atatürk' kavgası: Hakaret iddiaları, Risale-i Nur ve 'Hubbifillah' WhatsApp grubu ifadelere nasıl yansıdı?

Müfettişlerin 44 sayfalık raporuna göre, Tuzla Piyade Okulu’nda neler oldu?

Tuzla Piyade Okulu’nda; geçen 10 Kasım’da, “Atatürkçü subaylar” ile “Atatürk karşıtı oldukları iddia edilen subaylar” arasında “Atatürk fotoğrafının üniformaya takılması” çerçevesinde yaşanan bir dizi olay gündemdeki sıcaklığını koruyor.

Millî Savunma Bakanlığı (MSB), geçen hafta yaptığı resmi bilgilendirmede, süreçte yer alan yedi teğmenin, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile “ilişiğinin kesildiğini” açıkladı. Açıklamanın Türkçesi, piyade okulunda eğitim gören yedi subayın karıştıkları olaylardan dolayı Türk Ordusu’ndan ihraç edildikleriydi.

MSB’nin ihraç işlemi, idari/disiplin soruşturma sonucu.

Ayrıca İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, yakasına Atatürk resmi takmadığı gerekçesiyle dövüldüğünü iddia eden teğmenin yaptığı suç duyurusu kapsamında adli soruşturma yürütülüyor.

Tuzla Piyade Okulu’nda yaşanan olaylar sonrasında hazırlanan ve savcılığa gönderilen disiplin soruşturma raporunun detaylarına ulaştım.

Bu konuda epeyce farklı bilgi kamuoyuna yansıdı, ancak Genelkurmay Başkanlığı’nca hazırlanan 44 sayfalık raporda oldukça ilginç ve önemli detaylar var.

Detaylara geçmeden önce rapor hakkında genel bilgi vermem gerekecek.

Tuzla Piyade Okulu

Şöyle ki; yedi teğmenin TSK’dan ihracıyla sonuçlanan süreci aktaran rapor, Genelkurmay Başkanlığı karargahında faaliyet yürüten Eğitim ve Doktrin Komutanlığı’nca yürütüldü. Beş kişilik soruşturmacı ekipte, TSK Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral Zorlu Topaloğlu bizzat yer aldı.

Topaloğlu’nun yanı sıra bir tuğgeneral, birisi personel diğeri piyade sınıfından iki albay ve hukuk sınıfından bir binbaşı, olaylara karıştıkları iddia edilen ve aynı zamanda piyade okulu öğrencisi 31 teğmen, takım ve bölük komutanı konumunda iki üsteğmen ve bir yüzbaşı, tabur komutanlığını yürüten bir binbaşı, Öğrenci ve Kurslar Alay Komutanı Albay Ertuğrul Çakır ve Tuzla Piyade Okul Komutanı Tümgeneral Aydın Cihan Uzun’un bilgisine başvurdu.

Rapora göre, kursiyer bir grup teğmen arasında 10 Kasım ve 13 Kasım’da iki ayrı olay yaşandı. İki olay sonrasında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 29 Kasım 2023 tarihli talimatıyla, Korgeneral Topaloğlu başkanlığındaki soruşturma ekibine görev verildi.

Korgeneral Topaloğlu başkanlığındaki soruşturma heyeti, 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu ve 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’na göre süreci yönetti.

Soruşturmacı ekip, 30 Kasım günü görev başı yaptı ve beş günlük çalışma sonrasında 4 Aralık günü hazırladıkları raporu imzalayıp Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na gönderdi.

“Atatürk’ü sevmiyor musun? Cemaatçi misin?”

Soruşturma raporunun tamamını Büyüteç’te aktarmam teknik olarak mümkün olmamakla birlikte önemli bölümlerini özetlemeye çalıştım.

İki küçük not; raporda tüm isimler açık halde olmasına karşın üst komuta kademesi dışındaki TSK mensuplarının isimlerinin kodlanması ve ifadelerde açık biçimde geçen küfürlü bölümlerin olduğu gibi yazıya alınmaması, bu satırların yazarının tercihi oldu.

Rapor; birbiri ile bağlantılı ancak üç gün arayla yaşanan iki olayla ilgili hazırlandı.

