03 Şubat 2024
Biraz eskiye, 2021-2022 sezonuna gideceğim. Hatırlardadır; Galatasaray sezona Patrick van Aanholt dışında Victor Nelsson, Sacha Boey, Barış Alper Yılmaz, Berkan Kutlu, Alexandru Cicaldau ve Olimpiu Morutan gibi daha çok umut vaat eden transferlerle başlamıştı. Her ne kadar ligde işler pek iyi gitmese de, yeni kurulan takım UEFA Avrupa Ligi'nde iyi sonuçlar alıyordu. Galatasaray bu kulvardaki yolculuğuna kendi sahasında Lazio'yu yenerek başlamış, ardından deplasmanda Olympique de Marseille ile berabere kalmayı başarmıştı. Sırada Moskova'da Lokomotif Moskova maçı vardı.
Çok bilinmez. Lokomotif Moskova o sezon değişik bir yapılanmaya gitmiş, profesyonel futbol şubesinin başına RB Leipzig'in sportif direktörü Ralf Rangnick'i getirmişti. Rangnick de Lokomotif'in teknik direktörlük koltuğu için Schalke 04, Hamburger SV, Köln gibi takımlardan tanıdığımız Alman teknik direktör Markus Gisdol'u seçmişti. Galatasaray o sezon UEFA Avrupa Ligi'nde grubunu birinci tamamlarken en çok Gisdol'un Lokomotif'i karşısında zorlanmıştı. (Moskova'daki zorlu maçı Kerem Aktürkoğlu'nun golüyle 1-0 kazanırken İstanbul'daki rövanşta Lokomotif'le 1-1 berabere kalmıştı.)
Bu anekdota niçin gerek duydum; şundan: O günlerde Lokomotif'in teknik direktörü olan Markus Gisdol bugün Samsunspor'un başında ve burada aslında önemli işler yapıyor. Samsunspor'u modern futbola formatlıyor. Ona her dem geçerli bir futbol karakteri kazandırıyor.
Gisdol'un Samsunspor'unun birkaç karakteristik özelliği var. Bunlardan ilki Samsunspor'un ligin en hızlı ve en doğrudan oynayan takımları arasında ilk sırada yer alması. Opta Analyst'e göre Samsunspor 2,16 metre / saniyeyle Sivasspor'la beraber ligin en hızlı hücum yapan takımı durumda.[1] Bunun yanı sıra Samsunspor 2,72 pasla, Gaziantep FK ve Kasımpaşa'dan sonra bir hücum sekansında en az pas yapan takım konumunda.[2] Bu değerler Samsunspor'u ligin en hızlı ve en doğrudan futbol oynayan takımı yapıyor.
Samsunspor'un bir diğer temel karakteristiği de ön alanda yaptığı baskının lig standardının üzerinde olması. Samsunspor rakibine kaptırdığı her iki toptan birinde (yüzde 50) hemen karşı prese başlayan ve bunda yüzde 28 başarı sağlayan bir takım. (Karşılaştırma yapılabilmesi için ön alan baskısı konusunda ligin en iyileri arasında yer alan Galatasaray'ın rakibine kaptırdığı topların yüzde 58'inde hemen karşı prese başladığını, bunların yüzde 36'sında da topu geri kazandığı bilgisini eklemek istiyorum.)[3]
Savunma aksiyonu başına pas (Passes per Defensive Actions / PPDA) oranları da Samsunspor'un ligin etkili ön alan baskısı yapan takımları arasında olduğunu gösteriyor. Opta Analyst'e göre Samsunspor PPDA değerlerinde 10.9'la Galatasaray (7.0), Fenerbahçe (9.2) , Beşiktaş (9.3), Trabzonspor (10.6) ve Antalyaspor'un (10.8) ardından ligin en iyi altıncı takımı durumunda.[4]
Bunların hepsini üst üste koyduğumuzda Galatasaray'ın dün çok zorlu bir karşılaşmaya çıktığını düşünmemiz gerekiyordu. Ama gerçekte öyle olmadı. Galatasaray daha maçın 11'inci dakikasında 2-0 öne geçerek maçı koparma noktasına getirdi.
Bu analizde daha öncekilerden farklı bir yol izleyeceğim ve dikkatimi çeken bazı konulara yer vereceğim.
