Buruk sevinç
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Buruk sevinç

Galatasaray İstanbulspor'u 2-1 yenerek liderliğe yükseldi. Ancak maçın son bölümünde rakibine verdiği fırsatlar perşembe günü deplasmanda oynayacağı Sivasspor maçının oldukça zor geçeceğini gösteriyor bize

Galatasaraylıların dünkü İstanbulspor maçını 80'inci dakikadan sonra büyük bir endişe içinde izledikleri aşikâr. Bunda da çok haksız değiller açıkça. Örneğin uzatma bölümünde Okan Koçuk'un sol ayağının ucuyla çıkardığı top gol olsa yeni bir Alanyaspor sendromu yaşayacaktı Galatasaraylılar.

Maça duygusal planda baktığımızda gördüğümüz şey tam da bu. Okan Buruk'un maç sonunda yaptığı "maçın sonu çok istediğimiz gibi bitmeyince aslında biraz suratımız asıldı" cümlesi bu duyguların ifadesiydi. Maçın duygusal özeti bu.

Analitik özet oldukça uzun ve çok daha başka.

Ben bu yazıda Galatasaray'ın dünkü performansını üç başlık altında ele alacağım. Bunlar sırasıyla, ön alan baskısıyla çıkılan hızlı hücumlar, duran top ile disiplin ve konsantrasyon sorunları olacak.

Ön alan baskısı ve hızlı hücumlar

Okan Buruk sezona önemli bir vaatle başladı. O vaat Galatasaray'ın genetiğinde olduğu düşünülen baskılı oyundu. Ön alanda baskı yapılacak, rakip baskı altında tutulacaktı. Ön alan baskısını derli toplu yapıldığı ilk maç sekizinci haftadaki Adana Demirspor karşılaşmasıydı. Bu baskının 11'inci haftada oynanan Alanyaspor maçında daha da geliştiğini gördük. Dünya Kupası öncesinde oynanan Başakşehir karşılaşması baskının zirveye çıktığı maç oldu.

Her ne kadar lige kaldığı yerden devam etmeyeceği bilinse de Galatasaray'ın ön alan baskısı konusunda çok geriye gitmediği ortaya çıktı dünkü maçta. Özellikle ilk yarının yaklaşık 30-35 dakikalık bölümünde Galatasaray rakibinin oyun kurmasını ciddi manada önledi; ön alanda yaptığı verimli baskıyla İstanbulspor'u uzun oynamaya yönlendirdi. (Burada ön alan baskısıyla rakibe karşı yapılan amansız bir presi değil, rakibi, her İstanbulsporlu oyuncunun bir Galatasaraylı futbolcu tarafından marke ederek karşılamayı ve bu sayede rakibi uzun oynamaya sevk etmeyi anlıyoruz.)

Aşağıdaki fotoğraf maçın altıncı dakikasının başında alındı. Bu fotoğrafta iki şey görüyoruz. İlki her İstanbulsporlu oyuncunun bir Galatasaraylı futbolcu tarafından marke edildiğini. İkinci olarak da Bafétimbi Gomis'in İstanbulspor kalecisi David Jensen'in üzerine onun pas atabileceği rakip stoperin açısını kapatarak depar atmasını ve rakip kaleciyi uzun oynamak zorunda bırakmasını.

İstanbulspor maçında Galatasaray beşinci dakikadan sonra ön alanda yaptığı baskının dozunu giderek artırmaya başladı. Her rakibe bir Galatasaraylı futbolcu prensibiyle İstanbulspor'u uzun oynamaya sevk etti.

Galatasaray verimli biçimde uyguladığı bu ön alan baskısıyla pozisyonlar üretti. Buraya sadece iki örnek alıyorum.

Dakika 13,15. Galatasaray taç atışıyla oyunu başlatıyor. Defans hattında yapılan yan paslardan sonra Abdülkerim Bardakçı dikey bir pasla Kerem Aktürkoğlu'nu buluşturuyor topla. Aktürkoğlu çizgide rakibini geçerek İstanbulspor'un orta saha blokunu kırıyor ve ceza sahası çizgisi üzerindeki Gomis'e veriyor topu. Gomis'in Dries Mertens'i kaçırma denemesinde pas yerini bulmuyor ve İstanbulspor defansı topu uzaklaştırmak zorunda kalıyor, çünkü boşta olan hiçbir İstanbulspor oyuncusu yok o anda.

Bu topu Bardakçı yakalayarak Galatasaray hücumunu tazeliyor. Bu kez orta sahada yapılan yan paslaşmalardan sonra Lucas Torreira dikine oynayarak Mertens'i görüyor. Mertens ise sağ kanattaki Sacha Boey'ye uzun bir top atarak İstanbulspor'un defans yerleşiminin dengesini bozuyor. Böylece Galatasaray dörde dört bir hücum başlatma fırsatı yakalıyor (aşağıdaki fotoğraf). Topla biraz ilerleyen Boey arka direk civarında bulunan Gomis'e uzun oynuyor. Gomis'in sol ayakla attığı şut direkten dönüyor ve sonrasında İstanbulspor defansı topu kornere atıyor. Bu korner atışı sonrasında Galatasaray ilk golüne ulaşıyor.

