Önce hayal vardı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Önce hayal vardı

Galatasaray, Okan Buruk ve ekibinin kafasındaki futbola yavaş yavaş yaklaşıyor. Hıza, doğrudan oyuna, bir oyun kültürü ve ezberine dayanan bu futbol, Okan Buruk’un hayallerinden çıkarak ete kemiğe bürünmeye başladı

Tarih 5 Kasım 2022. Ali Sami Yen’de Galatasaray-Beşiktaş maçı oynanıyor. Maçı çıplak gözle izleyenler arasında Fenerbahçe’nin teknik direktörü Jorge Jesus da var. Galatasaray Beşiktaş’ı 2-1 yendiği maçta Jesus bol bol not tutuyor.

Jorge Jesus, bundan yaklaşık iki ay sonra, 4 Ocak 2023’te yine Ali Sami Yen’de oynanan Galatasaray-Ankaragücü maçına bu kez üç yardımcısını gönderiyor. Fenerbahçe cephesinin Galatasaray maçı öncesindeki hazırlıklarının bir bölümüydü bu maç izlemeler.

Galatasaray cephesine gelince. Okan Buruk’un rakiplerinin maçlarını canlı izleyen bir teknik direktör değil, en azından Galatasaray’ın başındayken. (Fenerbahçe’yi çıplak gözle yardımcısı İrfan Saraloğlu izlemiş olabilir.)

Ancak maç sonundaki açıklamalarından Okan Buruk’un Fenerbahçe maçına ilişkin bir planı ve bolca hayali olduğunu öğreniyoruz. Nedir bunlar? Léo Dubois’dan başlayalım. Ankaragücü maçından sonra Dubois’yla özel bir görüşme gerçekleştiriyor Okan Buruk ve Fenerbahçe karşısında kendisini sol bekte oynatmak istediğini, ancak kendisinden daha önceki sol bek performanslarından çok daha fazlasını beklediğini söylüyor. Niçin Dubois peki? Çünkü Okan Buruk, Fenerbahçe’de sağ kanatta sol ayaklı İrfan Can Kahveci oynarsa (ya da sonradan oyuna girerse) onu en iyi sol bekte sağ ayaklı Dubois’nın durduracağını hayal ediyor. Onun defansif yeteneklerine ve tecrübesine güveniyor

Okan Buruk’un bir hayali daha vardı; Berkan Kutlu.

Berkan Kutlu, geçen haftaki Ankaragücü maçında sahanın en iyileri arasındaydı. Ancak buna rağmen Fenerbahçe maçında ilk 11’de olmayı beklemiyordu. Çünkü Okan Buruk’un derbide kendisine değil, cuma günkü antrenmana çıkan Lucas Torreira’ya şans vereceğini düşünüyordu. Yanıldı tabii.

En önemli rakibini analiz ederken Fenerbahçe’nin zaman zaman Galatasaray’ın yaptığı gibi geriden uzun toplarla çıktığından hareket eden Buruk, merkez orta sahada bu topların ribauntlarını toplayacak bir oyuncuya ihtiyaç duyuyordu. Oynadığı her maçta 12 kilometreden daha fazla mesafe kat eden Kutlu ribaunt toplama işini yapabilirdi. Buruk ayrıca hava toplarında 1,66 metre uzunluğundaki Torreira yerine 1,86 metre boyundaki Kutlu’nun daha etkili olacağını da hayal etmişti. Kutlu’nun bu iki özel görevin yanı sıra sol ayağıyla geriden attığı ters uzun toplar da Galatasaray’ın hücum setleri arasında yer tutuyordu. Berkan’ın ters uzun topla başlattığı bir hücuma (dakika 27,14’te Kutlu’nun uzun topuyla girilen gol pozisyonu) aşağıdaki set hücumlarında değineceğim.

