2025 yılında dünya prömiyerini yapan Tango Tutkusu, klasik balenin zarafetini tangonun tutkulu adımlarıyla buluşturuyor.
Can Aslan’ın koreografisini üstlendiği Kesişen Yollar ve Ricardo Fernando’nun yeniden düzenlediği Tangata adlı iki ayrı yapıttan oluşan bu çift katmanlı gösteri, modern bir bale deneyimi sunuyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin sahneye koyduğu Tango Tutkusu, 22. Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nde 17-18 Ağustos tarihlerinde açık havada, tarihi bir atmosferde yeniden izleyiciyle buluşacak.
Ankara Devlet Opera ve Balesi baş koreografı Ebru Gökalp, baş dansçıları Sultan Erol, Nilay Tahiroğlu ve İlhan Durgut’la; eserin farklı sahne koşullarına nasıl adapte edildiğini, klasik ve modern teknikler arasında geçişin zorluklarını, duygusal hazırlık süreçlerini, bale sanatının bugün geldiği noktayı ve Tango Tutkusu’nun Ankara’nın klasik İtalyan sahnesinden Bodrum Kalesi'nin taş duvarlarına uzanan hikâyesini konuştuk.
Söyleşiyi okumak yerine izlemek isteyenler, aşağıdaki videoya göz atabilir |
- Tango Tutkusu, 2025 yılında dünya prömiyerini yapmış bir yapım. Bu eserin konusu nedir?
Ebru Gökalp: Gecenin genel adı Tango Tutkusu olup iki ayrı eserden ve iki ayrı koreograftan oluşmaktadır. Birinci eserimiz, koreograf Can Aslan'a ait olan Crossroads / Kesişen Yollar’dır. Bu, bir erkek ve iki kadın hakkındadır. Eser, erkeğin duygusal olanın yanında mı durması, duygularının mı yoksa mantığının mı peşinden gitmesi gerektiğini sorgulayan bir eser.
İkinci eser ise Ricardo Fernando'nun Tangata adlı çalışmasıdır. Aslında bu eserin dünya prömiyeri değil; hatta daha önce MDT Ankara'nın da belli bölümlerini dans ettiği bir eserdir. Ricardo Fernando, bu sene eseri Ankara Devlet Opera ve Balesi için yeniden düzenleyerek klasik baleye uyarladı. Gecenin genel adı da Tango Tutkusu olmuştur.
- Tango Tutkusu’nu, 22. Uluslararası Bodrum Bale Festivali'nde tekrar sahneleyeceksiniz. Merak edenler, Bodrum'da iki farklı günde, iki ayrı temsil izleyebilecekler. Ankara Devlet Opera ve Balesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk opera binalarından biri. Burası, teknik altyapısı oturmuş, alışkın olduğunuz bir İtalyan sahne. Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği'nde, yani tarihi bir alanda dans edeceksiniz. İtalyan bir sahneden çıkıp tarihi bir alanda dans etmek size nasıl hissettiriyor?
İlhan Durgut: Kapalı bir ortamda ve alışkın olduğumuz bir sahnede dans ettiğimiz için burada belirli rutinleri oturtmuş oluyoruz. Ancak bu tür tarihi mekânlara geçtiğimizde, sıcaktan dolayı hem bizim hem de zemin muşambasının etkilenmesi gibi birçok faktörü göz önünde bulundurmak zorundayız. Bu yüzden tüm bu etkenleri dikkate alarak dans ediyoruz. Sahnenin şekline göre, tabii ki koreografinin tamamında değişiklik yapmasak da bazı hareketlerimizi mekâna uyarlıyoruz. Seyirci ve bizim açımızdan, tarihi bir mekânın atmosferi bambaşka duygularla dans etmemizi sağlıyor; bu da çok keyifli bir deneyim oluyor.
- Eserin büyük bir kısmı klasik bale tekniği üzerine şekilleniyor fakat Tango Tutkusu’nda klasik balenin yanı sıra tango yapıyor ve bazı modern dans tekniklerini de kullanıyorsunuz. Sahnede bunlar arasında geçişler yapmak, farklı teknikleri birbiriyle harmanlamak zorlayıcı mıdır?
Sultan Erol: Bir klasik bale dansçısı için özellikle başlangıçta biraz zor olabiliyor. Ancak bu tür çalışmalar yaptıkça klasik bale tekniğimize de çok büyük faydası olduğunu görüyoruz.
