Rüzgâra karşı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Rüzgâra karşı

Maçtan önce spor kamuoyunda tüm rüzgâr Beşiktaş’ın ve Şenol Güneş’in arkasındaydı. Ancak derbinin kazananı Galatasaray ve Okan Buruk oldu. Sezon başından bu yana hızlı kazanımlara imza atan Okan Buruk, maç planıyla derbiye damgasını vurdu.

8 Eylül’de, yani transferin son gününde Galatasaray beş futbolcuyla sözleşme imzaladı: Maruo Icardi, Juan Mata, Milot Rashica, Yusuf Demir ve Mathias Ross Jensen. Demir ve Jensen bonservis parası ödenerek transfer edilen iki genç oyuncuydu. Icardi ve Rashica ise kiralık. Mata da 1+1 yıl opsiyonla Galatasaray’a imza atmıştı. Bu transferler gerçekleşmesinden üç gün önce Galatasaray ligdeki beşinci maçını oynamıştı. Yani yola çıkılmadan önce kadro tamamlanmadığı gibi yapılan 13 transferden beşi de ligin beşinci haftası bittikten sonra gelmişti.

Bu örneği şundan verdim. Galatasaray uzayan genel kurul süreci nedeniyle her şeye geç başladı, transfere de. Ancak tek sorun bu gecikme değildi, bunun üzerine kadro planlamasında ortaya çıkan hataları ve kazaları da eklemeliyiz.

Bunları birkaç maddede anlatmaya çalışacağım.

1.Sağ bek rotasyonu: Galatasaray sezon başında sağ bek pozisyonunu yerlileştirmek için Mert Müldür’le ilgilenmiş, ancak bu futbolcunun kulübü Sassuolo’nun yüksek bonservis istemesi nedeniyle Olympique Lyonnais’den Léo Dubois’yı transfer etmişti. Dubois’nın rotasyonunda Omar Elabdellaoui düşünülüyordu. Zira Sacha Boey sezon açılışında Florya’ya gelmemiş, menejerleri üzerinden Galatasaray’dan ayrılmak istediğini belirtmişti. Bu nedenle de Avusturya kampına götürülmemiş, menejerleri takım ararlarken o da Florya’da bireysel antrenmanlar yapmıştı.

Ancak beklenmeyen bazı gelişmeler bu fotoğrafı hızla değiştirdi. Önce hazırlık maçında Léo Dubuois sakatlandı. Elabdellaoui’nin de yetersiz olduğu görüldü. Ligin ilk maçına günler kala Sacha Boey özür dileyerek Galatasaray’da oynamak istediğini iletince Antalyaspor maçı için apar topar ilk 11’e alındı.

Böylece planlananın hilafına lige sağ bekte Boey-Dubois-Ali Turap Bülbül rotasyonuyla başlamış oldu Galatasaray.

2. Sol bek rotasyonu: Bu pozisyonda ana plan Patrick van Aanholt’tu, yeni transfer edilen yıldız adayı Kâzımcan Karataş ise onun rotasyonunda yer alacaktı. Bir de hiçbir kulüp istemediği için rezerv takıma gönderilen Emre Taşdemir vardı takım bünyesinde.

3. Kanat forvetler: Sağ ve sol kanat forvetleri için Yunus Akgün ile Kerem Aktürkoğlu Galatasaray’ın A planıydı. Yerli kontenjanı nedeniyle ilk 11’de oynamaları planlanan bu iki futbolcunun yedeği ise geçen sezon takıma kazandırılan Barış Alper Yılmaz’dı. Rotasyonun son oyuncusu ise transferin son gününde kiralanan Rashica oldu. Ancak 8+3 kuralı nedeniyle Rashica’nın nasıl forma giyeceği muammaydı.

Plan değişiyor

Görüldüğü gibi sağ kanatta Dubois ile Akgün, solda ise Aanholt ile Aktürkoğlu’nun ilk 11 oynamaları planlanıyordu Galatasaray’da. Boey, Karataş, Yılmaz ve Rashica ise rotasyon oyuncuları olacaktı.