Buruk’un üçüncü hayali santrfor pozisyonunda oynattığı Barış Alper Yılmaz’dı. Buruk’a göre acı bir kuvvete sahip olduğunu düşündüğü Yılmaz hızı sayesinde, defansını önde kuran Fenerbahçe’ye karşı en önemli kozlardan birisi olacaktı. Barış Alper Yılmaz başta Fenerbahçe defansının zayıf halkası Gustavo Henrique olmak üzere, Serdar Aziz ve Attila Szalai’yi yıpratarak hem kendi için fırsatlar yaratacak, hem de takım arkadaşlarının dolduracağı koridorlar açacaktı.

Okan Buruk Galatasaray’ın, Barış Alper Yılmaz’a, yine seri stil bir futbola sahip Milot Rashica, Kerem Aktürkoğlu ve Dries Mertens’in yanı sıra takımın açık ara en atleti olan Sacha Boey’nin de eklenmesiyle cüsseli ama hızlı olmayan Fenerbahçe defansını cezalandıracağını hayal ediyordu.

Bu kurgunun iki avantajı daha vardı. İlki Galatasaray’ın seri stil futbolcularının yarattığı tehdit nedeniyle Fenerbahçe’nin defansını biraz daha geriye çekmesiydi. Böylece Galatasaray Fenerbahçe’nin boyunu biraz uzatarak rakibinin etkili pres yapmasının da önüne geçmiş olacaktı. İkinci avantaj ise, Galatasaray’ın hızlı atakları Fenerbahçe’yi neredeyse takım halinde geriye koşturmak anlamına geleceği için rakibin enerjisi maçın ilerleyen bölümlerinde aşağıya çekilmiş olacaktı.

Okan Buruk’un bir diğer hayali Fenerbahçeli oyunculara ikinci bölgede sayısal çokluğa dayalı baskı yapmaktı. Buradaki amaç da kritik yerde topu kazanarak rakip kaleye en kısa ve en hızlı yoldan ulaşmaktı tabii.[1]

Okan Buruk’un maç sonundaki basın toplantısında seslendirmediği başka bir planı daha vardı: Kimsenin, özellikle de Fenerbahçeli forvet oyuncularının beklemediği biçimde geriden pasla, ama hızlı biçimde hücuma çıkmak. Galatasaray maç içinde zaman zaman geriden hızlı biçimde ayağa pasla hücuma çıkarak, bugüne dek pek görmediğimiz ve önümüzdeki zaman diliminde bolca izleyeceğimiz yeni bir seti de devreye sokmuş oldu.

Elbette son tahlilde Galatasaray’la Fenerbahçe arasındaki skor ve oyun farkına bu faktörler ve bunları sahaya dökmek için bugüne kadar zahmetli biçimde yapılan taktik antrenmanlar yol açtı.

Maçın detaylı analizini temelde bu parametreler üzerinden yapmaya çalışacağım.

Hızlı karşı hücumlar

Galatasaray’ın bu sezonki doğrudan futbolunda en önemli kalemi rakip atağını kestikten sonra hızlı hücuma çıkmak oluşturuyor. Galatasaray için bu yaşamsal önemde, çünkü sahaya hücum etmek için yayılan rakipler topu kaptırınca savunma yerleşimlerinde önemli açıklar verebiliyorlar.

Burada elbette iki önemli nokta var. İlki takımın savunma yerleşimini, en hızlı biçimde atağa çıkacak şekilde gerçekleştirmesi. İkincisi ise topun kazanıldığı bölge. (Açık ki rakip kaleye en hızlı gitmek üçüncü bölgede kazanılmış bir top sayesinde çok daha kolaydır.)

Bu açıdan baktığımızda Galatasaray, Fenerbahçe’ye agresif biçimde ön alan baskısı yapmadığı için genellikle birinci bölge sonuyla ikinci bölgede top kazandı. Ancak kendi hücumları sırasında kaybedilen topu hızla geri kazanmak amacıyla üçüncü bölgede de etkili karşı pres yaptığı zaman dilimlerini gördük maçta. Ancak hangi bölgede kazanılırsa kazanılsın, Fenerbahçe karşısında rakip kaleye çok hızlı ve doğrudan gitmeye gayret etti Galatasaray. Zaman zaman da bunda başarılı oldu.

