Yeni futbol
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Yeni futbol

Galatasaray’ın yüksek pas isabeti ve ön alanda takım hareketliliğine dayalı futbolu Adana Demirspor’u maçın önemli bir bölümünde sindirdi. Bu açıdan Adana Demirspor maçının Salı gecesi oynanacak FC København maçı için iyi bir prova niteliğini taşıdığını söylemek mümkün...

Galatasaray’ın geçen sezonki kırılma maçı Kayseri deplasmanında 2-1 yenildiği Kayserispor maçıydı. Derli toplu ön alan baskısı ilk kez o maçı izleyen Alanyaspor karşılaşmasında ortaya çıkmıştı. 2-2 biten Alanyaspor maçının ardından Galatasaray ön alan baskısını daha da geliştirdi ve ikinci yarının ortalarına kadar da bir daha arkasına bakmadı.

Ben bu sezonki kırılma maçının Mersin’de Hatayspor’la oynanan karşılaşma olduğu düşüncesindeyim. Nedenine gelince; Okan Buruk geçen sezon dar rotasyonla sonuca ulaşmıştı. Sonuçta kupadan erken elendiği için sadece Süper Lig’de mücadele eden Galatasaray’da Okan Buruk ilk 11’ini oturtmuş ve sonrasında bu 11’le yoluna devam etmişti.

Geçen sezondan farklı olarak kendini bu yıl zorlu bir Şampiyonlar Ligi mücadelesinin içinde bulan Galatasaray’da Okan Buruk’un geçen sezon olduğu gibi dar rotasyonla iki kulvarda ilerleyemeyeceği Hatayspor karşılaşmasında ortaya çıktı.

Geniş rotasyon

Hatayspor maçının ardından gelen milli arada Okan Buruk’un birinci hedefi 11’i zorlayamayan futbolcuların fizik kalitesini yukarı çekmek oldu. Kanımca Hatayspor maçının ardından Buruk’un böyle bir yola gitmesinin temel nedeni, Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig kulvarlarına geniş rotasyonla yola devam kararıydı.

Bu kararın alınmasına yol açan bir diğer faktör de iki zorlu kulvarı birden kaldıramayan 28 yaş ve üstü oyuncuların art arda sakatlanmaları oldu. Sırasıyla Davinson Sánchez, Kaan Ayhan, Abdülkerim Bardakcı, Wilfried Zaha ve Hakim Ziyech sakatlandılar. Dolayısıyla sonraki süreçte Okan Buruk’un neredeyse tüm futbolculardan yararlanmaya başlamasında bu sakatlıkların da ciddi payı oldu.

Top hâkimiyetine dayalı akıcı futbol

Ancak Hatayspor karşılaşmasının bu sezonki kırılma noktası oluşturmasının bir diğer nedeni daha var. O da Okan Buruk’un Galatasaray’ın ön alan baskısına dayanan hızlı ve doğrudan oyununu biraz modifiye etmesiydi. Ne kadar farkına varılıyor bilemem, ama Alanyaspor karşılaşmasıyla beraber Galatasaray artık ön alan hareketliliğine dayalı hızlı ve doğrudan futbolunu biraz terk etti ve uzun pas serilerine dayalı, ancak akıcı bir futbola yöneldi.

Bu amaçla Galatasaray ilk planda hızlı ve doğrudan oynama isteğinin bir anlamda doğal uzantısı olan top kayıplarını azaltmayı hedefledi. Alanyaspor karşısında böylesi bir futbol izledik. (Pendikspor karşılaşması bu açıdan istisna sayılabilir. Ancak Galatasaray’ın skor 2-0’e geldikten sonra o maçta da kontrollü bir futbol oynadığını söylemek yerinde olacaktır.)

Ancak bu yeni tarz futbolun gerçek anlamda ortaya çıktığı ilk maçı sanırım dün izledik. Bu yeni futbolun iki bileşeni var.

Amansız ön alan baskısı

İlki önceki futbolda da gördüğümüz amansız bir ön alan baskısı. Ancak burada da bir değişim var. Galatasaray artık aşırı enerji tüketerek ön alan baskısı yapmıyor, doğru saha parselasyonuyla yapıyor bu baskıyı.

