Demokrasisi eksik ülkelerde halk körelmekte, demokrasiyi eksiltenler ise ihya olmakta, bu nedenle varlıklarını sürdürmek için demokrasiyi daha da budamağa çalışmaktadırlar.
Bugün demokrasi birçok yerde topallamaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri arasında bile (mesela Macaristan ve Polonya'da) demokratik süreç ve kurumların hızla tasfiye edilebilmesi, demokrasiyi ciddiye alan düşünürleri büyük çapta rahatsız etmektedir.
Bu konuda duyulan endişeler, demokrasiyi etkileyen olumsuz gelişmeler, mesela, ekonomik dengeleri bozan çevre koşulları, göçler ve daha bir çok neden üzerinde durulmasına, çarelerin aranmasına yol açmaktadır.
Bu çabaların tümü yararlıdır ama bu konuda önemsenmesi gereken apayrı bir unsur gözardı edildikçe yeryüzünün bir çok yerinde demokrasinin yeniden canlandırılması çok zaman alacaktır.
Sol kulağımızı sağ, sağ kulağımızı da sol elle göstererek yani yan yollardan geçerek açıklayalım:
Putin'e bakmak, Ukrayna'ya neden saldırdığını irdelemek gerekir.
D. J. Kramer'e göre Putin'in Rusya sınırında demokratik bir Ukrayna'dan korkması, işgalin gerçek nedenidir. Putin'i, Ukrayna'nın Rusya'da yönettiği otoriter sisteme başarılı bir alternatif model haline gelmesinden daha fazla korkutan başka bir şey yoktur. (Journal of Democracy Mayıs 2022)
Bu savı destekleyen başka gerçekler de var. Bilindiği gibi Putin'in, başkanlık süresini kısıtlayan anayasal süre sınırından kaçmasının bir yolu olarak 2008- 2012 yılları arasında Medvedev'i başkan seçtirip anayasaya uyduğu izlenimi verdiği, ama gerçekte ülkeyi yönetmeyi sürdürdüğü söylenir.
Ancak işin tam öyle olmadığı, Medvedev'in 2009 Eylül'ünde yazdığı bir makalede, Rusyanın demokratik bir yolda gelişebileceğini savunduğu bilinmelidir. 2010 yılında Medvedev'in bölgesel düzeyde partileri güçlendirme, Rusya'yı daha demokratik hâle getirme planı, Putin'in korkusunu tetiklemiş, Medvedev'in Rusya'yı anarşik bir Ukrayna'ya dönüştürmeye çalıştığını ima etmesine neden olmuştu. (C. Bort: Carnegie Endowment. 2022)
Demek ki Putin, komşusu Ukrayna'da görülen demokratik gelişmelerin yarın Rusya halkını etkilemesinden korkmuş ve bu olası gelişmeyi engellemek için siber savaşa, internetin imkanlarından yararlanmaya, nihayet sıcak savaşa bile başvurmuştur.
Buna karşılık kendi ülkelerinin dışında kalan bölgelerde demokrasinin kuşa çevrilmekte olduğunu gören demokratik ülke yöneticileri ne yapmaktadırlar?
Yaptıkları genellikle "We are much concerned "yani "Çok endişeliyiz!" demekten ibarettir. Yüzlerce örnekten birkaçını anımsayalım: 2022 de Kazakistanda artan petrol fiyatlarının tetiklediği hükümet karşıtı gösterilerde yönetimin yozluğu eleştirildiğinde hükümetin antidemokratik bastırma girişimleri karşısında Jens Stoltenberg "endişe duyduklarını" açıklamıştı. Sonra bu yıl Myanmar'da ordu, demokrasi yanlısı aktivistleri infaz deceğini açıkladığında Avrupa Birliği yöneticileri ne yaptı? "Çok endişeliyiz!" dediler.
Dünyanın herhangi bir yerindeki demokrasi karşıtı gelişmelere tepkilerimiz "We are much concerned" yani "Çok Endişeliyiz"den ibaret kaldıkça, tepkimizi demokrasiyi budayanları engelleyecek (sıcak savaş dışı) yöntemlerle desteklemedikçe demokrasi yoksunluğu ve faşizm gelişir, gelişir, bir gün gelir bizim de yollarımızda, sokaklarımızda Kafka'nın gergedanları gibi tur atmaya başlar.
* Çok endişeliyiz.


