Salda: Dünyadaki Mars
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Salda: Dünyadaki Mars

Ben Maldivler'i gördüm. Güzel tabii. Ama Salda kadar değil. Ayrıca Maldivler halt etmiş. Orası tatil adaları. Burası, iki dünya arası. Maldivler dünyada bir cennet köşe. Oysa Salda, biliyorsunuz işte…

NASA'nın yeni fotoğrafları ne kadar heyecan verici, değil mi?

Uzay fotoğraflarına oldum olası çok meraklıyım. İlk kez 20'li yaşlarımdayken gördüklerim bu kadar net ve sahici değildi. Yıllar içinde uzay fotoğraflarının değişik açılar, dijital oynamalarla zenginleştirilmiş türlü versiyonlarını gördüm. Ama bunlar, bambaşka.

Son gelen NASA fotoğrafları, şimdiye kadar yapılmış en akıllı uzay teleskobu ile çekildi. Webb Uzay Teleskobu. Sırf bu teleskobu tasarlamak ve hayata geçirmek, otuz yılı aşan bir ekip çalışmasıyla gerçekleşmiş. 

Uzayın derinliklerine fırlatılan teleskop, tam yedi ay boyunca dolaşmış. Gezegenler arası yolculuklar yapmış. 10 milyar dolar harcanmış tüm bu işlem için.

Sonunda kimsenin muhteşem, vazgeçilmez, en güzel, en zengin, en güçlü falan olmadığı, olamayacağı gerçeği yüzümüze dannn diye çarpıyor işte. 

Neredeyiz, kimiz, nereye gidiyoruz? Cürmümüz ne kadar? Bu koskoca galaksinin içinde, bu küçücük bir gezegen olarak duran Dünya üzerinde, böylesi şişkin egolarla dolaşan biz; sahi ya, kimiz biz?

Gezegenler arası bir yolculuk

Başka bir gezegene ışınlanmış gibi hissettim kendimi. Allak bullak oldum. Belki Burdur kebabını biraz fazla kaçırmıştım, belki yolda rüyalar görerek horul horul uyumuştum, ondandır…

Bakın, olay şöyle gelişti: Burdur'da öğle yemeğimizi yedik. Şişler, kebaplar, yanında gelen pideler; off. Neydi o sofra öyle… Benim ülkemin mutfağından daha lezzetli bir mutfak tanımam. Ne dolar ve Euro eşitlenmesi, ne motorin ve benzin fiyatları umurumda. Son yemek lezzetinde yemişim zaten. Kiraladığımız minibüse geçip hemen uyku pozisyonumu aldım. Yolumuz uzun. Salda'ya gidiyoruz. Türkiye'deki Maldivler'i göreceğiz. Ama bu yemek üstüne, müsaade ederseniz biraz kestireyim; dedim ve uyumuşum. Yol da pek güzel geldi. Virajlar, yokuşlar; iyice dalmışım.

Salda bir krater gölü

Rehberimiz tatlı tatlı dürtünce gözlerimi açtım. Önce bir ışık hüzmesinin içideyim sandım. Gözlerim karardı, tansiyonum düştü. Her yer bembeyaz. Meğer anlatan rehberimiz, burası da Salda imiş…

- Bakın, burası gölün en güzel görüldüğü yer. Oluşumu da buradan rahatlıkla hissediyorsunuz. Arkamız yeşil, önümüz beyaz ve mavi…

Biraz zamana ihtiyacım var gibi hissediyorum. Sanki uzaylılar kaçırmış beni, bir yere, daha önce hiç bulunmadığım, tarif edemeyeceğim bir yere getirmişler. En sevdiğim mavi tonuyla suyu ve gökyüzünü boyamışlar. Yerleri de bembeyaz yapmışlar. Ama dünyalı bir insanın gözü kamaşır, zihni bulanırmış, onlar bunu anlayamamışlar…

Mars'ta yaşam var mı?

Mars'taki Jezero Krater Gölü, Salda'ya benzer özellikler gösteriyormuş. Amerikan Uzay Ajansı'nın bu konuda yazıları ve paylaşımları var; onlardan öğrendim. Mars gezegeninin milyarlarca yıl önceki yapısına çok benziyormuş. NASA'nın gelip burada çalışma yaptığı söyleniyor. 

Ben NASA falan görmedim. Sahile inince, bizim gibi gezenlere rastladım. Bir de düğün fotoğrafı "çekinmeye" gelen yeni evli çiftlere.

Acayip bir yerdeyim oysa. Fotoğraf motoğraf düşünecek yer değil ki burası. İki dünya arasında bir geçit, bir pasaj adeta. Nasıl Mezopotamya iki nehir arası yer demekse, Salda da iki gezegen arasındaki göl demek benim sözlüğümde. Burada şu anda yaşam var; belki ileride olmayacak demek. Aynı Mars gibi. Veya şu anda burada yaşam var, Mars'ta da var diyebiliriz, demek…

Özel çevre koruma bölgesi

Ansiklopedik bilgilerle yazılarımı doldurmayı sevmiyorum. Her yerde bulunabiliyor. Ancak bu yazıyı okuyan sizlerin hayallerinde canlansın diye bazı bilgileri paylaşmakta yarar olduğunu düşünüyorum.