Başlıyorum.
a. İlk 15 dakika: Galatasaray oyunun bu bölümünde hem topu, hem oyunu, hem de skoru aldı. Topu hızlı biçimde dolaştıran Galatasaray'da ilk 15 dakikaya damgasını vuran oyuncu kuşkusuz Barış Alper Yılmaz'dı. Galatasaray'ın ilk golünün geldiği korneri alan Barış Alper Yılmaz 11'inci dakikada yaptığı mini bir slalomla ikinci golü atarak maçı bir anlamda bitirdi.
b. 18 ile 49'uncu dakikalar arası: Oyunun bu bölümünün hâkimi Samsunspor'du. Bu bölümde Samsunspor Galatasaray'a etkili biçimde ön alan baskısı yaptı. Bunun sonucunda Galatasaray neredeyse hiç hücum yapamadığı, rakip ceza sahasına hiç giremediği ve tek bir şut bile atamadığı bir sekans geçirmek zorunda kaldı. Buna karşın aynı sekans içinde rakibi Samsunspor'a da tam 12 kez kendi kalesine şut çekme fırsatı tanıdı. Eğer Samsunspor bu bölümde bir gol bulmuş olsaydı, daha farklı bir maç izleyebilirdik.
c. 49'uncu dakika sonrası: Bu bölümde Galatasaray yeniden oyuna döndü ve rakibine oranla daha tehlikeli hücumlar üretti. Galatasaray bu bölümde Samsunspor kalesine 12 kez şut çekerken 17 kez de rakip ceza sahasına girdi. Aynı bölümde Samsunsporlu futbolcuların Galatasaray kalesine çektikleri şut sayısı ise beşte kaldı.
a. Galatasaray'ın forvet hattının, özellikle de Kerem Aktürkoğlu'nun ve Dries Mertens'in ön alanda top tutamaması, bolca pas hataları yapmaları. (Aktürkoğlu'nun maçı yüzde 59, Mertens ise yüzde 60 pas isabetiyle[5] tamamlaması zaten çok şey söylüyor.) Ön alanda top tutulamaması nedeniyle maçın bu bölümünde Galatasaraylı futbolcular Samsunspor ceza sahasına bir kere bile olsun giremediler.
b. Samsunspor'un temasa dayalı sert futbolu. Galatasaray bu futbola yanıt vermekte yetersiz kaldı. Temaslı ve sert oyunu sayesinde Samsunspor ilk yarıda ikili mücadele kazanma oranında Galatasaray'a yüzde 58'e karşı yüzde 42'yle üstünlük sağladı.[6]
c. Galatasaray savunma hattının pas yüzdesinin düşük olması. Bu nedenle özellikle ilk yarıda geriden oyunu kurmakta oldukça zorlandı. Galatasaray'da ilk yarıda pas isabet oranı yüzde 79 olarak gerçekleşti. Galatasaray defans hattında yüzde 79 olan takım ortalamasının üzerinde pas isabeti yapan tek oyuncu yüzde 84'le Berkan Kutlu oldu. Victor Nelsson ise yüzde 79'la takım ortalamasını yakaladı. Diğer iki defans oyuncusu, Kaan Ayhan (yüzde 66) ve Davinson Sánchez (yüzde 72) ise takım ortalamasının altında kalarak Galatasaray'ın Samsunspor'dan baskı yemesine etkide bulundular.
a. Galatasaray dakika 3,27'de başlayan hücumu sırasında bir korner kazandı. Bu kornerde Galatasaray'ın antrenmanda çalıştığı belli olan bir seti oynadı. Bu sette Mauro Icardi ile Barış Alper Yılmaz ön direkte topu arkaya aşırarak, Nelsson, Sánchez veya Lucas Torreira'nın topla buluşmasını sağlamaya çalışacaklardı.
Önceden çalışılmış bu organizasyonda top değmemesine rağmen önemli görevi olan bir oyuncu vardı: Torreira. Korner kullanılmadan önce Torreira, Icardi'ye koruyucu perde yapacak oyuncu rolünü üstlenmiş görünüyordu. Ancak korner atışının hemen öncesinde Icardi'nin yanından ayrılarak arka direğe gitti ve böylece korneri alan savunması yaparak karşılamaya hazırlanan Samsunspor defansının aklını karıştırdı.