Adana Demirspor karşısında Galatasaray doğru saha yerleşimine dayalı ön alan baskısını maçın ilk 65 dakikasında o kadar üst seviyede uyguladı ki, toplamı beş dakikayı bile geçmeyen iki küçük sekans dışında Adana Demirspor’a topu neredeyse topu vermedi. Mauro Icardi dışında tüm Galatasaraylılar yaptıkları ikili-üçlü-dörtlü baskılarla kaybedilen topları çok kısa süre içinde geri kazandılar.

Bir önceki yazımda belirtmiştim. Türkiye’de takımların kaybettikleri topu ne kadar süre içinde geri kazandıklarına ilişkin bir istatistik tutulmuyor. Bu konuyla ilintili olabilecek tutulan tek istatistik PPDA (passes per defensive actions - savunma aksiyonu başına rakibe izin verilen pas sayısı.) Galatasaray Türkiye Süper Ligi’nde PPDA verisi bakımından zirvede yer alıyor. OPTA’nın tuttuğu verilere göre Galatasaray üçüncü ve ikinci bölgede rakiplerinin yaptığı 7,2 pas başına bir savunma aksiyonu gerçekleştiriyor. Onu 8,6’yla Beşiktaş, 9,5 ile Fenerbahçe izliyor.

Rakibe pas dizisi yapma izni yok

Bu veriye, Galatasaray’ın ön alanda yaptığı baskıyla ilişkilendirilebilecek başka bir istatistiği de eklemek istiyorum. Galatasaray ligde rakiplerine 10 ve üzeri pas dizisi yapma fırsatını en az veren takım konumunda. Galatasaray son oynadığı Adana Demirspor karşılaşması da dahil olmak üzere bugüne dek Süper Lig’de oynamış olduğu 15 lig maçında rakiplerine sadece 18 kez 10 ve üstü pas dizisi yapma fırsatı verdi. Bunun yanı sıra Galatasaray yine 15 maçta sadece iki kez rakiplerine pozisyonla biten 10 ve üzeri pas dizisi yapmasına izin verdi.

Başka bir deyişle Galatasaray’ın rakipleri bugüne kadarki 15 maçta toplamda 20 kez 10 ve üzeri pas dizisi yapabildiler. Bu sayılar (10 ve üzeri pas dizisi sayısı / pozisyonla biten 10 ve üzeri pas dizisi sayısı) Beşiktaş’ta sırasıyla 39/6, Fenerbahçe’de 65/7, Adana Demirspor’da ise 78/19. Görülüyor ki Galatasaray’la diğer takımlar arasında bu bakımdan büyük bir uçurum var.

Pas isabeti artıyor

Galatasaray’ın yelken açtığı bu futbolun ikinci bileşeni ise pas. Artık Galatasaray çok açık biçimde bir pas takımı. Hareketli bir takım oyunu oynuyor. Bu kapsamda pas isabeti yüzdesini de yavaş yavaş yukarı çıkarıyor.

Örnek vermek gerekirse; Galatasaray’ın Alanyaspor karşısına çıkmadan önce pas isabetinde sezon ortalaması yüzde 82’ydi. Galatasaray Alanyaspor karşısında yüzde 88 pas isabetiyle oynadı. Adana Demirspor karşısında pas isabet oranı yüzde 87 olarak gerçekleşti. Son maçta elde edilen bu oran her ne kadar Alanyaspor maçına oranla bir puan düşmüş olsa da, Adana Demirspor gibi pas yüzdesi oldukça yüksek bir takım karşısında elde edilen yüzde 87 pas isabeti kanımca oldukça önemli bir başarı.

