Galatasaray sezon başından bu yana bir hücum takımı olarak bilindi ve kabul edilegeldi. Çünkü her şeyden önce Galatasaray kontrol ve pas futbolu yerine hızlı ve doğrudan oynayarak sonuca ulaşmak isteyen bir takım. Bu da Galatasaray’ı neredeyse sadece hücumu düşünen bir takım yapıyor. Nitekim tüm önemli hücum istatistiklerinde Galatasaray lig lideri ¹
Ancak Galatasaray sadece iyi bir hücum takımı değil, aynı zamanda iyi bir savunma takımı da. Başakşehir’i de aslında iyi bir hücum ekibi olduğu kadar iyi bir savunma takımı olduğu için yendi.
Bu analizde dün oynanan oyunu üç başlık altında ele alacağım.
İlki hücum, ikincisi savunma, sonuncusu ise göze çarpanlar.
Galatasaray’ın hücum gücü
Dün, Başakşehir’i her ne kadar penaltıdan bulduğu golle yenmiş olsa da Galatasaray hücum çeşitliliği anlamında oldukça verimli bir maçı geride bıraktı. Hem de Milot Rashica’nın ve Nicoló Zaniolo’nun final hareketlerde ve paslarda oldukça yanlış kararlar vermelerine karşın. Sakin kaldığı anlarda Galatasaray daha önce gördüğümüz hücum setlerini kolaylıkla sahaya döktü ve bunlardan pozisyonlar da üretti.
Buraya Galatasaray’ın klasik hücum setleri içinde yer alan beş örnek alıyorum.
İlk örnek; dakika 2,52’deyiz. Aut atışıyla topu oyuna sokan Galatasaray’da altı hazırlık pasının ardından Lucas Torreira ikinci bölge başında topla buluşuyor. Biraz sürdükten sonra dikine pasla Rashica’yı görüyor, o da iki oyuncu arasından paralel pasla Aktürkoğlu’nu. Bu sırada Icardi öne doğru boş koşu gösteriyor ve Aktürkoğlu da bunu hemen ödüllendiriyor (aşağıdaki fotoğraf).
Maçın hemen başında Galatasaray hücumunu izliyoruz. Rashica’nın paralel pasında Kerem Aktürkoğlu (kırmızı dikdörtgen içinde) Mauro Icardi’nin (kırmızı daire içinde) öne doğru gösterdiği boş koşusunu ödüllendiriyor. Mertens’in de desteklediği bu hücumda Icardi Başakşehir kalecisi Muhammed Şengezer’le karşı karşıya kalacak. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)
Başakşehir kalecisi Muhammed Şengezer tehlikeyi erken sezerek topa eliyle müdahale ediyor. Boşta kalan topu Mertens kaleye gönderiyor, ancak bunu çizgi üzerindeki Léo Duarte çıkarıyor. Mertens dönen topa tekrar vuruyor, ancak bu şutu Başakşehir sağ beki Ömer Ali Şahiner bloke ediyor. Top yine önünde kalınca Mertens yeniden şutluyor, ancak bu şut Şahiner’e çarparak kornere çıkıyor.
Bu hücumun iki özelliği var. İlki rakibin savunma blokları dikine paslarla aşılması. Zaten bu hücumu klasik bir Galatasaray seti kılan da bu özellik. Bu hücumda sırasıyla Torreira ve Aktürkoğlu peş peşe attıkları iki pasla rakibin iki savunma blokunu kolayca aşıyorlar.
İkinci özelliğe gelince; Rashica’nın topu almak için boşalttığı koridora Mertens’in sızıyor. Nitekim Mertens bu koşusu sayesinde ikisi sol, birisi sağ ayağıyla olmak üzere üç kez art arda topu kaleye şutlama fırsatı yakalıyor. (Bu atak golle sonuçlansa Icardi büyük bir olasılıkla ofsaytta olduğu için VAR devreye girerek golü iptal edecekti.)
İkinci örnekte de benzer bir karakteristikler mevcut. Dakika 15,08. Kâzımcan Karataş’a yapılan faul sonrasında oyun yeniden başlıyor ve üçüncü pasta Karataş taç çizgisinde topla buluşturuluyor. Burada da bir önceki hücum setinde gördüğümüz şablon tekrarlanıyor. Bu kez Aktürkoğlu merkezden kenara kaçıyor, onun merkezde bıraktığı koridora ise yine Mertens sızıyor. Karataş da Mertens’in bu koşusunu attığı uzun pasla hemen ödüllendiriyor. Mertens rakibinden kurtulup topu ceza sahasına ortalıyor. Sergio Oliveira’nın kafa şutu, Başakşehir’in sol beki Lucas Lima’ya çarparak kornere dönüşüyor.
