Çöpten işler!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Çöpten işler!

Yerel seçimlere yedi ay kaldı. Seçim sürecinin resmi açılışını AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nerede bir CHP belediyesi varsa, çöp, çukur, çamur…” konuşmasıyla yaptı. Gelenek olduğu üzere, 2019 yerel seçimlerini de böyle duyurmuştu

Yerel seçimler yaklaşıyor, bu sene çöp mevsimi neden geç kaldı diye bir tedirginlik benliğimi sarıp sarmalamaya başlamışken beklediğim açıklama geldi. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan ziyareti dönüşü uçak gazetecilerine , “Bir gazetede İBB’nin karşısındaki çöp yığınlarını gösterdiler. Yakışır mı? Benim halkım buna layık değil. Nasıl biz o çöp dağlarını ortadan kaldırdıysak, susuzluğu giderdiysek, çukurlardan İstanbul’umuzu nasıl kurtardıysak inşallah şimdi de sıkıntıları aşacak kadroyla 31 Mart’a hazırlanıyoruz,” dedi ve bir kutlu seçim kampanyası da resmi olarak başlamış oldu. Söz konusu İstanbul yerel seçimleri olunca başlangıç mutlaka çöple olmalı. Hani şu, karpuz kabuğu düşmeden denize girilmez gibi bir şey bu. Ha, bir de “Nerede bir CHP belediyesi varsa, çöp, çukur, çamur…” tekerlemesi vardı konuşmada.

Çocukluğumda Ankara’da yaşarken, gazetelerde sadece İstanbul’un çöp sorunundan bahsedilmesi beni hep çok şaşırtırdı. Temizlik işçilerinin grevleri sırasında çöp yığınları boyumu geçtiğinde de haber olmazdı başkent olmasına rağmen benim kentim. Çocuk aklımla, “Her halde oradaki çöp yığınları dağlar kadar yüksek olmalı,” diye düşünürdüm. Yıllar yıllar sonra İstanbul’a yerleşip gazeteciliğe başladığımda anladım, İstanbul’a kar yağmadan Türkiye’ye kar yağmadığını! Bu arada küçük bir anekdot: Nisan 1993’te, Van Bahçesaray’a bir günlüğüne yaptığım iş gezisinde kar fırtınasına yakalanınca on beş gün ilçede hapis kalmıştım. Yılın altı ayı yolu kapalı Bahçesaraylılar, müthiş bir tevekkülle ilçenin eski ismi Müküs üzerinden bir tekerleme söylüyorlardı: Mars, Venüs, Müküs…

Neyse konumuza dönelim. Çöp mevsiminin açılışı nedeniyle İstanbul’un eski belediye başkanlarına ve partilerine şöyle bir göz atayım dedim. İlk belediye seçimlerinin yapıldığı 1930’dan 1956’ya kadar valiler eliyle yönetilmiş İstanbul, ancak 1 Mart 1956’da valilik ile belediye ayrılmış. 1957’de kentin belediye başkanından önce fahri belediye başkanı seçilir ilk olarak. Dönemin başbakanı Adnan Menderes’e fahri belediye başkanı unvanı imar çalışmaları nedeniyle verilir. Eski Vali Lütfü Kırdar zamanında başlayan tarih tahribatının devamı niteliğindeki bu imar çalışmalarıyla ilgili olarak Mimar Turgut Cansever’in Antikçağ’dan XXI. Yüzyıla Büyük İstanbul Tarihi’nde yayınlanan yazısına bakılabilir. Belediye başkanları kısmına dönersek, fahri başkanlıktan sonra, 1958’de de İstanbul Belediye Meclisi’nde yapılan bir oylamayla Demokrat Parti’den Kemal Aygün ilk belediye başkanı olarak seçilir.

