Çiçek açar bir yanımız
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Çiçek açar bir yanımız

Eğer dünkü Galatasaray-Ümraniyespor maçının tek cümlelik sinopsisi yazılsaydı, şöyle denirdi sanırım; çiçek açar bir yanımız, bir yanımız yaprak döker. Galatasaray’ın hücum değerlerine bakınca lig lideriyle lig sonuncusu arasında bir maç oynandığını çok açık ortaya çıkıyor. Ancak savunma değerleri üzerinden baktığımızda Galatasaray’ın lig sonuncusuyla değil, üst seviyede bir rakiple oynadığı görülüyor

Galatasaray hücum değerleri olarak birçok rekor kırdığı bir maç oynadı Ümraniyespor karşısında.

Gol beklentisi (xg – expected goals): 3,81. (Buradan üç gol çıkarabildi Galatasaray).

Rakip kaleye çekilen şut sayısı: 30 (Bunların 12’si kaleyi buldu.)

Rakip ceza sahasında topla buluşma sayısı: 51.

Rakip ceza sahasına yapılan orta sayısı: 47. (Galatasaray bunların 17’sinde isabet sağladı.)

Savunma değerleri bakımından baktığımızda ilk söylenmesi gereken rakibe verilen gol beklentisi değerinin oldukça yüksek olması: 1,49. Bu sayıdan iki gol çıkarmayı bildi Ümraniyespor. Daha fazla da çıkarabilirdi.

Burada asıl üzerinde durulması gereken Ümraniyespor’un bu gol beklentisi değerini maçın ilk yarısında elde etmesi. İlk yarıda beş şutun atan ve hepsinde kaleyi bulan Ümraniyespor’un ikinci yarıda Galatasaray kalesini bulan şutu da yok, pozisyonu da. Bu da bizi Galatasaray’ın yaprak döktüğü yanına, ilk yarıya götürüyor.

Okan Buruk’un teşhisi

Tartışmaya gerek yok ki kişiler üzerinden açıklayamayacağımız çok açık bir savunma sorunu yaşadı Galatasaray Ümraniyespor karşısında maçın ilk yarısında. Okan Buruk maçtan sonraki basın toplantısında yaşadıkları bu savunma sorununu şöyle dile getirdi: “Belki ofansif olarak çok iyi işler yaptık ama ilk yarının genelinde baktığımızda rakibimizin her kalemize geldiği top, net bir pozisyon oldu. Dört tane net pozisyon rakibimize verdik. Bu bizim gibi bir takım için, benim için bu ilk yarı tam bir hayal kırıklığı defansif anlamda. Ofansif anlamda ne kadar iyiysek, ne kadar yarattıysak savunmada da o kadar çok hatalar yaptık ve bugün bize defansif anlamda yakışmayan bir ilk yarı oynadık. (…) Bundan sonraki maçlar için düzeltmemiz gereken ilk başta bu. (…) Kazandığımız için çok sevinçliyiz, ama bugünden de çok fazla ders alacağımız şey bizim için ortaya çıktı. 

Buruk bu açıklaması iki açıdan önemli. İlki Buruk sorunun bireysel performanslar yerine takım toplam takım savunması kaynaklı olduğu düşüncesinde. İkincisi; karşımızda elde edilen galibiyeti ön plana çıkarmak yerine takım savunmasındaki sorunlara dikkat çeken bunun üzerine çalışacaklarını söyleyen bir teknik direktör profili var. 

Şimdi yavaşça takım savunmasında görülen bu sorunların nedenlerine geçebiliriz. 

Aslında geçtiğimiz Giresunspor maçında daha net görülmeye başlanan bir tablo vardı: Galatasaray Giresunspor’a karşı en ciddi geçiş hücumlarını rakip yarı sahaya yerleşip oyuna hükmettiği zaman dilimlerinde (örneğin ilk yarının son çeyreğinde) vermişti. Yani bir tür birleşik kaplar usulü gibi, Galatasaray rakip sahada yerleşerek hücum tazelemeye çalıştıkça Giresunspor o kadar hızlı geçiş hücumu yaptı. 

Buradan hareketle şunu diyebiliriz: Galatasaray ligin en iyi takım savunmasını yapan ekibi. Ancak Hatayspor maçından sonra ortaya çıkan bir gerçek var ki, takım savunması alarm vermeye başladı. (Dikkatli okurlar Hatayspor ve Giresunspor maç yazılarında rakiplerin yaptıkları hücumlara oldukça uzun uzun yer verdiğimi hatırlayacaktır.) 