İlk olay, 10 Kasım 2023 sabahı içtimada yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yılı dönümünün anılması amacıyla okulda sabah 08.00’de düzenlenen törene giderken yakalara takılmak amacıyla dağıtılan Atatürk fotoğrafının 3. Subay Temel Kurs Bölüğü kursiyeri olan Piyade Teğmen A.A. tarafından iğnesi olmaması gerekçesi ile takılmaması.

İkinci olay ise, 10 Kasım günü yaşananların devamında 13 Kasım 2023 günü subay kursiyerlerin kaldığı 11 numaralı vardiya yatakhanesi bölgesinde gerçekleşen arbede, yani iki tarafın karşılıklı olarak birbirlerine yönelik fiziki müdahalede bulunması. 

Önce 10 Kasım’da tören düzeni sırasında yaşanan Atatürk fotoğrafının üniformanın yakasına takılması tartışmasından başlamak gerekiyor.

Olayın tarafı olan Teğmen A.A., 10 Kasım sabahı yaşananları özetle şöyle aktardı:

“(...) 10 Kasım günü Atatürk’ü Anma Töreni sebebiyle sabah 08.00’de bölük içtima alanına çıktım. Yakalarımıza takmak için Atatürk fotoğrafı ve iğnesi dağıtıldı. Bir kısım arkadaşıma ve bana iğne yetmediği için tören alanında diğer arkadaşların çevresinden toplu iğne temin etmeye çalıştım. Tören alanına gelene kadar iğne temin edemedim.

Tören alanında yakamda Atatürk fotoğrafını göremeyen Piyade Teğmen A.K.Ş. ve Piyade Teğmen U.Ç., ‘Neden Atatürk fotoğrafı takmıyorsun?’ diyerek ellerinde toplu iğne ve fotoğraf ile yakama takmaya çalıştılar.  Onlara yanıt olarak; ‘Sizin isteğinizle değil, kendi isteğimle takarım’ dedim. Bunu o anki sinirle ve inatla söyledim. ‘Atatürk’ü sevmiyor musun? Cemaatçi misin?’ gibi söylemlerle üzerime geldiler. Piyade Teğmen A.K.Ş., tören alanında ‘fotoğraf takmıyorsan s... git’ dedi.

‘Buna sen mi karar veriyorsun?’ yanıtını verdim. Daha sonra durumu Üsteğmen Y.K.’ya ilettim. Y. Üsteğmen beni yanına çağırarak neden takmadığımı sordu. Ona Atatürk’e bir düşmanlığımın olmadığını söyledim ve ardından Harp Okulu’ndan bu yana gelen süreçten bahsettim. Beni Atatürk düşmanı gibi lanse ettikleri için sinirle bu şekilde onlara yanıt verdim. Mütakiben bölük komutanına iğne ihtiyacım olduğunu söyledim. İğnenin gelmesi sonrasında bölümün arkasına geçerek Piyade Teğmen E.Ş.’den yakama fotoğraf takmasını rica ettim.

“Atatürk düşmanı mısın?”

Törenin bitmesini müteakip koğuşa geçtik, saat 09:40 sularında aynı koğuşta kalan iki arkadaşım Piyade Teğmen M.F.Ş. ve Piyade Teğmen F.A. ile koğuşta birlikte olduğunuz sırada Piyade Teğmen S.Ç., Piyade Teğmen S.Y., Piyade Teğmen T.E.E. ve Piyade Teğmen U.T. ve beraberinde tam göremediğim toplam 8-10 kişilik bir grup koğuşumuza girdi. S.Y., Atatürk fotoğrafı neden takmadığımı sordu, ‘Atatürk düşmanı mısın?’ dedi. Ona yanıt olarak ‘Atatürk’e herhangi bir düşmanlık beslemiyorum’ dedim.

Daha sonra U.T., Harp Okulu’nda, ‘Cemaatçi olmadığını beyan ediyorsun ama takip edildiniz, biliyoruz ya seve seve ya da s.. s.. takacaksın’ dedi. Ona cevap vermedim. S.Ç. de aynı cümleleri birebir tekrar etti. Yüzüme yaklaşarak bir gün gelecek hepiniz Atatürk’e secde edeceksiniz ifadesini kullandı ona cevap olarak ‘Allah’tan başkasına secde etmem’ dedim. T.E.E., diğer arkadaşlarıma ‘Nereden emir alıyorsunuz?’ şeklinde sorular sordu.