Klasik balenin zarafetinin yeri her zaman ayrı olacaktır. Fakat dünya sanatı şu anda daha çok çağdaş dans üzerine yoğunlaşıyor. Bizim de bu akıma ayak uydurmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bale Sanatçıları İlhan Durgut ve Sultan Erol Tango Tutkusu temsilinde
- Bir temsili İtalyan sahneden alıp antik bir mekâna uyarlamak gibi bir süreç var mıdır, yoksa eser olduğu gibi taşınıp orada mı oynanır?
Ebru Gökalp: Tango Tutkusu özelinde konuşacak olursak, zaten çok ağır bir dekoru olmayan bir eser. Bu eserleri en başından, festivallerde farklı sahnelere kolayca taşınabilmesi amacıyla seçmiştik. Daha büyük ve ağır dekoru olan eserlerde evet, bazı revizyonlara gidilebiliyor. Hatta tarihi mekânlarda, eğer eserin yapısı da uygunsa, mevcut dekor kullanılmayıp mekânın kendisi bir dekor olarak değerlendirilebiliyor. Bu gibi durumlarda sadece ışık teknikleri kullanılabiliyor ya da dekor küçültülebiliyor.
Bodrum'daki sahne özelinde ise bu eserimiz için bir değişikliğe gitmemiz söz konusu değil, çünkü zaten minimal bir dekorla çalıştık. Dans özelinde ise her zaman gideceğimiz sahnenin ölçülerini önceden alır ve dansçıları bale salonundayken sanki o sahnede dans ediyorlarmış gibi bu ölçülere göre yeniden yerleştiririz. Gittiğimiz yerde gerçek sahneyi gördükten sonra dansçılar tekrar bir prova yaparlar; çünkü giriş çıkışlar veya sahne boyutları farklı olabilir. O kadar çok değişken olabiliyor ki burada yaptığımız çalışmalara rağmen gittiğimiz sahnelerde "yerleşme" adını verdiğimiz bir prova daha yaparız. Sanatçılar için bu yerleşme provasının ardından tam bir prova daha yapar ve ancak ondan sonra temsilimizi gerçekleştiririz.
- Fiziksel hazırlıklarınızın yanı sıra bir role duygusal olarak nasıl hazırlanıyorsunuz? Temsile kadar, içinde bulunduğumuz bu bale salonunda saatlerce prova yaptığınızı biliyoruz.
Sultan Erol: Kendini o karakter olarak görmek çok önemli. Karakteri çok iyi bir şekilde analiz etmek gerekiyor. Ben genellikle gece yatağa yattığımda karakterin nasıl biri olduğunu, seyirciye sadece hareketi değil, duyguyu nasıl aktarabileceğimi düşünüyorum. Seyircinin bizim duygularımızı görmesini ve anlamasını istiyoruz. Bu, zamanla, düşünerek ve ayna karşısında çalışarak gelişen bir süreç.
Balerin Nilay Tahiroğlu Tango Tutkusu temsilinde
- Bale sanatında başarının kriteri nedir?
Nilay Tahiroğlu: Dansçılık hayatındayken baş dansçı olmak en yüksek mertebedir. Bizim mesleğimiz hem sahne üzerinde hem de arka planda oldukça hiyerarşik bir yapıya sahip. Dansçılıkta baş balerin ya da baş dansçı olmaktır. Tabii bunun dışında koreograflık gibi yönler de var ama onu şu an için dansçılık kariyerinden bağımsız olarak düşünüyorum.
- Bu sanatta idolleriniz kimler?
Nilay Tahiroğlu: Yurt dışında, bence her balerinin âşık olduğu bir isim var: Marianela Núñez. Kendisi Arjantinli bir dansçı ve şu an İngiltere'de, Royal Ballet'de dans ediyor. Gerçekten kitap gibi bir kadın, ona hayranım. O benim idolüm.
Londra Kraliyet Balesi baş dansçısı Marianela Núñez
- Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin baş koreografı olarak, Ankara'daki salon izleyicisi ile festival izleyicisi arasında ne gibi farklar gözlemliyorsunuz?
Ebru Gökalp: Ankara seyircisi, benim çok uzun zamandır tanıdığım, çok sevdiğim, bilinçli ve sadık bir seyircidir. Ankara seyircisi hikâyeli, konulu baleleri ve dramatik eserleri sever; bu kesindir.
