Necati Zincirkıran için...
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Necati Zincirkıran için...

Necati Zincirkıran çok iyi bir gazeteciydi, kendi döneminin efsanesiydi. "Gazete mutfağı"nın inceliklerini ondan öğrendim. Huzur içinde uyu Necati Kaptan...

Necati Zincirkıran için...
Necati Zincirkıran

Evet, yine aynı cümle:

Hatıralar dipsiz bir kuyu,
beni dibe doğru çekiyor...

Ve yine o cümle:

Yaşlı hatıralarla baş başayım.

Yine aynı cümleler,
zira yine bir ölümle daha başbaşayım.
İçim acıyor.
Efsane bir gazeteciyi,
bir dostu kaybettim:
Necati Zincirkıran.
Bir diğer adıyla:
Necati Kaptan...

Necati Zincirkıran

Denize olan aşkı hiç tükenmedi.
Bir zamanlar ben de kısa süreli de
olsa denizciydim.
Peace ile Akdeniz'de seyir halindeyken
bana bir gün şöyle seslenmişti
Necati Kaptan uzaklardan:

Messina Boğazı, Sicilya,
16 Mayıs 2012, Çarşamba,
Saat 12.55

Açık denizde fırtınalı geçen 47.5 saat sonrası birazdan karaya ayak basacağız.
Önümüzden upuzun direği
ve tepesindeki gözcüsüyle
fındık kabuğu gibi bir kılıç balığı teknesi
pata pata, pata pata geçiyor.
Necati Kaptan’dan cep telefonuma
yeni bir mesaj:

Bahriye Mektebi’ndeyken her gece
gemicilik opereti diye bir şarkıyı İstiklal Marşı’ndan sonra söyler ve uygun adımla yatmaya giderdik.
Son bölümü şöyleydi:

Gemimiz limana avdette
neşeler doluyor
bütün meşakkatler, zahmetler
hepsi birden unutuluyor.

Bugün bile kuvvetli havalarla karşılaşıp
bir sakin limana vardığımda,
bağıra bağıra bu şarkıyı söylerim.

Necati Zincirkıran'la
1972 yılı başlarında tanışmıştım.
12 Mart askeri darbesini yaşıyorduk.
44 aylık hapis cezam kesinleşmişti.
Altan Abi (Öymen) beni Ankara'dan
İstanbul'a Zincirkıran'ın yanına göndermişti,
hapisten sıyırayım diye...
Necati Bey o tarihlerde
Günaydın gazetesinin başındaydı.
Hürriyet'i 1.5 milyon tiraja
çıkardıktan sonra,
Haldun Simavi'yle birlikte ayrılmış
Günaydın'ı kurmuş, onu da ülkenin
en çok satan gazetesi yapmıştı.
Zincirkıran o sıkıntılı zamanlarımda
(yeni evliydim, kızım yeni doğmuştu)
beni Günaydın gazetesinde
"sakladı" ve hapse girmemi önledi.
Bunu hiç unutmam.
Beni yazı işlerinde himaye etti.
Yanıma foto muhabirleri verip,
adımı kullanmadan, beni
habere, röportaja gönderdi.
Ekose etekli levrek başlıklı
bir röportajım hâlâ aklımdadır,
çok ses getirmişti,
(Yazı Müdürü Rahmi Turan
sayesinde...)

Hasan Cemal'in, 12 Mart dönemine kadar Dışişleri Bakanı olan İhsan Sabri Çağlayangil'in verdiği yemek davetine ilişkin Günaydın'da yayımlanan haberi


Necati Bey'le çalışırken,
bol renkli, bol soslu Günaydın tarzı
gazeteciliği de öğrenmiştim.
"Gazete mutfağı"nın incelikleri,
örneğin fotoğraf altı yazmanın önemi...
Zincirkıran bana bunları iyi anlatmıştı.
Bu konuyu öylesine abartmıştım ki,
Cumhuriyet'teki genel yayın yönetmenliğim
sırasında sekreter arkadaşlarımı
zaman zaman bunaltır olmuştum.
Bu arada, 1973 genel seçimleri öncesinde,
Zincirkıran'ın isteğiyle,
bir siyah-beyaz haber eki
yapmıştık Günaydın'a,
Tanju Akerson'la birlikte.
Epeyce tiraj ve prestij getirmişti gazeteye...
Bu hafıza ne kadar tuhaf,
insanın önüne neler neler getirip
bırakıyor.
Necati Zincirkıran
çok iyi bir insandı.
Çok iyi bir aile babasıydı.
Ve çok iyi bir gazeteciydi,
kendi döneminin efsanesiydi.
Seni hep iyi hatırlayacağım,
rahmetle anacağım,
huzur içinde uyu Necati Bey...

İlgili İçerikler