Buraya karşı pres ve savunma yerleşimiyle ilgili sadece iki örnek alıyorum.

İlk örnek, dakika 4,18. Fenerbahçe’de Henrique geriden uzun ve yüksek top gönderiyor sağdaki takım arkadaşı Bright Osai- Samuel’e. Maçın hemen başında Fenerbahçe’nin sağdan yaptığı ikili bindirmeleri kesmesi için Okan Buruk tarafından sol beke çekilen Sacha Boey kafayla kesiyor bu yüksek topu. Sahipsiz kalan topu Aktürkoğlu alıyor Galatasaray ceza sahası önünde. Aktürkoğlu önce Sergio Oliveira’yla ikili oynuyor. Topu biraz sürdükten sonra da Barış Alper Yılmaz’la. Top kendisine gelince de soldan kaçan Boey’ye pas atıyor, fakat pozisyon ofsaytla kesiliyor.

Her ne kadar ofsayt da olsa henüz beşinci dakikada gerçekleşen bu hızlı hücumda maç öncesinde Okan Buruk’un planlamasında yer alan iki ana unsuru da görüyoruz. İlki defans yaparken sahaya en hızlı hücum yapacak şekilde yerleşmek (rest-offence). İkincisi ise hücum yapan Fenerbahçeli oyunculardan topu kaparak onları savunma yapmaları için geri koşturmak.

Galatasaray örneğini verdiğim bu hızlı karşı hücumda maç içinde yapacaklarının da kopyasını vermiş oluyor izleyen herkese.

İkinci örnek; dakika 60,38. Fenerbahçe’nin kullandığı köşe vuruşunda boşta kalan topu alan Dubois Aktürkoğlu’nu görüyor. Galatasaray’ın hızlı atağı başlamış oluyor böylece. Aktürkoğlu dribling yaparken Barış Alper Yılmaz sol öne depar atarak topu istiyor ve alıyor. Sonra da soldan ceza sahasına giriyor, topa basıp terse dönmek isterken arkasındaki Lincoln’e çarparak yere düşüyor. Sahipsiz kalan topu Miguel Crespo kazanıp Michy Batshuayi’ye oynuyor. Batshuayi sağdan bindiren Ferdi Kadıoğlu’nu kaçırmak isterken Boey pas arası yaparak yeniden hücuma çıkarıyor Galatasaray’ı.

Aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi[2] Boey topu kazandığı anda Galatasaray sekize altı sayısal üstünlüğü ele geçirmiş durumda, dört Fenerbahçeli futbolcu ise oyun dışı kalmış vaziyette. Boey’nin pasıyla Rashica Fenerbahçe ceza sahasına giriyor, ancak hemen karar veremiyor. Şutla pas arasında tercih yapmayı düşünürken şut açısını kaybediyor. Bu nedenle de daha da ilerleyip çizgiye iniyor ve altı pasa çıkartıyor, ancak burada Yılmaz topa hamlesi esnasında rakibi Lincoln’e faul yapıyor.


Batshuayi’nin Kadıoğlu’na vermek istediği topta pas arası yapan Boey Galatasaray’ı atağa çıkarırken
Galatasaraylılar sekize altı sayısal üstünlüğü ellerine geçirmiş durumda.
Bu pozisyonda Boey, sağ öndeki Rashica’ya pas vererek onun ceza sahasına girmesini sağlayacak.

 

Topun hızlı oynandığı anlarda rakibe baskı

Galatasaray’da maçı kazandıran faktörlerden birisi de hücumda topun kaptırılmasından sonra yapılan karşı presti. Okan Buruk bunu maçtan sonra ikinci bölgede baskı diye özetledi. Ama gerçekte Galatasaray Fenerbahçe’ye ikinci bölgeye gelindiğinde baskı yapmadı. Galatasaray enerjisinin büyük bir bölümünü kaptırılmasından hemen sonra topa en kısa sürede yeniden sahip olmak için yapılan prese harcadı. Topun ve temponun hız kazandığı bu bölümlerde yapılan karşı pres Galatasaray’ın maçın çok büyük bölümünde oyunun inisiyatifini elinde tutmasını sağladı. Böylece rakip seyirci de oyundan soğutulmuş oldu.