Aktürkoğlu’nun isabetli pas yüzdesi

Galatasaray pas isabet yüzdesinin artmasını Kerem Aktürkoğlu üzerinden okuyabiliriz. Aktürkoğlu düne kadar Galatasaray’da ortalama yüzde 68 pas isabetiyle oynadı. Aktürkoğlu dün ise Adana Demirspor karşılaşmasında pas isabeti oranını yüzde 83’e çıkardı. Hücum bölgesinde oynayan bir oyuncu bakımında böylesi bir yükseliş kanımca çok büyük bir adım. (Burada Aktürkoğlu’nun atmış olduğu adımın ne kadar büyük olduğunu görebilmek için Mertens’in Adana Demirspor karşısında yüzde 78 pas isabetiyle oynadığını söylemek yeterli olacaktır.)

Yeni futbolun üç kahramanı

Galatasaray’ın yeni futbolunda son olarak üç futbolcudan bahsetmek istiyorum. Bunlar sırasıyla Torreira, Tetê ve Barış Alper Yılmaz.

Ben futbolu, defansif görevler ve hücum görevleri diye ikiye ayırarak ele alan bir insan değilim. Tam tersine hücumla savunma arasında bir geçirgensiz (dikotomi) değil, geçirgenlik var. Bu bakışım itibariyle, Torreira’yı sadece defansif olarak yaptıklarının yanı sıra hücumda neler yaptığı / yapması gerektiği açısından da izledim ve ona göre değerlendirdim. Geldiğim nokta basit biçimde şu: Ben, Galatasaray’ın oynamaya başladığı bu yeni futbolda Torreira’nın hücuma katkısının net biçimde yükseldiğini gözlemleyebiliyorum. Torreira kanımca, oyunun sadece top kazanma faslında dikkat çeken bir oyuncudan, hücumda da ince işler yapmaya başlayan bir merkez orta saha olmaya evriliyor. Artı, Torreira bu açıdan bence Galatasaray’daki en iyi futbolunu dün Adana Demirspor’a karşı oynadı.

Ekstra pas istasyonu Tetê

Dün sadece Torreira değil, Tetê de kanımca, Galatasaray’daki en iyi futbolunu oynayan bir diğer oyuncu oldu. Çok hareketliydi, patlama gücünü iyi kullandı. Elbette bu nitelikler çok önemli. Ancak kanımca Tetê’nin dün Galatasaray’a kattığı en büyük değer, sağda hep çok uygun pas opsiyonu olarak bulunmasıydı. Bu sayede birçok hücumda takım arkadaşları ona ekstra pas vererek Galatasaray’ın hücum seçeneklerinin radikal biçimde artmasına yol açtılar.

Barış Alper Yılmaz’ın sol bek oynamasının Galatasaray’ın oyunu üzerindeki etkisine gelince. Kanımca Yılmaz’ın hücum ağırlıklı bir bek olarak sol kanatta oynaması Galatasaray’da bir dizi olumlu etki yarattı.

Bunları sıralayacak olursam.

  1. Barış Alper Yılmaz’ın görev yükünü hafifletmek için sol kanatta oynayan Aktürkoğlu’nun kanat bekiyle sürekli geriye gelmesi ilk olumlu etkiydi.
  2. Bir diğer olumlu etki kanadı kullanan Barış Alper Yılmaz’ın Aktürkoğlu’nu sol ve sağ iç koridora itmesi sonucunda Galatasaray iki hareketli santrfor arkası oyuncuyla (Aktürkoğlu ve Mertens) oynama şansı buldu.
  3. Sol kanatta Barış Alper Yılmaz / Aktürkoğlu ikilisi, sağda ise Boey/Teté ikilisinin çizgiye basması sayesinde Galatasaray rakibi Adana Demirspor’u enine doğru genişleterek yatay düzlemde aralara daha kolay ve çabuk futbolcu kaçırabildi.

Bardağın diğer tarafı

Bu tablonun Galatasaray adına olumlu tarafı. Olumsuz tarafına gelince.

Galatasaray’ın üç temel sorunu bulunuyor. İlki fizik kalitesi oynamak istediği futbolu kaldıramıyor. Bu nedenle maçların 65’inci dakikalarından itibaren serbest düşme yaşıyor. İlk olarak Bayern München maçlarında ortaya çıkan bu sorun dün de gözlemlendi ve Galatasaray merkez hattında oynayan futbolcularını (Torreira, Demirbay ve Aktürkoğlu) yenileyene dek oyunun momentumunu Adana Demirspor’a kaptırdı.

