Fizik ve kimya sınavı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Fizik ve kimya sınavı

Galatasaray dün Konyaspor karşısında fizik ve kimya sınavına girdi. Ve birkaç pürüz dışında bu sınavlarda başarılı oldu. Galatasaray maç boyunca daha çok ikili mücadele kazanarak fizik olarak Konyaspor'a fazla şans vermediği gibi takım içi dayanışmayı da yüksekte tutarak bir kimya sorunu bulunmadığı gösterdi

Futbol dünyasını yakından takip edenler Konyaspor'un teknik direktörü Hakan Keleş'in üç büyüklerle yapacakları maçlar için yaşadığını çok iyi bilirler. Bunun en son örneğine geçen yıl şahit olmuştuk. Sezon sonunda küme düşen Giresunspor Hakan Keleş'in teknik direktörlük yaptığı dönemde şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray ve Fenerbahçe'yi deplasmanda yenmeyi başarmıştı. Başka bir istatistik; dünkü maça kadar Hakan Keleş'in başında olduğu takımlar Galatasaray'la yaptıkları maçlarda Galatasaray'la aynı sayıda galibiyet almışlardı. Dolayısıyla Hakan Keleş'e ilişkin bu gerçekler Konyaspor maçının Galatasaray adına biraz korkutucu geçeceğini düşündürüyordu.

Ancak Galatasaray ikinci yarının belirli bir döneminde her ne kadar momentumu rakibine vermiş olsa da akan oyunda Konyaspor'un kendi kalesine şut çekmesine neredeyse hiç izin vermedi. Konyaspor Fernando Muslera'nın koruduğu kaleye akan oyunda sadece üç kez şut çekme fırsatı buldu.

Buna karşın Galatasaray rakip kaleye tam 30 şut çekti, bunların 10'u isabetliydi.

Galatasaray bunu ilk 11'inden beş futbolcunun eksik (Sacha Boey, Davinson Sánchez, Lucas Torreira, Hakim Ziyech ve Mauro Icardi) olmasına rağmen başardı. Daha da ötesi, denilebilir ki Galatasaray Konyaspor karşısında Icardi ve Torreira'nın eksikliğini hiç hissetmedi. Boey'nin eksikliğini ise ofansif anlamda değil de, defansif açıdan birkaç pozisyonda hissetti.

Bunu biraz açmak istiyorum.

Icardi'nin yokluğunda Okan Buruk'un Galatasaray'ın oyun formatında önemli değişikliklere gittiğini gördük. Hücumda gördüğümüz en önemli değişiklik Icardi'nin yerine santrfor pozisyonunda oynayan Halil Dervişoğlu'nun "sahte dokuz" rolünü üstlenmesiydi. Dervişoğlu bu rolü kapsamında neredeyse her Galatasaray hücumunda stoperini alarak orta sahaya kadar geldi ve takım arkadaşları için pas istasyonu oluşturdu. Onun yarattığı boşluklara ise Kerem Aktürkoğlu, Wilfried Zaha ve Dries Mertens sızdı.

Galatasaray'da gördüğümüz bir diğer değişiklik ise forvet hattında görev yapan dört futbolcudan üçünün (Aktürkoğlu, Mertens ve Zaha) dönerek oynamasıydı. Maç boyunca Aktürkoğlu'nun üç, Zaha ve Mertens'in ise ikişer kilit pas üretmeleri forvet hattının dönerek oynamasının sonucuydu.

