Maria Puder'den Berkin Günsay'a
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Maria Puder'den Berkin Günsay'a

Bodrum'un hayat ağacı olarak kabul ettiğim Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü'nde bu ay açılışı yapılan sergilerden biri olan 'Katman', genç kuşağın serüveni merakla izlenen sanatçılarından; Berkin Günsay imzası taşıyor

Raif Efendi, "Bir kadın portresinin önünde mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum" diye yazacaktır neden sonra; ki bu sonra, on yılları bulacaktır...

Kendisinde bir ömrü sadece hatıralarıyla anlamlandıracak ve geri kalan ne varsa yaşanmamış gibi kabulleneceği bir hayatın içinde sadece son günü beklemeye mahkûm bir pasifist, yaşamı sadece nev-i şahsının nedenlerinde aramış olan, bu nedenlerle mana bulan ve direnmeyi bir kez bile aklından geçirmemiş bir sükûndu Raif Efendi...

İlk defa bu kadar kabayım ona karşı. Bir başka hayatı yaşar gibi, çalınmış yitip giden hayatının yerine ne konulduysa onu yaşamaya, hayatının çalınmışlığı karşısında alabildiğine kabulcü, mahcup bir mahkûmiyetin misafirperver ev sahibinden başkası değildi o...     

"Salonda kimseler kalmamıştı. Kapının yanında duran uzun boylu bir adam, galiba beni bekliyordu. Süratle kendimi toplayarak dışarı çıktım."

Mıhlanıp kaldığı portrenin önünde zaman, bir boyuttan farksız hale geldiğinde, saatler sonra nihayet serginin güvenlik görevlisi tebessümle onun artık gitmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyor olmalıydı.

Hayranlıkla baktığı eserin sahibi olan Maria Puder, günlerce sergiye gelip ilk durduğu yerde, kımıldamadan kendi portresini saatlerce izleyen ve kendisine Allah için kaşını bile kaldırıp bakmayan Raif Efendi'ye merakla ve belki de aynı hayranlıkla defalarca eşlik etmişti. 

Maria Puder, gün gelip sohbet etmeye çalıştığında ise duvarda asılı 'Kürk Mantolu Madonna' tablosundan gözlerini ayıramayan Raif Efendi, eserle kurduğu büyünün bozulmasını istemiyor ve de bundan korkuyor olmalıydı... 

Oysa büyülendiği, hayranlık duyduğu, kendi portresini tuale resmeden ve bir ömrü büyük bir aşkla ikame edeceği kadın, Maria Puder yanı başındaydı.

* * *

İlk kişisel sanat yazım...

Konuşmadan günlerce yaşayabilecek ama konuştuğunda ise susmamasını dileyeceğinize bahse gireceğim sanatçı dostum sevgili Doğu Çankaya sanat yazınının önemine dem vurur her buluşmamızda. 

Biraz da ilham kaynağım Doğu'dur bu alana giren yazılarımda, ancak ne olur yanlış anlaşılmasın, öyle anladığımdan değil; deli gibi anlamak istediğimden yazıyorum. 

Bodrum'un hayat ağacı olarak kabul ettiğim Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü'nde bu ay açılışı yapılan sergilerden biri olan 'Katman', genç kuşağın serüveni merakla izlenen sanatçılarından; Berkin Günsay imzası taşıyor.

Oldum olası 'sanat manifestolarını' kaleme alan akla özenmiş ve hayranlık duymuşumdur. 'Katman'ın manifestosunda da öyle bir cezbediş ve tahrik var ki...

Duvarları yasak kitaplarla örülü bir evde büyümüş bir sanatçının manifestosu, sessiz ama çığlık çığlığa bir direnişin fitili gibi orta yerde duruyor.

Serginin Küratörü Zehra Kayataş ve sanatçı Berkin Günsay 

Belki her biri başka bir düşün içinde kalakalmış gibi duran eserler, manifestoda adı geçen o 'küresel manipülasyon' içinde, 'özgür irade' zannı dayatmasına karşı bir 'baş etme' duruşu gösteriyorlar. Bunu gerçekten böyle mi yorumlamak lazım bilemiyorum.

Ama sergi sahibini zorla konuşturmuş, sanatçı dostumuzun anlattıklarından çok kendi izlenimlerini yazmayı seçmiş bir yazar olarak şunları da söyleyebilirim:

"Sanatın protest yanını alabildiğine dışa vuran, bundan çekinmeyen, benim gibi klavye kahramanlarının ukalalıklarından sıkılmışlara 'elinin hamuruyla' küresel dünyanın geldiği noktadan gideceği başka yeri kalmadığını gösteren, zanlarımız yerine düşünmeyi, baştan bir kabul yerine itiraz etmeyi, dahası bir aşkı geride bırakmaktansa onu son güne değin yaşamayı fısıldayan bir adam gördüm." 

Fısıldama demişken Berkin'in eserleriyle sadakat ve dostluğun öne çıktığı kıskanılacak iletişimini görmek zor olmayacaktır, eğer sizinle sergi salonu içinde sohbet ediyorsa size direkt bakamadığını, daha çok hayat verdiği - hayat bulduğu heykelleri ile kaçamak bakışlarına tanıklık edeceksiniz...

Ben, bu tanıklıklar arasında en çok dayatmacı manüpilatif küresel oyunun kabulleriyle oluşan 'katman' karşısında, günün değer yargılarının bizi alt ettiği hiçlik duygusuyla şekillenen 'arada kalmak' hissi yerine, direnmeyi öğütleyen mesajlarını sevdim Berkin Günsay'ın.

Ve bana öyle geldi ki, stabil filan gibi görünse de eylemci bir eserler topluluğunun kumandanı gibi duruyor genç sanatçı.

Başucumdan ayırmadığım Sabahattin Ali'nin 'Kürk Mantolu Madonna' romanında, Raif Efendi'nin Berlin'de tesadüfen bir sanat makalesi okuması ile başlar her şey.

Hayatımın ilk sergisine gençliğimin çocukluğunda Raif Efendi ile gittim diyebilirim, ardından neler yaşamadık ki, o da ben de... 

Sizi farklı beklentilere sokmak istemem, tesadüflere ne kadar inansam da benim yazım bu iddiada değildir.

Sadece ilk ve son gittiğim sergiyi anlatayım istedim, gerisini sanata havale ediyorum...

Eyvallah.

Serdar Gündoğ kimdir?

Serdar Gündoğ, Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. İlk ve Orta Okulu Ankara'da, Liseyi ise Aydın'da tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümünü İzmir'de bitirdi.

Türkiye'nin ilk haber portallarından bodrumhaber.com ve aynı adla yayımlanan günlük gazetenin genel yayın yönetmenliğinin ardından çeşitli yerel haber portallarında ve Posta ve Milliyet gazetelerinin eklerinde haftalık yazılar yazdı.

2009 yılından itibaren yerel ve genel seçimlerde kampanya yöneticiliği ve danışmanlıklar yaptı.

Çevre ve insan temalı farkındalık projeleri için fikir ve senaryolarına katkı sağladığı kısa filmler ve belgesellerin yapımcılığı yanında kültür ve sanat etkinlikleri de düzenleyen Serdar Gündoğ'un marka ve siyasi danışmanlıkları devam ediyor.

 

İlgili İçerikler