05 Kasım 2019

Acelem yok

Becerdiğim ender şeylerden biri, hayatımın hâkimiyetini başkalarına teslim etmemek, yani emir alıp vermeden yaşayabilmek oldu

Bazen çok derin uyuyorum.

O kadar derin ki uyandığımda yeniden kendim olmak zaman alıyor. 

Bir kolumdan uyku çekiyor. Hızla kaybolan rüya kalıntılarını kullanıp, “Burada kal, orası buradan gerçek değil” diyor.

Diğer koluma uyanıklık asılıyor, “Senin yerin burası” diye tepiniyor.

İkisi arasında gidip gelirken bazen uyuyorum, bazen uyanıyorum ve kendimi yeniden keşfediyorum.

*

Yatakta kitap okuyorum ve zeytin toplayanların seslerini duyuyorum: Bir kadın, bir erkek. Dikkat etsem ne dediklerini anlayacağım ama etmiyorum.

Saat 7.30.

Pencereden, küçük beyaz çiçekleri dün açmaya başlayan portakal yasemininin kokusu geliyor.

Bu ağacı, yıllar önce, plastik bir saksıda küçük bir fidan iken bir bahçe pazarından almıştım; küçük, parlak, koyu yeşil yapraklarını sevdiğim için.

Fidanı bana satan kadın ne adını biliyordu ne de ne olduğunu. Onu yatak odama yakın ektim.

Yıllar geçti, fidan büyüyüp ağaç oldu.

Bir gün bahçede yürürken burnuma hoş ama ağır, narenciye çiçeğini andıran bir koku geldi.

Çevreme bakınca, benim ne olduğu meçhul ağacın küçük beyaz çiçeklerle dolduğunu şaşkınlık ve sevinçle gördüm. Beklemediğim birinden güzel bir hediye almış gibiydim.

Ağacın soyunu sopunu birkaç gün önce Picture This, Plant Identifier* adlı bir telefon uygulaması satın alınca öğrendim.

Yaprakların veya çiçeklerin fotoğrafını çekiyorsunuz, app birkaç saniyede size bitki ile ilgili bütün bilgileri (İngilizce) veriyor.

Bu sayede, mezara gitmeden, bahçedeki bütün bitkilerin isimlerini ve özelliklerini öğrendim.

Neden bitki pazarlarında satılan bitkilerde, ileri ülkelerde olduğu gibi etiket yoktur diye sormayacağım çünkü cevabını biliyorum. Nerem eğri değil ki...

Pencereden çiçek kokusu ile birlikte güneş de giriyor ve yanıma uzanıyor.

Yoldan geçen biri, zeytin toplayıcılara “Toplamaya başladınız mı?” diye soruyor.

“Hırsızlardan kalanını topluyoruz,” diyor erkek sesi. “Onlar bizden mal sahibi.”

Bugün için planlanmış bir şeyim yok.

Gidip pencereden bakınca üstündeki beyaz çizgilerden dalgalı olduğunu gördüğüm denizin kenarında mı yürüsem? Yoksa birkaç gün önce aldığım çiçek soğanlarını mı eksem? Ya da zaman zaman mutfağa küçük seferler eyleyerek, bütün gün yatakta kitap mı okusam? Genç ve güzel olduğum yıllarda yaptığım gibi…

Becerdiğim ender şeylerden biri, hayatımın hâkimiyetini başkalarına teslim etmemek, yani emir alıp vermeden yaşayabilmek oldu.

İngiliz Parlamentosu gibiyim. Erkeği kadın, kadını erkek yapmak dışında her şeyi yapmakta hürüm.

Şaka, şaka.

 

* PictureThis - Plant Identifier by Glority LLC

 https://www.picturethisai.com/

 

Yazarın Diğer Yazıları

Biraccık çakistes yapacayım

Orhan Kabataş’ın, her Kıbrıslının evinde bulunması gereken Kıbrıs Türkçesinin Etimolojik Sözlüğü’ne göre, çakistes veya çakızdez “kırılmış zeytinin tuzlamasıyla yapılan bir tür zeytin turşusu”dur

Olgun meyve, ham meyve

Yere düşen ve çürümeye başlayan meyve size ölmüş gibi gelebilir, ama sağ ve sağlamdır. Yeni bir hayata başlamıştır. Kuşlar ve başka meyveci yaratıklar onları yiyecek ve tohumlarını ağacın gitmesi mümkün olmayan yerlere, hem de bir gübre topakçığı içinde, bırakacak

Kalan sağlar kimindir?

İnsanın genetik yapısında savaşmak yoktur. Bu, öğrenilen bir şeydir