Ahmet İsvan göreve geldiğinde açacakları uluslararası büyük bir ihale için teknik müdürleri ile bir liste hazırlar. 100 araçlık listenin başında sıkıştırmalı çöp kamyonları vardır. Nitekim listeye en çok sevinenler, Temizlik İşleri Müdürü Bahtiyar Kuru ile Atölyeler Müdürü Şani Bey olur. Çünkü Habipler’deki çöp imha alanında çöpleri yayma ve üstüne toprak örtme işini yapan, 44 yaşında emektar bir buldozer vardır sadece. İsvan şöyle anlatıyordu: “Parçaları değişe değişe, markası tanınmaz hale gelmişti ama gençliğinde Caterpiller’miş. Bu buldozer, bir gün çalışırsa iki gün tamir edilirdi ve yedeği olmadığı için, tabii işler aksar, Temizlik İşleri müdürlüğü, Atölyeleri sıkıştırırdı. Bu buldozerin atölyelerde özel bir tamir ekibi vardı. Takımlarını alır, karda kışta çöp imha alanına gider, işlerini orada yaparlardı. İddia ediyorum: Bu buldozeri bizim uzmanlaşmış o atölyeler ekibi dışında kimse çalıştıramazdı. Yanlış anlaşılmasın, bu durumdan iftihar ediyor değilim. Doğru işletmecilik, bu durumdaki bir aracı çalıştırmayı değil çalıştırmamayı gerektirir. Biz onu üzülerek, yokluk yüzünden çalıştırmaya mecburduk ve üstesinden gelebildiğimiz tamir işinden dolayı da memnunduk.”

1958’i başlangıç kabul edersek, son 65 yılda İstanbul’u yirmi belediye başkanı yönetmiş. Bu altmış beş yılın yedi yılında, 1960 ve 1980 askeri darbelerinde İstanbul, darbeci paşaların yönetiminde kalmış. Toplam yedi yılda üçü vekaleten olmak üzere on bir üst düzey asker belediyeye dolayısıyla da İstanbul’a nizam vermeye çalışmış, görünen o ki olmamış. Belediye başkanlarının partilere göre dağlımı ise şöyle: Demokrat Parti bir, CHP üç, Sosyal Demokrat Halkçı Parti bir, Adalet Partisi bir, Anavatan Partisi bir, Refah Partisi bir, Fazilet Partisi bir ve AK Parti iki. CHP ve SHP’nin (bir dönemi 1980 askeri darbesine denk geldiği için kesintiye uğrasa da) İstanbul’u yönettiği yıl sayısı, on yedi. Darbeciler ve sosyal demokratların yirmi dört yılını çıkarsak, son altmış beş yılın kırk bir yılında sağ iktidarlar İstanbul’u yönetti ama tereyağından kıl çeker gibi çıktılar işin içinden. Çöp, çukur, çamur hiç leke bırakmadı sağ iktidarlar üzerinde.

1973-1977 yılları arasında İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan anlatmıştı:

“İstanbul’a mali destek konusunda Milliyetçi Cephe Hükümetlerinin tavrı başkaydı. Onlar, İstanbul halkını CHP’ye oy verdiği için cezalandırmak, güçlerini böyle göstermek istiyorlardı. MC kurulduktan sonra Demirel’le ilk karşılaşmamız, Hilton Oteli’nde, yanında İhsan Sabri Çağlayangil’in de bulunduğu bir protokol daveti sırasında gerçekleşmişti. Ben para ya da görevle ilgili bir söz söylemediğim halde, Başbakan Demirel, elimi sıkarken, gevrek bir kahkaha atmış ve şakalı bir ifade ile ‘Sizi öldürmeyiz de yaşatmayız da!’ demişti.”

Şimdi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İSTAÇ ile Hak-İş Konfederasyonu'na bağlı Hizmet-İş Sendikası arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı için yaklaşık 5 bin 500 çöp transfer işçisi greve gitmeye hazırlanıyor.  Önümüzdeki süreçte uzlaşmaya varılamazsa çöp dağları tamam demektir, çukur ve çamur da bir şekilde bulunur. İstanbul’da yaşayanlar mı? Bu filmde figürana replik yazmamışlar.

Şengün Kılıç kimdir?

Şengün Kılıç, Gazi Üniversitesi, Maliye Fakültesi'nden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'na devam etti.

1986 yılında gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda muhabirlik, editörlük ve haber müdürlüğü yaptı. 

Biz ve Onlar/Türkiye'de Etnik Ayrımcılık (1992, Metis Yayınları), Beyaz Bir Düş (2004, Epsilon Yayınları), Sinemada Ulusal Tavır/Halit Refiğ Kitabı (2006, İş Kültür Yayınları), Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı (2008, İş Kültür Yayınları), CHP'li Yıllar 1946-1992 (2010, İş Kültür Yayınları), Hayatım Mücadeleyle Geçti/Kemal Kurdaş Kitabı (2010, İş Kültür Yayınları), Çayın 90 Yılı (2014, Kesişim Yayınları), Haberde Yargı/Yargı Haberciliği Elkitabı (2019, bianet), Kadehlerdeki Dudak İzleri (2002, Overteam,) adlı kitapları yayımlandı.

İlgili İçerikler