Ne var ki sahanın gerçekleri bu planlamayı çok kısa süre içinde tekzip etti. Önce geçen yıl potansiyeli hakkında bazı fikirler veren Boey bu yıl inanılmaz bir seviyeye çıkarak formayı kaptı ve Dubois’yı yedeğe itti. Ardından da kanat forvetlerde tüm bir sezonun Akgün ile Aktürkoğlu’yla geçmeyeceği görüldü. Ama bir taraftan da 8+3 kuralının getirdiği sınırlamalar vardı. Okan Buruk bu sınırlamayı sol bek pozisyonunu Karataş-Taşdemir ikilisine emanet ederek aştı. Böylece sol bek pozisyonu ligin dokuzuncu maçı olan Kayserispor karşılaşmasında Kâzım Karataş üzerinden yerlileştirilerek Rashica’ya ilk 11 yolu açılmış oldu. Ancak Karataş bir sonraki hafta Alanyaspor maçında sakatlanınca, forma Emre Taşdemir’e teslim edildi.

Bugün itibariyle gelinen nokta şu: Tüm bu plan değişiklikleri sonucunda Galatasaray kanatlarda yabana atılmayacak bir rotasyonu devreye soktu: Sağ kanatta Boey, Dubois, Rashica, Akgün, solda ise Karataş, Taşdemir, Aktürkoğlu. Ortak eleman ise Yılmaz. Ayrıca kanatlarda da oynayabilen Yusuf Demir de var. Burada tabii Okan Buruk’tan da söz etmek gerekiyor.

Okan Buruk Galatasaray teknik direktörlüğüne tırnaklarıyla kazıyarak geldi. Bugün 3. Lig’de mücadele eden Akhisar Belediyespor gibi bir takımla Türkiye Kupası kazanmak, Abdullah Avcı’nın yapamadığı bir şeyi başararak Başakşehir gibi bir takımla Türkiye şampiyonu olmak gibi unvanlar var Okan Buruk’un arkasında. Ancak yine de Galatasaray’daki bütün kapıların ona açıldığını söyleyemeyiz göreve başladığından beri. Geldiği ilk günden bu yana hep rüzgâra karşı ilerlemek zorunda kaldı Okan Buruk. (Ona Galatasaray’daki hangi kapıların kapalı olduğunu anlamak için dünkü Beşiktaş maçının ilk yarısının bitiminde Twitter’a atılan bazı mesajlara bakmak yeterli olacaktır.)

Hızlı kazanımlar

Elbette her teknik direktör gibi Okan Buruk da tartışılmaktan azade tutulamaz. Oyun planı, yaptığı değişiklikler her dem tartışılacaktır. Tartışılmalı da. Bu hayatın doğal ve sağlıklı evrimi işleten bir gerçeği. Ancak ben bu tartışmada gözden kaçırıldığı gerekçesiyle Okan Buruk’un sağladığı hızlı kazanımları gündeme getirmek istiyorum.

Nedir bunlar? Emre Taşdemir gibi sezon başında rezerv takıma gönderilen bir oyuncuyu fizik ve zihin açısından lige hazır tutmak. Kâzım Karataş gibi yıldız adayı olarak transfer edilen genç bir oyuncuya Galatasaray formasını vermek. Barış Alper Yılmaz gibi geçen sezon inişli bir grafik izleyen bir oyuncudan giderek artan biçimde verim almaya başlamak. Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün’ü kendilerinin saptadığı konfor alanının dışına çıkararak gelişmeye yönlendirmek. Bunlar Okan Buruk’un hızlı kazanımlarından sadece birkaçı.

Bunları biraz açmak istiyorum.

Emre Taşdemir örneği

Yıllar sonra ilk kez geçen hafta oynanan Fatih Karagümrük maçında ilk 11’de başlayan Emre Taşdemir, karşılaşmayı bir gol, bir de golü atan Juan Mata’ya pası veren (Mata’nın ilk şutu defanstan döndüğü için bu pas asist olarak geçmedi kayıtlara) oyuncu olarak tamamlamıştı. Taşdemir, Beşiktaş maçına gerginlikten olsa gerek biraz tutuk olarak başlasa da karşılaşma ilerledikçe çok göze çarpmayacak çok kritik hamlelerde bulundu.