Çok gerilere gitmeye gerek yok; Galatasaray’ın 4-0 kazandığı Hatayspor maçında Fernando Muslera üç kritik kurtarış yapmıştı. Yine 4-0 biten Giresunspor maçında her ne kadar kritik kurtarış yapmasa da Muslera’nın koruduğu Galatasaray kalesinin ciddi geçiş hücumlarında tehdit edildiğine şahit olmuştuk. Galatasaray’ın takım savunmasında görülen zayıflık dün zirveye çıktı: Ümraniyespor ilk yarıda Muslera’nın kalesini beş kez tehdit etti, bu hücumlardan da iki gol çıkardı. 

Burada soru şu: Galatasaray’ın takım savunması niçin alarm vermeye başladı? 

Bunun toplamda dört nedeni var. 

  1. Galatasaray’ın hücum formasyonu.
  2. Galatasaray orta sahasının koşma sorunu.
  3. Çevre ve rakip kontrolü.
  4. Dezorganize ön alan baskısı

 Şimdi biraz açalım bunu. 

1. Galatasaray’ın aleni biçimde 2-1-7 formasyonuyla hücum yapması. Galatasaray hücuma çıkarken geride sadece iki stoperini ve bu tandemin önünde de maçın bazı anları hariç sadece tek bir futbolcuyu, Lucas Torreira’yı bırakıyor. Yani Muslera dahil sadece dört oyuncuyu geride bırakarak yedi futbolcuyla saldırıyor rakiplerine ki, bu hücum taburuna Galatasaray’ın iki bekinin de aynı zamanda katıldığını sık sık görüyoruz. Bu da topun kaptırılması durumunda sayısal yetersizlikten dolayı Galatasaray’ın savunmasının kolayca aşılmasına yol açıyor. 

Dünkü Ümraniyespor maçında da Galatasaray’ın 2-1-7 formasyonuyla hücum etti. Maç başında alınmış aşağıdaki ekran görüntüsünden Galatasaray’ın hücum ederken açık biçimde sahaya 2-1-(5+2) formasyonuyla yayıldığı görülüyor. 


Maçın henüz ilk dakikalarında Galatasaray’ın 2-1-7’den oluşan hücum formasyonuna bakıyoruz. En solda kaleci Muslera görülüyor. Libero gibi ceza sahasının dışına çıkmış. Onun önünde Nelsson ve Bardakçı’dan oluşan Galatasaray tandemi yer alıyor, önlerinde ise tek başına Torreira. İki bek Boey ve Taşdemir çizgiye basıyorlar orta sahada. Oliveira, Mertens ve Kerem de iki bekle aynı çizgideler. En önde ise Rashica ve Icardi var.
(Kaynak: www.beinsports.com.tr ) 

2. Galatasaray orta sahasının koşmayla ilgili yapısal sorunları var. Bu yapısal sorunların hızla geri koşmak gereken zamanlarda, özellikle de topun kaptırıldığı zamanlarda yakıcı biçimde görüyoruz. Sorun şu; Galatasaray orta sahasında yer alan hiçbir oyuncu uzun metrajları deparla koşabilme yeteneğine sahip değil. 

Orta saha kurgusu içinde yer alan futbolculardan sadece Dries Mertens orta metrajlı (20-30 metre) deparlı koşular (saniyede 7 metreden daha hızlı yapılan koşular) yapabiliyor, ancak o da hem yaşı, hem pozisyon seçerek oynaması nedeniyle çok zorda kalmadıkça geriye deparlı koşu atmıyor. Lucas Torreira ve Sergio Oliveira ikilisine gelince. Torreira’nın orta ve uzun metrajda deparlı koşamadığı bu sütunları izleyenler için bilinmeyen bir şey değil. Torreira sadece çok kısa metrajda (5-10 metre) deparlı koşabiliyor. Onun dışındaki koşuları saniyede 5-7 metre hızında gerçekleştirdiği süratli koşular. Oliveira’nın ise 400 ya da 800 metre koşucusu olmadığı çok açık, o daha çok 5 bin - 10 metre koşucusu gibi. Bu durum, rakip oyuncuların merkeze yaptıkları koşuları takip etmekle görevli orta saha blokunun bu görevini hakkıyla yerine getirememesine yol açıyor. 

3. Galatasaray’ın bir diğer sorun da merkez orta sahasında oynayan iki futbolcunun geriye yapılan koşularda genelde rakip ve çevre kontrolünün yapmaması. Burada Oliveira biraz daha öne çıkıyor, ki bunu ilerleyen bölümlerde göreceğiz. 