Burada Galatasaray’ın karşı pres yerleşimi için tek örnek vereceğim. Ancak bundan önce Galatasaray’ın savunma yerleşimini ne kadar disiplinli gerçekleştirdiğini göstermek için aşağıya bir fotoğraf ekliyorum.


İkinci yarıdaki uzatmanın son dakikası. Galatasaray Fenerbahçe’yi 442 yerleşimiyle karşılıyor.
Defans hattı top o bölgede oynandığı için sola kaymış durumda. Orta saha dörtlüsünün en sağındaki Fredrik Mitsjø top ayağında olan Fenerbahçeli Serdar Dursun’a baskı yapıyor. Juan Mata ise, Osayi-Samuel’e verilebilecek paıns açısını kapatmış. Serdar Dursun mecburen geriye dönüp Serdar Aziz’e pas vermeye çalışıyor. Usta santrfor Icardi ise hatalı geri pasın kokusunu almış durumda ve ileriye doğru hareketleniyor.

 

Bu fotoğrafta Mauro Icardi’nin atacağı golün hemen öncesinde, uzatmanın son dakikasında sahaya bakıyoruz. Rakip 10 kişi kalmış durumda ve skor 2-0. Ancak Galatasaray’ın savunma yerleşimindeki ciddiyet dikkat çekici. Rakibini o an maçın başından beri olduğu gibi 442 dizilişiyle karşılayan Galatasaray’da takım boyu yaklaşık 18 metre. Sadece bu fotoğraf bile Galatasaray’ın sahayı hem savunma, hem de hücum açısından çok iyi biçimde parsellediğini gösteriyor.

Kaptırılmasından sonra rakibe baskı yaparak topun yeniden kazanılmasına vereceğim örnek maçın ilk yarısından. Dakika 19,43. Galatasaray Dubois ile taçtan topu oyuna sokuyor. Dubois Berkan Kutlu’yla al-ver yaptıktan sonra soldan kaçan Barış Alper Yılmaz’a uzun oynuyor. Topu kontrol eden Yılmaz kendisini tutan Serdar Aziz’den kurtulup ceza sahasına giriyor. Arkadaşına pas vermek isterken bunu başaramıyor ve top Henrique’ye çarparak ceza sahası dışına çıkıyor. Sahipsiz kalan bu topu Diego Rossi kazanıp takım arkadaşı Osayi-Samuel’e veriyor. Ancak Osayi-Samuel yapılan ikili sıkıştırma sonucunda topu kaybediyor ve böylece Galatasaray rakibi atağa çıkarken yaptığı presle hücumunu tazeleme fırsatı yakalıyor. Aşağıdaki fotoğrafta Osayi-Samuel’i, kendisine yapılan ikili sıkıştırmada topu kaybetmeden hemen önce görüyoruz.


Bu pozisyonda Galatasaray’ın sağ beki Léo Dubois Osayi-Samuel’i yandan marke ederken
Fenerbahçeli oyuncuyu Berkan Kutlu’ya doğru sürüklüyor.
Kutlu birazdan topu Osayi-Samuel’den kaparak Galatasaray atağını yeniden tazeleyecek.

 

Galatasaray bunun gibi sıkıştırmaları ve pas aralarını maç boyunca sık sık gerçekleştirerek maç temposunun Fenerbahçe’nin eline geçmesine iki küçük sekans dışında hiç izin vermedi.

Galatasaray’ın set hücumları

Galatasaray sezon başından beri setlerini doğrudan ve hızlı hücum yapmak üzerine inşa etmişti. Bu hücum setlerinin ortak noktası çapraza ve yüksekten atılan toplardı. Sezon başından beri yazdığım yazılarda bu setlerden birçok örnek verdim.

