“Al Basmadan Donu Var”
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

“Al Basmadan Donu Var”

Oyun havaları, bu toprağın dans hafızası. Mesafeleri kaldıran ritimleriyle tınısı sadece kulaklara değil ruhlara da çarpan halk senfonileri. Her şeye rağmen yaşanıldığını hissetmeye birebirdir bu havalar. Omurgaları aşktır sevgidir ama bir o kadar da direnç vardır yaşamaya dair

“Al Basmadan Donu Var”

Dünyanın garip bir medeniyet skalası var. Batı’dan Doğu’ya doğru gidildikçe insan ilişkileri, normatif ve resmiyetçi olandan daha informele, geleneksel normlara doğru rahatça yaslanabiliyor. Avrupa’nın en batısında bir Fransız balosundaki steril, mesafeli eğlencelerden bizim sokak düğünlerine, o kan ter içinde kalınıp fiziki temasın hayli yoğun olduğu halaylara uzanan, insanlığın şarkılı, türkülü varoluş biçimleri skalasının biz en doğusundayız. Batı’nın kurumsal, mesafeli ve bireyci yaşam normlarının harala gürele, toza toprağa bulandığı o nokta, tam da bizim memleketin sınırlarından başlıyor.

Kapıkule’den girdiğinizde, oralarda dans, vals gibi zarif temaslarla eğlenilen meclisler birden biçim değiştirirken şarkılar türküler de başka ‘don’lara (biçim, kimlik) bürünür. Bizim entelektüel ‘don’umuzun ya da varoluş biçimimizin temel çerçevesini çizen değerler seti, bireysel mesafeleri mümkün olabildiğince minimumda tutmaya meyyaldir. Bizde ‘çat kapı komşuya’ gidilir, akrabaların evine doluşulur, bir hanede yirmi beş kişi yaşanabilir. Biz mesafeli yaşamayı daha yeni, Covid pandemisinde öğrendik. Doğunun bu mesafe gözetmeyen insan ilişkileri de elbette şarkılarla türkülerle izlenebilir durumdadır.

“Al giydim alsın diye…”

Ben çocukken Trakya’da köy düğünleri, evlerin ‘harman’ denen büyük avlusunda yapılırdı. Düğünün ortasında çalgı çengi kesilir, gelen hediyeler harmanın ortasında toplanırdı. Bir cazgır kadın sandalyeye çıkar, ‘kaynatasından çelik tencere seti’, ‘görümcesinden maşrapa’ gibi kimin ne hediye getirdiğini bağırarak herkese ilan ederdi. Sonra davullar zurnalar birden hareketlenerek bir gümbürtüdür kopar, Tekirdağ Karşılaması’nı intro yaparak Fistanı Biçtim Dar Geldi Huriyemler, Osman Agalar, Dere Geliyor Dereler gırla giderdi. Ve bütün bunlar da Kapıkule’den birkaç kilometre içeride, Avrupa’nın dibinde olurdu. Trakya yöresi eserlerinin ardından Fidaydalara, Konyalımlara, Çiftetellilere geçilir, memleketin içlerine kadar neşeyle uzanılırdı.

Geçenlerde hangi şarkıya, türküye sığınsam da kaybolsam derken karşıma “Al Basmadan Donu Var” çıktı. Beni yeniden bu ülkeye teyelledi. Bu sarkastik, mesafe tanımayan, hayli samimi Bergama türküsüyle neşeleniverdim. Sözlerini de biraz yazayım buraya: “Al basmadan donu var ama yavrum yele lay lay lom, Suya gider yolu var, Al giydim alsın diye, Mor giydim sarsın diye, İsteyene varmadım, Sevdiğim alsın diye”.   Ne kadar tatlı flörtöz, hınzır ama sevgisinin de direnişçisi, ısrarla bekleyeni, varmam başkasına diyeni… Bu türküde duyumsanan kadın sesi, sadece bir aşk hikâyesini anlatmıyor, aynı zamanda bir duruş, bir kimlik beyanı da içeriyor. “İsteyene varmadım, sevdiğim alsın diye” dizesi, başlı başına bir direniş. Zorlandığı o sessizliğin içinden sesini sembollerle, metaforlarla duyurmaya çalışıp, gülerek, oynayarak konuşuyor dünyayla.

Yaşadığını hissetmeye birebir

Oyun havaları, bu toprağın dans hafızası. Mesafeleri kaldıran ritimleriyle tınısı sadece kulaklara değil ruhlara da çarpan halk senfonileri. Her şeye rağmen yaşanıldığını hissetmeye birebirdir bu havalar. Omurgaları aşktır sevgidir ama bir o kadar da direnç vardır yaşamaya dair. Şöyle eklem yerlerinden takır takır kırılıp dökülmek de mümkündür... Böyle havalarla, kalın bir yağ kütlesi olarak dirseğe, kola nazaran kırmanın en zor olduğu bölge olan göbekler bile hareketlenir, lombur lombur sallanır.

Bu oynak ezgiler, neşelenmenin yanında şu hoyrat hayata direnmenin bir biçimi olarak da dinlenebilme elastikiyetine sahipler. Onlar, sadece eğlenmenin değil hayata tutunmanın da melodileri. Yaşamanın yolunu bulduran navigasyon app’leri. Karamsar, umutsuz, bezgin ataletimizin ‘Gımıldan gımıldan gımıldanıver’leri. Neşesi kaçmış bir ülkenin her an kolayca erişilebilir direniş alanları. Sarsıla sarsıla yaşanan bu topraklarda toplanma yerlerimiz olarak iyi ki varlar…

İlgili İçerikler