4. Son olarak ön alan baskısı organize yapılması gereken toplu bir eylem. Eğer bu baskı sırasında her futbolcu bire bir tuttuğu rakip oyuncuyu yakından almazsa rakip takım kolayca bu baskıyı kırabiliyor. Bunun anlamı ise hızlı geçiş hücumu. Geçtiğimiz Giresunspor maç yazısında Galatasaray’ın dezorganize yaptığı ön alan baskısını kolayca kıran Giresunspor’un nasıl tehlikeli bir hücum gerçekleştirdiğinin örneğini vermiştim. 

Dezorganize yapılan baskının Galatasaray için oldukça önemli olduğu bir diğer yön daha var. Galatasaray ön alan baskısı yaparken rakip defansif orta saha oyuncusunu doğrudan Torreira tutuyor. (Başakşehir karşılaşmasında bu baskı sayesinde Torreira topu kazanarak Galaasaray’ın ikinci golüne doğrudan katkı vermişti.) Bunun anlamı rakibin bu baskıyı kırması durumunda Galatasaray’ın bir numaralı itfaiye görevlisi olan Torreira’nın geriye dönemeyecek biçimde uzakta kalması. Hatayspor maçında Torreira’nın ön alan baskısı yaparken rakipleriyle çarpışarak düşmesi nedeniyle Galatasaray’ın iki önemli hücum geçişi yediğini örneklemiştim. 

Ümraniyespor’un hızlı pasları 

Bunlar Galatasaray’ın zayıf olduğu, bu nedenle de takım savunması için risk oluşturan nedenler. Dünkü maç özelinde bunlara önemli bir faktör daha eklendi. Ümraniyespor’un hücum kurgusu. 

Açalım bunu. Ümraniyespor hücumlarında iki tip oyuncunun yer aldığını görüyoruz. Birinci tip oyuncuları Geraldo (Hermenigildo Bartolomeu) ve Onur Ayık profilindeki futbolcular oluşturuyor. Bu oyunculara neredeyse sınırsız hücum inisiyatifi tanınmış durumunda. Ümraniyespor’un koşuları bunlar. İkinci tip oyuncular ise Amerikan futbolundaki “quarter back” gibiler; tek görevleri tekte koşuları görmek. Dünkü Ümraniyespor’da görüldü ki topu hiç oynamadan takım arkadaşına en hızlı biçimde pas atmak konusunda oldukça mahir oyuncular var: En başta Oğuz Gürbulak ve Kartal Yılmaz. Bu ikilinin yanı sıra Umut Nayır, Onur Ayık ve Durel Avounou’nun da hemen takım arkadaşına onamak konusunda oldukça eğitimli olduklarını gördük. Burada tabii antrenmanlarda takımı en hızlı ve en etkili biçimde hücuma çıkarmak için uygulanan drill’lerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bu açıdan Ümraniyespor teknik direktörü Recep Uçar’ın çok iyi bir iş başardığına hiç şüphe yok. 

Bu yazıda üç şeyi göstermeye çalışacağım. İlk olarak Ümraniyespor’un hızlı ataklarını ve buna neden olan bazı hataları. İkinci olarak Galatasaray’ın bu hücumlara karşı aldığı önlemleri. Son olarak da Galatasaray hücumlarını, yani Galatasaray’ın çiçek açan yanını. 

Önce Galatasaray’ın yaprak döktüğü Ümraniyespor’un neredeyse kusursuz hücumlarıyla başlayayım. 

Ümraniyespor’un hücumları

Dakika 6,30. Galatasaray hücumunda Sacha Boey üçüncü bölgeye koşu gösteren Oliveira’ya uzun bir top oynuyor. Oliveira topu topuğuyla Rashica’nın önüne fantastik biçimde bırakmak istiyor, ancak bu pas başarısız. Topu Durel Avounou kapıyor ve sol bek Onur Atasayar’la paslaştıktan sonra yaklaşık 40 metre öndeki Umut Nayır’a oynuyor.

Tam bu anda aşağıdaki fotoğrafta da net biçimde görüldüğü gibi Galatasaray’ın rakiple eşleşme yerleşimi iyi değil. Nelsson Umut Nayır’a, Bardakçı Oğuz Gürbulak’a, Boey ise Onur Ayık’a biraz uzaklar. Umut Nayır Avounou’dan gelen topu tekte sağındaki Oğuz Gürbulak’a, o ise sağıyla düzelttikten sonra soldan bindiren olan Onur Ayık’ın önüne bırakıyor.  Kendi sahasından çıkan Onur Ayık ofsayt değil (aşağıdaki fotoğraf).

