İstanbul Valisi Davut Gül 2 yıl 7 aydır görevde… 16 milyona nüfusa sahip bir mega kentin valisi olmak her zaman önemli oldu. Türkiye siyasi tarihinde İstanbul Valiliği’nden İçişleri Bakanlığı’na yükselen çok isim görüldü. Bu nedenle İstanbul’un en yüksek mülki amirinin basınla ilişkileri de önemli olageldi. Ama malum ‘mahalleleşme’ sorunu nedeniyle iktidar yanlısı medya ile iktidarı eleştiren medya arasındaki kabul, akreditasyon, ulaşılabilirlik dengesi uzun zamandır sorunlu…
İstanbul Valiliği’nin, bir zamanlar Basın Konseyi ve Basın Yayın Enformasyon İl Müdürlüğü binası olarak hizmet veren, bugün ise Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezi olarak kullanılan tarihi Sepetçiler Kasrı’nda düzenlediği ‘İstanbul’un Huzuru Türkiye’nin Huzuru’ konulu basın toplantısına davet edilen basın kuruluşlarının çeşitliliği ‘mahalleler’i neden aşmak gerektiğini göstermesi açısından da değerliydi.
Vali Davut Gül’ün buna açık olması kadar Basın Müdürü’nün çabasını da vurgulamak gerekiyor. ‘Neden önemli’yi örnekle anlatmak isterim…
Yeni medya düzeninde gazetecilerin başta gelen işinin soru sormak olduğunun vurgulanmasının ne kadar acı olduğunu unutmadan, Vali Davut Gül’ün son üç yıl içinde İstanbul’un güvenliği konusunda verdiği istatistiki bilgilerden sonra soru-cevap bölümüne geçildi.
Tabela kirliliğinden sokak hayvanları meselesinin ‘çocukların canı yanıyor’ üzerinden formüle edilmesine, moto kuryelerden kapalı alanlarda sigara içilmesine kadar sorular soruldu, sorulabilir de… Ama İstanbul gibi bir büyükşehirle ilgili can alıcı sorunlar bunlar mı emin değilim.
Zira İstanbul uzun süredir ‘yeni nesil çeteler’i konuşuyor. Yeni nesil çeteler meselesi, bir gençlik, gelecek, yoksulluk, uyuşturucu ve suç mahalinin genişlemesi demek.

Vali Gül’ün uyuşturucu ve organize suçlarla ilgili verdiği bilgilerden anlıyoruz ki son üç yılda uyuşturucuyla ilgili operasyonlar yüzde 46 artmış. Operasyon sayısının artması meselenin boyutlarını göstermesi açısından da bir veri. Vali Gül bu sorunun sadece polisiye tedbirlerle çözülemeyeceğini söyledi. Konuyla ilgili “Bu artışın sosyolojik olarak nedenleri hakkında neler düşünüyorsunuz” soruma verilen yanıtta valiliğin gençlere ulaşma konusunda neler yaptığını öğrenmiş olduk.
“Suça sürüklenen ya da suç işleyen çocuğu nerede gözden kaçırdık da suç işledi, bunun muhasebesini yapmamız lazım. Bu ‘normalleştirelim’ anlamına gelmiyor. Çocuğu sokakta dilendirmeye başlarsanız üç sene sonra elinde silah birini vururken görmüş olursunuz. Yetim ailelere, kiracıysa ve ihtiyaç sahibiyse bu yıl 20 bin TL kira yardımı veriyoruz. Okullarımızda spor kulübü kurduk. 1 milyon lisanslı öğrenci hedefimiz var. Çocuklar kitap okusun diye de 100 yılda okullarımızdaki 6 milyon 500 bin olan kitap sayısını 13 milyona çıkartma hedefimiz var. Bunun 5,5 milyonunu temin ettik, kalan 1 milyon kitabı temin edeceğiz. Her ilçede kitap fuarı yapıyoruz. Özetle çocuklarımız spor yapacak, kitap okuyacak. Sonra her okulumuzda bir müzik atölyesi olsun istiyoruz. Enstrümansız okul kalmasın istiyoruz. Geçen sene 260 okulumuzda müzik atölyesi oluşturduk. Bu sene 240 okulumuzda oluşturacağız. Okullarda meclisler oluşturduk. 300 bine yakın okul temsilcimiz var. Amacımız kendilerini ifade edebilmeleri, karar süreçlerine katılabilmeleri, ‘hayır’ diyebilmeleri… Mahallelerde ödev evleri de oluşturduk. Şu anki sayımız 245. Bunların amacı çocuğun okuldan kopmaması.”

İstanbul Valisi’ne sansasyonel uyuşturucu operasyonları, bu operasyonların veriliş biçimi, işletmelerin kaygıları da soruldu.
Vali Gül,“Baronlar nerede diye soruluyor. Tonla uyuşturucunun yakalanması bunu üretenlerin yakalandığını gösteriyor. Kullananlar anlamında 75 bin kişiye işlem yaptık kolluk olarak. Bunların içinde 20-30 kişi daha bilinir insanlar olabiliyor, bu bizim dışımızda gelişen bir durum” yanıtını verdi.

İstanbul Valisi, çakarlı araç sorunuyla ilgili olarak da “Gerçek çakar rakamı yok elimizde” dedi.
Taksim’in 1 Mayıs’a açılıp açılmayacağı ile ilgili olarak da “Son bir iki ay kala belli oluyor. İşçinin, emekçinin dostuyuz” diyen Vali Gül’e toplumsal olaylarda güvenlik güçlerinin gazetecilere yönelik sert tavrını da hatırlattım. Gül “Ekstra bir şey yapmak gerekirse yaparız” yanıtını verdi. Umalım ki ‘ekstra’ şeyler yapılsın; ne gazeteciler polisle karşı karşıya kalsın ne de gazetecilerin toplumsal gösterilerde işini yapamamasıyla haber verme görevi ve haber alma hakkı engellensin…


