10 mit, 10 gerçek: Anne kime denir?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

10 mit, 10 gerçek: Anne kime denir?

Bosch Türkiye’nin Anneler Günü reklamı etrafında kopan tartışma, bize anneliğe dair neleri kutsadığımızı, neleri dışladığımızı ve neleri hâlâ konuşamadığımızı gösterdi. Gelin bu hafta, annelik tartışmasına 10 mit ve 10 gerçek üzerinden bakalım

10 mit, 10 gerçek: Anne kime denir?
Augustus Barış Sunağı üzerinde bulunan ünlü Tellus paneli, Roma

“Anneye en büyük psikolojik baskı, ona annelik statüsü vermemek; düşüncelerini basit ve anlamsız kabul etmektir”

Adem Güneş

Pedagojik Danışman Adem Güneş’in bu alıntısı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Anne olma durumu veya niteliği; analık, validelik” şeklinde tanımlanan annelik kavramının hemen yanında yer alıyor. Ne var ki gerçek hayat sözlük tanımlarından çok daha karmaşık, annelik ise tek bir kalıba sığmayacak kadar derin ve kişisel bir deneyim.

Hepinizin bildiği, sağır sultanın duyduğu üzere, Bosch Türkiye’nin 2026 Anneler Günü reklamı, evcil hayvan sahipliği ile annelik kavramını aynı düzlemde ele aldığı gerekçesiyle yayından kaldırıldı. Memleketin bütün derdi bitmiş gibi, iki gündür kime “anne” denip denmeyeceğini tartışıyoruz. İşin ironik tarafı da, bu tartışmanın en çok Bosch’a yaraması... Anne-evlat bağının ticari amaçla sembolleştirilmesinin “değer erozyonuna yol açtığını” düşünenler sayesinde, Bosch Türkiye 100 yıllık reklam bütçesini bir kerede harcasa, medyada bu kadar görünür olamazdı.

Ben köpekli bir evde büyüdüm. Çocukluğumun en yakın arkadaşları Kontes ve Bıdık’tı. Onlarla oyunlar kurar, birlikte yüzer, koşar, eğlenirdim. Hayatta aldığım ilk sorumluluk onların mamalarını ve sularını vermekti. Bir canlının bakımını üstlenmenin, küçük yaşta insana şefkati, empatiyi ve sorumluluğu öğrettiğini o yıllarda öğrendim. Çocuklarım Defne ve Ege’nin de benzer bir deneyim yaşamaları ve tüm canlılara sevgiyle yaklaşmayı öğrenebilmeleri için, onlar 5 yaşındayken dört ayaklı yavrumuz Mişka’yı sahiplendik.

Mişka’mız bana ve çocuklarıma sadece sorumluluk almayı değil; koşulsuz sevgiyi ve sadakati de öğretti. Depresyonda olduğum zamanlar, tasmasını kucağıma atarak beni yürüyüşe çıkardı. Keyfimin kaçık olduğunu hissettiğinde, yanıma sokulup yüzümü öpücüklere boğdu. Çocuklar ödevlerini bitirene kadar başlarında bekledi. Sadece benim çocuklarıma değil, tüm mahalle çocuklarına şahane bir oyun arkadaşı oldu. Gerekirse Prenses Defne’nin atı oldu da, hiç sesini çıkartmadı, kuzum. Ben “Nerede bakayım benim çocuklarım, sarılsınlar bir anneye...” dediğimde, poposunu devire devire önce o koştu. Defne ve Ege yanımdaysa, kafasıyla ittirerek aramıza girmeye çalıştı. Benim kucağımdaki en güzel yere, her zaman kendisini layık görürdü.

Mişka ve ben, Quarry Rock'a tırmandıktan sonra manzarının keyfini çıkartıyoruz, 2020

Mişka’m hayatını kaybetmeden bir ay önce bir rüya gördüm. Mişka bir koltuk arkasından biri sarı, biri kahve iki labrador yavrusu çıkartıp önüme atıyor, yüzümüze sevgiyle bakıyor ve her birimizin yanağına birer öpücük kondurduktan sonra arkasını dönüp, usulca gidiyordu. Sonradan bu rüya bana, Mişka’nın çok yakında aramızdan ayrılacağını sezdiğini ve bu nedenle canı kadar sevdiği kardeşlerini bana emanet ettiğini düşündürdü. Kim bizim aile olmadığımızı söyleyebilirdi ki? Mişka’nın hayatta bildiği tek anne bendim, kardeşleri ise Defne ve Ege...