Bunlardan üç örnek vereceğim.

Dakika 57,26. Kaleci Fernando Muslera ilerideki Rashica’ya yüksek oynuyor, ancak Umut Meraş kafayla uzaklaştırıyor. Sahipsiz kalan topu ikinci bölgede Mertens kazanıyor ve tam bu anda fotoğrafa Emre Taşdemir giriyor.

Top Mertens’e geldiğinde (dakika 57,32) Taşdemir soldan ileriye doğru koşmaya başlıyor. Mertens Rashica’yla oynayıp topu yeniden aldığında Emre Taşdemir’in Beşiktaş ceza sahasının tam önünde görüyoruz. Elini kaldırarak Mertens’ten pas istiyor. Top gelince de ters ayağıyla Beşiktaş kalesine şut çekiyor.

Her ne kadar çektiği şutta top farklı biçimde auta çıksa da Taşdemir’in taktik disiplin içinde top Galatasaray’a geçtiği her an rakip yarı sahasına yaptığı bu koşular Beşiktaş maçında çok önemli oldu. Ki bunun ne kadar yaşamsal olduğunu Galatasaray’ın yaklaşık iki dakika sonra attığı ikinci golde daha net biçimde gördük.

Bu pozisyondan yaklaşık bir dakika sonrası, 58,31. Beşiktaşlı George-Kevin N’Koudou ikinci bölgede soldan Galatasaray ceza sahasına orta yapıyor. Topu Taşdemir kendi ceza sahası çizgisinde karşılıyor ve kafayla ileriye gönderiyor (Aşağıda birinci fotoğraf).

Taşdemir’in kafayla uzaklaştırdığı top, ikinci bölgede Mertens’e geliyor. Tam bu sırada Galatasaray’ın sol kanadında iki futbolcu koşmaya başlıyor. Bunlar Barış Alper Yılmaz ve Emre Taşdemir. Mertens solda süratli koşu yapan (saatte yaklaşık 30 kilometre ve üstü) Yılmaz’ı kaçırmak istiyor, ancak bu uzun pası Beşiktaş stoperi Tayyip Talha Sanuç çeliyor.

Top, rakip yarı sahaya koşan Taşdemir’in pasıyla Yılmaz’a geliyor (aşağıdaki ikinci fotoğraf). Yılmaz biraz yavaşlıyor, oyunu kontrol ettikten sonra topu geriden gelen Oliveira’ya veriyor. Top gelmeden önce çevre kontrolü yapan Oliveira açısını değiştirdikten sonra ceza sahasında sola doğru koşan Icardi’nin kafasına orta yapıyor. Icardi de kafayla topu doksan dereceyle Beşiktaş kalesine.


Fotoğraf 1- N’Koudou’nun ortasını Galatasaray ceza sahası çizgisi üstünde Emre Taşdemir (kırmızı dikdörtgen içinde) kafayla karşılıyor. Bu top Mertens’e gidiyor. Taşdemir’in topu kafayla vurmasından sonra kırmızı daire içindeki Barış Alper Yılmaz Beşiktaş yarı sahasına doğru koşmaya başlayacak. Icardi’nin kafayla atacağı golün ortasını yapacak olan Oliveira ise (kırmızı üçgen) henüz oyunu izliyor.


Fotoğraf 2 Mertens’in soldaki kırmızı daire içindeki Barış Alper Yılmaz’a atmak istediği ancak Beşiktaş stoperi Tayyip Talha Sanuç tarafından çelinen topu ileriye doğru koşusunu sürdüren Taşdemir (kırmızı dikdörtgen içinde) Yılmaz’a kazandırıyor. Bu sırada golün asistini yapacak olan Oliveira da (kırmızı üçgen içinde) atağa katılmış durumda, rakip yarısına doğru koşuyor, birazdan ikinci golün asistini yapacak Icardi’ye.