Dün Galatasaray'da gördüğümüz bir değişiklik de her ne kadar en tehlikeli ataklarını eskiden olduğu gibi kendi sağ koridorundan üretmiş olsa da Galatasaray hücumlarında ana sütun merkez oldu. Nitekim ilk yarı bittiğinde Galatasaray hücumlarının yüzde 40,9'unu merkezden gerçekleştirmişti. Merkezi yüzde 34,6'yla sağ koridor izliyordu. Bu değişikliği elbette Galatasaray'ın orta sahasında görev yapan Tanguy Ndombélé ve Kerem Demirbay ikilisi üzerinden okumak yerinde olacaktır. Ndombélé-Demirbay ikilisi, Galatasaray'ın takım merkezini oldukça ileriye taşıdı. Bu ikili takım arkadaşlarına şutla sonuçlanan kilit pas vermede de oldukça etkiliydi. Maç boyunca Demirbay biri asistle sonuçlanan beş, Ndombélé ise iki kilit pas üretti.

Galatasaray'daki bir diğer değişiklik sağ koridorda Kaan Ayhan'ın üstlendiği rol idi. Boey'nin yokluğunda ilk kez sağ bekte gördüğümüz Kaan Ayhan tempolu ve hızlı bir oyuncu olmamasına rağmen sağ koridoru neredeyse tek başına işleterek Galatasaray'ın bu koridordan ciddi tehlikeler üretmesinde başrolü üstlendi. Ayhan maç boyunca dört kilit pas vererek akan oyunda Galatasaray'ın en çok üreten futbolcusu oldu. Ayrıca Kaan Ayhan ikinci golde de attığı şutla başroldeydi.

Ancak aynı şeyi sol bek pozisyonunda oynayan Barış Alper Yılmaz için söylemek hiç de kolay değil. Bunun da temel nedeni Barış Alper Yılmaz'ın ters ayakla sol bek oynamaya çalışması. Özellikle ilk yarıda üç kez rakibini eksilterek üçüncü bölgeye giren Barış Alper Yılmaz sol ayağı iyi olmadığı için pas vermek yerine geriye dönmek veya topu sağ ayağına almak zorunda kaldı. (Sahanın fizik olarak en iyileri arasında olan Barış Alper Yılmaz'ın maçı sıfır kilit pasla tamamlamış olması da bu gerçeği ifade ediyor.)

Bu uzun girişten sonra maç analizine geçmek istiyorum. Naçizane maçı üç parametre üzerinden tahlil etmek istiyorum.

  1. Galatasaray'ın forvet hattının dönerek oynamasını örneklendirmek.
  2. Galatasaray'ın Konyaspor'un hızlı karşı ataklarına verdiği reaksiyon.
  3. Galatasaray'ın kazançları ve kimya sorunu.

Başlıyorum.

Sağ kanat ve dönerek yapılan hücumlar

Buraya iki örnek alacağım. Birinci örnek, dakika 31,59. Soldan Barış Alper Yılmaz taç atışıyla topu oyuna sokuyor. Yapılan hazırlık paslarından sonra top yeniden merkezdeki Barış Alper Yılmaz'a geliyor. O da sağ çizgideki Kaan Ayhan'a ters bir top atıyor. Bu bekten beke bir paslaşma.

Kaan Ayhan topu gelişine önündeki Kerem Aktürkoğlu'na oynuyor. Aktürkoğlu topu kontrol ettikten sonra Konyaspor stoperi Francisco Calvo'dan sıyrılıyor ve rakip ceza sahasına sızmış olan Kaan Ayhan'a aut çizgisine paralel bir pas atıyor. Kaan Ayhan da topu gelişine içerideki Mertens'e oynuyor. Mertens ise topu gelişine kaleye şutluyor (aşağıdaki fotoğraf), ancak bu şutu Konyaspor kalecisi Deniz Ertaş kornere çeliyor.