Fenerbahçe maçıyla beraber Galatasaray’da kaleci Fernando Muslera’nın uzağa oynamak yerine en yakındaki arkadaşına ayakla veya eliyle verdiği paslarla başlayan setler gördük. Ancak hızlı ve doğrudan hücum ilkesi yeni uygulanmaya başlayan setlerde de orta nokta olarak kaldı. Şöyle ki, Muslera’dan ayakla pas alan oyuncular (Berkan Kutlu, Victor Nelsson, veya Abdülkerim Bardakçı) ya ileri blok kıran toplar göndererek hızlı hücum başlatmaya çalıştılar. Ya da Abdülkerim Bardakçı örneğinde birkaç kez gördüğümüz üzere topla hızlı biçimde dribling yaparak geriden oyun kurdular. Hız ve doğrudanlık ilkesiyle gerçekleştirilen bu ikinci tip hücumların önümüzdeki dönemde biraz daha çeşitleneceğini öngörüyorum.

Şimdi bu iki tip hücumdan bazı örnekler vereceğim.

Dakika 26,58. Klasik bir Galatasaray seti izliyoruz. Orta saha çizgisine doğru Boey taç atışında Berkan Kutlu’yla al-ver oynadıktan sonra Oliveira’ya iletiyor topu. O da gerideki Nelsson’a, Ondan top Muslera’ya geliyor. Bu sezon genellikle çaprazdaki arkadaşlarına yüksek toplar atan Muslera bu kez farklı bir şey yapıyor ve merkezden kendisine yaklaşan Berkan Kutlu’ya veriyor topu. Kutlu’nun uzun topunda Rashica Szalai’ye fiziksel üstünlük sağlayarak sağdan hızlanıyor. Sonra da penaltı noktası civarındaki Barış Alper Yılmaz’a şut pası veriyor. Yılmaz’ın vuruşunda top üstten farklı biçimde dışarı çıkıyor.

İkinci örnek; dakika 29,34. Yine Muslera’dan başlayan bir Galatasaray hücumu izliyoruz. Muslera eliyle Nelsson’a veriyor, o da Batshuayi’nin arkadan yaptığı depara rağmen orta saha civarında bulunan Rashica’yı görüyor verdiği yerden bir pasla. Arkası rakibe dönük olan Rashica güzel bir vücut çalımıyla sıyrılıyor Szalai’den ve topu, öne doğru koşan Barış Alper Yılmaz’la buluşturuyor. Yılmaz hızla ilerleyip merkeze doğru koşan Aktürkoğlu’nu görüyor, o ise Sergio Oliveira’ya vermek istiyor topu, ancak topuk pası tam yerini bulmuyor.


Bu hücumda kırmızı daire içindeki Kerem Aktürkoğlu’nun,
sol arkasında bulunan Oliveira’ya topuğuyla vermek istediği pas tam yerini bulamadı. Bu nedenle hızlı biçimde tehlike bölgesine koşan Fenerbahçeli Willian Arão (lacivert daire içinde) topa Oliveira’dan daha önce hâkim oldu.

 

Bu hücumda dikkat çeken üç unsur var. İlki Muslera’nın topu elle oyuna sokmasından önce Fenerbahçe’nin saha dağılımı. Burada Batshuayi Nelsson’u, King Bardakçı’yı, Crespo da merkezdeki Berkan Kutlu’yu kontrol ediyor. Oliveira’nın başında ise Arão var. Ancak Nelsson birden hızlanarak Muslera’dan topu istiyor ve alıyor. Geç kalan Batshuayi ise arkadan Nelsson’a yetişmek istese de bunda başarılı olamıyor. Böylece Galatasaray Fenerbahçe’nin ön alan baskısına rağmen geriden oyunu kolayca kuruyor.