 

  Ümraniyespor’un Galatasaray kalesini yokladığı ilk tehlikeli atağın hemen öncesinde sahaya bakıyoruz. En alttan
en üste kadar kırmızı dikdörtgen içindeki eşleşmelerde sırasıyla Boey, Nelsson ve Bardakçı yanlış
parselasyon nedeniyle rakiplerini önleyemeyecekler ve en alttaki Ümraniyesporlu futbolcu Onur Ayık tek başına
topla ilerleyerek Muslera’yla karşı karşıya kalacak. Bu eşleşmelerde sadece en üstte yer alan Emre Taşdemir Geraldo’yu iyi biçimde takip ederek pas almasını önleyecek.  
(Kaynak: www.beinsports.com.tr )

 

Arkasında Boey bulunan Onur Ayık tek başına Galatasaray kalesine iniyor süratli biçimde. Ümraniyespor’da bu atağı sağdan bindirme yapan Geraldo destekliyor. Çaprazda Muslera’yla karşı karşıya kalan Onur Ayık burada bir hata yaparak topu sağına çekiyor şut atmadan önce. Böylece de Boey’nin tehdit alanına girmiş oluyor. Diğer tarafta sağdan bindiren Geraldo da Emre Taşdemir’in markaj alanında olduğu için Onur Ayık kaleye vurmak zorunda kalıyor. Ancak Muslera bu şutu kurtarıyor. Muslera’da sonlanan bu hücum Ümraniyespor’un ilk yarıdaki hücum prensiplerinin bütün şifrelerini içeriyor: Koşucular (Geraldo ve Ayık) ve bu koşucuları tek pasla kaçıran atıcılar (Avounou, Gürbulak ve Nayır). Bu hücumda Galatasaray’ın dezorganize yaptığı ön alan baskısındaki eşleşme sorunlarını da görebiliyoruz.

İkinci örnek; dakika 9,29. Ümraniyespor atağa çıkmak isterken Oliveira ayağını sokarak topu Mertens’e kazandırıyor. Dokuz pas sonrasında top Bardakçı’ya geliyor. Bardakçı sol önde rakip ceza sahasına bindiren Emre Taşdemir’i kaçırmak istiyor, ancak Isaac Sackey araya giriyor ve topu kafasıyla uzaklaştırıyor. Bu topu Kerem Aktürkoğlu kafayla ceza sahası içindeki Taşdemir’e oynuyor. Taşdemir, topu kontrol etmek isterken rakibine çarpınca yere düşüyor. Galatasaray hücum oyuncuları penaltı istemek için ellerini kaldırıyor, ancak hakem oyunu devam ettiriyor.

Sackey hemen sağ çizgideki Geraldo’ya oynuyor. Aslında aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi tam bu anda Galatasaray adına alarm düğmesine basmayı gerektiren bir şey görünmüyor. Zira Ümraniyespor’un atağa çıkan üç futbolcusunun karşısında Galatasaray’dan da üç futbolcu var. Üstüne Boey geriye dönüyor, keza Oliveira da. Yani üçe karşı beşle sayısal üstünlük Galatasaray’da.

 

Ümraniyespor’un golü öncesinde sahaya bakıyoruz. Beyaz dikdörtgen içinde sadece üç Ümraniyespor oyuncu görülüyor. En sağda top ayağında olan Geraldo, onun sol önünde golü atacak olan Umut Nayır ve en solda geride Durel Avounou. Onları ise beş Galatasaraylı karşılıyor.
 (Kaynak: www.beinsports.com.tr )

 

Burada tehlike Galatasaray adına Geraldo’nun Umut Nayır’la verkaç yapmasıyla oluşmaya başlıyor. Bardakçı kayarak Geraldo’nun ayağından topu almak istiyor, ama bunu başaramıyor. İkincil ölümcül hatayı Torreira yapıyor. Aynı hizada bulunduğu Umut Nayır hızla Galatasaray kalesine yönelirken onu takip edemiyor (aşağıdaki fotoğraf).