Son örnek, dakika 73,46. Beşiktaş birinci bölgede soldan Umut Meraş’la uzun bir taç atışı kullanıyor. Orta saha civarında olan Cenk Tosun kafayla Galatasaray kalesine doğru koşan Jackson Muleka’nın önüne aşırıyor topu. Bu sırada Victor Nelsson ile Muleka aynı hizada. Emre Taşdemir de Muleka’yla aynı hizada, ama yaklaşık 5-6 metre daha solda için onu yakalaması oldukça zor. Muleka birden hızlanarak Nelsson’u hemen geride bırakıyor. Ancak Taşdemir de onun kadar hızlı. Muleka’ya yetişiyor. Yatarak topa ayağını sokuyor (aşağıdaki fotoğraf) ve Muleka’nın iyi bir vuruş yapmasını önlüyor.

Maç 2-1 Galatasaray lehine. Emre Taşdemir Beşiktaş’ın beraberlik sayısını bulmasını önlüyor.

Bu dediklerim elbette Taşdemir’in tastamam bir sol bek olduğu anlamına gelmiyor. (İlk yarının uzatma bölümünde Cenk Tosun’un Galatasaray ceza sahasına girip zayıf bir şut çıkardığı pozisyonda Taşdemir’in dengesini kolayca kaybettiğini gördük.) Vurgulamak istediğim şey Taşdemir’in, Okan Buruk’un oturtmaya başladığı oyun yapısına fizik ve zihin açısından hızla olumlu reaksiyon vermesi.

Barış Alper Yılmaz örneği

Buradan Barış Alper Yılmaz’a geçebiliriz. Emre Taşdemir gibi Okan Buruk’un oyun sistemine hızlı ve olumlu yanıt veren bir diğer kanat oyuncusu da Barış Alper Yılmaz. Galatasaray’ın attığı her iki golde de Barış Alper Yılmaz sahnedeydi, özellikle de ilk golde. Icardi’nin sol ayağıyla attığı bu golden sonra Yılmaz’ın bir duygu patlaması yaşadığı dikkatlerden kaçmamıştır. (Gole Icardi’den daha fazla sevindi, bu nedenle takım arkadaşları ona koştular.) Bunun nedenini maçtan sonraki söyleşisinde anladık. Zira Yılmaz yayıncı kuruluş mikrofonlarına bu gol için çok çalıştıklarını söyledi. Yani bunun bir antrenman golü olduğunu ihsas etti, ama detaylara girmeden hemen konuyu kapattı.

Galatasaray’ın attığı bu golün iki özelliği var. İlki, bu golde üç forvet oyuncusu da işin içindeydi: Ortayı yapan sağ kanat forvet oyuncusu Rashica, kafayla asist yapan sol kanat forvet Barış Alper Yılmaz ve golü atan santrfor Icardi.

Golün özelliği

Golün ikinci özelliği ise Beşiktaş’ın 11 futbolcuyla topun arkasında olduğu bir zaman diliminde (bu sırada Beşiktaş’ın takım boyu sadece 18 metreydi, yani bloklar arasında boş alan yoktu) gol bölgesinde üçe iki üstünlük sağlanarak atılması. Görelim.

Dakika 17,23. İkinci bölge bitiminde Galatasaray sol beki Taşdemir taç atışında topu Abdülkerim Bardakçı’ya, o da Nelsson’a veriyor. Nelsson ise sağ çizgiye basan Boey’ye. Tam bu sırada sağda üçe üç eşitlik var. Merkezde ise Beşiktaş dörde ikiyle sayısal olarak üstün (aşağıdaki fotoğraf) durumda.

Nelsson’un pasında top Boey’ye gelince sağ kanatta üçe üç eşitlik oluştu. Merkezde ise Beşiktaş Galatasaray’a göre sayısal olarak 4’e 2 üstündü.

Ancak bu fotoğraf birden değişiyor. Boey, hızla ileri hareketlenen Rashica’ya oynadığında Souza muhtemel bir tehlikeye karşı önlem almak için hafice sağa yanaşıyor. Ancak bir yandan da merkezdeki Torreira’yı kontrol ediyor. Torreira’yı kontrol eden sadece Souza değil, aslında Oliveira’yı tutması gereken Salih Uçan da Torreira’yı gözüyle kontrol ediyor. Bunu gören Oliveira birden ceza sahasına giriyor ve Icardi’yi marke eden Tayyip Talha Sanuç’u ikilemde bırakıyor. Böylece bir anda gol bölgesinde Galatasaray üçe iki sayısal üstünlük sağlamış oluyor (Aşağıdaki fotoğraf).