Galatasaray'da Mertens'in kaçırdığı gol pozisyonuna bakıyoruz. Bu hücumda Konyaspor'un dört oyuncuyla Ayhan-Aktürkoğlu'nun sağ koridorda geliştirdiği tehlikeyi önlemeye çalıştığını, böylece merkezde Galatasaray'ın dört oyuncusunun (Mertens, Dervişoğlu, Barış Alper Yılmaz ve Zaha) boş kaldığı görülüyor. (Kaynak)

Bu örneği seçmemin temel bir nedeni var. Bugüne dek Mertens'in merkezdeki oynadığı maçlarda sağ koridora devrilerek takım arkadaşlarını pozisyona soktuğu birçok maç izlemiştik. (Örneğin 4-2 sonuçlanan Samsunspor maçında Kerem Aktürkoğlu'na yaptığı iki asist.) Ancak bu oyun setinden hareketle Aktürkoğlu'nun santrfor arkasında oynarken takım arkadaşlarına bu tip pozisyonlar hazırlayamadığı yolunda bir klişe oluştu. Bu örnekte sağ koridorda Kaan Ayhan-Kerem Aktürkoğlu-Kaan Ayhan paslaşmaları sonucunda geliştirilen hücumda merkezde Mertens'in gol pozisyonuna sokulduğunu gördük. Dolayısıyla Aktürkoğlu'nun merkezde ya da sağ kanatta oynarken yeterince üretken olamadığı yolundaki görüşün bir klişe olduğu çok açık.

Mertens'in şutunu gösteren yukarıdaki fotoğrafa baktığımızda üç şey görüyoruz. İlk olarak sağ kanattaki Ayhan-Aktürkoğlu ikilisinin bir ağırlık merkezi oluşturarak Konyaspor savunmasını üzerlerine çektiğini. (Nitekim fotoğrafta dört Konyaspor oyuncusunun Ayhan-Aktürkoğlu ikilisini karşılamaya çalıştığını görüyoruz.) İkincisi ise Mertens dışında Konyaspor ceza sahasında üç Galatasaraylı futbolcunun daha demarke vaziyette olduğunu. (Bunlar Dervişoğlu, Barış Alper Yılmaz ve Zaha.) Son olarak da bu hücumda Galatasaray'ın iki bekinin de rakip ceza sahasına girmiş olduğunu. (Mertens'e kilit pas veren Galatasaray'ın sağ beki Kaan Ayhan ile sol bek Barış Alper Yılmaz. Kaan Ayhan bu hücumdan önce iki kez de Kerem Aktürkoğlu'nu altı pasta topla buluşturmuştu.)

İkinci örnek

Dakika 46,59. Abdülkerim Bardakcı'nın Konyaspor ceza sahasına soldan yaptığı ortayı Calvo uzaklaştırmak istiyor. Bu topu kazanan Mertens hemen sağındaki Zaha'ya oynuyor, o da kaleye paralel biçimde merkezdeki Aktürkoğlu'na. Aktürkoğlu bu pasa ayağını koyuyor, ancak top üstten dışarı çıkıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray'ın Kerem Aktürkoğlu üzerinden kaçırdığı üçüncü gol pozisyonuna bakıyoruz. Rakip defansın uzaklaştırmak istediği topu kazanan Mertens hemen sağındaki Zaha'yı kaçırıyor. Onun kaleye paralel pasını Aktürkoğlu gelişine kaleye şutluyor, ancak top yukarıdan dışarı çıkacak. (Kaynak)

Bu pozisyonun en önemli özelliği Galatasaray'ın hücum hattını oluşturan dört futbolcunun da Konyaspor ceza sahası içinde olması. Fotoğrafa bakıldığında Zaha'nın sağ kanat forvet, Aktürkoğlu'nun santrfor, Dervişoğlu'nun sol kanat forvet, Mertens'in de santrfor arkasında oynadığı düşünülebilir. Ancak gerçekte öyle değil. Bu dakikada Aktürkoğlu sol kanat forvetti, Dervişoğlu santrfor, Mertens de santrfor arkasındaydı. Bu örnek bize Galatasaray'ın forvet hattının pozisyonel olarak dönerek oynadığını çok iyi gösteriyor.

Galatasaray'ın Konyaspor'un hızlı hücumlarına verdiği reaksiyon

Buraya iki örnek alacağım.