Galatasaray'ın ilk golünün öncesindeki hücum. Sol içte bulunan Mertens sağdaki Boey'ye yatay bir pas atıyor ve bu pasla İstanbulspor'un defans dengesi bozuluyor. Böylece Galatasaray dörde dört hücuma çıkıyor.

İkinci örnek. Dakika 34,08. Bu an orta sahada top kapma mücadelesi izliyoruz. Gomis topu İstanbulsporlu oyuncuya kaptırıyor. Ancak onun pozisyonunu Torreira bozuyor. Araya giren Boey tek topla sağdan Fredrik Midtsjø'yü kaçırıyor. Böylece Galatasaray dörde dört bir hücum geliştiriyor yine sağ taraftan. Öndeki bu dörtlüye Gomis'in de katılmasıyla Galatasaray rakip ceza sahasında sayısal üstünlüğü sağlıyor (Aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray'ın hızlı geçiş hücumuyla yakaladığı bu pozisyonda şutu rakip kaleciden dönecek olan Gomis çerçevede değil henüz. Orta sahadaki ikili mücadele sırasında yerde kalan Gomis ayağa kalkarak hızla rakip ceza sahasına koşacak ve boş durumda şutunu atacak.

Boey-Midtsjø-Aktürkoğlu-Rashica-Gomis üzerinden şekillenen bu hücum Gomis'in kaleye çektiği ve kaleci tarafından çıkarılan şutla tamamlandı. Bu hücumda fotoğrafta en solda bulunan Aktürkoğlu'nun büyük bir hızla rakip ceza sahasına yaklaşması Midtsjø'den gelen pası topuğuyla Rashica'nın önüne bırakması çok değerli.

İkinci yarı

Maçın skorundan ve son dakikaların kaygıyla geçmesinden ötürü sanılabilir ki, Alanyaspor maçında olduğu gibi Galatasaray ikinci yarıda durdu ve defansa geçti. Böyle değil. Galatasaray maçın ikinci yarısında da dozunu biraz hafifletmiş olsa da baskısına devam etti. Ancak bu kez takım savunmasını ilk yarıda olduğu gibi orta sahada değil, kendi sahasının ortalarında kurdu.

Defansı biraz geride kurmanın en önemli etkisi hücuma çıkış yollarında görüldü. Galatasaray bu yarıda hem rakibe yapılan baskıyla topun kazanılması üzerinden, hem de uzun toplarla hızlı hücumlara çıktı.

Buraya üç örnek alıyorum.

Dakika 53,58. Okan Kocuk aut atışıyla topu oyuna sokup Bardakçı'ya veriyor. Bardakçı ileriye Gomis'e yüksek top gönderiyor. Gomis orta saha dairesi içinde topu ilerideki Mertens'e gönderiyor kafasıyla. Mertens de boş koşu gösteren Aktürkoğlu'nu görüyor. Aktürkoğlu topu soluna doğru kontrol edip ceza sahasına giriyor tek başına, ancak etrafında üç rakip oyuncuyu görünce geriye dönüyor ve Mertens'e oynuyor. Mertens yeniden Aktürkoğlu'na pas veriyor. Aktürkoğlu kalecinin önde olduğunu görerek topu aşırtmak istiyor, ancak vuruşu dışarı çıkıyor.

58,08. Midtsjø ileri çıkan İstanbulspor stoperi Okan Erdoğan'ı bozuyor. Sahipsiz kalan topu Boey kazanarak Torreira'ya veriyor, o da Mertens'e. Mertens boş koşu gösteren Gomis'i görüyor, ancak Gomis'in gidecek enerjisi kalmadığı için topu gerisindeki Boey'ye veriyor. O da Rashica'ya. Burada yine Aktürkoğlu giriyor sahneye. Rashica'dan topu aldıktan sonra Mertens'le verkaça giriyor. Top kendisine gelince sağ çizgiye yakın bir yerden kaleye şut çekiyor, ama kaleyi bulamıyor. Midtsjø'nün rakibi bozmasıyla Aktürkoğlu'nun şutu arasında tam 21 saniye var. Galatasaray bu 21 saniyede dokuz pas yaparak kendi ceza sahasından rakip kale çizgisine kadar iniyor.

