Nizami dövüş
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Nizami dövüş

CHP benim anlayış ve beklenti çerçevem içinde, çok doğru davranıyor. “Demokrasi mücadelesi” ise söz konusu olan, aksamadan yürüyor. “Demokrasi” ve “Mücadele”, ikisinin de hakkını veriyor. Yıllardır bildiğimiz CHP’den farklı bir kitle var karşımızda

Nizami dövüş

İktidar, icraatıyla bu ülkede yaşayan insanların çoğunluğunun keyfini kaçırdı, ayağına basılmadık kimse bırakmadı. Ancak, yanlış politikalarıyla bunu yapar, sonra da kendi yanlışlarının üstünü örtmek için şiddete başvururken ölçüyü iyice kaçırdı. Ölçüyü kaçırmamak gibi bir amacı zaten yoktu, ama böyle davranmanın topluma mutluluk kazandıracağı iddiası vardı. Bu iddia tutmadı, kazanan bir kişiye karşılık on kişiyi, yüz kişiyi bedbaht ederek yürüdü. Böylece, toplumu yönetme üslubuyla kendine karşı ciddi bir muhalefetin oluşmasına bizzat kendisi katkıda bulundu. AKP’ye başından beri muhalefet edenler bir yana, şimdiye kadar AKP’ye oy vermiş olan kesimde de “bin pişman” olanlar da az değil; yani AKP’nin kazanageldiği destek eriyor.

AKP kendisi de tabii bunun böyle olduğunun farkında. Durumu o da görüyor ama süreci tersine döndürecek bir şey yapamıyor. “Bir şey yapamıyor” mu? Yok, yapıyor. Şiddete başvuruyor. Yasa dışı bir şiddete, yalnız “yasa” dışı değil, gitgide “mantık” dışı olan bir şiddete başvuruyor. Ama bu çırpınışları başlattığı süreci durdurmuyor. Durdurmadığı gibi, ters tepiyor da. Politik mücadelenin dozunu iyice yükseltti; savaşa çevirdi. Savaşın bile kuralları, ölçüleri vardır. AKP kendini bunlarla da kayıtlı saymıyor. “Ben iktidarım, yaparım” diyerek bildiğini okuyor. Dolayısıyla politik mücadelenin “nizami” olanını da reddetmiş durumda. Bundan böyle “cangıl hukuku” geçerli.

Ekrem İmamoğlu olayı bu “çığırından çıkma” fenomeninin önde gelen örneği. İstanbul Belediye Başkanlığı seçimiyle birlikte Ekrem İmamoğlu ülke gündeminin başına oturdu. Bazılarımızın defterinde bir umudun adı olarak, bazılarımızın defterinde ise “baş düşman” olarak yer aldı. On binlerde bir farkla kazanmışken seçimin iptal edilmesi gibi bir (görece erken) gayrı nizami manevrayla “kaybeden” tarafına iteklenmesi farkı sekiz yüz bine çıkarınca, toplumda ciddi işler olduğu anlaşıldı. İlk anda, Tayyip Erdoğan’ın iktidarı boyunca kendine karşı yarattığı muhalefet birikiminin bu çarpıcı sonuca yol açtığını düşünenlerimiz oldu. Ama zaman geçtikçe ve Ekrem İmamoğlu’nu iş üstünde gördükçe ne yaptığını iyi bilen bir siyaset adamıyla karşı karşıya olduğumuzun bilincine vardık.

Belli ki Tayyip Erdoğan da bunun farkına vardı. Bu çetin ceviz rakibe karşı hukuki mücadele sürdürme taklidi yaparak kazanamayacağını anladı. Tayyip Erdoğan, herhalde sabah akşam, yeniden aday olmak için ne gibi manevralara başvuracağını düşünüyordur. Ama şu koşullarda kendi koyduğu usulleri çiğneyerek adaylığını kabul ettirmek sorunu çözmeye yetmeyecek-yetmeyeceği belli oldu. “Adam kazanacak!” Bu sonuca varan Tayyip Erdoğan’ın bu sonuca imkân tanımamak için neler yaptığını görüyoruz-gördüklerimizden, daha neler yapabileceğini de tahmin ediyoruz. Bunun bir adım ilerisi herhalde “Seçime gerek yok. Ben işime devam ediyorum” demektir.

Ama tepti! Çaydanlık fokurdamaya başlamıştı. Kaynadı.

İlkin Saraçhane Başı’nı gördük. Olağanüstü bir kalabalık! Kendi enerjisini üreten bir kalabalık. Bu sayılara varmış olmanın verdiği güven duygusuyla kıpır kıpır insanlar!

Ertesi gün? Ertesi gün daha büyük bir katılım. Gene Saraçhane’deyiz. Bu semtin geçmişinde sendika kurma hakkının tanınmasının kutlanması gibi olaylar vardır. Ama bu onları aşıyor. Coşku göklerde.

Ve böyle devam ediyor. Saraçhane’de devam ediyor ve doğal süresini dolduruyor. Şimdi Maltepe’ye gideceğiz. Gidiyoruz. Saraçhane’yi sollayan bir katılım da burada var. Az buz tepki yaratmamış Tayyip Erdoğan ve partisi bu şehr-i İstanbul’da. Ama yalnız İstanbul mu? Şu birkaç gün içinde belirli Anadolu kentleri de AKP iktidarına tepki duygularını dile getirmeye başlamışlar.

Böylece devam etmekteyiz. CHP benim anlayış ve beklenti çerçevem içinde, çok doğru davranıyor. “Demokrasi mücadelesi” ise söz konusu olan, aksamadan yürüyor. “Demokrasi” ve “Mücadele”, ikisinin de hakkını veriyor. Yıllardır bildiğimiz CHP’den farklı bir kitle var karşımızda. Özgür Özel “eylem” dedi. Eyvallah! Öyle olsun! Bir program da verdi ve onun da ilk somut örneğini dün akşam Şişli’de gördük. Aksayan herhangi bir şey olmadı. Kalabalıklarda eksilen olmadı.

İktidar ne yapması gerektiğini pek hesaplayamaz gibi bir durumda şimdilik ama bunun uzun süre devam edeceğini sanmıyorum. Ellerinde sımsıkı tutuklarına inanmaya başlayan bu ortakların (Gene gayrı nizami olacağını beklediğim) elden kaymasına seyirci kalamazlar. “Şiddet uygulayarak bastırma” yöntemlerinden başkasını da uygulayacak bilgileri yok.

Ama Türkiye toplumunun çoğunluğu da gidişat hakkında hükmünü verdi ve hükmünü açıkladı. Tayyip Erdoğan ile partisinin bize olmamızı buyurdukları toplum, buyurdukları “yurttaşlar” olmayacağız.

İlgili İçerikler