İkinci olarak bu hücumda Nelsson-Rashica bağlantısı ve Rashica’nın kendisini karşılayan Fenerbahçeli oyuncudan vücut çalımıyla sıyrılması dikkat çekiyor. Bu bağlantı ve Rashica’nın ani dönüşleri maç boyunca birkaç kez daha yenilendi.

Son detay ise Aktürkoğlu’nun sıra dışı deparı. Rashica vücut çalımıyla Szalai’den kurtulup Yılmaz’ı kaçırdığında Aktürkoğlu kadrajda görülmüyor. Tam 29,42’de Aktürkoğlu’nun başı giriyor ekrana alttan. Ve sonrasında aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi soldan çok büyük hızla merkeze yönelen ve beş saniye sonra topa dokunan Aktürkoğlu’nun deparını izliyoruz. (Aktürkoğlu’nun hızını daha iyi anlamak için aşağıdaki ve yukarıdaki fotoğrafları karşılaştırmak yeterli olacaktır.) Burada Aktürkoğlu’nun depar hızının Boey’ninkiyle hemen hemen aynı, Oliveria ve Mertens’inkinden ise oldukça fazla olduğunu görüyoruz.


Aktürkoğlu (kırmızı diktörgen içinde) tam beş saniye sonra ceza sahası çizgisi üstünde topa dokunarak kırmızı daire içindeki Oliveria’ya şut pası verecek. 

 

Bir başka örnek: Dakika 40,35. Muslera aut atışında önündeki Kutlu’ya, o da tekrar Muslera’ya oynuyor. Muslera sağdaki Boey’ye, o da Nelsson’a gönderiyor topu. Daha önce de gördüğümüz gibi Nelsson topu yerden yine Rashica’ya gönderiyor. Soluna dönmek yerine Rashica bu kez sağındaki Mertens’e dönüyor. O da sağdan kaçan Boey’ye atıyor topu. Boey Henrique’den sıyrıldıktan sonra ceza sahası çizgisi üstündeki Oliveira’ya ortalıyor topu. Ancak ceza sahası çizgisi üstünde topa son anda kafayla dokunan Rossi Oliveria’nın şutunu önlemiş oluyor (aşağıdaki fotoğraf).


Bu pozisyonda Rossi (lacivert daire içinde) kafasıyla, Boey’nin yaptığı ortaya
Oliveira’nın vurmasını önleyecek.

 

Son örnek geriden topu sürerek oyunu kurma setinden. Dakika 42,46. Muslera aut atışını solundaki Abdülkerim Bardakçı’ya oynuyor. Bu sırada Joshua King aut atışını Galatasaray ceza sahası çizgisinde sprinte hazırlanan 100 metreci gibi bekliyor. Top Bardakçı’ya gelirken de hızla ceza sahasına dalıp pres yapmaya çalışıyor. Bardakçı bu prese yakalanmadan hemen daha sağında çizgide bekleyen Dubois’ya oynuyor ve öne hareketlenerek ondan yeniden alıyor. Önündeki dribling alanını hızla geçen Bardakçı ilerideki Barış Alper Yılmaz’a yüksek bir top gönderiyor, ancak başarılı olamıyor.

Bu örnekler ne söylüyor?

Aslında bu örneklerin ortaya koyduğu basit bir gerçek var. Galatasaray hücum setine oyunu merkezden ayağa pasla kurma paketini de ekliyor, elbette hızlı ve doğrudan oynama ilkelerini bir kenara bırakmadan. Üstelik Galatasaray oldukça hızlı biçimde ayağa pasla merkezden çıkıyor (ya öne doğru blok kırıcı bir pasla, ya da hızlı driblingle).

Bir yıl önce, bir yıl sonra

Dikkatli okurlar Antalyaspor maç yazısında geri cephe savunması olarak ifade ettiğim rest-defans kavramını hatırlayacaktır. Sezonun ilk maçından sonra Galatasaray bir karşılaşmada ilk kez köşe vuruşu kullandıktan sonra kalesinde bir tehlike yaşadı. Ancak bu tehlikenin ortaya çıkmasının nedeni geri cephe savunmasının yanlış konumlanması değil, rakibe verilen yanlış pastı.