İlk fotoğraftan beş saniye sonrası. Top ayağında olan Geraldo, Bardakçı’dan kolayca sıyrılıyor. Beyaz dikdörtgen
içindeki Torreira hemen önünde bulunan Umut Nayır’ı takip edemiyor. Oliveira ise Avounou’yu kontrol ediyor.
 (Kaynak: www.beinsports.com.tr )

 

Geraldo Bardakçı’dan sonra Nelsson’dan sıyrılarak Galatasaraylı stoperden oyundan düşürüyor. Tam bu sırada Avounou giriyor kadraja ve onu takip eden Oliveira. Ama Oliveira çevre ve rakip takibi yapmadığı için Umut Nayır’ın arkadan boş geldiğinin farkında bile değil. Avounou’yu bırakıp Nayır’a yönelse golü belki önleyebilir. Ama sadece ceza sahasına geri koşuyor, amaçsız biçimde. Nayır’ı aslında takip etmesi gereken Torreira ise deparlı koşamadığı için zaten geride kalmış durumda. Nayır boş durumda takımını öne geçiriyor.

Böylece Galatasaray beşe üç sayısal üstünlüğü sahip olmasına rağmen, Boey hariç tüm defans oyuncularının (Bardakçı, Torreira, Nelsson ve Oliveira) yanlış hamleleri, çevre kontrolü yapmama ve deparlı koşamama zayıflıkları nedeniyle kolay bir gol yemiş oluyor rakibinden.

Çok değil aynı şeyler yaklaşık dört dakika sonra yinelenecek. Böylece üçüncü örneğe geliyoruz. Dakika 14,46. Ümraniyespor atağında sağ bek Strahil Popov’un yanlış pasını Bardakçı kesip hemen Aktürkoğlu’na oynamak istiyor, ancak bu pasta başarı yok. Oğuz Gürbulak hemen sağ öndeki Geraldo’ya oynuyor. Aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi bu blok kıran pasla Galatasaray’ın üçlü orta saha yapısı oyundan düşmüş oluyor.

Ümraniyesporlu Oğuz Gürbulak (beyaz daire içindeki) Geraldo’ya verdiği pasla Galatasaray’ın
üçlü orta saha blokunu (Aktürkoğlu, Torreira ve Oliveira) oyundan düşürüyor. Birazdan topla buluşacak olan Geraldo bu pozisyonda da üzerine gelen Bardakçı’dan kolayca sıyrılacak ve ceza sahası içindeki Avounou’yu bulacak.
(Kaynak: www.beinsports.com.tr )

Ümraniyesporlu Geraldo golde olduğu gibi yine Bardakçı’yı kolayca geçiyor. Ve aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi ceza sahasına giriyor.


Geraldo Galatasaray ceza sahasına girmek üzere. Burada kırmızı dikdörtgenin sağındaki Avounou
Galatasaray ceza sahasına boş koşu yapıyor. Yaklaşık beş metre önünde Oliveira var. Ancak Oliveira çevre kontrolü yapmadığı için Avounou’nun bu koşusundan haberi yok. Avounou boş biçimde Galatasaray ceza sahasına girecek ve
Geraldo’nun pasını Muslera’nın üzerine şutlayacak.
(Kaynak: www.beinsports.com.tr )

Bu pozisyonda Avounou yine Galatasaray ceza sahasına boş koşu yapıyor. Ancak yine rakip ve çevre kontrolü yapmayan Oliveira onun varlığından haberdar bile değil. Aut çizgisi civarından ceza sahasına giren Geraldo boş durumdaki Avounou’yu görüyor. Avounou’nun vuruşunda ise Muslera oldukça şanslı.

Dördüncü örnek; dakika 35,07. Ümraniyesporlu Kartal Yiğit faul atışında geriye Alexandru Epureanu’ya oynuyor, o da kalecisine. Kaleci Onur Özdemir uzun ve yüksek vuruyor. Taşdemir burada pozisyon hatası yapınca Geraldo topu kazanıp çizgiden akıyor. Karşısına geçen Taşdemir’e rağmen yine ceza sahasına hareketlenen Avounou’ya pasını veriyor. Avounou’nun bu şutunda da Muslera yine şanslı. Top üzerine çarpıyor.