Galatasaray’ın ikinci temel sorunu ise rest-defense denilen arka cephe savunması. Özellikle korner atışları sonrasında rakip kalecinin veya rakip futbolcuların kontrol ettiği toplar Galatasaray kalesine hızlı hücum olarak geriye dönüyor. (Bu soruna daha önce birkaç defa dikkat çekmiştim.)

Galatasaray’ın üçüncü temel sorunu ise defans oyuncularının yaptıkları basit top kayıpları. Nitekim dün Galatasaray bu yüzden Adana Demirspor’a üç önemli şut fırsatı verdi.

Bu yazıyı bahsetmeye çalıştığım konuları örnekleyerek tamamlamak istiyorum.

Hücumcu Torreira

Torreira ile ilgili sadece iki örnek vereceğim. İlk örnek, maçın hemen başından.

Dakika 00,51. Galatasaray hücumunda Kerem Demirbay sol çizgi üzerindeki Barış Alper Yılmaz’a oynuyor, o da soldan bindiren Aktürkoğlu’nu kaçırıyor. Aktürkoğlu topu kontrol edip ceza sahası sol önündeki Torreira’ya oynuyor. Torreira topu gelişine Mauro Icardi’nin önüne yuvarlıyor. Ancak Icardi burada topu kontrol edemiyor. (Icardi buna benzer biçimde dün birçok pozisyonda topu kontrol edemedi.)

İkinci örnek. Dakika 28,12. Adana Demirspor aut atışıyla topu oyuna sokuyor ve Semih Güler kalecisi Shahrudin Mahammadaliyev’e oynuyor, o da Cissé’ye. Sol taç çizgisine doğru kayan Cissé’yi burada Mertens karşılıyor. Cissé bunun üzerine uzun vurmak zorunda kalıyor. Bu topu orta sahaya doğru Boey kafayla keserek Torreira’ya kazandırıyor. Torreira topu hemen kontrol edip Icardi’ye oynuyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın kazandığı ikinci golün üç saniye öncesine bakıyoruz. Boey’nin kafa pasını kontrol eden Torreira (daire içinde) topu hemen kontrol edip Icardi’nin (dikdörtgen içinde) önüne bırakıyor. Bu sırada Icardi’nin pasıyla gol atacak olan Aktürkoğlu da hücum bölgesine hareketlenmiş durumda. (Kaynak.)

Icardi de Torreira’dan diklemesine aldığı pası gelişine Aktürkoğlu’na oynuyor. Bu hızlı paslaşmalar sayesinde kaleciyle karşı karşıya kalan Aktürkoğlu topun altına girerek maçı 2-0’a getiriyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın ikinci golüne bakıyoruz. Daire içindeki Icardi’nin pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalan Aktürkoğlu
(dikdörtgen içinde) topu altına girerek aşırtma bir vuruşla golünü atacak. (
Kaynak.)

Bu golde en büyük katkı kanımca Boey’nin kafa topunu hemen kontrol edip Icardi’ye kazandıran Torreira’ya ait. Galatasaray’ın 2-0 öne geçtiği bu hücumda sırasıyla Boey, Torreira ve Icardi’nin çok hızlı pas vermeleri sayesinde Galatasaray beş saniyede yaptığı dört pasla gol kazandı.

Hareketli Tetê

Tetê’nin sağ iç koridora yaptığı koşular sayesinde pas istasyonu haline gelmesi ve Galatasaray’ın hücum çeşitliğini nasıl artırdığına ilişkin tek örnek vereceğim.

Dakika 45,11. Galatasaray Muslera’yla hücum başlatıyor. Muslera Nelsson’a, o da Bardakcı’ya veriyor topu. Bardakcı orta saha civarındaki Aktürkoğlu’na yüksek bir top gönderiyor. Aktürkoğlu bu topu kafayla sağdan sağ iç koridordan bindiren Barış Alper Yılmaz’a oynuyor. O hemen merkezdeki Icardi’ye dönüyor. Icardi topu Mertens’e bırakıyor. Mertens gelişine sağdan bindiren Tetê’yi topla buluşturuyor. Tetê’nin şutu direğin yanından dışarı çıkıyor (aşağıdaki fotoğraf).

