Askerî maaş, endüstri, CHP...
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Askerî maaş, endüstri, CHP...

Sayın CHP yöneticileri; Atatürk’ün koyduğu karma ekonomi sistemindeki sır, devletin yatırım yapılması gereken sahaları, maliyetleri, geçmişi, rekabeti, geleceğini çok iyi planlayan; kısaca çok iyi bilen politikacılar, yani üst yöneticiler olması idi

Askerî maaş, endüstri, CHP...

Bu hafta yazımda Trump yazacaktım; ancak devletimiz, asgari maaş yerine askerî maaş denilmesi gereken para miktarının en az 28.000 TL olacağına karar verdi.

Sakın bu yazının devleti yönetmekte olan AKP iktidarını tenkit etmek için kaleme aldığımı sanmayınız; zaten emeklilere ancak bu miktar paranın sağlayabileceği bir hayat sunabileceklerini açıkça söylüyorlardı.

Bunda tenkit edilecek bir şey yok. Bu siyasi parti, 2002 seçimlerinden önce bir sürü temelsiz vaadin arasında bir yerlere, ülkenin “Serbest Pazar Ekonomisi” politikası ile yönetileceğini sıkıştırıyordu. İktidara geldiklerinden sonra, ben dönemin Sanayi Bakanına ilk “YERLİ OTOMOBİL” projemi sunmak istediğim vakit; Sn. Bakan, “Efendim siz başlayın, biz bakarız; uygunsa destek veririz. Malum, biz serbest pazara inanan bir siyasi hareketiz!” demişti.

Kendisine her endüstrinin farklı kulvarlarda gelişebildiğini; ancak temelinde hep “initial risk” denilen, “ön risk” veya “başlangıç riski”nin devlet ile beraber alınması veya uygulanması gerektiğini anlatmaya çalıştım; ancak muvaffak olamadım. Onlar inşaat ile işi götürebileceklerini zannediyorlardı; “Olmaz.” dedim, kimse dinlemedi.

Daha sonra 2012’de perçem düşmeye, kel görünmeye başladı; benim ne dediğimi çok iyi anlayan kadim dostum Kürşad Tüzmen ile beraber bu defa Başbakana gittik; o da anladı, Sanayi Bakanına talimat verdi; devlet harekete geçti.

TÜBİTAK, Sanayi Bakanlığı adına bir çağrı ile “tüm yatırımın devlet tarafından karşılanacağı yerli otomobil ve yan sanayii” çağrısına çıktı. Bu ülkenin bu konuyu iyi bilenleri iki sene çalıştılar, 23 farklı “konsorsiyum” kurdular; devlet, teklifleri bizim konsorsiyumumuzun da aralarında bulunduğu 6’ya indirip sözlü görüşmeye davet etti.

Tam görüşmeler başlarken (nedense???) Sanayi Bakanı değişti; Hereke Lisesinin matematik öğretmeni Sanayi Bakanı oldu. Bütün projeyi yatırdı.

Kendisinin resen yaptığı yurt dışı ile temaslar sonucu Türk yerli otomobil projesi çöpe atıldı; Amerikan General Motors şirketine ait ve yaklaşık 4 yıl evvel üretimini durdurduğu “SAAB” marka otomobili ülkeye getirdi ve “İşte size yerli otomobil!” dedi.

Yazılı ve sözlü olarak “Yapma etme, bu işi öldürüyorsun!” dedik; umursamadı. Tabii SAAB projesi, tam söylediğimiz gibi battı.

Sonunda her nasılsa TOBB Başkanı Rıfat Bey, bu defa bir İtalyan-Hint-Çin otomobili ile ufukta göründü. Devlet milyarlar yatırdı; TOGG yaratıldı; şimdi de satmaya çalışıyorlar…

Bu olaydan hareketle ben, “bakanların” veya “danışmanların” (kim etkili bilemiyorum) Hükûmetin Başı Sn. Erdoğan’a her zaman doğru bilgi verdiklerini sanmıyorum.