Son örnek, dakika 38,04. Boey Galatasaray yarı sahasından taç atışını kullanıyor Torreira’ya, top yine kendisine gelince de ileri doğru şişiriyor. Epureanu bu yüksek topu kafayla Galatasaray yarı sahasına gönderiyor, Onur Ayık burada Torreira’dan önce davranarak bu yüksek topu Kartal Yiğit’e kazandırıyor. Hızlı paslaşmalar sonrasında Avounou ve Ayık üzerinden top yine Kartal’a geliyor, o da soldan bindiren Avounou’yu kaçırıyor. Onu Nelsson karşılıyor. Avounou ceza sahası içindeki Onur Ayık’a kazandırıyor topu. Ayık bir kez daha Avounou’ya oynuyor. O da ceza sahasına ortalıyor. Normalde Taşdemir’in marke etmesi gereken Oğuz Gürbulak gelen topa çok sert vurarak Ümraniyespor’u 2-1 öne geçiriyor.

Bu pozisyonda dikkat çeken başka bir şey daha var. Galatasaray’ın sağ kanat bölgesinde Ümraniyespor hiç zorlanmadan ve baskıya uğramadan toplam yedi pas yapıyor ve sonrasında yapılan ortayla golü buluyor. Normalde o bölgede olması gereken Milot Rashica ise kadrajda yok.

Görüldüğü gibi Ümraniyespor’un koşucularını buluşturduğu tek ve hızlı pasları, Galatasaraylı oyuncuların üst üste yaptıkları hatalarla birleşince Galatasaray ikisi gol olmak üzere beş isabetli şut görüyor kalesinde. Böylece devreyi 2-1 geride tamamlıyor.

Okan Buruk’un önlemleri

Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk takıma müdahale etmek için devre arasını bekledi. İkinci golde (öncesindeki atakta da) hizmet kusuru bulunan Taşdemir’i oyundan çıkararak yerine Léo Dubois’yı sürdü. Ancak bu değişikliği yapmak için üç yerli kuralından dolayı Rashica’yı da Yunus Akgün’le değiştirdi.

Bunun yanı sıra Okan Buruk’un devre arasında Torreira’yı ileri gitmemesi için, Oliveira ve Mertens’i hücum çıkışlarında ve oyun kurulumunda geriye gelerek pas bağlantısı oluşturmaları amacıyla uyardığı anlaşılıyor. Keza Aktürkoğlu’nu da her rakip atağında geriye koşması için.

Bunun yanı sıra Okan Buruk’un devre arasında iki bekin de aynı anda hücuma çıkmaması için Boey ve Dubois’yla bir konuşma yaptığı da belli oluyor. Nitekim hemen ikinci yarı başında alınan aşağıdaki fotoğrafta Dubois öndeyken Boey’nin orta saha hattını üçlediği görülüyor.


İkinci yarıda sonlanmayan bir Galatasaray atağı sonrasında Ümraniyespor’u hücuma çıkarken görüyoruz.
Burada en soldaki (kırmızı daire içinde) Galatasaraylı, oyuna yeni giren sol bek Dubois. O hücumdayken ilk yarıda
olduğu gibi sağ bek Boey’nin (kırmızı dikdörtgen içinde) hücuma katılmadığı ve Oliveira ile Torreira’dan oluşan
orta saha blokunu üçlediği görülüyor.
 (Kaynak: www.beinsports.com.tr )

Galatasaray’ın ikinci yarıdaki defansif konsantrasyonunun ne kadar yukarı çıktığını belgeleyen iki örnek koyuyorum. İlk örnek dakika 53,15’ten. Ümraniyespor kalecisi topu oyuna sokuyor ve Epureanu’ya oynuyor. Onun uzun topunu Boey kafayla rakip yarı sahaya gönderiyor. Kartal Yiğit bu topu kontrol edip soldaki Avounou’ya oynuyor. Avounou Yunus Akgün’den sıyrılıp topu sürüyor, ardından da soldan bindiren Onur Ayık’a oynuyor. Onun ortasında Oğuz Gürbulak’tan önce Torreira araya girip kafayı vuruyor (aşağıdaki fotoğraf).


Bu fotoğrafta eşleşmeler tam ve kusursuz. Solda top ayağında olan Onur Ayık’ın yapacağı ortada kırmızı dikdörtgen içindeki Torreira yükselerek hemen önündeki Oğuz Gürbulak’tan önce kafayla topu uzaklaştıracak.
 (Kaynak: www.beinsports.com.tr )

İkinci örnek, dakika 65,02. Bardakçı’nın uzun topunu Ümraniyesporlu Pavlov kazanarak Gürbulak’a, o da hemen Geraldo’ya oynuyor. Geraldo ilk yarıda olduğu gibi üzerine gelen Bardakçı’yı geçip soldan Galatasaray kalesine inmeye başlıyor. Ancak bu kez karşısında Torreira var. Torreira kısa metrajdaki birden hızlanarak topu Geraldo’dan kazanıyor.