İlk örnek; dakika 20,44. Barış Alper Yılmaz'ın verdiği pas sonrasında Ndombélé topu sağına almaya çalışırken Soner Dikmen ayağını sokuyor ve topu takım arkadaşı Marlos Moreno'ya kazandırıyor. Moreno üzerine gelen Barış Alper Yılmaz'dan sıyırılıp Galatasaray kalesine doğru akmaya başlıyor. Böylece Konyaspor'un 2'ye 2 hücumu başlamış oluyor (aşağıdaki fotoğraf).

Konyaspor'un akan oyunda Galatasaray kalesine şut attığı ilk hücuma bakıyoruz. Soner Dikmen'in Ndombélé'nin sağına almak istediği topa ayak sokmasıyla başlayan Konyaspor hızlı hücumunda top ayağında olan Moreno (beyaz dikdörtgen içinde) takımını 2'ye 2 atağa çıkarıyor. (Kaynak)

Moreno Galatasaray ceza sahası çizgisine kadar ilerledikten sonra topu sağındaki Louka Prip'e aktarıyor. Prip'in ceza saha köşesinden attığı şut (aşağıdaki fotoğraf) farklı biçimde yukarıdan dışarı çıkıyor.

Konyaspor'un akan oyunda Galatasaray kalesine şut attığı ilk hücumun son fazına bakıyoruz. Moreno'nun pasıyla buluşan Prip (dikdörtgen içinde) Galatasaray ceza sahasının köşesinde şutunu çekiyor. Ancak top farklı biçimde yukarıdan dışarı çıkacak. Konyaspor'un bu karşı hücumunda Galatasaraylı futbolcular çok hızlı biçimde geriye koşarak 7'ye 4 sayısal üstünlüğü ellerine geçirdiler. (Kaynak)

Konyaspor'un ilk yarıda akan oyunda rakip kaleye attığı tek şutla sonuçlanan bu geçiş hücumunda Galatasaraylıların başta Ndombélé ve Zaha olmak üzere hızla geriye koşmaları dikkat çekti. Bu hızlı geriye dönüş sayesinde Prip şutunu atarken Galatasaraylılar kendi ceza sahalarında rakiplerine 5'e 3, alanda ise 7'ye 4 sayısal üstünlüğü ellerine geçirmiş durumdaydılar.

Burada Torreira ile Ndombélé arasındaki farka da dikkat çekmek istiyorum. Bilindiği gibi Torreira bu tip hücumlarda hızlı koşamadığı için sık sık geride kalıyor ve takımını eksik bırakıyordu. Bu hücumda ise topu kaptıran Ndombélé'nin hızla geriye koştuğuna ve rakip santrfor Nélson Oliveira'yı marke etmeyi başardığına şahit olduk.

İkinci hızlı hücum örneği

Dakika 83,04. Aktürkoğlu'nun sağdan kullandığı korner atışında Konyaspor defansı kafayla topu uzaklaştırıyor. Bu top Konyaspor'un hızlı sol kanat oyuncusu Moreno'ya geliyor. Onun vurmak istediği topa ise Tetê ayağını koyuyor. Top böylece sağa doğru, Ahmet Oğuz'un önüne açılıyor. Ahmet Oğuz üzerine gelen Demirbay'dan kurtulup takımını 6'ya 2 hücuma kaldırıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Konyaspor'un maçın sonlarına doğru geliştirdiği hızlı hücuma bakıyoruz. Galatasaray'ın kullandığı korner sonrasında topu kazanan Ahmet Oğuz (beyaz dikdörtgen içinde) takımını hızlı hücuma çıkarıyor. Bu hücumda sayısal üstünlük 6'ya 2 Konyaspor lehindeydi ve o dakikada Galatasaray 1-0 öndeydi. (Kaynak)

Bu Konyaspor hücumunda Galatasaray'dan geride sadece Barış Alper Yılmaz ile Zaha var. Ancak Demirbay, Nelsson ve Bardakcı'nın da deparla geriye koştuklarını görüyoruz (aşağıdaki fotoğraf).