Dakika 08,02. Mertens köşe atışında Rashica’yla paslaştıktan sonra topu ceza sahasına ortalıyor. Bu topu Fenerbahçe defansı uzaklaştırıyor. Aktürkoğlu Fenerbahçe defansının uzaklaştırdığı bu topu kafasıyla gerideki takım arkadaşı Léo Dubois’ya vermek isterken pas hatası yapıyor. Böylece Fenerbahçe dörde karşı iki futbolcuyla hızlı bir karşı atağa çıkıyor.

Ancak bu karşı hücum Galatasaray’ın takım olarak geriye hızlı dönmesi sayesinde biraz olsun yavaşlatılıyor (aşağıdaki fotoğraf). Ancak tehlike yine de geçmiş değil. Batshuayi, King’in pasında tek dokunuşla Rossi’yi Galatasaray ceza sahasında gol pozisyonu sokuyor. Fakat Rossi’den çok daha hızlı olan Boey, burada topa ayağını sokarak tehlikeyi sona erdiriyor.


Aktürkoğlu’nun yanlış pasıyla başlayan Fenerbahçe karşı hücumunda Fenerbahçe hücumcuları tehlikeli bölgede Galatasaraylı oyunculara dörde iki üstünlük sağlamış durumda. Burada top ayağında olan King sağ öndeki Batshuayi’ye oynayacak, o da tek pasla arkadan ceza sahasına girecek olan Rossi’yi gol pozisyonuna sokacak. Ancak burada Boey ayağını sokarak bu tehlikeyi önleyecek. 

 

Bu pozisyonun önemi şurada. Fenerbahçe’nin hızlı karşı atağı Aktürkoğlu’nun yanlış pasıyla başlıyor ve bu pas nedeniyle en gerideki iki oyuncudan birisi olan Dubois rakibinin gerisinde kalmış oluyor. Yani Galatasaray atağa çıkarmış oluyor Fenerbahçe’yi, üstelik kendi oyuncusunu eksilterek.

Tam burada geçen sezonki derbi maçını hatırlarsak 2021-2022 sürümü Galatasaray’la bu yılki Galatasaray arasındaki taktik ve disiplin farkını da daha iyi anlamış oluruz. 21 Kasım 2021’de Ali Sami Yen’de oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçının 30’uncu dakikasında Galatasaray’ın kullandığı köşe atışında İrfan Can Kahveci ikinci bölge başında topu almış, Aktürkoğlu’ndan sıyrıldıktan sonra da Mesut Özil’in koşu yoluna bırakmıştı.

Hücuma kendi yarı sahasında başlattığı deparla katılan Mesut Özil, Alexandru Cicaldau ve Andre Yedlin’i peşine takarak yarı sahayı geçmiş ve Fenerbahçe’nin ilk golünü atmıştı. O maçta ortaya çıkmıştı ki Galatasaray rest-defans konusunu fazla çalışmıyordu geçen yılki taktik antrenmanlarda. (Bunu atletizm bakımından oldukça sorunlu olan Cicaldau’nun Yedlin’le beraber geride bırakılmasından anlıyoruz.) Oysa bu yıl ilk Antalyaspor maçından sonra Galatasaray’ın cephe gerisi savunmasına sık sık çalıştığını ve burada yerleşim hatası yapmadığını görüyoruz.

Sonuç

Fenerbahçe maçı iki şeyi ortaya koydu. İlki takım içi transferi.

Okan Buruk en önemli deplasman maçına takım içinden transfer ettiği iki oyuncuyla çıktı. Bunlar Berkan Kutlu ve Barış Alper Yılmaz’dı. Berkan Kutlu bir önceki karşılaşmada olduğu gibi Fenerbahçe maçında da yaklaşık 13 kilometre mesafe kat ederek orta sahanın büyük yükünü omuzlarına aldı. Barış Alper Yılmaz ise yaptığı yıpratıcı koşularda Serdar Aziz, Henrique ve Szalai’ye karşı çok büyük üstünlük kurarak Kerem Aktürkoğlu’nun Galatasaray hücumuna kazandırdığı hareketliliği çoğaltmış oldu.