Ümraniyespor’un bu hücumunda kırmızı dikdörtgen içindeki eşleşmede Torreira Geraldo’dan topu kazanacak.
Burada da görüldüğü gibi Ümraniyespor hücumunda sayısal üstünlük altıya dört Ümraniyespor lehinde. Ancak Torreira’nın üstün gayreti sayesinde Ümraniyespor bu hücumdaki sayısal üstünlüğü kullanamayacak.
(Kaynak: www.beinsports.com.tr )

Okan Buruk’un aldığı bu önlemler iki sonuca yol açtı. İlki Galatasaray’ın hücum etkinliği biraz azaldı. Nitekim ilk yarıda 1,76 olan gol beklentisi değeri ikinci yarıda 2,05 olarak gerçekleşse de 0,80 değerindeki penaltı vuruşu çıkarıldığında Galatasaray’ın ikinci yarıdaki gol beklenti değerinin 1,27 olduğu görülüyor. Benzer düşüşü korner sayısında da izlemek mümkün. İlk yarı dokuz korner kazanan Galatasaray, ikinci yarıda dört defa köşe vuruşu kullanabildi. (İlk yarı ve ikinci yarıda Galatasaray Ümraniyespor kalesine eşit sayıda şut atabildi, ancak ikinci yarıda şutların önemli bölümü ceza sahası dışından geldi.)

Okan Buruk’un sahaya sürdüğü bu önlemlerin yarattığı en radikal değişiklik, ikinci yarıda Ümraniyespor’un neredeyse hiç tehlikeli hücum yapamaması oldu. Burada Torreira faktörü de ciddi bir rol oynadı. İkinci yarıda fazla öne çıkmadığı için tehlikeli olabilecek Ümraniyespor hücumlarını yukarıdaki örnekte gibi neredeyse tek başına süpürdü. Böylece Ümraniyespor ikinci yarıyı Galatasaray kalesine tek bir şut bile atamadan tamamlamak zorunda kaldı. Ki Buruk’un asıl amacı da buydu ve bu sayede ikinci yarıda atılan iki golle Galatasaray 1-2’den geri dönerek maçı 3-2 kazandı.

Şimdi sırada ilk örneklerini geçen hafta görmeye başladığımız Galatasaray hücumları var. Yani Galatasaray’ın çiçek açan yanı.

Aktürkoğlu’nun evrimi

Geçen hafta kanat forvetten kilit pas vermeye evrilen ve oyun kuran Kerem Aktürkoğlu performansını derli toplu görmüştük. Aktürkoğlu bu rolünü Ümraniyespor karşısında dün de sürdürdü.

Buraya birkaç örnek alıyorum.

Dakika 17,29. Ümraniyespor kalecisi Orkun Özdemir’in uzun aut atışını Aktürkoğlu kafayla Mertens’e kazandırıyor. O da göğsüyle Aktürkoğlu’nun önüne indiriyor. Mertens’le bir kez daha pas alışverişi yapan Aktürkoğlu soldan bindiren Mertens’i bir daha görüyor. Mertens’in ortasını Epureanu uzaklaştırıyor. Taşdemir topu kazanıp ceza sahasındaki Oliveira’ya pas veriyor. Oliveira Kerem’le paslaştıktan sonra şutunu atıyor. Bu şutu Ümraniyespor kalecisi kornere gönderiyor. Burada görüldüğü gibi Aktürk önce kaçan Mertens’i görerek Galatasaray’ın etkili bir hücum oluşturmasına katkı veriyor. Ardından ceza sahasında bağlantı oyuncusu olarak Oliveira’ya şut pası veriyor.

İkinci örnek, dakika 30,03. Galatasaray rakip yarı saha ortasında sağdan taç atışıyla topu oyuna sokuyor. Torreira ve Mertens üzerinden top rakip ceza sahası çizgisi üzerindeki Oliveira’ya geliyor. O hemen Aktürkoğlu’na bırakıyor topu. Aktürkoğlu ise Mauro Icardi’ye oynamak istiyor, ancak Sackey’den dönüyor bu top ve Kartal Yiğit tarafından da uzaklaştırılıyor. Bardakçı bu topu kazanıp Taşdemir’le paslaştıktan sonra Nelsson’a, o da Torreira’ya veriyor. Torreira iç koridordaki Rashica’ya, o da çizgideki Boey’ye oynuyor. Boey biraz topu sürdükten sonra merkezdeki Mertens’e çıkarıyor. O hemen yanındaki Aktürkoğlu’na veriyor, Aktürkoğlu da ceza sahası içindeki Icardi’ye. Icardi soluyla düzeltip yine soluyla vuruyor, ancak şutu yukarıdan auta çıkıyor.