Üçüncü örnek; dakika 28,20’deyiz. Sacha Boey taç atışında topu oyuna sokuyor. Yapılan yedi pastan sonra orta sahada topla buluşan Torreira biraz ilerleyip merkeze gelen Aktürkoğlu’nu görüyor. Onun pasında Mertens kafayla Rashica’nın önüne indiriyor topu, o da sağdan bindiren Boey’yi kaçırıyor. Boey, topu ceza sahasına ortalıyor. Aktürkoğlu’nun bu ortaya yaptığı kafa vuruşu kaleci Şengezer’de kalıyor.
Bu hücumda blok kıran iki pası yine Torreira ve Aktürkoğlu atıyor ilk örnekteki gibi.
Dördüncü örnek; dakika 41,32. Galatasaray geriden oyun kurarken Muslera’ya veriliyor top. Ceza sahası dışına çıkmış olan Muslera uzun oynayarak sol merkezden bindiren Aktürkoğlu’nun önüne indiriyor topu (aşağıdaki fotoğraf).
Galatasaray’ın penaltı beklediği, ancak hakemin oyunu devam ettirdiği hücuma bakıyoruz. Kaleci Muslera Kerem Aktürkoğlu’na (kırmızı dikdörtgen içinde) uzun bir top gönderiyor. Aktürkoğlu da öne koşu gösteren Icardi’yi (kırmızı daire içinde) rakip ceza sahasında topla buluşturuyor. Icardi topa dokunuyor, ancak Duarte’yla temas edince yere düşüyor. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)
Aktürkoğlu gelişine Icardi’yi kaçırıyor. Icardi Başakşehir ceza sahası içinde topa dokunmayı başarıyor, ancak Duarte’ye takılıyor.
Bu hücumda da Galatasaray’ın blok kıran iki pasla rakip ceza sahasına girdiğini görüyoruz. Blok kıran ilk pasın sahibi Muslera, ikincinin sahibi ise Aktürkoğlu.
Son örneğimiz ikinci yarıdan. Dakika 76,58. Başakşehir kaleci Şengezer üzerinden topu oyuna sokuyor. Şengezer Léo Duarte’yle paslaştıktan sonra merkezdeki Mahmut Tekdemir’e dönüyor. O da Duarte’ye. Tam bu sırada Fredrik Midstjø araya girerek topu Aktürkoğlu’nun kazanmasına yardımcı oluyor. Aktürkoğlu’nun hemen ceza sahasına gönderdiği topu Zaniolo sağıyla kontrol edip sol ayağıyla şutluyor. Ancak Zaniolo’nun bu vuruşu bloke ediliyor.
Bu hücumun özelliği topun üçüncü bölgede Galatasaray’ın alamet-i farikası olan ön alan baskısıyla kazanılması ve hemen pozisyona dönüştürülmesi.
Maçı tribünden veya televizyon başından izleyen Galatasaraylı taraftarlar maçı koparacak skorun elde edilmemesi nedeniyle oldukça stresli dakikalar geçirseler de Galatasaray, yazının başında söylediğim gibi hücum anlamında oldukça verimli bir maçı geride bıraktı. Nitekim hücum istatistiklerine baktığımız zaman Galatasaray’ın dün Başakşehir kalesine sekizi isabetli toplam 20 şut çektiği görülüyor. Ayrıca 33 kez de Başakşehir ceza sahasında topla oynadığı. Galatasaray bu hücumlarda ürettiği 2,58 gol beklentisi değerinden ise sadece bir gol çıkarabildi.
Bunun temel nedeni final paslarındaki ve hareketlerindeki yanlış seçimlerdi. Bu anlarda Galatasaraylı futbolcular biraz daha sakin kalabilseler daha maçın ilk çeyreğinde maçı koparacak skora ulaşmış olacaklardı.
Buradan geliyoruz Galatasaray’ın savunma performansına.
İki geçiş hücumu
Hatırlanacağı gibi Başakşehir Galatasaray’ı Türkiye Kupası’nın dışına atarken geçiş hücumlarından bulduğu fırsatlar sayesinde 3-2’lik bir galibiyet elde etmişti. Benzer bir senaryo dün de bekleniyordu.
Ne var ki Galatasaray, kupa maçının aksine tüm maç boyunca Başakşehir’in sadece iki hücum geçişi yapmasına fırsat verdi.