Kerem Demirbay'ın iç bükey attığı kornerde Icardi ön direkte yükselerek topu arka direğe doğru havalandırdı. Geriden koşarak bu topa yükselen Nelsson ise sert bir kafa vuruşuyla (aşağıdaki fotoğraf) Galatasaray'ı 1-0 öne geçirdi.
55. Dakika 9,55. Samsunsporlu Olivier Ntcham'ın yanlış pasını Kaan Ayhan kazanıp Torreira'ya oynuyor. Sánchez-Mertens-Torreira üzerinden top Mertens'e geliyor. Mertens de öne koşu gösteren Barış Alper Yılmaz'ı kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Topla ceza sahasına giren Barış Alper Yılmaz'ı Samsunspor stoperi Alim Öztürk karşılamaya çalışıyor. Bu sırada kaleci Okan Kocuk da öne çıkıyor. Birden bu iki futbolcu arasında oluşn dar koridora dalan Yılmaz iki ardışık hareketle önce Kocuk'tan sıyrılıyor, ardından da sıfıra yaklaşırken zor bir açıdan kaleye vuruyor (aşağıdaki fotoğraf).
Samsunspor da normalde savunma çizgisini aut çizgisinden 39 metre önde kuran bir takım. Yani bu anlamda Trabzonspor'a oldukça benziyor. Burada biraz varsayımsal bir alana girerek bir soru soracağım: Acaba Galatasaray'ın son taktik antrenmanına katılmış olsaydı Okan Buruk Samsunspor karşısında da Zaha'yı santrfor olarak sahaya sürer miydi?
Elbette bu soru varsayımsal olduğu için buna sadece Okan Buruk yanıt verebilir. Ancak ben burada bir iddiada bulanacağım:
En önde Icardi'nin yer aldığı Galatasaray'la Zaha'nın yer aldığı Galatasaray arasında hücum anlamında belirgin bir fark var. Kanımca Icardi'yle Galatasaray daha statik bir oyun oynarken Zaha'nın santrfor olduğu Galatasaray'ın forvet hattı ise rakipler için tutulması daha zor bir yapıya evriliyor. Şundan; Icardi gol noktalarında topla buluşturulması gereken bir tek vuruş ustası. Topla orta mesafe (10-30 metre arası) kat etmesi ise çok mümkün değil. Bu da Galatasaray'ın rakip savunma açısından daha öngörülebilir sınırlarda hücum etmesine yol açıyor.
Ancak Zaha en uçtayken Galatasaray'ın forvet hattının öngörülebilme sınırları çok esniyor ve genişliyor. Zira Zaha kaliteli bir son vuruşa sahip olmasının (Zaha bugüne kadar 3,93 gol beklentisinden dokuz gol üretmiş bir forvet) yanı sıra aynı zamanda topla kolayca mesafe de kat edebilen bir dribling ustası.
Buradan hareketle Trabzonspor gibi açık ve hücum oynayan takımlara karşı Zaha'nın en uçta yer aldığı Galatasaray'ın sonuca gitme olasılığının, Icardi'nin en uçta yer aldığı Galatasaray'a oranla daha fazla olduğunu ileri sürüyorum.
Samsunspor dün ilk yarıda hücumlarının yüzde 40,3'ünü kendi sol kanadından, yani Galatasaray'ın sağ koridorundan gerçekleştirdi. Bunda hiç kuşkusuz Emre Kılınç'ın sol kanat forveti olarak görev yapmasının da ciddi payı vardı. Ancak Galatasaray'ın sağ kanat savunmasını zorlayan tek futbolcu Kılınç değildi. Samsunspor'da Kılınç'ın liderlik ettiği sol kanat hücumlarına dün sol bek olarak görev yapan van Drongelen'in yanı sıra ofansif orta saha futbolcusu Ntcham da katkı verdi. Hatta sağ iç olarak görev yapan Taylan Antalyalı da.
Bunu tek örnekle açıklamaya çalışacağım.
Dakika 45,50. Samsunspor kalecisi Okan Kocuk'un yüksek gönderdiği topu orta sahada Nelsson kafayla karşılıyor. Bu topu Samsunspor'un stoperi Lubomir Satka kontrol edip kendi sol iç koridorundaki van Drongelen'e oynuyor, o da ilerideki Kılınç'a. Kılınç kendi etrafında döndükten sonra topu merkezdeki Taylan Antalyalı'ya veriyor. O da gelişine bir pasla soldan van Drongelen'i kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf).
