İlk ne zaman yapmıştım, ben de unuttum. Ama epeydir böyle; bir anda marş çalmaya başladığında, eş dost o anda saatin kaç olduğunu anlıyor artık.
Fenerbahçe’den geriye kalan en güzel anım oldu: Her gün 19.07’ye kurduğum telefonumun alarmıyla yükselen ‘Yaşa Fenerbahçe’ marşı...
Sahi Fenerbahçe’den geriye ne kaldı?
Aziz Yıldırım’a göre, Fenerbahçeli çocuklar, kulübün formasını babalarına aldırırken arkasında 45 numara yazılı olmasını istiyorlarmış.
Bunun nedeni, elbette Osimhen’in Galatasaray’da 45 numaralı formayı giyiyor oluşuydu.
Mazinde bir tarih yatar!
Bilmeyen yok, sadece Ali Koç ve Aziz Yıldırım bundan bihaber:
Birbirleriyle olan rekabetin artık fazlaca kişisel olduğu anlaşılıyor, konu Fenerbahçe olmaktan çıkmış, çok belli.
“Beni kendine saldırtma Hamdi!”
Böyle sözler nasıl ediliyor, anlamak güç gerçekten de.
Bir hafta kadar önce Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu toplantısında ekranlara yansıyan, haberlere konu olan diyaloglar, ülkenin herhangi bir kahvehanesine bile gitseniz, birbirini tanıyan, aynı sofrada oturmuş, yemiş içmiş insanların birbirine asla söylemeyeceği şeyler...
Biliyor musunuz, çocukluğumun kahramanı, efsane golcü Cemil Turan, hiç kart görmemiş.
Düşünün bir; futbolculuk kariyerinde ne sarı ne de kırmızı kart görmeyen bir futbolcu, meşhur şike davasında yedi ay tutuklu kalıyor.
Bu yazı için biraz okuma yaptığımda, görünce hatırladım, unutmuşum...
Yani herkes çok şey yaşıyor ama bazıları Cemil Turan gibi mesela; her an her şeyi ulu orta insanların gözüne sokmaktan geri durma olgunluğunu gösterebiliyor.
Spor kültürü aslında böyle bir şey... Kazanmak için kendini yenmekle başlamalısın işe.
Kalpleri fetheden renkler, hâlâ ‘sarı lacivert’ olabilir mi?
Kulüp yönetmek, maratonda oturan sade bir taraftar gibi düşünmekten daha fazlasını ister ya da ülkede bolca mevcut tipik kahvehane zihnini de aşmalı...
Ben halef selef başkanlara benim gibi yapmalarını öneriyorum; ekranlar önünde sıkça tartışmak ve kimseye pek de manalı gelmeyen ileri geri konuşmak yerine; her gün 19.07’ye saatlerini kursunlar ve alarm sesi olarak ‘Yaşa Fenerbahçe’ marşını dinlesinler.
Hatta dedikleri kadar Fenerbahçe’yi seviyorlarsa; yüksek sesle nakarat bölümlerinde koroya katılabilirler.
Böylece şahane bestenin sözlerini dinledikçe, neden Fenerbahçeli olduklarını yeniden düşünür, siyah çoraplıların mazisindeki büyük şampiyonlukların nedenini daha iyi anlayabilirler.
Cihatlar, Lefterler, Canlar, Fikretler
Hala sevilen birer abidedirler
Hiçbir kulüpte olmayan bu dostluk
Yıllar yılı hep şampiyon olduk
Yaşa Fenerbahçe!
Eyvallah.


