ODTÜ’lülerin 2025 mezuniyet töreninde açtıkları pankartlardan biri de “Diploma vardan yok, yoktan var edilemez” idi. Bu pankart İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının hukuksuz bir şekilde iptal edilmesini protesto etmek için açılmıştı. Ancak bu olaydan bir yıl kadar önce ise cillop gibi bir sahte diploma skandalımız olmuş, olayın fitilini, bir kamu görevlisinin e-imzasının kopyalandığını fark etmesi ateşlemiş, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının (TÜRKTRUST ve E-İMZATR gibi) sahte kimlik ve belgelerle e-imza ürettikleri tespit edilmişti.
Bu şüphe üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma, zamanla devasa bir dijital sahtecilik ağını ortaya çıkartıyor.Temmuz 2025 sonunda operasyonun ikinci dalgası gerçekleşiyor ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu kurumlarındaki yöneticilerin e-imzasını kopyalayarak Millî Eğitim, YÖK, BTK, Millî Emlak Genel Müdürlüğü, Göç İdaresi ve üniversite sistemlerine sızan, notları ve sınav sonuçlarını manipüle eden, kişisel verileri ihlal eden, okullara hiç kayıtlı olmayan kişileri mezun gibi gösterip, gerçek kişiler adına sahte belgeler ve diplomalar düzenleyen, sürücü belgesi sonuçlarını değiştiren, yarattıkları sahte belgeleri e-Devlet’e yükleyerek, resmi görünüm kazandıran, 134 sanık hakkında 5 yıldan 50 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Bu sahte diplomalarla öğretmen, mühendis, eczacı, hukukçu gibi meslek gruplarından yüzlerce kişi kamu kadrolarına yerleşmiş veya akademik kariyer yapmış durumda.
Kayıhan Osmanoğlu
Bir siz eksiktiniz Kayıhan Osmanoğlu
Bu skandala karışan en dikkat çekici isimlerden biri, II. Abdülhamid’in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu. İddialara göre, Alsancak Partisi Başkanı Nuri Çelebi’nin talimatıyla, Osmanoğlu’na İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu diploması düzenleniyor. Amaç, kendisinin ileride Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi. Bu diploma, eski bir mezunun bilgileri silinerek 29 dakikada sisteme ekleniyor. Osmanoğlu’nun e-Devlet üzerinden defalarca sorgulama yaptığı tespit ediliyor. 21 Temmuz, 2025’de X hesabında paylaştığı şiirin son mısraları şöyle:
“Kadrini bilmek için ne yazayım Sultan’ım, Aczinin idrakinde bu küçük eş’âr kaldı, Mahzun olma ey Kâfî Sultan’ın döner geri, Saltanat-ı Osman’a kaç leyl ü nehâr kaldı.”
Bir siz eksiktiniz Sayın Kayıhan Osmanoğlu. Osmanlı’nın yeniden dirileceği umudunuzu da, sultanlık sevdanızı da alıp lütfen kenara çekilin, derdimiz başımızdan aşkın.
Torbacı Narkotik Şube Müdürü Mıhyeddin Yakışır
Bir diğer çarpıcı isim torbacı Mıhyeddin Yakışır. Yakışır’ın hikâyesi, yalnızca bireysel bir suç öyküsü değil; aynı zamanda devlet sistemlerinin ne denli kolay manipüle edilebildiğinin bir göstergesi. Ortaokul mezunu ve uyuşturucu satıcısı olarak sabıkalı. Sahte e-imza kullanarak Narkotik Şube Başkomiseri kimliği çıkarıyor. Kendi adına lise diploması düzenliyor, ardından yüzlerce kişiye sahte diploma veriyor. Sahte belgelerle üniversite mezunu, hatta akademisyen gibi gösterilen kişilere belge sağlıyor. Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’na sahte mezuniyet belgesi satan kişinin de o olduğu iddia ediliyor. Torbacının, kendini Narkotik Şube Başkomiseri olarak tanıtması 70’lerin Yeşilçam filmlerinde bile olmaz. Valla olmaz.
Halı yıkamacı psikolog Abdullah Volkan Uçak
Bir diğer ibretlik örnek, 105,000 takipçili bir sosyal medya fenomeni, kendini psikolog olarak tanıtan Abdullah Volkan Uçak. TV programlarına konuk oluyor, sosyal medya hesabından akıl ve tavsiye veriyor, seans ücreti 4,500 TL. Gerçek mesleği halı yıkamacılığı. İddialara göre, Ege Üniversitesi Psikoloji lisans ve Klinik Psikoloji yüksek lisans mezunu gibi gösteriliyor. Bu mezuniyet kayıtları, sahte e-imzalarla YÖK sistemine işleniyor. Kendi GSM hattından defalarca mezuniyet sorgulaması yaptığı tespit ediliyor. Oh ver parayı, al diplomayı!
Abdullah Volkan Uçak
İtinayla diploma vardan yok, yoktan var edilir
Öte yandan, hepinizin bilindiği üzere sahte diploma çetesi değil ama koskoca İstanbul Üniversitesi’nin kendisi, Ekrem İmamoğlu ile birlikte 28 kişinin diplomasını, usulsüz yatay geçiş yaptığı iddiasıyla iptal etmiş, kayıtlarını da üniversitenin veritabanından silmişti.
