Şu anda Rusya'da tam olarak neler olduğu bilinmiyor ancak Rusya Devlet Başkanı V. Putin, şu ana kadar Rus devletinin birçok kirli işini yaptırdığı Rus özel güvenlik şirketi "Wagner Group'a ait silahlı güçlerin eylemlerinin silahlı isyan niteliğinde olduğunu belirterek sorumluların en ağır biçimde cezalandırılacağını" açıklamıştı.(1)
Sözü edilen Wagner Group'un Başkanı Y. Prigozhin ise "Rus ordusunu kendi özel silahlı kuvvetlerine saldırmakla suçlamış ve bu saldırılara karşılık vereceğini" söylemişti.

NATO'nun işi mi, Putin'in tabanı konsolide etme çabası mı?
Sosyal medyadaki çelişkili raporlara göre, Rus askeri araçları Rusya başsavcısının "silahlı bir isyan örgütleme girişimi" olarak adlandırdığı bu olay yüzünden büyük Rus kentlerinin sokaklarında dolaşıyor.
Buna karşılık, bir kaynağa göre, Voloshino kontrol noktasında yaklaşık 80 kilometre uzunluğunda Wagner kuvvetleri konuşlanmış durumda ve Rus ordusu ya da sınır muhafızları bunlara müdahale etmiyor. (2)
En son haber ise Wagner güçlerinin ilerlemesini durdurduğu ve Wagner ile Kremlin arasında bir tür ateşkesin sağlandığı yönünde. (3)
Bu çatışmada (kuşkusuz) NATO'nun rolünün (Wagner'i harekete geçirmek anlamında) olup olmadığı ya da Ukrayna savaşı yüzünden halkın gözünde popülerliğini büyük ölçüde yitiren Putin'in bu olayı Rus halkını konsolide etmek için organize edip etmediği tartışılıyor (ne de olsa politik olarak çok sıkışan otoriter liderler her zaman bir "dış ya da iç düşman" efsanesine sarılırlar).
Diğer yandan bu gelişme Putin'e karşı bir darbe girişimi olarak da nitelenebilir. Ancak böyle bir girişimin (normalde beklenebileceği gibi) Rus ordusunun kendi içinden değil, "özelleştirilmiş" güvenlik hizmetleri veren bir büyük özel şirketten geliyor olması dikkat çekici. Bu durum tüm dünya için daha ziyade yeni bir durum.
Özelleştirme ve çoklu krizler işin merkezinde
İşin aslını anlamak için "özelleştirme" olgusuna değinmek gerekiyor. 1960'li ve 1970'li yıllarda batı dünyasında savunma ya da güvenlik hizmetlerinin özelleştirilmesi telaffuz dahi edilmezdi. Hatta savunma ve güvenlik hizmetlerinin (yargı ile birlikte) "kolektif hizmetler" olmalarından ötürü özelleştirilemeyeceği yönünde genel akademik bir kabul de söz konusuydu. (4)
Ancak 1980'li yıllardan itibaren devreye giren neo-liberalizmle birlikte, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerinin yanı sıra savunma ve güvenlik hizmetleri de özelleştirilmeye başladı.
Resmi kolluktan daha çok sayıda "özel güvenlik görevlisi"
Örnek olarak, bugün Türkiye'deki resmi kolluk hizmetlerinden çok daha fazla sayıda olmak üzere (352 bini aktif çalışan olmak üzere 774 bine yakın) özel güvenlik görevlisi kimliğine sahip insan ve bunları istihdam eden, bir kısmının da mafyatik ilişkilere sahip olduğu ileri sürülen 1.300'e yakın özel güvenlik şirketi mevcut. (5)
Bu şirketler sadece ordu, emniyet ya da üniversiteler değil, hastaneler, belediyeler ve pek çok diğer kamu kurumunun güvenliğinden (99 binden fazla özel güvenlik izni alan yer var) sorumlular ve bunlara her yıl onlarca milyar liralık kaynak aktarılıyor (diğer örnekler olarak FETÖ yapılanması ve SADAT gözden kaçırılmamalı).
Özetle
Rusya örneğinden de görülebileceği gibi, kapitalizmin çoklu krizleri derinleştikçe sistem içindeki resmi güçlere paralel olarak oluşturulmuş ve aslında asıl işi emekçi sınıfların olası bir isyanına karşı kullanılmak olan ya da iktidarların kirli işlerini resmi devlet yapılanması dışında yaptırabilmek için kurdurulan böyle paramiliter güçlerin ulus devletlerin resmi silahlı güçleriyle çatışma içine girdikleri bir durum yaşanıyor.
Benzer bir çatışma, tarihte Osmanlı'da Yeniçerilerle Osmanlı ordusu arasında yaşanmıştı. Keza ekonomik buhran yılları olan 1930'lu yıllarda, Alman resmi Nazi polis örgütü olan ve Nazilerin iktidar olduğu 1933 yılından itibaren ticari işletmeler kurarak bir tür sermaye örgütüne de dönüşen SS'lerle (Schutzstaffel), 1918 sonrasında bazı eski Alman ordu mensuplarınca sokakları ele geçirmek için kurulan SA'lar (Sturmabteilung) arasında yaşanmış ve SA'lar faşizmin inşasının tamamlanmasıyla birlikte kanlı bir biçimde yok edilmişlerdi. (6) Bu örnekleri başka ülkelerden örneklerle birlikte çoğaltmak mümkün.
Özcesi, kapitalist sistemin krizleri derinleştikçe ve asıl olarak da ulus devlet yapılanmaları halkın demokratik kontrolünden kaçabildiği sürece bu tür paralel örgütlenmelere ve bunların resmi yapılarla arasındaki çatışmalara daha sık tanık olacağız.
Dipnotlar:
(1) https://tr.euronews.com/2023/06/24/rusya-lideri-putin-wagnerin-eylemi-silahli-isyan-ve-hainler-cezalandirilacak (24 Haziran 2023).
(2) https://geopoliticalfutures.com/update-on-russias-internal-conflict (23 June 2023).
(3) https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/son-dakika-wagner-lukasenkonun-dur-cagrisini-kabul-etti (24 Haziran 2023).
(4) Mustafa Durmuş, Kamu Ekonomisi, Gazi Kitabevi, 2008, s. 131.
(5) https://www.egm.gov.tr/ozelguvenlik/ozel-guvenlik-istatistikleri (25 Haziran 2023).
(6) S. Graber, History of the SS, Robert Hale-London, 1981, s. 113-114.
|
Mustafa Durmuş kimdir? Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 'Güney Kore'de İhracata Dönük Kalkınma Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989). TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı, Gazi Üniversitesi İİBF'de öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Halen Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye bölümü öğretim üyesi ve T24 yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve Kapitalizmin Krizi (2009), Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi (2018), Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik (2019) adlı kitapları var. Yaşamın Temel Ekonomisi (2021), Dünya Ekonomisini Anlamak I (2021) ve Siyasi Ekoloji (2022) editörlü kitapların da yazarları arasında. |


