22 Nisan 2020

Erdoğan olsaydı, gök kubbeyi başınıza yıkarım, derdi!

1996 yılında aynı virüs faciası yaşansaydı, İstanbul Belediye Başkanı Erdoğan’ın fakir fukara garip gurabaya sahip çıkması merkezi iktidar tarafından önlenseydi...

Dün akşamüstü AKP Genel Başkanı partisinin MKY üyelerine telekonferans yöntemiyle hitap etti, talimatlar verdi.

Haber kanalları anında canlı yayına geçti.

Belli, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi o toplantıyı servis etmiş.

Belli, haber kanallarına yayınlayın diye talimat gitmiş.

Belli, haber kanallarının müdürleri telaşla canlı yayına geçmiş.

Sonra ne oldu?

Utandılar; evet evet utandılar.

Bir partinin genel başkanının partisinin merkez karar yönetim kurulu üyeleriyle yaptığı toplantıyı canlı yayınlamaktan utandılar.

Çünkü o genel başkan öteki partileri sıvazlıyordu!

Haber kanalları canlı yayınladıkları için utandılar.

Yavaş yavaş geri çekildiler. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın görüşleri böyle diye durumu toparlayan cümlelerle canlı yayına son verdiler.

Dikkatinizi çekmiştir herhalde. Erdoğan büyük oynuyor. Belediyelere ekmek bile dağıttırmaması, aşevlerini kapatması meselenin küçük parçaları.

Veya yeni rejimin öncü adımları diyelim.

Koranavirüs'ün getirdiği büyük ekonomik krizi yaşayacağımız gün gibi ortada. Ekonomi çevreleri 1929 Buhranı'ndan sonra ne olduysa aynısı olacak diyorlar.

O zaman bizi sert rejim bekliyor: Tek ses, tek parti, tek medya düzen...

Ya çatlak ses çıkarsa? Ya itiraz eder olursa?

Yargı sopası var. Vurursun kafasına gider, atarsın hücreye çürür!

* * *

Kendisiyle konuşma şansı olan, "Erdoğan kucaklayıcı, birleştirici, bütünleştirici lider" güzellemeleri yapan ama CHP’li belediyelerle görüşmediğini ağızlarına almayan/alamayan gazeteci arkadaşlardan biri cesaret edip soramaz mı?

Cumhurbaşkanım...

Veya Başkanım...

"Bu virüs 1996 yılında dünyayı sarssaydı. Siz İstanbul Belediye Başkanı olarak ne yapardınız?"

Demezler mi?

Çok mu hayalciyim; soramazlar tabii ki!

Erdoğan’ın başına gelse elini kolunu bağlayan, hizmet götürmesine engel olan hükümete karşı; merhum Demirel’in tabiriyle gök kubbeyi başınıza yıkarım der miydi?

AKP’ye gönül veren siyasetçilere, yazarlara soruyorum:

Der miydi, demez miydi, diyemez miydi?

1996 yılında aynı virüs faciası yaşansaydı, İstanbul Belediye Başkanı Erdoğan’ın fakir fukara garip gurabaya sahip çıkması merkezi iktidar tarafından önlenseydi...

Merkezi iktidar biz yapacağız sen karışma deseydi...

Ne derdi?

Hadi cevap verin, iki satır yazın.

Korkmayın. Korkunun ecele faydası yok.

Yazarın Diğer Yazıları

Dava 103 emekli amiralle sınırlı kalmayacak...

İktidarın aklından 'işler daha da kötüye gitmeden' seçime gitmek gibi bir düşünce varsa tam fırsat. Meydanlarda bağıracakları, muhalefeti itham edecekleri, korku salacakları ortam hazır!..

Eee, Saray'a böyle girilir!..

Beyefendi ile hanımefendiyi görkemli törenle karşıladık, devasa salonlarda ağırladık. Avrupa'ya dönünce Türk ekonomisi güçlü, demokrasisi sağlam, yargısı bağımsız ve tarafsız derler mi? Demeleri lazım!?.

Virüsün Türk varyantı!..

AKP Genel Başkanı'nın partisinin en üst organı ile yaptığı toplantıdan sonra yaptığı açıklamaya bakarsanız amirallerin bildirisi konuşulmuşlar. Bir de arkasında CHP'nin olduğu dile getirilmiş, ispatı için talimat verilmiş!.. Buna da herhalde siyasetin Türk varyantı demek lazım