Dünyanın geleceğini Çin mi belirleyecek?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Dünyanın geleceğini Çin mi belirleyecek?

Çin lideri Xi Jinping’in Başkan Trump’ın hesapsız hamleleri karşısında teslimiyetçi davranmayacağı belliydi ama kendisini uydurmasyon dev aynasında görmeye alışmış Başkan Trump’ın bunu kavraması olanaksızdı. Kavraması için yakında bir seçim yenilgisi yaşaması gerekecek belki de…

Dünyanın geleceğini Çin mi belirleyecek?

Kishore Mahbubani’yi yıllar önce Davos’ta tanımıştım. Kendisi dünyaca tanınmış Singapurlu bir diplomat ve ülkesinin önre gelen akademisyenlerinden biriydi. Batı dünyasının ve genel olarak dünyanın gidişatıyla ilgili değerlendirmeleri ve yazmış olduğu kitaplarla dikkat çekmiş Mahbubani’nin yaptığı saptamaları ilgi çekici bulmuştum. Daha sonra kendisinin Türkiye’de düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada moderatörlük görevini üstlenmiş, Mahbubani’nin yazmış olduğu kitaplardan da yararlanarak kendisini izlemeye devam etmiştim.

Geçen hafta Mahbubani’nin dünyanın günümüzdeki gidişatıyla ilgili önemli bir yazısına rastlayınca hemen buna odaklandım. Yazının başlığı aynen şöyleydi: “Çin bundan sonra durdurulamaz”. Mahbubani’nin bu iddialı yazısı uluslararası mecralarda çok ilgi çekti, Bloomberg yorumcusu Mishal Husain de kendi programında Mahbubani’nin bu önemli yazısına geniş yer verdi.

Mahbubani’ye göre dünyanın geleceğini ABD ile Çin arasındaki rekabet belirleyecekti. Daha önce tarihin hiçbir döneminde ABD ile Çin’in bugün erişmiş olduğu güce sahip iki ülkenin ellerindeki güce güvenerek birbirine rakip olduğu görülmemişti.

Sovyetler Birliği’nin büyük bir gürültüyle çöktüğü dönemde ABD tek ve rakipsiz süpergüç olarak ayakta kalınca Çin Halk Cumhuriyeti’nin günün birinde ABD’ye rakip olabileceğini hayal etmek bile mümkün değildi. Kendisini dev aynasında gören Başkan Trump, ABD’yi rakipsiz güç haline getirmek için ticarette rekabeti değil tarife savaşlarını tercih edince bu uygulamaya karşı çıkan ilk ülke de Çin oldu.

Çin lideri Xi Jinping’in Başkan Trump’ın hesapsız hamleleri karşısında teslimiyetçi davranmayacağı belliydi ama kendisini uydurmasyon dev aynasında görmeye alışmış Başkan Trump’ın bunu kavraması olanaksızdı. Kavraması için yakında bir seçim yenilgisi yaşaması gerekecek belki de…

Trump komedisi nereye varacak?

Donald Trump’ın seçim kazanarak ABD’de ilk kez iktidara geldiği 2017 yılında yayınlanan Dünya Trump’a mı Kalacak? başlıklı kitabımda, o dönemde yaygın hâle gelen tek adam rejimlerinin kalıcı olamayacağını iddia etmiştim. Fena hâlde yanıldım, kitabım da fazla ilgi görmedi zaten... Söz konusu rejimlerin foyasının ortaya çıkması için bugünlere kadar beklemek gerekti. 16 yıllık Orban rejiminin çöktüğü Macaristan örneği başı çekti, devamının nasıl geleceğini göreceğiz her halde…

Aradan geçen sürede Güçlü Adam/Tek Adam rejimleriyle ilgili olarak çok sayıda yazı ve yorum okudum Batı medyasında. Financial Times, The Economist, New York Times gibi önemli yayın organları AKP iktidarının yasakçı rejimini protesto ederek Türkiye’ye satışına son verince yüksek maliyetini göze alarak bunları takip etmeye devam ettim. Bu yazıyı da bu sayede yazabiliyorum zaten.

Bugüne dek yaşanmış olanları yakından izlemiş bir gazeteci olarak kaygıyla bakıyorum dünyada ve Türkiye’de olup bitenlere. Dijital dünyada yaşarken daha nelere tanık olacağız acaba…

 

İlgili İçerikler