Dakika 75,54. Nelsson kafayla topu Bardakçı'ya indiriyor. Torreira-Yusuf Demir-Torreira üzerinden hazırlık pasları yapan Galatasaray'da top sağdan bindirme yapan Boey'yle buluşturuluyor. Boey Mata'ya oynuyor, o da Demir'e. Mertens'le al-ver yapan Yusuf Demir'in topuna İstanbulspor stoperi Michael Ologo ayağını sokuyor, topu önünde bulan Aktürkoğlu kaleye vuruyor, ancak İstanbulspor'un kalecisi Jensen bu şutu çıkarıyor.

Duran top 

Galatasaray dün kornerden iki gol kazandı. Ancak bu, Galatasaray'ın her iki golü de duran top çalışmasıyla kazandığı anlamına gelmiyor. Örneğin Bafétimbi Gomis'in ilk golü çalışılmış bir organizasyon değildi; İstanbulspor defansının hatasıydı. Ancak ikinci gol ve gole dönüşmeyen bazı duran top kullanımları Galatasaray'ın duran top konusunda mesai harcadığını çok net biçimde gösteriyor bize.

Buraya duran top örneği almayacağım. Sadece altını çizmek istediğim bir şey var, ki maç sonunda Okan Buruk da bunu net biçimde ifade etti. Dünkü İstanbulspor maçı Galatasaray'da duran topları birkaç istisna hariç Mertens'in kullanması gerektiğini ortaya koydu. Bilemiyorum Sergio Oliveira'nın takıma girmesiyle kazanılan serbest vuruşlarda topun arkasında yine onu mu göreceğiz? Ama dün şunu anladık ki hiçbir şekilde Kerem Aktürkoğlu topun arkasına geçmemeli kornerlerde ve yan toplarda.

Bu başlıkla ilgili sadece bir fotoğraf koymak istiyorum, Galatasaray'ıın ön direğe kullandığı ve buradan arkaya aşırtılan duran top organizasyonun ne kadar çalışılmış olduğunu bize gösteren.

Aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi ön direkten arkaya aşırılan top için Galatasaray'ın iki stoperi ve duruma göre ön direkte topu arkaya aşıracak diğer isim olan Torreira sistematik olarak öne fırlıyor.

Galatasaray'ın sağdan kullandığı bu korner atışında Gomis, takım arkadaşları Nelsson, Bardakçı ve Aktürkoğlu'nun (kırmızı daire içinde) gole çevirmesi için topu ön direkte arkaya aşırıyor.

Disiplin ve konsantrasyon

Buraya Galatasaray'ın disiplin ve konstantrasyon sorunu yaşadığı birkaç örneği aktaracağım. Bunlardan ilki Galatasaray'ın yediği golle ilgili.

Galatasaray attığı gibi duran toptan gol de yedi. Bu golün oluşmasına neden olan faulu İstanbulspor'un hızlı geçiş hücumunu durdurmak için Bardakçı yaptı. Bu duran top da golle sonuçlandı. Aşağıdaki fotoğraf bu hızlı hücumun başlangıç anını gösteriyor. Galatasaray tam bu sırada altı kişiyle rakibini önde karşılamaya çalışıyordu. Ancak İstanbulspor Galatasaray'ın bu baskısını kırarak hızlı bir hücum üretti. Buradaki temel sorun önde kalan Galatasaray oyuncularının geriye hakem kadar hızlı koşmaması.

Burada yanlış saha parselasyonu nedeniyle Galatasaraylı altı oyuncu geride kalıyor ve bu hızlı atakta İstanbulspor Bardakçı'nın yaptığı faul nedeniyle golle sonuçlanacak duran top kazanıyor.

Golle ilgili diğer soruna gelince. İstanbulspor'un kazandığı duran topta golü atan Mehmet Yeşil'i marke eden Galatasaraylı Yusuf Demir'di. Ancak bu topta Demir hava topunu izledi ve rakibine vücut şarjı yapamadı.

İkinci örnek. Galatasaray rakibini 2022 Dünya Kupası'nda Fransa'da gördüğümüz gibi 442 düzeniyle karşılıyor. Burada önemli olan iki konu var. İlki Galatasaray'ın savunma ile orta saha futbolcularıyla oluşturduğu iki blok arasındaki mesafenin yakınlığı. İkincisi ise Galatasaray blokları arasına giren rakip oyuncuların marke edilmesi. Burada özellikle arka bloktaki defans oyuncularının araya sızan rakipleri daha yakından alması gerekiyor. Dün İstanbulspor'a karşı çok iyi bir maç çıkaran Galatasaray'ın sol stoperi Bardakçı'nın bir anlık konsantrasyon sorunu yaşaması az kalsın üç puan yerine bir puanla yetinilmesine yol açacaktı.