Üç saniye sonrası.  Ahmet Oğuz soldan bindiren Muriç'i (dikdörtgen içinde) kaçırıyor. Galatasaray'da geride sadece Zaha ve Barış Alper Yılmaz var. Demirbay, Nelsson ve Bardakcı da hızla geriye koşuyorlar. (Kaynak)

Ahmet Oğuz soldan bindiren Robert Muriç'i topla buluşturuyor. Muriç de merkezden bindiren Moreno'yu görüyor. Tam bu sırada Barış Alper Yılmaz kademeye girerek topu kalecisi Muslera'ya kazandırıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Dört saniye sonrası.  Muriç topu Moreno'ya aktarıyor. Ancak Moreno'nun sağında Barış Alper Yılmaz, solunda da Zaha var (dikdörtgen içinde). Barış Alper Yılmaz burada topu geriye kalecisine oynayacak. (Kaynak)

Bu hücumda dikkat çeken unsur Demirbay, Bardakcı ve özellikle Nelsson'un hızla geriye koşmaları. (Burada Zaha ve Barış Alper Yılmaz'ın niçin en geride olduklarını da açıklamak istiyorum. Normalde korner atışlarında rakibin hızlı hücumuna karşı (rest-defence) önlem olarak en geride iki hızlı bek yer alırdı Galatasaray'da. Ancak dün sağ bekte oynayan Kaan Ayhan hem hızlı olmadığı, hem de hava toplarında kafaya çıktığı için onun yerini Zaha aldı.

Bunun dışında akan oyunda Galatasaray Konyaspor'a sadece bir kez, 56'ncı dakikada Kerem Aktürkoğlu'nun ikinci bölgede yaptığı top kaybı sonrasında hücum yapma fırsatı verdi. Burada yapılan top kaybı sonrasında Galatasaray defansı kendini toparlayamadı ve Oliveira ile Prip'e peş peşe iki şut fırsatı verildi. Bu iki şutta da kaleyi kapatan Muslera oldu.

Galatasaray'ın kazançları

Galatasaray'ın dünkü en büyük kazancı kanımca Nelsson ve Zaha oldu. Daha önce ön alan baskısı konusunda isteksiz olan Nelsson'un dün çok başarılı bir performans gösterdiğini söylemek yerinde olacaktır. Burada Nelsson'un ön alan baskısı konusundaki iştahının ne kadar arttığını ortaya koyan bir örnek vermek istiyorum.

Dakika 19,19. Mertens'in Zaha'ya göndermek istediği topu Konyaspor'un sol stoperi Calvo uzaklaştırıyor. Top ikinci bölge başında Konyaspor santrforu Oliveira'ya geliyor. Orada Oliveria'nın başında iki Galatasaraylı var. Birisi rakip santrforu oraya kadar takip eden Nelsson, diğeri de Ndombélé (aşağıdaki fotoğraf). (Bu pozisyonda Nelsson'un da yardımıyla Ndombélé topu kazanıp ceza sahasındaki Zaha'ya oynacak. Onun şutunu ise Konyaspor kalecisi Deniz Ertaş kornere atacak.)

Zaha'nın Konyaspor kalecisi Deniz Ertaş tarafından kurtarılan şutunun beş saniye öncesine bakıyoruz. Konyaspor stoperi Calvo'nun uzaklaştırmak istediği top daire içindeki Oliveira'ya geliyor. Ancak onun başında Nelsson ve Ndombélé var. Bu ikili baskı sayesinde Ndombélé topu kazanıp ceza sahasında bulunan Zaha'ya (dikdörtgen içinde) pas verecek. Zaha'nın topu önüne aldıktan sonra attığı şutu ise Deniz Ertaş kornere çelecek. (Kaynak)

Bu pozisyon Nelsson'un adam adama savunmaya dayalı ön alan baskısında ne kadar mesafe aldığını bize çok iyi gösteriyor.

