2003 Seçimleri Millet İttifakının Meclis’te çoğunluğu elde edememesini ve Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı yarışında az bir farkla geçilmesini izleyen günlerde CHP’nin başkanlığına başka birisinin gelmesini önerenler, “ O olmazsa ben varım ” diyenler belirdi.
Önce bu önerilerin yersiz, bu tutumların yanlış olduğunu, demokrasi mücadelemize zarar vereceğini söylemek, ardından gerekçelerimizi sunmak isteriz.
***
Kılıçdaroğlu’nun, cumhurbaşkanlığı adayı olmasına kadar geçen yaşam öyküsü incelendiğinde önemli yetenek ve birikimlerle yola çıktığı görülür: Özgeçmişinde , Maliye bakanlığı Gelirler Genel Müdür Yardımcılığı , Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü vardır. Bir ara Hacettepe Üniversitesi Aktüerya Bilimleri Bölümünde ders de vermiştir.
Eski dışişleri bakanımız Emre Gönensay’dan onu bakanlıklar arası toplantılarda başarılı sunumlarıyla güven kazandığını dinlemiştim. Eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in de bu tür yorumlarda bulunduğunu biliyoruz.
Kılıçdaroğlu’nun yirmi yılı aşan siyaset deneyimi, başarılar yanında bazı hatalar da içermektedir; bunlar, liderlerin çoğunun geçmişinde kaydedilmişlerden az ya da fazla değildir ve bugün vardığı düzeyi göz ardı etmemiz için yeterli bir neden oluşturmazlar.
Kılıçdaroğlu, 2002 ve 2007 de CHP İstanbul milletvekili seçildikten sonra televizyonda göz doldurucu konuşmaları ve yolsuzluk açıklamaları ile AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın istifa etmelerine yol açmıştı. Melih Gökçek ile canlı yayında tartışıp onun, Ankara'daki doğalgaz sayaçlarını fahiş fiyatla satın aldığını ileri sürdüğünde, Gökçek, karşısında yeterli bir savunma yapamamıştı.
2010 Anayasa Referandumu’nda İktidarın önerilerine karşı etkin muhalefet yapması beklenen Deniz Baykal, bir kaset skandalı tertiplenerek zayıflatılmak istenmişti. Baykal bu skandal nedeniyle istifa edince düzenlenen kurultayda Kılıçdaroğlu, CHP'nin 7. genel başkanı seçilmişti.
2011 seçimlerinde CHP yüzde 25,98 oy alarak ikinci olmuş, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu aday olarak MHP ile işbirliği yaparak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu önermiş, seçim kaybedilince toplanan Olağanüstü Kurultay'da, Muharrem İnce'yle yarışmış ve yeniden genel başkan seçilmişti.
2015 Türkiye genel seçimlerinde partisi yüzde 25 civarındaki oranını aşamamıştı.
Bu tarihten sonra canına yönelik çok sayıda tehdit ve saldırıya ( 2016'da Artvin'in Ardanuç ilçesinde konvoyuna silahlı saldırı, 2019'da Çubuk ilçesinde yapılan cenaze törenindeki linç girişimi vb.) rağmen yoluna devam etmiştir.
2017 de katılmış olduğu “hak-hukuk-adalet” sloganlı 420 kilometrelik yürüyüş, dikkatleri muhalefete çevirmeyi başaran bir performanstı.
Kılıçdaroğlu, 2018 de İktidarın, seçimlere girme hakkı bulunan İYİ Parti'yi engelleme girişimini 15 CHP milletvekilini ödünç verip 5 milletvekili bulunan İYİ Parti’nin, TBMM grubu oluşturabilmesini, yani seçimlere katılabilmesini sağlayarak bozmuştu.
2019 da ilçelerde başarılı olmuş kimseleri, büyükşehir belediye başkanı adayı göstermek, böylece İstanbul’da İmamoğlu’nun, Ankara’da Yavaş’ın seçilmesini sağlamak iyi bir stratejiydi.
13 Kasım 2021'de CHP'nin eski hataları konusunda bir "Helalleşme çağrısı"başlatmış, ardından 2022'de çeşitli eğilimlerden 6 muhalefet partisini bir araya getirip Millet İttifakı adını alan ve güçlendirilmiş parlamenter bir sistem kurulmasını amaçlayan bir birlik oluşturmuştu. Böylece o zamana kadar tek başına çok güçlü olduğu imajını yaratmış bir iktidar partisinin karşısına bu güce karşı direnecek ağırlıkta görülen bir kitle dikmişti.
Zamanla İttifak üyeleri arasında cumhurbaşkanı adayı olması fikri ağır bastığında İYİ Parti lideri, Kılıçdaroğlu yerine Istanbul ya da Ankara Belediye başkanlarını yeğlediğini çeşitli şekillerde belirtip masadan kalkmıştı..Kılıçdaroğlu, İYİ Parti liderinin itirazını, Ankara ve İstanbul Belediye Başkanlarını Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olarak gösterilmesi fikrini benimsemiş ve sorun bu çok özgün formülle giderilmiş, 6 Mart 2023 tarihinde, ittifakın ortak adayının Kemal Kılıçdaroğlu olması kesinleşmişti.
Kılıçdaroğlu, seçim kampanyası boyunca başarılı olmuştur; özellikle katıldığı ve çekimleri 7 saat sürmüş olan Babala TV yayını, 15 saat içinde 10 milyondan fazla görüntülenmişti. Bu yayın sırasında çok sayıda gencin kendisine - zaman zaman saldırganlaşarak - yönelttiği eleştiri ve soruları soğukkanlılıkla doyurucu şekillerde cevaplamış olması çok başarılıydı.
2023 Genel seçiminde çoğunluğu sağlayamayan Millet İttifakı’nın adayı Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçiminin her iki aşamasında Erdoğan’la baş başa götürdüğü yarışmayı az bir farkla kaybetmesinde muhalefetin eksikliklerinin tabii ki etkisi vardır . Bu eksikliklere seçimleri izleyen AGİT (Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı) ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin seçim gözlem heyetlerinin muhalefetin karşılaştığı baskı ve sindirme konusundaki eleştirilerini ekleyerek değerlendirirsek Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı seçiminde elde ettiği sonucu küçümseyemeyiz
Sonuç: Politikada ilerledikçe gelişen, olgunlaşan Kemal Kılıçdaroğlu’nu, özellikle cumhurbaşkanı adayı olarak benimsendikten sonra sergilemiş olduğu başarı oranı yüksek performansa bakıp onun yerine talip olmadan önce biraz daha düşünmemiz gerekir.
Şöyle de anlatılabilir: Bu evrede, yetişmiş, iyi bir santrafor, iyi bir takım kaptanı bulmuşken onu yedeğe çekip yerine o düzeye varmak için çok fırın ekmek yemesi gereken, yese bile nereye varacağı belli olmayan birini aramak büyük bir hata olur.