Dakika 92,25. Aşağıdaki fotoğrafta da görüldüğü gibi İstanbulspor atağında İki rakip oyuncu Galatasaray'ın iki bloku arasında sızmış durumda. Ancak en sağdaki Patrick van Aanholt rakibine oldukça yakın ve onun hareket alanını ciddi biçimde sınırlandırmış durumda. Ancak arka blokta sağdan ikinci futbolcu olan Bardakçı için aynı şey söz konusu değil. Bardakçı blok arasına sızan İstanbulsporlu futbolcunun oldukça uzağında.

Bu atakta İstanbulspor sağ beki Oğuzhan Berber Galatasaray'ın ilk blokunun arasından takım arkadaşı Ethem Valoni'ye pas veriyor. Valoni ise ceza sahasına girecek olan Emir Kaan Gültekin'i görüyor. Bu top Bardakçı'nın ayağına çarparak Gültekin'i Galatasaray kalecisi Okan Kocuk'la karşı karşıya bırakıyor. Kocuk burada sol ayağını uzatarak mutlak golü önlüyor.

Bu, İstanbulspor'un akan oyunda ürettiği en önemli iki pozisyondan sonuncusuydu. İlki birinci yarının uzatma bölümünde gerçekleşmiş, buna da Mertens'in gevşek savunması yol açmıştı.

Dakika 45,30. İstanbulspor kendi solunda atak başlatıyor. Bu nedenle Galatasaray defansı zincirleme olarak sağa yanaşmış durumda. İstanbulsporlu Ethemi bu pozisyonda Muammer Sarıkaya'ya, o da Galatasaray'ın iki bloku arasına sızmış olan Eduart Rroca'ya. Rroca topu Jetmir Topalli'ye gönderiyor yukarıdan, o da kafayla Demecao Duhuney'yi kaçırıyor. İstanbulspor'un sağ bekinin tehlikeli şutu yandan dışarı çıkıyor.

İstanbulspor'un bu atağında dakika 45,35'te Mertens'le Duhaney aynı hizada (solda). Ancak Mertens rakibini kontrol etmediği için Duhaney üç saniye sonra Mertens'in yaklaşık üç metre önüne geçmiş durumda ve boş vaziyette Galatasaray kalesine şut atıyor (sağda).

Burada Duhuney'yi tutması gereken oyuncu Mertens. Ama Mertens Duhuney depara başladığında onu takip etmiyor. Böylece İstanbulspor'un sağ beki boş durumda Galatasaray ceza sahasına giriyor ve şutunu atıyor. (Dikkatli izleyiciler Mertens'in 2-1 kaybedilen Kayserispor deplasmanında rakip sağ beki marke etmediği için Kayserispor'un rahatlıkla gol attığını hatırlayacaklardır.)

Bunlar konsantrasyon sorunları. Bir de önemli disiplin sorunu yaşandı ve Torreira manasız yere sarı kart görerek takımını Sivasspor karşısında yalnız bırakmış oldu.

Sonuç

Maçı futbolcular oynar ama maçı kazanan, belirli bir sistem çerçevesinde yapılan detaylı hazırlıklardır. Bu hazırlıklar manasız bir mevsimde düzenlenen dünya kupası nedeniyle form durumları neredeyse sıfırlanmış ve fiziksel açıdan homojen olmayan bir futbolcu grubu söz konusuysa (Galatasaray'ın şu anki kadrosunda fiziksel açıdan çok farklı kategoride bulunan oyuncular yer alıyor: Dünya kupasına gidenler, milli takımlara gidenler, sakatlıktan yeni çıkanlar, hastalık geçirenler ve devre arası kampına en başından itibaren katılanlar) daha da önem kazanıyor.

Geleceğe baktığımızda görülen şu: Galatasaray elindeki futbolcu grubunu fiziksel açıdan giderek daha da homojen hale dönüştürecek ve oynadığı futbolu biraz daha ileri götürecek. Bu açıdan Galatasaray'ın önümüzdeki haftalarda daha doğrudan, daha hızlı ve rakibine ön alanda daha çok baskı yapan bir kimliğe bürüneceğini söylemek bir kehanet değil.

Ancak bugüne bakınca başka bir pencere daha var Galatasaray'ın önünde. O da Galatasaray'ın perşembe günü şu ana kadarki en zorlu maçına çıkacak olması. (Burada Galatasaray'ın başkanlarından Alp Yalman'ın, "Galatasaray'ın en önemli maçı, oynayacağı ilk karşılaşmadır" sözünü hatırlamak yerinde olacak.) Perşembe günü, bir yanda soğuk, bir yanda eksikler, bir yanda her Galatasaray maçına özenle hazırlanan Sivasspor bekliyor Okan Buruk ve öğrencilerini.

Galatasaraylılar 2-1 kazanılan İstanbulspor maçına hangi pencereden bakacağına elbette kendileri karar verecek. Ama maçın serinkanlı analizi bize Galatasaray'ın İstanbulspor karşısında kötü bir maç geçirmediğini söylüyor.

İlgili İçerikler