Daha sonra odaya giren dört kişi, ‘Tarikatçıların, cemaatçilerin anasını avradını sinkaf ederiz’ şeklinde sözler sarf ettiler, koridorda bulunan isimlerini bilmediğim 20-30 kadar devre arkadaşım da onlara eşlik etti. Bu esnada fiziki bir temas olmadı. Gelenler, kendilerinden dağılıp gittiler.”

“Hubbifillah” adıyla Whatsapp grubunu kurdu

Yakasına Atatürk resmi takmadığı için Atatürkçü kursiyer subayların tepkisini çeken Piyade Teğmen A.A., aynı gün öğleden sonra yaşananları müfettişlere şöyle anlattı:

“(...) 10 Kasım saat 16:30 sıralarında numarasını hatırlamadığım bir koğuşta yaklaşık dokuz yıllık sivilden tanıdığım devre arkadaşım Piyade Teğmen Ö.Y. ile oturdum. Bana ne olduğunu sordu. Bu esnada aynı koğuşta bulunan Piyade Teğmen B. İ. bana hitaben ’senin ananı avradını sinkaf ederim. O... ç...’ dedi. Yasal olarak amirlerime ve hatta savcılığa şikayetçi olmayı düşündüğüm için haksız duruma düşmemek adına karşılık vermedim ve odayı terk ettim.

Samimi arkadaşlarımla birlikte namaz kılmak amacıyla kurduğum ‘Hubbifillah’ isimli WhatsApp grubunu bana sordular. Bunun ‘Allah için sevmek’ anlamına geldiğini, bir art niyet olmadığını söyledim. Grubu kurma amacım, hadiste belirtildiği üzere cemaatle namaz kılmanın daha fazla sevabı haiz olması olduğunu, gruptaki kişilerin rızalarını alarak gönüllülük esas ile bu grubu kurduğumu söyledim. Koğuşta bulunan Piyade Teğmen A.Ş.’nin ‘Bu ifadenin, Kadir Mısırlıoğlu’nun konuşmasında geçtiğini bilmiyor musun?’ diye sordu. Yanıt olarak, ‘Bu ifadeler Peygamberimizin hadislerinde geçiyor. Google aramasında buldum’ dedim. Sonrasında kendisini bu şekilde soru sorarak beni sıkıştırdılar. Bu esnada herhangi bir darp olayı olmadı. 17:00 içtimasına çıkmak için odayı terk ettim. (...)”

“Bir yere bağlı değilim, sadece Risale-i Nur okudum”

10 Kasım sabahında yaşanan olayın öğleden sonraki devamında yaşananları Piyade Teğmen M.F.Ş. ise şöyle aktardı; müfettişlere:

(...) 10 Kasım günü akşam saatlerinde 405 nolu koğuşta ben, A.A. ve 3. Bölük‘ten arkadaşımız Piyade Teğmen B.A. varken Piyade Teğmen T.E.E  geldi ve A.A. ve beni hedef alarak, ‘Siz kime bağlısınız? Kimden emir alıyorsunuz? Hangi tarikata bağlısınız? Hangi cemaattensiniz?’ şeklinde sözler sarf etti. Ben de ‘Bir yere bağlı olmadığımı, sadece Risale-i Nur’u okuduğumu, cemaatle namaz kılmak konusunda yasak olmadığını’ kendisine söyledim. T.E.E. bunun üzerine, ‘Benim için 28 Şubat kararları geçerlidir’ dedi. Hepimiz şok olduk. Ardından da ‘Bize söyleyecekleriniz bu kadar mı?’ dedi. Biz ona cevap vermedik, daha sonra koğuşta çıktım. (...)”

