Molla rejimi sınıfta kaldı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Molla rejimi sınıfta kaldı

Rejimin, ideolojik Batı düşmanlığı ve nükleer saplantıları sebebiyle, İran halkı yıllardır yaptırımlara maruz kaldı, artık usanmış vaziyette. Velhasıl siyasi İslamcı rejimin önündeki sınav bu defa daha çetin, Irak savaşından farklı. Saddam’a karşı yönetiminin arkasında duran İran halkı bu defa kuzu kuzu mollalara itaat etmeyecek gibi

Molla rejimi sınıfta kaldı

İsrail savaş uçaklarının saldırılarına maruz kalan Tahran sakinlerinin arabalarıyla şehir dışına çıkma telaşeleri, bu sebeple kitlenen araç trafiği, benzin istasyonlarında kuyruklar oluşması, beni 40 sene öncesine, İran yıllarıma götürdü. Saddam Hüseyin'in uçakları her gece Tahran semalarında belirip bombaları bırakmaya başlayınca biz de ilk bir kaç geceyi Tahran'ın dışında arabalarımızda geçirmiştik. Bu tedbir mesaimizi aksatmaya başlayınca evlerimizde kalıp kaderimize razı olduğumuzu, düşen bombaları kaale almayıp yatağımızda uyumaya devam ettiğimizi hatırlıyorum.

İran hava sahası İsrail'e teslim

Dünyanın en nefret edilen liderlerinden Netanyahu’nun nükleer silah bahanesiyle saldırdığı İran’ın durumu savaşın 8. gününde fazla parlak görünmüyor. İsrail uçakları neredeyse hiçbir engelle karşılaşmadan İran semalarında cirit atıyorlar. Önce hedeflerinin nükleer tesisler olduğunu duyurdular, sonra alanı genişlettiler, enerji altyapısı, televizyon binaları, her yeri vuruyorlar. İran’da hava savunması yok mertebesinde, sadece bir kaç dron düşürebildiler, hava sahası üstünlüğü İsrail'e geçmiş durumda, erken ihbar sistemi, komuta kontrol sistemi hiç yok veya felç vaziyette. Ellerinde etkili hava savunma sistemleri kalmamış, uçakları yerden havalanmıyor.

İran’daki İslami rejimden rahatsız olmayan bölge ülkesi yok (Ermenistan hariç)

Bu yazıyı İran yönetiminin eleştirisi için kaleme aldım, 'niye asıl suçlu İsrail'i eleştirmiyorsun' demeyin lütfen. Şah yönetiminin mükemmel ilişkileri bulunan İsrail, 1979 devrimi sonrasında, rejimin İslam Cumhuriyeti’ne dönüşmesini müteakip, iki numaralı şeytan ilan edildi. İran halkı bir sabah uyandı ve İsrail'den nefret etmesi emredildi. Tahran meydanlarını dolduran büyük kalabalıklar “kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail” sloganları atmaya başladılar. Molla yönetimi, müslüman dünyanın liderliğine soyunmak üzere Filistin davasının savunuculuğunu üstlenirken, İran devrimini müslüman ülkelere ihraç etmek üzere büyük çabalar harcadı, bu amaçla bir bakanlık kurdu, Türkiye dahil tüm komşu ülkeleri tedirgin etti. Suriye, Lübnan ve Yemen'de yaşayan Şii toplulukların İran yanlısı vekalet güçlere dönüşmesini sağladı. 

Hamas'ın 7 ekim saldırısıyla bölgede fay hatları kırıldı

Hamas'ın 7 ekim 2023 saldırısının ardından batılı ülkelerin kamuoyu desteklerini kazanan Netanyahu hükümeti önce Gazze'yi yer ile bir etti, ardından Lübnan ve Suriye’deki İran yanlısı milislerin kollarını kopardı, Yemen'den gelen saldırılara misliyle cevap vererek oradaki Şii islamcı Husi’leri marjinal hale getirdi. İşte Netanyahu'nun ulaştığı bu güvenlik noktasında durması gerekirdi, ancak durmadı, zira koltuğu sallanıyordu. 13 haziran günü, büyük cüretle, bu defa İran'a “nükleer güce dönüşmesini engellemek” bahanesiyle yeniden saldırı başlattı. 

Tahran yönetimi İsrail saldırıları karşısında niye zor durumlara düştü?

İlk dikkat çeken husus hava üstünlüğünün en başından İsrail tarafına geçmesi. Demek ki sadece dron ve füzelerle hava sahası kontrolü  mümkün olmuyormuş. Etkili hava savunma sistemleri yanında yeterli sayıda uçağınız yok ise semalarınız düşmanın eline geçiyor. Başka ifadeyle İran’ın bizim başımıza bela olan Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerine (veya muadillerine) sahip olmaları icap ediyordu. Daha da önemlisi radarlar düşman uçaklarını ekranda gördüğü zaman İran uçaklarının havalanıp hava savaşına girmeleri gerekirdi (yabancı uçaklar bizim hava sahasına yaklaşınca uçaklarımız derhal havalanır, usul budur), bir tek İran uçağının kullanılmadığı ortaya çıkıyor. Bu temel eksikliğin sebebi İran hava kuvvetlerinin üvey evlat muamelesi görmesi. Devrim Muhafızları'nın gölgesinde kalan hava kuvvetleri molla yönetimine derdini anlatamamış ve savunma bütçesinden uçak  ve güçlü hava savunma sistemleri için kaynak tedarik edilememiş (Rus ve Çin uçakları satın alınması mümkün iken). Durum bu kadar basit ve açık. Ne düşman incelenmiş,  ne strateji belirlenmiş, ne de hedefler tespit edilmiş. Başka ifadeyle, havacı kurmay aklı oralara hiç uğramamış. 