Fenerbahçe maçının ortaya koyduğu ikinci gerçeğe gelince.

Galatasaray disiplinli biçimde taktik antrenmanlar yapan, düzenli ve çeşitlendirilmiş hücum setlerine geliştiren bir takım kimliğine sahip. Bu kimlik ilk maçtan itibaren yavaş yavaş geliştirildi. Elbette bu süreç içinde salınımlar da oldu, teknik direktör yanlışları da. (Örneğin Okan Buruk’un zorlu Kayserispor deplasmanına formsuz Icardi’nin yanı sıra merkezde Oliveira yerine Midtsjø, sol kanatta Mertens, ofansif orta sahada ise Juan Mata’yla çıkması bir hataydı. Bu hata nedeniyle 2-1 kaybedildi o maç.) Elbette bu kapsamda Galatasaray’ın ana omurgasının transferlerin geç gerçekleşmesi nedeniyle ligin başlamasından sonra şekillendiğini de unutmamak gerekiyor.

Ancak toplama baktığımızda sürekli gelişen doğrudan ve hızlı bir oyun görüyoruz Galatasaray maçlarında. Özellikle 2-2 berabere kalınan Alanyaspor karşısında belirgin hale gelen ön alan baskısı, sonraki maçlarda giderek gelişerek 7-0’lık Başakşehir maçında zirve yaptı.

Burada soru şuydu: Galatasaray’ın dünya kupası öncesinde elde ettiği sonuçlar tikel olarak mı (maç günü ulaşılan konsantrasyon, Icardi faktörü, vb.) değerlendirilmeliydi? Yoksa taktik çalışmaların bir sonucu olarak mı?

Bu süreçte spor kamuoyunun Galatasaray’ın elde ettiği sonuçları konsantrasyon ve Icardi faktörü üzerinden değerlendirdiğini gördük sıklıkla. Ancak bu doğru bir değerlendirme değildi.

Zira konsantrasyon oyuncuların daha özenli, daha doğru davranmasına yol açar, ancak bir takımı ahenkli biçimde oynatan konsantrasyon değil, beyinlere işlenmiş tekrarlar, hücum setleri ve oyun ezberidir. Fenerbahçe maçı Galatasaray’ın oynadığı futbolun konsantrasyonla ve Icardi performansıyla tarif edilemeyeceğini çok açık biçimde ortaya koydu.

Sonuç olarak Galatasaray’ın bir teknik direktör takımı olma yolunda bayağı mesafe kat ettiğini görmek mümkün. Fenerbahçe maçı bunu bir kez daha belgeledi. Fenerbahçe galibiyeti bir şeyi daha netleştirdi. Okan Buruk’un bir Galatasaray hayali var ve Galatasaray bu hayaller üzerinden geleceğe daha sağlam ve güvenli bakıyor.


[1] Okan Buruk bu hayallerini maç sonundaki basın toplantısında olabildiğince açık anlattı. Basın toplantısında Buruk Fenerbahçe’ye karşı başarılı olan takımların orta sahada iyi baskı yaptıklarına, ribauntları topladıklarına ve ön alanda hızlı oyuncularla sonuca gittiklerine dikkat çekti. Buruk Fenerbahçe’nin zayıf yönlerinin ortaya konmasını kendi başarısı olarak görmediğini, Galatasaray elindeki oyuncu grubunun kalitesi sayesinde Fenerbahçe’nin zayıf yönlerinden yararlanabildiklerini söyledi.

[2] Yazıda kullanılan tüm görseller yayıncı kuruluş olan Bein Sports’un internet sitesinden alınmıştır.


 

İlgili İçerikler