Bunlardan ilki dakika 24,42’de gerçekleşti. Galatasaray hücumunda Abdülkerim Bardakçı’nın ileriye, Icardi’ye oynadığı uzun topu Lima kafayla ikinci bölge başındaki Mahmut Tekdemir’e indiriyor. O da soldan bindiren Serdar Gürler’i kaçırıyor. Gürler topla ilerledikten sonra merkeze dönüyor ve Deniz Türüç’ü görüyor. Türüç önündeki Torreira’dan kurtulduktan sonra kaleye vuruyor. Muslera bu topu kornere gönderiyor.
Başakşehir ikinci ve en tehlikeli hücum geçişini bundan yaklaşık üç dakika sonra gerçekleştirdi. Dakika 27,40’dayı. Sol bek Lima yine Gürler’i kaçırıyor. Böylece üçe üç Başakşehir atağı başlamış oluyor (aşağıdaki fotoğraf).
Maç boyunca Başakşehir’in Galatasaray savunmasını en az adamla yakaladığı hücuma bakıyoruz. Top ayağında olan Serdar Gürler öne doğru hareketlenen Danijel Aleksiç’i kaçıracak. Onun yaptığı vuruş Bardakçı’ya çarpınca Muslera bu topu kolayca kontrol edecek. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)
Bu hücumda topla ilerleyen Gürler içeri kaçan Danijel Aleksiç’i topla buluşturdu. Onun şutuna Bardakçı ayağını koyunca, seken topu Muslere kolayca alabildi.
Bu atakta dikkat çeken bir şey var. Lima topu Gürler’e attığında Boey elini kaldırıyor ofsayt diye. Çünkü ileri çıkarak Gürler’i ofsaytta bıraktığını düşünüyor. Ancak dönüp geriye baktığında Galatasaray defansının diğer üç futbolcusunun rakibi ofsaytta bırakmak için kendisi gibi ileriye çıkmamış olduğunu fark ediyor.
Galatasaray’ın savunma gücü
Galatasaray Başakşehir karşısında ligin en iyi savunma performanslarından birini sergiledi. Başakşehir’i bir anlamda kendi ceza sahasına neredeyse hiç sokmadı. Bunun sonucunda da Başakşehir Galatasaray ceza sahası içinden Muslera’yı tehdit eden tek bir şut bile atamadı. Attığı altı şutun hepsi Galatasaray ceza sahası dışındandı. Opta istatistiklerine göre Başakşehir yarattığı 0,17 gol beklentisi değeriyle olumsuz anlamda sezon rekoru kırdı.
Buna ek olarak Galatasaray’ın savunma gücünü artıran üç konudan daha söz etmek istiyorum.
İlki Başakşehir’in yaptığı formasyon değişikliği. Başakşehir’in teknik direktörü Emre Belözoğlu, maçın son bölümünde sol bek Caner Erkin, sağ kanat oyuncusu Adnan Januzaj ile Stefano Okaka ve Philippe Keny’yi sahaya atarak 4231 formasyonundan çift santrforlu 442’ye döndü. Amacı Caner Erkin ve Januzaj’ın Okaka ve Keny’ye yüksek top indirmesiydi.
Ancak burada Galatasaray savunma dörtlüsünün rakibine hiç şans vermeyen yüksek top hâkimiyeti devreye girdi. Boey, Victor Nelsson, Bardakçı ve Karataş girdikleri toplam otuz hava topu mücadelesinin hepsini kazanarak rakiplerine tek bir kafa topu bırakmadılar. Galatasaray’ın savunma dörtlüsü bunun yanı sıra maçı toplam altışar pas arası ve top kapmayla tamamladı. (Burada ayrıca Okan Buruk’un rakibin çift santrfora dönmesi üzerine Kaan Ayhan’ı sahaya atarak zaman zaman Galatasaray’a üçlü defans oynatmasından söz etmek yerinde olacak.)
İkinci konu. Galatasaray dün hücum esnasında Başakşehir’i çok koşturdu. Kendisini 442 formasyonuyla karşılayan Başakşehir’in ilk yarıda 68,88 kilometre mesafe kat etmesini sağlayarak oldukça yordu. İkinci yarının başında biraz varlık gösteren Başakşehir yaptığı oyuncu değişikliklerine rağmen yorgun düştüğü için 70’inci dakikadan sonra tehlikeli hücumlar üretemedi.
Üçüncü konu; normalde Galatasaray 4231 formasyonuyla oynayan bir takım. Ancak dün maçın önemli bölümünde 433 oynadı. Torreira’yı doğrudan stoperlerin ortasında ve önünde kullanan Galatasaray’da Oliveira ve Mertens genellikle sağ ve sol iç olarak görev yaptılar. Nitekim bu savunma kurgusu Galatasaraylı futbolcuların ortalama pozisyonlarını gösteren aşağıdaki grafiğe de yansıdı.