İran’daki rejim muhalifleri ikilemde

Dikkat çeken diğer önemli husus saldırılar karşısında İran halkının birlik beraberlik sergileyememesi, daha doğrusu molla yönetiminin arkasında durmaması. Halen halk arasında bir seferberlik duygusu gözükmüyor, kaçış ve panik var. 45 yıldır halkın yarısını görmezden gelen İslami yönetim şimdi bunun bedelini ödüyor. Her taraftan “İsrail saldırısı fırsatından yararlanın”, “Ali Hameney yönetimine karşı ayaklanın”, “İslami iktidarı devirin” çağrıları duyuyoruz. Bu rejim 45 yıldır din referanslı yönetimi benimsemeyen halkın yarıya yakınını yok varsaydı. İran toplumu işte bu sebeple ciddi biçimde kutuplaştı. Bu husus herkesin malumu. Ortalığın İsrail lehine amatör/profesyonel casuslarla dolması bu sebepten. Laik İran yanlıları senelerdir ikinci sınıf muameleye maruz kaldılar, siyasetten uzak tutuldular. Son seçimlere katılım oranının yüzde 42 düzeyinde kaldığını hatırlıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’nin ilke ve hedeflerine katılmayanların siyasete girmelerine (anayasa engeliyle) müsaade edilmedi. Baskıya maruz bırakılan, 2. sınıf vatandaş kabul edilen bu kitleler İsrail saldırganlığı karşısında tereddüte düştüler. Vatanı mı savunsunlar? Baskıcı yozlaşmış rejimin yıkılması için harekete mi geçsinler? Bu sualin cevabını zaman verecek. İşleri çok zor, Allah yardımcıları olsun.

Kerbela Ruhu bir kez daha canlanır mı?

Halen Türkiye dahil tüm dünyanın sorduğu sual şu: Molla rejimi aldığı darbelerle yıkılır mı? Yoksa direnir ve kurtulur mu ? 45 sene önce İran-Irak savaşı sırasında şahit olduğumuz “Kerbela Ruhu” topluma bir kez daha hakim olur mu? Ben İslami yönetimin bu defa işinin hayli çetin olduğunu düşünüyorum. 1979 devriminden sonra ayaklanan ancak 6-7 yıl sonra rejimle barışan İran Kürtleri halen İsrail saldırısını fırsata çevirmek peşinde. Pehlevi hanedanının son temsilcisinin yurt dışından İran halkına ayaklanma çağrısı yaptığını izliyoruz. Rejimin, ideolojik Batı düşmanlığı ve nükleer saplantıları sebebiyle, İran halkı yıllardır yaptırımlara maruz kaldı, artık usanmış vaziyette. Velhasıl siyasi İslamcı rejimin önündeki sınav bu defa daha çetin, Irak savaşından farklı. Saddam’a karşı yönetiminin arkasında duran İran halkı bu defa kuzu kuzu mollalara itaat etmeyecek gibi. 

Mollalar için karne günü geldi

İran’daki siyasi İslamcı yönetime, 45 yıl sonra, not verirsek, karne düzenler isek, sınıfı geçerler mı? Büyük resme bakınca ortada hiç bir başarı görünmüyor: Tard veya tekdir değil, okulla ilişiği kesilmeli. Zira:

- Körfez ülkeleri petrol ve doğal gaz satarak refah denizinde yüzerken İran halkı yıllardır sıkıntı içinde. Kaynaklar, rejim ihracına, “Şii hilali” oluşturulmasına ve füze yapımına tahsis edildi.

- Tüm komşularıyla sorunlu, öyle ki komşu Arap ülkeleri İsrail'den daha fazla İran’dan rahatsızlar. S. Arabistan aleyhtarlığı İran’a ne kazandırdı ?

- Batı karşıtlığı ve İsrail düşmanlığı da hiç bir şey kazandırmadı, ama çok şey kaybettirdi.

- Nükleer silah peşinde koşuyor ama sonuç yok, sıkıntının karşılığını alamadı, oysa Pakistan işi ustalıkla becerdi, İran eline yüzüne bulaştırdı.

- Hava kuvvetlerini ihmal etti, bedelini ödüyor. Pakistan hava kuvvetleri, Çin yapımı uçaklarıyla, batı menşeli Hint uçaklarını düşürürken (mayıs 2025, Keşmir krizi), İran uçak kaldıramıyor

- Nükleer silah hedefi ile Türkiye dahil olmak üzere tüm komşuların huzurunu kaçırdı. İran’ın nükleer güç olmasını Ankara kabul etmez, etmemeli (bu noktada İsrail ile paralel pozisyona düşmek pahasına,  tabiatıyla İsrail'in nükleer silahlarından da müştekiyiz).

Çözümün formülü : İslami olmayan cumhuriyet

İran’daki siyasi İslamcı rejimin dışarıdan silahlı müdahale ile devrilmeye çalışılması, ABD’nin Irak, Afganistan ve Libya gafletlerinden ders almadığını gösterecektir. İsrail'in demokrasi geleneğini derinden lekeleyen Netanyahu İran’da rejim değişikliği çağrısı yapacak son liderdir. Tahran'ın nükleer silah rüyasından vazgeçmesi karşılığında saldırılar sonlandırılmalıdır. İran’da barış, demokrasi ve refahın yolu İran İslam Cumhuriyeti’nin İran Cumhuriyeti’ne sulh içinde dönüşmesinden geçmektedir. Halkının yarısını yok sayan ve siyasete sokmayan rejime cumhuriyet denemez. 

İlgili İçerikler