Üçüncü örnek. İlk yarının uzatma bölümü oynanıyor, dakika 47,00. Ümraniyesporlu Onur Atasayar’ın kullandığı uzun taç atışında Galatasaray ceza sahası önünde topu Oliveira kontrol edip soldan fırlayan Rashica’nın önüne oynuyor. Rashica bir süre sonra topu sürdükten sonra terse dönerek sağ çizgideki Aktürkoğlu’na oynuyor. Aktürkoğlu çoğu zaman olduğu gibi yine Icardi’yi tarıyor ve onu yüksek bir top gönderiyor. Icardi’nin tam penaltı noktasında vurduğu kafa şutu kalenin üzerinden dışarı çıkıyor.

Dördüncü örnek, dakika 60,57. Sahipsiz topu alan Muslera Bardakçı’ya oynuyor. Üst üste yapılan altı pastan sonra top üçüncü bölge başındaki Mertens’e geliyor. Mertens geriye dönüp Bardakçı veriyor. Bardakçı önce Dubois, ardından da Mertens’le paslaştıktan sonra Nelsson’a dönüyor. Nelsson, Torreira’ya o da Yunus Akgün’e oynuyor. Akgün burada blok kıran bir pas vererek topu Aktürkoğlu’yla buluşturuyor. Aktürkoğlu bu topu ceza sahasındaki Icardi’ye gönderiyor. Ancak burada Yunus Akgün daha önce davranarak şut çekiyor. Bu şut rakip defans tarafından bloke ediyor.

Son örnek, dakika 70,47. Galatasaraylılar Avounou’ya rakip saha ortasında çizgi üzerinde baskı yapıyorlar. Bu baskı sayesinde Yunus Akgün topu kazanıyor ve rakip ceza sahasının köşesine yöneliyor. Aktürkoğlu burada boş koşu yaparak Akgün’den topu istiyor. Topu alınca da topuk pasıyla yeniden Akgün’ün önüne bırakıyor. Akgün burada şutu tercih ediyor, ancak top direğin hemen yanından dışarı çıkıyor.

Aslında bu örnekleri vermemin tek amacı var. O da Barcelona altyapısında yetiştiği için kolektif oyuna tüm takım arkadaşlarından daha yatkın olan Icardi’nin yarattığı yardımlaşmacı futbol ortamının Galatasaray’da karşılaştığı zorluğu göstermek. Icardi Galatasaray’ın en önemli gol silahı, ancak ondan daha çok verim almak için onu beslemek lazım. Ne var ki geriden Icardi’ye gönderilen uzun ve yüksek topları hariç tutarsak, ki Ümraniyespor maçında üçüncü gol Bardakçı’nın böylesi bir asisti üzerinden geldi, Aktürkoğlu dışında Icardi’yi doğrudan desteklemeye çalışan başka bir oyuncu göremiyoruz Galatasaray’da.

Diğer taraftan geçen Giresunspor maçında olduğu gibi Galatasaray’da en çok şut pası üreten oyuncu açık ara Aktürkoğlu.

Sonuç

Haftalar geçtikçe rakipleri Galatasaray’ı daha fazla analiz ederek onu alt edecek panzehirler üretmeye çalışıyorlar. Geçen hafta Giresunspor ön alanda hızlı ve doğrudan oynayarak tehlikeli hücumlar üretmişti. Hakan Keleş’in yarattığı bu mirası Ümraniyespor teknik direktörü Recep Uçar bir ileri safhaya taşıyarak Ümraniyespor’a kazanabileceği bir maç oynattı. Pazar günü Abdullah Avcı yönetimindeki Trabzonspor’un Abdülkadir Ömür -  Anastasios Bakesatas - Mahmoud Trézéguet üzerinden Galatasaray’a zorluk çıkarmak için planlar yapacağı çok açık.

Buna karşın Okan Buruk’un önemli maçlara takımını daha iyi hazırladığı gerçeği de var. Bu nedenle pazar günü Trabzonspor karşısında artık yedi kişiyle hücum eden bir Galatasaray yerine oyunun savunma yönünü de ihmal etmeyen daha dengeli bir Galatasaray izleyeceğimizi söylemek çok yanlış olmasa gerektir.

İlgili İçerikler