“A.A.’nın yaptığını yanlış olduğunu söyledik”

Atatürkçü kursiyerlerin Piyade Teğmen A.A. ile birlikte tepki gösterdikleri Piyade Teğmen F.A. da 10 Kasım sabahı ve sonrasından yaşananları şöyle anlattı:

“(...) Tören esnasındaki olayları görmedim, olaydan sonra koğuşa geldiğimizde A.A.’nın anlattığı kadarını biliyorum. Üzerine gelindiği için anlık bir sinirle fotoğrafı yakasına takma konusunda gecikme yaşadığını anlattı. Tören alanında kendisine hakaret etmişler. Biz bunları konuşurken saat 10:00 sıralarında koğuşa hatırladığım kadarıyla Piyade Teğmen S.Ç., Piyade Teğmen S.Y., Piyade Teğmen U.T., Piyade Teğmen T.Ç. ve Piyade Teğmen O.K. geldiler. Diğerlerini hatırlamıyorum. Geldiklerinde özellikle S.Ç., U.T, ve S.Y., A.A.’ya ‘Fotoğraf neden takmıyorsun?’ diyerek tepki gösterdiler. U.T., ‘Ya seve seve ya da s.. s.. takacaksın’ dedi. Başka küfürler de söylendi.  Şimdi hatırlamıyorum. Ben ve M.F.Ş. gelenleri yatıştırmaya çalıştık. Ben hiçbir eylem ve kötü sözde bulunmadım. Diğer iki arkadaşım da karşılık vermedi. Onlara A.A.’nın yaptığının yanlış olduğunu bizim de söylediğimizi ifade ettik. Onlar öfkeli olduğu için olay büyümesin diye davrandık. O gün fiziksel bir temas olmadı. (...)”

*    *    *

Yarın devam edeceğim.

Tolga Şardan kimdir?

Tolga Şardan, 1988'de yerel yayımlanan Ankara Ulus gazetesinde mesleğe başladı. 1989'dan 2018'e kadar Milliyet gazetesinde polis muhabirliği, Ankara Temsilci Yardımcılığı ve köşe yazarlığı yaptı. 

Haber ve yazılarıyla, 1992'den itibaren Çetin Emeç, Muammer Yaşar Bostancı, Abdi İpekçi'nin adını taşıyan gazetecilik ödüllerini aldı. Yanı sıra, haberleri Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Türkiye Spor Yazarları Derneği'nce ödüle layık bulundu. 

Ayrıca, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nce verilen 2021 Yılı Basın Özgürlüğü Ödülü'nün sahibi oldu. 

Şardan, 2019'da Doğan Kitap'tan yayımlanan "Komonist Masası'nda Nazım Hikmet" adlı araştırma dalındaki kitabını kaleme aldı. 

2019'dan bu yana T24'te çoğunlukla güvenlik konularını ele aldığı Büyüteç adlı köşeyi yazıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Yeni Yargıtay Başkanı'nın ilk sınavı; yargıdaki yolsuzluk iddialarının üzerine gitmek!

Kerkez'in önünde iki yol var: Toplum bir yana çocuklarına bırakacağı "manevi miras" için yarından tezi yok düğmeye basıp, Yargıtay'daki temizlik amacıyla ilk işareti vermeli. Aksi taktirde selefinden farklı konumda olmaksızın "eski başkanlar" fotoğraf dizisinde yerini alır

Tutuklanan polis müdürü 22 polisle korunuyormuş: Kaplan soruşturmasında el konulan Rolex'ler sahte çıktı!

Yapılan üç ayrı kıymet tespitinde; bir firma Rolex'lerin gerçek olduğunu buna karşın iki firma ise, sahte olduğunu ortaya koydu. Rolex'lerin sahte olduğunu ortaya koyan firmadan birisinin aynı zamanda firmanın temsilcisi olduğunun altını çizeyim

Emniyet’te gizli tanık skandalında yeni gelişmeler: Darbe girişimi emniyette biliniyor muydu, Garson listesine karşı MİT’e operasyon mu var?

Eğer emniyet içinde darbe girişimde bulunan bir ekip varsa MİT’in ulusal güvenlik çerçevesinde bilgilendirilmesi ve müdahale etmesinin sağlanması gerekirdi. İşte bu ortamda, MİT’in yeni verilerinden rahatsız olan bir kısım polis yöneticisinin “aradan bu işin çıkarılması”nı sağlamak amacıyla MİT’e dolaylı operasyon yapılmasının önünü açtığı iddiası mevcut