Gölün büyüklüğü 44 kilometrekare. Bayağı büyük bir alandan bahsediyoruz yani. Derinlik zaman zaman 184 metreye ulaşıyor. Türkiye'nin Maldivler'i denmesinin sebebi, suyun bu inanılmaz rengi. Turkuaz mavi. Yeraltı suları ve akarsularla besleniyor.

Dünyanın en temiz göllerinden biri. Türlü kuşlar, balıklar, değişik kaplumbağa türleri, domuz ve tilkiler ve ördekler yaşıyor. Sadece burada yaşam bulan Salda Yılanbalığı, buranın endemik canlısı. 

Ne yazık ki son yıllarda su 4 metre kadar çekilmiş. Küresel iklim krizleri işte. Kumları kamyonlarla taşıyanlar olmuş. SİT alanı olmadan evvel yapılan binalar da var tabii. 

Şimdi koruma bölgesi. Bu özel kumdan almak yasak. Bazı yerlerden suya girmek de yasak. Ki çok doğru bir kanun kanımca. Sodalı suyu cilde iyi geliyor; avuçlayıp yüzlere sürmek serbest. Sivilcelere bire bir. Çamurunda magnezyum ve kil var; o da çok faydalı. 

Ben Maldivler'i gördüm. Güzel tabii. Ama Salda kadar değil. Ayrıca Maldivler halt etmiş. Orası tatil adaları. Burası, iki dünya arası. Maldivler dünyada bir cennet köşe. Oysa Salda, biliyorsunuz işte…

Uzay seyahatleri bence başladı

Maldiv mi, değil mi?

Romantik mi, masalsı mı?

Krater mi, alkali mi?

Boşverin klişeleri. Salda, insana kendini dünyanın dışında hissettiren bir yer. Başladı başlayacak denen uzay seyahatlerine ömrümüz yeter mi, imkanlar olur mu, bilinmez. Bana bu renkler, bu hissiyat, bu sonsuzluk yeter. Kafam bir dünya olsun, dünya bitsin, Mars başlasın…

Uçayım kendi fantezi dünyamda. Hayallerimi maviyle boyayım, dünyamı tertemiz yapayım. 

Ta ki ayağımın altına cırt diye giriveren pet şişeye kadar…

Kardeşim. Güzel kardeşim. Cahiller cahili kardeşim. O içindeki suyu içtiğin pet şişeyi, Salda'ya salıp gitme kardeşim. Elin kopsun, bacağın çıksın, ağzın bir daha açılamasın kardeşim. Bu iki dünyanın birleştiği turkuaz ve mavi dünyada, cezanı gökyüzü versin. Stranger Things'in senaristlerinin bile aklına gelemeyecek bir son, seni bulup içine iyice çeksin. Benim kendi yaşadığı cenneti pisletmekte hiçbir sakınca görmeyen, hayvanların hayvanı, hıyarların hıyarı kardeşim. 

Yazık sana. 

O yarattığın pislikte yaşamak zorunda olduğum için, bana da.

İçindeki güzelliği, vicdanı, hak hukuk dengesini, Allah korkusunu; neyin varsa, tut onu. Kendini de beni de kirletme. Bırak bu renkler böyle kalsın; hiçbiri kirlenmesin, birinciliği beyaz almasın. 

En azından Salda'da. 

Bırak bütün renkler, yılların tartışmasız birincisi beyaz bile, tertemiz kalsın. 

Fatih Türkmenoğlu kimdir?

Fatih Türkmenoğlu İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde ‘işletme diploması’ programını bitirdi.
University of Michigan’da bir yıl ‘konuk gazeteci’ olarak seminerler verdi. Northwestern Üniversitesi’nde Ortadoğu bölümünde araştırma yaptı. Kent Üniversitesi’nde ‘klinik psikoloji’ yüksek lisansı yaptı. Çeşitli terapi eğitimleri aldı, almaya da devam ediyor.

Gazeteciliğe 1995 yılında Sabah grubunda başladı. Sabah ve Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Aktüel, Esquire, Cosmopolitan dergilerinde gezi, izlenim yazıları yazdı, çok sayıda röportaj yaptı.

Kuruluş döneminde ilk özel haber kanalı olarak yayına başlayan NTV’ye geçti. Beş yıl çalıştığı kurumda hazırlayıp sunduğu programlarla ödüller kazandı. İzleyen dönemde geçtiği CNN Türk televizyonunda 13 yıl boyunca gezi programları ve belgeseller hazırladı ve sundu.

Milliyet, Cumhuriyet ve Hürriyet Seyahat için yıllarca yazı yazdı. CNN International televizyonu için Türkiye’den uzun süre haber yaptı.

"Her Perşembe Saat 4’te", "Hayat Gezince Güzel", "Türkiye’de Görülmesi Gereken 101 Yer", "Amerikan Rüyası Tabirleri", "Üç Kuruş Fazla Olsun Kırmızı Olsun" adlarıyla beş kitabı yayımlandı.

Moderatör, sunucu olarak da çalışan, şirket yöneticileri ve bürokratlara sunum teknikleri ve medya ile ilişkiler konularında danışmanlık yapan ve TedX konuşmacısı olan Türkmenoğlu, uzman klinik psikolog olarak da danışan kabul ediyor.
ABD ve Türkiye’de yaşıyor. Evli ve iki kız çocuk babası.

İlgili İçerikler