Askerî ücret de buna benziyor;

Araştırmalara göre açlık sınırı 2025 Ocak’ta 22.000 TL iken yıl içinde artarak 30.000 TL’yi geçti; ancak bütün bir yıl işçiler 2025’in asgari ücreti olan 22.000 TL aldı. 2026’da ise 28.000 lira alacaklar; yani bu defa baştan açlık sınırının 2.000 TL altında kaldılar.

Şimdi bu sayılara bakarak hüzünlü bir hesap yapalım…

Asgari ücreti iş hayatına yeni başlayan işçiler alır; bu yeni evli çiftin bir çocukları var; ancak Cumhurbaşkanımız en az 3 istiyor…

Yine varsayalım, çok iyi bir patronları var; onları asgariden çok daha fazla vererek 40.000 TL’den başlattı.

Karı koca çalışıyorlar; ayda 80.000 TL, yani yılda 960.000 TL; yani AKP’ye göre 3 kişilik evlerine 2.232 dolar giriyor.

Bir de Hükûmetin iftihar ile belirttiği “zengin ülkeler sınıfına girmiş”, yani kişi başına 17.000 dolar (bugün 2.193.000 TL) kazanan Türkiye var.

Yani bu aile aslında ortalama gelir sahibi olsa evlerine 2 milyon TL’den fazla gelir girmesi gerekiyor değil mi? Girmiyor.

Bu işçi ailesinin “kişi başına millî geliri” sadece 2.232 bölü 3 kişi; yani 744 dolar! Peki bizim 10.000 dolar nerede?

Söyleyeyim (ülkenin en önemli ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez hesaplamış):

İlk %20 (17 milyon kişi) → 5.000 dolar (215.000 TL)
2’nci %20 → 8.237 dolar
3’üncü %20 → 11.543 dolar
4’üncü %20 → 16.394 dolar
5’inci %20 → 30.000 dolar

Bir kıyas yapmanız için söyleyeyim: İsviçre’nin kişi başına millî geliri 116.000 dolar!

İşte bu sebepten aslında bu yazıyı seçmenlere yazıyorum. Saygıdeğer vatandaşlar; oy verdiğiniz partinin ekonomi politikasının ne olacağına bakmadan oy vermeyin lütfen.

Dünyada temelde iki tane ekonomi politikası var; birincisi kapitalist, yani ülkedeki yatırımcıyı geliştirip fabrika, şirket kurdurup vatandaşa iş, aş temin etmesini sağlamak; bir de tüm sermayenin devlete ait olduğu komünist sistem. Yani burada herkes teorik olarak patron, işletme sahibi; ancak herkes maaş karşılığı çalışıyor, kararları o işi en iyi bilenin alması sağlanıyor.

Her iki sistem de “teorik” sistemler. Bakın bakalım kapitalist sistemi uygulayan ABD’de herkesin güzel işi, iyi geliri var mı? Yok. Onların durumu bizden beter; matematiğe göre kişi başına gelirleri 80.000 doların üzerinde; insanlar vasati (iyi sayılan) maaşı da buna yakın… Yani kapitalizmin getirdiği müthiş bir “yaşama standardı” yok.

Komünizmi anlamak için Küba’yı alalım; kişi başına 7.400 dolar. Bu rakama bakınca komünizmin kapitalizmden pek de geri kalır durumu yok. Küba’da 18. yüzyıl yaşanıyor…

Bir de Çin örneği var tabii; kimi tarife göre komünist, kimi tarife göre kapitalist! Ancak 2002’den itibaren millî gelirini 1,2 trilyon dolardan 19,5 trilyon dolara çıkartmış… Hem de 1,4 milyar kişilik nüfusuna rağmen… Kişi başına 900 dolardan 14.000 dolara çıkartmış…

Sihir değil; Mustafa Kemal’in karma ekonomisini uygulamış…

Sayın CHP yöneticileri;

Atatürk’ün koyduğu karma ekonomi sistemindeki sır, devletin yatırım yapılması gereken sahaları, maliyetleri, geçmişi, rekabeti, geleceğini çok iyi planlayan; kısaca çok iyi bilen politikacılar, yani üst yöneticiler olması idi.

İlgili İçerikler