Sevgili ODTÜ’lü kardeşlerim,
Çok üzülerek söylüyorum ki bizim ülkemizde meğer diploma vardan yok, yoktan var edilebiliyormuş.
Aklıma 1992 yılında tüm heyecanım ve masumiyetimle üniversite sınavına girmem geliyor. O sınav benim için ölüm kalım meselesi haline gelmişti. Üniversiteyi kazanırsam eğer, mezun olurken elime verilecek diploma büyük ölçüde kaderimi belirleyecekti. Diploma denen o kağıt parçası sayesinde iş bulacak, ekonomik özgürlüğümü elde edecek, toplumdaki saygınlığımı meşrulaştıracaktım. 18 yaşım için diploma her şeydi, geleceğimdi.

Hak edilen başarılar, hileyle elde edilen sahte belgelerle eşitlendi
E-imza ile ilgili haberleri bir de 18 yaşımın saflığı, idealistliği ve hayalperestliğiyle okuyorum. Önce histerik bir kahkaha atıyorum, sonra içim sızlıyor. Onca yıl ter akıtarak edinilen diplomanın hiçbir anlamı yoksa, çat diye sistemden silinip, tak diye sisteme eklenebiliyorsa, neden bir genç üniversite okumak için emek harcasın? Öğrenci hayatı, maddi manevi meşakkatli. Ama sonunda bir ödülü vardı. O ödülü de gençlerin elinden aldılar. Hak edilen başarılar, hileyle elde edilen sahte belgelerle eşitlendi, gençlerin adalet duygusu bir kez daha zedelendi, toplumda “Diploma değil, bağlantı önemli. Çalışmanın bir karşılığı yok.” algısı yayıldı. Gençler artık yurtdışına yöneliyor veya alternatif kariyer yolları arıyor. Bazıları sistemin dışına çıkıyor: eğitimden kopuyor, işsiz kalıyor, umutsuzluğa düşüyor.
Hayaller kopyalandı, başkalarına transfer edildi
Türkiye’de verilen eğitimin niteliği artık tartışılamıyor. İlimin bilimin, eğitimin yerini cehalet ve dolandırıcılık aldı. Hayaller kopyalandı, başkalarına transfer edildi. Gerçek kahramanlar, üniversite sıralarında dirsek çürütenler, kitaplar arasında kaybolanlar, buz gibi kantinlerde ellerini ovuşturarak sınavlara hazırlananlar işsiz kaldı, hapise girdi. -Mış gibi yapanlar sayesinde ucuzluk, sığlık, şark kurnazlığı, saygısızlık, çürümüşlük, adaletsizlik hayatımızın tam merkezine oturdu. Onlar alkışlandı ve ödüllendirildi, gerçek kahramanlar hayal kırıklığı, gelecek kaygısı ve öfke ile sistemin dışında kaldı.
Her taşın altından kötü yönetilmemiz çıkıyor
Yakın zamanda yaşadığımız 6 Şubat Depremleri’nden, Yeni Doğan Bebek Çetesi skandalına, Grand Kartal Otel Yangını’ndan Ahmet Minguzzi cinayeti ve diğer sokak çeteleri cinayetlerine, kadın cinayetlerine kadar ben bu sistemi suçluyorum. Her taşın altından kötü yönetilmemiz çıkıyor. -Miş gibi yapan müteahhitler, hemşireler, doktorlar, turizmciler başka insanların hayatlarını, haklarını önemsemeden, cebren ve hile ile elde ettikleri rollerini son derece kötü oynuyorlar.
Diploma’si
Geçtiğimiz hafta Vancouver’a döndüğümde Kanadalı yan komşum Türkiye seyahatimin nasıl geçtiğini soruyor. Orman yangınları nedeniyle bizim için endişelendiğini söylüyor, sonra da “O diploma skandalı ne öyle?” diye ekliyor. “Sen nereden biliyorsun?” diye soruyorum. Kanadalı tanıdıklarımın deprem haricinde, Türkiye gündemiyle alakadar olduklarına rastlamadım daha önce. Financial Times’da okumuş. Garip bir şekilde kendimi şunları söylerken buluyorum: “Türkiye’de şu dönem çok acayip şeyler oluyor ama bitecek. Türkiye bu değil, Türk insanı bu değil, toplum bu derece yozlaşmış, şeytanlaşmış değil. Hala umut var.”
O an bende -miş gibi yaptığımı hissediyorum. Rolümü iyi mi, kötü mü oynadığımı bilmiyorum ama diploma konusunda diplomasi yaptığımı fark ediyorum. İçimden sinir bozukluğuyla gülerek, sahte diplomayla, gerçek diplomat olabileceğimi düşünüyorum. Ama her türlü olumsuzluğa rağmen, her koşulda ve her zaman dış dünyaya karşı ülkemi savunacağımı ve koruyacağımı fark ediyorum. Bu da gelir, bu da geçer, sen bakisin memleket.