Festival izleyicileri ise genellikle yaz aylarının getirdiği daha rahat atmosfer sebebiyle farklı kesimlerden insanların bir araya geldiği bir kitledir. Bu nedenle onlar, çok uzun olmayan, o sıcakta uzun süre oturmayı gerektirmeyen fakat kısa sürede enteresan şeyler izleyebilecekleri, daha hafif eserleri tercih ederler.
- Genel bir önyargı vardır; "Canlı orkestra olmayınca klasik eserler izlenmez" diye. Elbette canlı orkestra ile bir eseri sahnelemek bambaşka bir atmosfer ve büyüye sahiptir. Ancak eser bant kayıttan sahnelendiğinde nasıl bir fark oluyor?
Ebru Gökalp: Ben de her zaman canlı orkestrayı tercih ederim. Temsiller esnasında artık seyirciyle çok iç içe olduğum için onların da bu yönde serzenişleri olduğunu görüyorum. Canlı orkestra, seyircinin de her zaman görmek ve duymak istediği bir şeydir. Aslında canlı olmayan her performans mükemmele olabiliyor. Ancak canlı performanstaki o mükemmelliği bozan ufak tefek aksaklıklar, inişler veya çıkışlar zannederim ki izleyicinin daha çok hoşuna giden unsurlardır. Canlı orkestra, performansı tekdüzelikten çıkarıyor. Ben de canlı olduğu zaman mükemmel olduğunu düşünüyorum.
Ankara Devlet Opera ve Balesi baş koreografı Ebru Gökalp
- Fakat bu durum eserin kalitesinden bir şey düşürmüyor, değil mi?
Ebru Gökalp: Hayır, tam tersi, bant kayıt kullanıldığında performans mükemmele yakın olur. Çünkü herhangi bir dalgalanma, tempo değişikliği ya da o gün orkestradaki solist sanatçıların veya orkestra şefinin herhangi bir sebepten yaşayabileceği performans düşüklüğü yaşanmaz. Biz bu temsillere her zaman mükemmel kayıtlarla gideriz. Bunlar çok önceden hazırlanmış, kaydı kusursuz olarak alınmış eserlerdir. Dolayısıyla teknik olarak hiçbir zaman bir sıkıntı yaşanmaz, çünkü bu duruma da çok iyi hazırlanılır.
- Yaz arasındayız fakat yeni sezon yakında başlayacak. Yeni sezonda Ankara'da başka yeni prömiyerler olacak mı?
Ebru Gökalp: Evet, tabii ki olacak ama detayları şimdilik söylemek istemiyorum. Sürprizli bir sene olacak. Şu anda görüşmeleri devam ediyor, bu yüzden tam kesinleşmesini beklemek isterim. Tekrar sahneleyeceğimiz eserlerimiz var. Ankara seyircisinin çok sevdiği ve geçen sene biletleri için sabah beşlerde sıralara girdiği eserlerimizi yine izleme fırsatı bulacaklar. Repertuvarımızda bir beyaz balemiz olacak ki bu her kumpanyanın repertuvarında olması gereken bir şeydir. Yılın ikinci yarısı için de sürprizlerimiz olacak.
- O hâlde bu sürprizleri sosyal medya hesaplarınızdan ve internet sitenizden takip edebileceğiz. Son sorum şu: Çok uzun yıllardır sanatla iç içe olan birisiniz. Bale sanatı, sizin sanat hayatınızın başladığı o günden bugüne nasıl bir evrim geçirdi?
Ebru Gökalp: Müthiş bir evrim geçirdi. En önemlisi şüphesiz teknolojinin geçirdiği evrimdir. Bizlerin dansçıyken veya öğrenciyken hiçbir şekilde ulaşamadığımız görüntülere, sadece ismini bildiğimiz ama asla görme imkânımız olmayan dansçılara ve koreografilere bugün teknoloji sayesinde anında erişebiliyoruz. Bir de zaman içerisinde, yine teknolojinin etkisiyle her şeyin çok hızlanması ve ekranların önümüzde süratle akması, uzun eserlerin kısaltılmasına sebep oldu. Eskiden dört perde olan eserler şimdi iki perdeye düşürülmüş durumda, çünkü insanlar artık bir eserin karşısında o kadar uzun süre oturmuyor. Tıpkı eski Rus romanlarındaki sayfalarca süren doğa betimlemelerinin artık daha kısa tutulması gibi. Çünkü günümüzde o betimlemelerin görsel karşılığına ulaşmak çok kolay. Benzer bir şekilde, romanların kısaldığı gibi bale eserlerinde de bir kısalma eğilimi olduğunu düşünüyorum.