Kırmızı dikdörtgen içindeki Rashica ceza sahasına ortasını yapmış durumda. Beşiktaş’ın soldan sağa Salih Uçan, Souza ve Gedson Fernandes’ten oluşan orta sahası aynı çizgi üzerinde ve oyundan düşmüş vaziyette. Buna karşın Galatasaray’ın orta saha oyuncusu Oliveira ceza sahasına yaptığı koşuyla Beşiktaş defansının dengesini bozuyor, böylece Galatasaray gol bölgesinde rakibine 3’e 2 sayısal üstünlük sağlıyor.

Icardi önce stoperini sağa çekiyor. Sonra birden sola doğru koşarak ondan kurtuluyor ve Yılmaz’ın kafayla yaptığı asisti gole çeviriyor.

Okan Buruk’un maç planı

Geçen hafta Ümraniyespor karşısında Beşiktaş iki yarıda farklı formasyonla oynadı. İlk yarıda Şenol Güneş kanatların kullanımını beklere bırakmıştı. Dele Alli, Cenk Tosun ve Wout Weghorst’tan oluşan forvet hattı ise 1+2 formasyonuyla merkezde konumlanmıştı. Güneş’in amacı Tosun ve Weghorst’un hava hâkimiyetinden yararlanmak ve onların indirecekleri toplarla sonuca gitmekti. İkinci yarı Dele Alli’nin sakatlanıp çıkmasından sonra forvet hattında değişikliğe gitti Şenol Güneş, Alli’nin yerine giren Nathan Redmond’u sağ önde, Cenk Tosun’u ise sol önde görevlendirdi.

Geçen hafta 5-2 gibi sansasyonel bir galibiyet almasına rağmen Beşiktaş’ın ciddi saha içi sorunları olduğu da gözden kaçmamıştı. Ön alan baskısıyla topun kazanılmadığı sekanslarda Beşiktaş’ın defans hattıyla orta saha bloku arasındaki yerleşim ve mesafe sorunları olduğu görülmüştü.

Ümraniyespor karşılaşmasını analiz eden Okan Buruk ve kurmaylarının Beşiktaş maçı için hazırladıkları planda rakibin oyun planını bozmak için iki önlem aldıkları anlaşılıyor.

İlki Beşiktaş’ın Tosun ve Weghorst’un hava hâkimiyetini kullanmak amacıyla uzun oynamalarına önlem olarak merkezi kalabalık tutmak. Amaç bu ikilinin top indireceği bölgelerde sayısal üstünlüğü sağlamaktı. (Bu bölgelerde ikinci topların çoğunu alan Galatasaray Beşiktaş’ın uzun toplarla hücuma çıkmasını önlemiş oldu.)

Okan Buruk ve kurmaylarının ikinci planı ise kanat forvetleri (Rashica ve Yılmaz) rakip kaleye yakın konumlandırmak oldu. Böylece bir yandan Beşiktaş beklerinin hücuma katılmasını önlenmiş olacaktı, diğer yandan da hücum baskısı doğrudan kanat beklerinin üzerine bindirilecekti.

Okan Buruk’un hücumda başka bir planı daha vardı: Mertens’i daha önde ikinci santrfor gibi konumlandırarak onun Torreira ve Oliveira ile arasındaki mesafeyi artırmak. Burada amaç Beşiktaş’ın defans hattıyla orta sahası arasındaki mesafeyi daha da açmaktı.

Buruk’un bu planı esas olarak ikinci yarıda oldukça iyi işledi. Zira Torreira ve Oliveira biraz daha geride konumlanınca Beşiktaş’ın orta sahası da onlara yanaştı, böylece defans hatlarıyla olan mesafe daha da açıldı. Beşiktaş’ın defans hattıyla orta saha bloku arasındaki bölgeye Mertens girdi. Galatasaray bu bölgede dönen topları toplayarak ölümcül hücumlar üretti. (Nitekim maçtan sonra Şenol Güneş baskı yaparken dönen topları rakibe kaptırmaktan acı acı yakındı.)