Tek başına topla Galatasaray ceza sahasına giren van Drongelen'i Sánchez karşılıyor. Bu iki futbolcunun mücadelesinde top arkaya doğru açılıyor. Burada Kılınç beliriyor (aşağıdaki fotoğraf) ve topu hemen kaleye paralel biçimde yerden merkeze doğru oynuyor.
Samsunsporlu Ntcham'ın üzerinden atladığı top Samsunspor'un sağ kanat forveti Carlo Holse'yle buluşuyor. Holse'nin gelişine vurduğu şutu Fernando Muslera zorlukla çıkarıyor.
Bu hücuma baktığımda gördüklerim şöyle:
Galatasaray bu sezon deplasmanlarda geçen yıla oranla biraz daha çok zorlandı. Nitekim bu sezon Galatasaray bütün puan kayıplarını (Kayserispor, Hatayspor, Fenerbahçe ve Sivasspor karşısında üç beraberlik, bir yenilgi) deplasman maçlarında yaşadı. Ancak son iki deplasman karşılaşmasında (Trabzonspor ve Samsunspor) Galatasaray'ın bu kusurunu minimalize ettiği görülüyor. Bu açıdan özellikle çok yorulduğu Gaziantep FK maçından dört gün sonra çıkılan Samsunspor deplasmanı Galatasaray için hayati öneme sahipti. Ancak beklenenin aksine Galatasaray Samsun'da fazla zorlanmadan galibiyete ulaştı.
Bu hafta içinde Okan Buruk ve teknik heyetinin önünde önemli bir görev var: Galatasaray'ı Bandırmaspor maçı üzerinden önce Başakşehir, ardından da UEFA Avrupa Ligi'ndeki zorlu Sparta Prag eşleşmesine hazırlamak. Burada elbette Okan Buruk'un yakın geleceğe daha bir ümitle baktığını da söylemek gerekiyor. Zira bir yandan yeni takviyeler (şimdilik Serge Aurier ve Carlos Vinicius) var, bir yandan da eksikler (Abdülkerim Bardakcı ve Hakim Ziyech) takıma dönüyor. Ve de en önemlisi; Trabzonspor karşılaşmasıyla beraber daha bir takım olmaya başlamış Galatasaray izlemeye başladık.
[1] Daha fazla bilgi için, https://theanalyst.com/eu/2023/08/turkish-superlig-stats-2023-24/ adresine bakılabilir.
[2] https://theanalyst.com/eu/2023/08/turkish-superlig-stats-2023-24/
[3] Bu bilgiyi Hikmet Pınarbaş'a borçluyum. Daha fazla bilgi için, https://www.youtube.com/watch?v=pM1AH3_2kHE adresine bakılabilir.
[4] https://theanalyst.com/eu/2023/08/turkish-superlig-stats-2023-24/
[5] Daha fazla bilgi için, https://www.sofascore.com/galatasaray-yilport-samsunspor/dlbsllb#id:11450111 adresine bakılabilir.
[6] Verileri yayıncı kuruluş olan www.beinsports.com.tr adresinden aldım.
Melih Şabanoğlu kimdir?Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep. Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu. Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi. Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani'den Galatasaray Spor Kulübü'ne Türkiye'de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var. Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor. |
Dünkü Beşiktaş hezimetine de ben aynı kapsamda, modern futbol zihniyetiyle oynayan bir takıma karşı elde edilen yenilgi gözüyle bakıyorum
Türkiye ilk yarısında oldukça etkili olduğu maçta Hollanda’ya 2-1 yenilerek Avrupa Futbol Şampiyonası’na çeyrek finalde veda etti. Bu sonuçla birlikte Montella yeniden eleştirilmeye başlandı. Ancak sağlıklı bir karar için süreci, oyunu ve oyuncuları doğru analiz etmek gerekiyor
11. Kariyer maçını oynayan sadece Demiral, Kadıoğlu ve savunma anlamında Barış Alper Yılmaz değildi. Kanımca Mert Günok da kariyer maçını oynadı. Uzatmanın son saniyesinde yaptığı kurtarış Türkiye milli takım tarihindeki en ikonik anlardan birisi olarak çok uzun süre hatırlanacak, Galatasaraylıların 2000’deki UEFA finalinde Claudio Taffarel’in yaptığı kurtarışı yıllar boyunca unutmamaları gibi
© Tüm hakları saklıdır.