Zaha'ya gelince. Daha önce bu köşeyi takip edenler Zaha'nın savunma anlamında takımına çok az katkı verdiğini hatırlıyor olmalılar. Nitekim birkaç maçta Zaha'nın koşusunu keserek rakip oyuncuyu tutmayı bıraktığını görmüştük. Dün ise tam tersine, hücumdaki gayretinin yanı sıra defansta da özveriyle oynayan bir Zaha izledik.

Onun dışında Galatasaray'ın bir diğer kazancı da Ndombélé'ydi. Kanımca dün bir anlamda Galatasaray Ndombélé'den yararlanabileceğini, Ndombélé de Galatasaray'a fayda verebileceğini görmüş oldu. Buna sahte dokuz oynayan Halil Dervişoğlu'nun oldukça özverili oyunuyla Eyüp Aydın'ın kornerde yaptığı asisti de ekleyince şunu söylemek sanırım yanlış olmayacak: Galatasaray'da temelde bir kimya sorunu yok; Kerem Aktürkoğlu dışında.

Kanımca Aktürkoğlu'nu kimya konusunda olağan şüpheli yapan iki manzara ortaya çıktı dünkü maçta. İlki 85'inci dakikada boş durumdaki Halil Dervişoğlu'na pas vermek yerine rakip kaleye şut atması (aşağıdaki fotoğraf).

Kerem Aktürkoğlu'nun (dikdörtgen içinde) takım arkadaşı Halil Dervişoğlu'na (daire içinde) pas vermek yerine Konyaspor kalesine çektiği şuta bakıyoruz. Galatasaray'ın 1-0 önde olduğu sırada yakaladığı bu pozisyonda Dervişoğlu ofsayt durumunda değildi. (Kaynak)

Burada ilginç olan Aktürkoğlu'nun şut çektikten sonra Dervişoğlu'na pas vermediği için nedamet göstermemesiydi. Her ne kadar hipotetik de olsa buradan hareketle şu soruyu sormak istiyorum: Eğer orada Dervişoğlu yerine Mauro Icardi olsaydı Aktürkoğlu yine kaleye şut atmayı mı düşünürdü, yoksa Icardi'ye pas vermeyi mi? Bana öyle geliyor ki ikinci seçeneği.

Aktürkoğlu'nu kimya konusunda olağan şüpheli konumuna sokan ikinci manzara ise şuydu: Maç içinde Aktürkoğlu yaptığı top kaybı nedeniyle Galatasaray'ın baskın bir hücum yemesine yol açtı. Burada sorun top kaybı yapması değil elbette. Sorun, top kaybı yaptıktan sonra bu kusurunu telafi etmeye yönelik hiçbir arayış içine girmemesiydi.

(Bu arada yine şunu hatırlatmak isterim ki, dünya standartında ön alan hareketliliğine sahip olan Aktürkoğlu Galatasaray'ın hücumdaki en büyük kozu konumunda. Aktürkoğlu dün de ön alan hareketliliği sayesinde üç kez çok net pozisyona girdi. Ancak bunlardan yararlanamadı.)

Sonuç

Galatasaray altı önemli eksikle (Sacha Boey, Davinson Sánchez, Lucas Torreira, Hakim Ziyech, Mauro Icardi ve Cédric Bakambu) çıktığı ve çok dar rotasyonda oynamak zorunda kaldığı Konyaspor engelini 3-0'le geçti. Sırada hafta içinde deplasmanda oynayacağı Sivasspor karşılaşması var. Her ne kadar Boey ve Torreira Sivasspor maçında oynayabilecek durumda olsalar da Pendikspor karşılaşmasının ikinci yarısından itibaren sol bekte formayı alan Barış Alper Yılmaz gördüğü sarı kart nedeniyle takımını eksik bırakacak. Galatasaray'ın bu nedenle zorlu Sivasspor deplasmanına da çok dar bir rotasyonla çıkacağı anlaşılıyor.

Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

İlgili İçerikler