Dün ilk yarı sonunda Galatasaraylı oyuncuların
ortalama pozisyonunu gösteren grafikte
beş numaralı Torreira’nın
tek süpürücü olarak merkezde
yer aldığı görülüyor. (Kaynak: www.beinsports.com.tr)
Galatasaray’ın sahaya 433 formasyonuyla yansıyan savunma kurgusu, Torreira’nın iki stoper arasına girerek oyun kurulumunda önemli bir rol almasının dışında, rakip hücumlarına geride fazladan bir futbolcuyla karşı durmasına da yol açtı. Dolayısıyla takımın artan savunma gücünün tılsımını biraz da burada aramak yerinde olacak.
Son başlıkta gözüme çarpan üç şeyden bahsetmek istiyorum.
Uzun taç atışları
Kâzımcan Karataş’ın dün gösterdiği sol bek performansı Galatasaraylıların gelecek adına umutlanmasına yol açtı. Karataş’ın sahaya getirdiği heyecan ve enerji sayesinde Galatasaray sol koridordan daha fazla hücum üretme fırsatı yakaladı. Nitekim Galatasaray geliştirdiği hücumların yüzde 42,5’ini sol koridordan üretirken Boey ve Rashica üzerinden sürüklediği sağ koridor hücumlarının payı yüzde 34,2’de kaldı.
Ancak burada bahsetmek istediğim şey daha farklı. Karataş sahaya yansıttığı enerji ve dinamizm dışında önemli bir şey daha kazandırdı Galatasaray’a: Uzun taç atışları. Karataş bu alanda Galatasaray’ın önemli bir eksikliği gidermiş oldu. Buraya tek örnek alıyorum.
Dakika 13,35. Karataş kullandığı uzun taç atışında ceza sahasında Icardi’yı topla buluşturuyor. Onun kafayla indirdiği topu Torreira’nın sol ayağıyla şutluyor, ancak bu vuruş Ahmed Touba’dan dönüyor.
İkinci olarak Fredrik Midtsjø’nün oyuna girmesinden yarattığı farktan bahsetmek istiyorum. Oyuna kattığı belirli bir sertliğin yanı sıra Midtsjø bağlantı ve ön alan baskısı oyuncusu olarak Galatasaray’ın oyunun yeniden hâkimiyetini almasında başrol oyuncusu oldu. (Hücum zenginliği bölümünde yer alan beşinci örnekte Midtsjø’nün ön alan baskısında verdiği katkı çok net biçimde gösterilmişti.)
Ve son olarak taraftar. Aslında Galatasaray sakin oynamaya çalışan, sakin oynadıkça da pozisyon üretebilen bir takım. Ancak dün, maçı koparacak gol gelmediği için taraftarın strese girdiğini ve bunu da tepkilerle sahaya yansıttığını gördük. Bunun ise Galatasaray’ın oyununu olumsuz yönde etkilediğinden söz etmeliyim.
Sonuç
1998 yapımı Er Ryan’ı Kurtarmak filminin final sahnesinde Amerikalı askerlerin Nazi askerlerine karşı direnecekleri son noktaya çekilmelerini yönetmen Steven Spielberg dramatik bir sahneyle izleyicinin karşısına çıkarmıştı. Amerikalı askerler canlarını verdiklerini Er Ryan’ın hayatta kalabilmesi son direnme noktası olan köprüye “Alamo, Alamo” bağrışları içinde çekilmişlerdi.
Galatasaray da dünkü Başakşehir galibiyetiyle Alamo Köprüsü’nün arkasına geçmiş oldu ve seçimden iki gün sonra oynayacağı İstanbulspor maçına hazırlanmaya başladı. İstanbulspor ligin en dirençli takımlarından birisi. Dolayısıyla Galatasaray’ı ciddi bir tehdit bekliyor bu maçta. Başakşehir maçında olduğu gibi anahtar kavram takım savunması ve direnç olacak bu karşılaşmada da.
¹ Opta verilerine göre Galatasaray Süper Lig’de maç başına en fazla isabetli şut çeken (7,5), en fazla net pozisyon üreten (3,2) ve rakip ceza sahasında en fazla topla buluşan (33,2) takım durumunda.
|
Melih Şabanoğlu kimdir? Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep. Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu. Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi. Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani’den Galatasaray Spor Kulübü’ne Türkiye’de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var. Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.
|