     Galatasaray’ın Tetê ayağından kaçırdığı gol pozisyonlarından birine bakıyoruz. Daire içindeki Mertens’in pasıyla ceza sahasına giren Tetê (dikdörtgen içinde) yerden vuruyor, ancak bu şut dışarı çıkıyor. (Kaynak.)

Patlayıcı madde: BAY

Ligin üzerinde bir patlama gücüne sahip olan Barış Alper Yılmaz’la ilgili tek örnek vereceğim.

Dakika 92,27. Adana Demirspor kendi yarı sahasından taç atışıyla topu oyuna sokuyor. Yusuf Erdoğan Badou N’Diaye’ye, o da Benjamin Stambouli’ye oynuyor. Onun Yusuf Sarı’ya atmak istediği topu Barış Alper Yılmaz Galatasaray yarı sahasında kontrol edip takımını hücuma çıkarıyor. Topu yaklaşık 30 metre süren Yılmaz iki Adana Demirsporlu futbolcunun arasından çıktıktan sonra sağ iç koridordan bindiren Cédric Bakambu’yu kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf).

 

Galatasaray’ın maçın sonuna doğru kazandığı penaltının iki saniye öncesine bakıyoruz. Kendi yarı sahasında kazandığı topu süren Barış Alper Yılmaz (daire içinde) sağdan bindiren Bakambu’yu (dikdörtgen içinde) kaçırıyor. Bakambu Adana Demirspor kalecisini geçtikten sonra yere düşürülecek. (Kaynak.)

Penaltıyla sonuçlanan bu pozisyonda Yılmaz’ın maçın uzatma bölümünde olmasına rağmen acı kuvvetiyle topu sürüp Bakambu’yu kaleciyle karşı karşıya bırakması bugüne dek Angeliño ve Kâzımcan Karataş’ın sol bek performanslarının çok üstünde.

Uzun pas dizileri

Bu konuda iki örnek vereceğim. İlk örnek, dakika 20,35. Galatasaray hücumu sağdan Boey’nin taç atışıyla başlıyor. Uzun pas dizisinin ardından Nelsson sağ iç koridordaki Boey’yi görüyor, o da çizgideki Tetê’yi. Bu sırada Mertens sağa doğru koşarak N’Diaye’yi üzerine çekiyor. Böylece Adana Demirspor’un merkezinde sadece Emre Akbaba kalmış oluyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın ilk golünün altı saniye öncesine bakıyoruz. Top Tetê’nin (kırmızı daire içinde) ayağında. Bu sırada Mertens sağa doğru hareketlenince N’Diaye onu takip ediyor (kırmızı dikdörtgen içinde). Böylece Adana Demirspor’un merkezinde sadece Emre Akbaba (lacivert daire içinde) kalmış oluyor. (Kaynak.)

Boey’nin pasında topla buluşan Tetê topu merkeze doğru çok az sürüp Aktürkoğlu’na oynuyor. Emre Akbaba bu topu almak için öne doğru hamle yapıyor, ama dokunamıyor. Bu sırada topu Tetê’ye veren Boey’nin ceza sahasına koştuğunu görüyoruz. Aktürkoğlu hemen bu koşuyu ödüllendiriyor. Boey böylece Galatasaray’ı 1-0 öne geçiren golünü kaydediyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın ilk golüne bakıyoruz. Boey (dikdörtgen içinde) daire içindeki Aktürkoğlu’nun pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalıyor ve onun sağında topu kaleye gönderiyor. (Kaynak.)

