03 Ekim 2019

Sözcükler ölmez!

Ne yapsanız boşuna, sözcükleri öldüremezsiniz

Sözcükler ölmez!
Sözcükleri öldüremezsiniz.
Evet öyle.
Hapse de tıksanız.
Zulüm de etseniz.
İdam sehpaları da kursanız.
Hukuku da yok etseniz.
Hepimizi hain de ilan etseniz.
Düşman da ilan etseniz.
İpe de çekseniz.
Sözcükler ölmez!
Hayır, öldüremezsiniz sözcükleri.
Ne yapsanız boşuna.
Sözcükleri öldürmek için ne kanlı diktatörlükler kuruldu, ne korkunç savaşlar yapıldı ama değişen bir şey olmadı.
Sözcükler yine de ölmedi.
Sözcükler özgürce uçuşmaya devam etti.
Bugün de öyle.
Sözcüklerden oluşan rengarenk dünyalar kurulmaya devam ediyor.
Kolunu kanadını kıramazsınız sözcüklerin.
Sözcükler ölmez!
Korkutamazsınız.
Yıldıramazsınız.
Sindiremezsiniz.
Soru sormaya da devam ederiz.
Eleştirmeye de devam ederiz.
İtiraz etmeye de devam ederiz.
Şunu iyi bilin:
Farklı düşünme hakkımızı elimizden alamazsınız.
İfade özgürlüğümüzü sonuna kadar ölümüne savunuruz.
İfade özgürlüğü bizler için alın yazısıdır çünkü...
Edward Said ne güzel demiş:

"Entelektüelin tek dayanağı, tavizsiz düşünce ve ifade özgürlüğüdür.
Bu özgürlüğün savunma hattını gevşetmek veya dayandığı temellerden herhangi birinin kurcalanmasına göz yummak,entelektüelin işine ihanet etmesi demektir."

İhanet aklımızdan geçmez.
Sözcükler bizim için kutsaldır.
Bunun içindir ki:
Sözcükler ölmez!
Sözcükleri öldüremezsiniz.
Özgürce uçuşmaya devam eder sözcükler.
Sözcüklerden oluşan rengarenk dünyalar hiç eksik olmaz.
Ne kadar çok yasak koysanız da.
Ne kadar çok mahkeme kursanız da.
Ne kadar çok zindan açsanız da.
Nafiledir.
Sözcükler ölmez!
Çünkü biz o sözcüklerle özgürlüğü savunuyoruz.
Hukukun üstünlüğünü savunuyoruz.
İnsan haklarını savunuyoruz.
Eşitliği savunuyoruz.
Demokrasiyi savunuyoruz.
Farklılıkları, farklı hayat tarzlarını savunuyoruz.
Sözcükleri hep öldürmek istediniz.
Sözcükleri hep tutsak etmek istediniz.
Sözcüklerin kolunu kanadını kırmak istediniz.
Çünkü sözcüklerden hep korktunuz.
Özgürlük diyen...
Hukuk diyen...
Demokrasi diyen...
İnsan hakları diyen...
Eşitlik diyen...
Bütün sözcükler sizi hep korkuttu.
İtiraz eden...
İsyan eden...
Otoriteye baş kaldıran...
Bağımsız düşünceyi savunan...
Bütün sözcükler sizi hep korkuttu.
Değerli meslektaşım Mehmet Yılmaz, bu ülkenin eski Başbakanı'na bir kaç soru sordu diye, çocuklarının zenginliğine dair bir kaç yazı yazdı diye hakkında bilmem kaç yıl hapis cezasıyla dava açtınız.
Akıl alır gibi değil.
Sevgili Mehmet'in o sorularının altına ben de imzamı atıyorum, o soruları burada ben de soruyorum, gelin şimdi bana da dava açın.
Hadi durmayın.
Bakın, biz gazeteciyiz.
Bizim işimiz soru sormaktır.
Bizim işimiz kafaların arkasında, kuytuluklarda neler yatıyor, onları aydınlığa çıkartmaktır.
Gazeteci milleti merak eder, soru sorar, sözcüklerin özgürce uçuştuğu bir alemde yaşamak ister,  bunun için de demokrasi ve özgürlüğü savunur.
Bir kez daha tekrarlıyorum:
Sözcükler yüzünden ne kadar çok acı çektirdiniz insanlığa.
Hâlâ da çektiriyorsunuz.
Lanet olsun!
Ama unutmayın:
Sözcükler ölmez!
Sözcükleri öldüremezsiniz.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kürt olmak... İnsan hakları savunucusu olmak... Gazeteci olmak... Ve kadın olmak...

Nurcan Baysal'ın hikâyesini okuyun ve nasıl bir memlekette yaşadığımızı düşünün

Benim yaşamak istediğim dünya bu değil!

Savaş çığırtkanlığı... Savaş seviciliği... Gerçekten ürkütücü...