Bu kapsamda Beşiktaş’ın maçtan önce hücum silahı olarak tasavvur ettiği forvet oyuncularına yüksek toplar atmak stratejisini aslında Galatasaray’ın kullandığını da söylemeliyim. Bu tür hücumlara örnek olarak Muslera’nın ilk yarının uzatmalarında dakika 47,31’de Icardi’ye attığı topu (Romain Saiss ayağını uzatıp dokunduğu top Mertens’te kaldı, aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi Mertens kaleye şut atmak yerine sağda boş olan Rashica’yı görse daha tehlikeli bir hücum olacaktı), yine Muslera’nın 57,26’da Rashica’ya oynamasını (bu pozisyon Emre Taşdemir’in ters ayakla auta attığı şutla sonuçlandı) verebilirim.

Bu pozisyonda Mertens kaleye şut çekmek yerine en sağda demarke vaziyetteki Rashica’yı görebilse Galatasaray bu hücumda daha büyük bir tehlike üretebilirdi.

Esasında Galatasaray gerek yüksek oynayarak, gerekse de Torreira-Oliveira ikilisini geriye çekip Mertens’i arasındaki mesafe açılan Beşiktaş defans hattıyla orta sahası arasına sokarak maçı koparabileceği fırsatlar üretti. Bunlardan yararlanılamasa da Okan Buruk’un oyun planının işlediği çok açık.

Nitekim sayısal veriler ¹Galatasaray’ın sadece skoru değil, oyunu kazandığını da gösteriyor:

Sonuç

 

Açıkça maçtan önce tüm rüzgâr Şenol Güneş’in ve Beşiktaş’ın arkasındaydı. Beşiktaş’ın duran top organizasyonları övülüyor, Galatasaray’ın skor üretmesindeki esas sorunun santrforlarını rakip ceza sahasında topla buluşturamamak olduğu söyleniyordu. (Esasında sorun eğer buysa bu sorunun hâlâ devam ettiğini söylemek gerekiyor, zira Beşiktaş karşısında Icardi rakip ceza sahasında sadece yedi kez topla buluştu ve üç şut çekebildi. Bunların ikisi gol oldu, diğeri ise direkten döndü. Eğer direkten dönen şutu da gol olsaydı kusursuz olarak adlandırılan -sağ ayak, kafa ve sol ayakla üç gol- bir hat-trick yapmış olacaktı.) Maçtan önce yine benzer biçimde Beşiktaş’ın merkez orta sahasının Galatasaray orta sahasına karşı üstünlük sağlayacağı da dillendiriliyordu.

Beşiktaş’ın duran top üstünlüğü dışında hiçbir planı Galatasaray’a karşı çalışmadı ve maçı Okan Buruk’un oyun planı kazandı.

Geçen haftaki yazıda Galatasaray’ın merkezden üretim sorunu yaşadığına dikkat çekerek kanatları üzerinde uçmaya çalıştığının altını çizmiştim. Galatasaray Beşiktaş maçında da yine gollerini kanat organizasyonları üzerinden buldu, ancak Okan Buruk’un Beşiktaş’ın defans hattıyla orta sahası arasındaki mesafeyi açarak buraya Mertens’i sokma planı sayesinde Belçikalı oyuncu, her ne kadar gol ve asist üretemese de Galatasaray’daki en verimli maçını oynadı. Nitekim Mertens’in maçı altı kilit pasla tamamlaması tamamen bu planın sonucu.³ Keza Galatasaray orta sahasının diğer futbolcusu Oliveira da maçı bir asistle tamamlayarak skor üretimine yardımcı olmayı sürdürdü.

Dolayısıyla Okan Buruk’un kanatlarda sağladığı hızlı kazanımlara, Beşiktaş maçı özelinde merkez orta saha bölgesini de eklediğini söylemek yanlış olmaz. Rakip ceza sahasında topla fazla buluşamayan Icardi’nin maça damga vurmasını da bu kazanım üzerinden okumalıyız.


¹OPTA verileri.

² RCS: Rakip ceza sahasında topla buluşma sayısı.

³Bu istatistiği Maçkolik sitesinden aldım.

İlgili İçerikler