Yaz bitmesin falan diye ayak sürüyorum. Her sene bu zamanlar olduğu gibi. Şiddetle karşı çıkıyorum doğanın zamanlamasına. Israrla tişörtlerle dolaşıyorum. Oysa doğayla savışılamayacağını gayet iyi biliyorum…
Ve beklenen sonuç: Her sene aynı; yine bitmeyen öksürük, ateş, uykusuz geceler, şiş gözler, meyil meyil bakışlar, inlemeler, kabuslar…
Gelmişim kaç yaşıma, niye öğrenemiyorum bir türlü? Bu zor şemayı yaşamayı neden sürdürüyorum acaba?
Hayat İstanbul'da çok güzel
Tüm seyahat davetlerinden nazikçe iznimi rica ettim. Biraz ayaklanmaya başlayınca üç gün sonra da, kendimi İstanbul'a bıraktım.
Fazla gezmek akıl kârı değil. İnsan çok gezince, kendi şehrinin, mahallesinin haberlerini kaçırıyor. Üstelik burası Dersaadet. Konstantinopolis. Dünyalar güzeli İstanbul…
Neler neler olmuş meğer!
Galeriler açılmış, tiyatrolar perde açmış. AKM'de, CRR'de operalar, konserler, baleler…
Öyle çok şey var ki, bir günden üç kere yaşamak lazım. Üç katı imkanla tabii…
Hayatımızın yeni merkezi: Tersane
Her bir aktiviteyi, yeni yeri falan anlatmaya niyetli değilim. Zaten o kadar vaktim, enerjim yoktu.
İki yer seçtim kendime, sadece oralarda dolaştım, sizinle de sadece oraları paylaşmayı arzu ederim müsade ederseniz.
İlki, Tersane. Haliç kıyısında bir yeni merkez…
Sadberk Hanım Müzesi de buraya taşınıyor, Kadın Kültürü Müzesi de burada yer alıyor. Kültür - sanat merkezi gibi, ama değil. Otel ve rezidans projesi aynı zamanda; ama öyle dersek çok yanlış bir yerden girmiş oluruz. Başka bir yer, acayip güzel bir yer.

Günlerce kalsam bıkmam
Tersane içindeki Müze Meydanı, heyecan verici bir nokta. İlerisi rıhtım. Eski gemi kızakları ve vinçler duruyor hala. Işıklandırma, bir mühendislik harikası. Heykeller ve çok şık kafeler iç içe geçmiş gibi. Bilindik kafelerin küçük şubeleri. Nasıl diyeyim, böyle masalsı bir açık hava mekanı olmuş diyeyim en iyisi. Haliç, yani Altın Boynuz'un ışıltısını yakalamış burası.
Hatta denizin üstüne bir de açık hava tiyatrosu kurulacakmış.
Super dooper!
Niye bunca yıl unutulmuş burası?
Bu güzelliğe, tarihe, yaşanmışlığa dokunma hissi çok güzel. Böyle bir İstanbul varken, nasıl olmuşsa olmuş, burası atıl kalmış. Yıllarca hem de.
Müze Meydanı ve Sultan Kapısı denen nokta arasında bir Osmanlı bahçesi yaratılacak. Bahçede de bir kasır var: Aynalıkavak Kasrı. Buraları göremedim ben, bir daha sefere inşallah.
Tersane bünyesinde, eski çekiçhane binası, şimdi bence İstanbul'un en güzel müzelerinden biri olan Sadberk Hanım Müzesi'ne dönüşüyor. Sadberk Hanım'ın Büyükdere'deki olağanüstü yalıdan taşınıyor oluşuna çok üzgünüm, o ayrı konu. Yine de sanırım doğru bir karar olmuş.
Torpido fabrikası olarak yıllarca çalışan bina da, şimdi etkinlik binası oldu. Defileler, tiyatrolar, müzayedeler, festivallerle dolup taşacak. Contemporary ile ne kadar dolup taşabileceğine de bizzat şahit oldum.
Tersane, İstanbul gezilerinin yapılacaklar listesine ilk 10'dan girecek, kesin!
İkinci gezi rotası oluşturuldu
Kalbim "Galata" dedi.
Benim ofisim Kuledibi'nde. Ama çok fazla dolaşamıyordum semti. Herkese "önce mahalleni keşfet, gezgin ruhu bu demek" diye öğütler veren akıllı ben…
Tabii görülmesi gereken yerleri yıllar içinde defalarca ziyaret etmişim: Mevlevihane, Galata Kulesi, Kırım Kilisesi, Osmanlı Bankası Müzesi, Kamondo Merdivenleri; ve daha başka birçok adres. Ama Galatalı olduğumdan beri pek dolaşamadım buralarda ne yazıl ki. Kısmet, nekahat dönemiymiş meğer.
Bir yere gittim ve adeta yere düşecektim heyecandan. Nasıl olmuş da daha evvel gitmemişim, duymamışım, hakkında bir şey okumamışım. Böyle bir sessiz ihtişam, pastel tonlarda bir çığlık…

Schneinedertempel Sanat Merkezi
Arkadaşım Özgür Çabuk, bir fotoğraf sanatçısı. Hayattan yakaladığı anları, çok güzel baskılarla ölümsüzleştirmiş. Serginin ismi "İşin Aslı", mekan da Schneinedertempel.
Neresiymiş bu Schneinedertempel? Navigasyona girdim, ofisin hemen arkasında olduğunu kahkahalarla keşfettim. Burnumun dibi ve ben yeni ziyaret edeceğim!
1800'lerde Galata sinagoglarından birisi olarak inşa edilmiş. Galata, biliyorsunuz, İstanbul'un, hatta tüm Türkiye'nin en kozmopolit, en fazla rengi barındıran semti. Aşkenaz yahudiler, Sultan'ın izniyle yapmışlar burayı. Mimarisi muhteşem.
Cemaat azalınca kapanmış, sonra parlak bir fikirle tekrar canlanmış.
Galeri olarak günlük hayata tekrar karışmış olması çok sevindirici. Özgür'ün fotoğraflarına da bayıldım, Schneidertempel'a da.

Pelin Batu'yla sabah kahvesi
Pelin Galata civarındaymış, bana kahveye uğradı, ofise. Projeler, hayat ve Galata'yı konuştuk. Bu heyecanlı caddelerden, müthiş apartmanlardan, hala rastladığımız hoş insanlardan. Hayata anlam katan detaylardan…
Harika bir sohbetti, yine birlikte çalışalım temennileriyle vedalaştık.
İyileştim gibi artık. Hafif öksürük var, o kadar. Fazla takıldım buralarda, havaalanına doğru yol almanın vaktidir. Bir mont alayım artık bari…
Hadi şimdilik bana eyvallah!

|
Fatih Türkmenoğlu kimdir? "Her Perşembe Saat 4'te", "Hayat Gezince Güzel", "Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer", "Amerikan Rüyası Tabirleri", "Üç Kuruş Fazla Olsun Kırmızı Olsun" adlarıyla beş kitabı yayımlandı. ABD ve Türkiye'de yaşıyor. Evli ve iki kız çocuk babası. |