Çok paslı hücumla ilgili ikinci örnek var sırada. Dakika 57,20. Muslera topu eliyle Nelsson’a göndererek hücum fazını başlatıyor. Üst üste 15 pas yapan Galatasaray’da Torreira 16’ncı pası çizgiye basan Tetê’ye atıyor. Tetê karşısındaki David Akintola ve Yusuf Erdoğan’ın arasından çıkmak isterken düşürülüyor, hakem avantajı oynatıyor. Topu ceza sahası içinde kontrol eden Mertens hemen Aktürkoğlu’nu görüyor. Aktürkoğlu’nun altı pastan attığı şut dışarı çıkıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın ikinci yarıda kaçırdığı bir pozisyona bakıyoruz. Sağdan ceza sahasına girmek isteyen Tetê düşürülünce top Mertens’in önüne (daire içinde) önüne geliyor. O da hemen Aktürkoğlu’na (dikdörtgen içinde) oynuyor. Aktürkoğlu’nun vurduğu şut yukarıdan auta çıkacak. (Kaynak.)

Korner atışı sonrası hızlı hücum

Galatasaray’ın rest-defence’ta yaşadığı sorunla ilgili tek örnek vereceğim.

Dakika 67,27. Aktürkoğlu’nun kullandığı kornerde Icardi aşırmaya çalışıyor, bu topu kendi ceza sahasında kontrol eden Stambouli, Zaha’dan sıyrıldıktan sonra takımını hücuma çıkarıyor. Böylece 4’e 3 Adana Demirspor hücumu başlamış oluyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray’ın kullandığı korner atışı sonrasında başlayan Adana Demirspor hücumuna bakıyoruz. Top ayağında olan Stambouli (lacivert daire içinde) sağdan bindiren Yusuf Sarı’yı görecek. (Bu fotoğrafta çizgide bulunan Yusuf Sarı görülmüyor.) Adana Demirspor’un 4’e 3 gerçekleştirdiği bu hücumda kırmızı daire içindeki Barış Alper Yılmaz’dan sıyrılan Yusuf Sarı, Galatasaray ceza sahasına girip Belhanda’ya (lacivert dikdörtgen içinde) kilit pas verecek. Ancak Belhanda bu topu kontrol edemeyecek. (Kaynak.)

Stambouli sağdan bindiren Yusuf Sarı’ya aktarıyor topu. Sarı üzerine gelen Barış Alper Yılmaz’dan sıyrılıp Galatasaray ceza sahasına giriyor ve boş durumdaki Younès Belhanda’ya pasını veriyor. Ancak Belhanda topu kontrol edemiyor. Böylece Adana Demirspor mutlak bir golü kaçırmış oluyor.

Bu hücumda Galatasaray adına dikkat çeken bir konu var. İstanbul’da oynanan Manchester United maçında konuk takımın attığı üçüncü gol öncesinde sağ bek Wan-Bissaka’yı takip etmeyi bırakan Zaha (yukarıdaki fotoğrafta kırmızı dikdörtgen içinde) aynı şeyi burada da yaptı ve koşusunu keserek Adana Demirspor hücumunu izlemeye başladı.

Sonuç

Galatasaray dün Adana Demirspor karşısında 12 Aralık’ta Kopenhag’da oynayacağı FC København maçının provasını yaptı. FC København karşısında Galatasaray’ı iki zorlu faktör bekliyor.

Birincisi FC København’ın neredeyse sonsuz enerji harcaması. Zira FC København sadece A grubunun değil, Şampiyonlar Ligi’nin de en çok koşan takımlarından birisi ve maç başına 130 kilometreden fazla mesafe kat edebiliyor. Bu sayede de rakiplerinden neredeyse bir kişi fazla oynamayı başarıyor. (Galatasaray dün Adana Demirspor karşısında toplam 107, 52 km mesafe kat etti. Bu mesafe FC København maçı için kanımca oldukça yetersiz. Galatasaray’ın istediğini alabilmesi için Kopenhag’da 117-118 kilometre civarına çıkması gerekiyor.)

Galatasaray’ı bekleyen bir diğer zorlu faktör de FC København’ın takım oyunu oynaması. Aslında bu açıdan FC København reaktif oynayan bir takım. Galatasaray’ın ise bireysel performansa dayalı ön alan baskısı onu proaktif oynayan bir takım yapıyor.

Proaktifliğin mi, yoksa reaktif oynamanın mı başarı kazanıp kazanmayacağını Salı gecesi göreceğiz.

Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

İlgili İçerikler