Bosch Türkiye’nin Anneler Günü reklamı etrafında kopan tartışma, bize anneliğe dair neleri kutsadığımızı, neleri dışladığımızı ve neleri hâlâ konuşamadığımızı gösterdi. Gelin bu hafta, annelik tartışmasına 10 mit ve 10 gerçek üzerinden bakalım. Bir canlıya bakım veren, onu sevgiyle büyüten, onun sorumluluğunu alan; kalbiyle yuva olan tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.

Mit 1: Kadının en kutsal görevi anneliktir.

Gerçek 1: Dünyaya çocuk getirmek bir tercihtir.

Baskıyla, “kutsal görev” dayatmasıyla, kendi hayatı için bambaşka şeyler hayal eden; kariyerine, üretimine ya da kendi yolculuğuna odaklanmak isteyen bir insanın yaşamına kimsenin müdahale etme hakkı yoktur. “Eee, evlilik ne zaman?”, “Çocuk yapmayı düşünmüyor musunuz?”, “Yoksa çocuğunuz mu olmuyor?” gibi sorular merak değil; kişisel sınırlara müdahale eden, incitici ve haddini aşan sorgulamalardır. Anne olan kadınlar kadar, anne olmayan kadınların da hayat tercihine saygı göstermeyi öğrenmek, olgun, eşitlikçi ve sağlıklı bir toplum olmanın temel şartlarından biridir.

Mit 2: Sadece doğurmakla anne olunur.

Gerçek 2: Anne olmak, yalnızca doğurmakla değil; emek vermekle, sorumluluk almakla, korumakla ve bakım vermekle anlam kazanır.

Bir canlıyı dünyaya getirdiği halde ona bakamayan, nasıl bakacağını bilmeyen ya da bakmak istemeyen birçok kadın vardır. Öyle olsaydı, imkânsızlık nedeniyle camii avlularına bırakılan bebekler, göz yumulduğu için ev içinde tacize uğrayan çocuklar, çocuk gelinler olmazdı. Çocuklarıyla ilgilenmeyen, sorumluluk almayan babalar için kullanılan “Şam babası” ifadesi gibi, annelik sıfatı da yalnızca biyolojik bağla değil; çocuğa gösterilen ilgi, şefkat, sorumluluk ve emekle hak edilir. Bir çocuğu doğurmak başka, ona gerçekten annelik etmek bambaşka bir şeydir.

Mit 3: Dileyen her kadın çocuk sahibi olabilir.

Gerçek 3: İstediği halde çocuk sahibi olamayan birçok kadın vardır.

Kısırlık, erken menopoz, hormonal bozukluklar, endometriozis, genetik faktörler ve diğer sağlık nedenleriyle birçok kadın biyolojik olarak çocuk sahibi olma konusunda zorluk yaşayabiliyor. Anneliği yalnızca “tercih meselesi” ya da “yeterince istemekle olacak bir şey” olarak görmek eksik ve incitici bir bakış açısıdır. Bir kadının neden çocuk sahibi olmadığını sorgulamadan önce lütfen, her hikâyenin dışarıdan görünmeyen bir tarafı olabileceğini kendinize hatırlatın.

Mit 4: Bekâr kadınlar asla çocuk sahibi olamaz.

Gerçek 4: Bekâr bir kadın farklı yollarla çocuk sahibi olabilir.

Donör sperm (aşılama ya da tüp bebek), yumurta dondurma ve embriyo donasyonu gibi yöntemler sayesinde, evli olmayan kadınlar da annelik yolculuğuna adım atabilir. Türkiye’de mevcut mevzuat gereği yardımcı üreme tedavileri yalnızca evli çiftlere sunuluyor; sperm ve embriyo donasyonu yasal değil, yumurta dondurma ise belirli tıbbi koşullar altında mümkün olabiliyor. Buna karşılık, Kuzey Kıbrıs’ta bazı kliniklerde bekâr kadınlara donör sperm ile tedavi, yumurta dondurma ve bazı durumlarda embriyo donasyonu gibi seçenekler sunulabiliyor. Annelik yalnızca evlilik kurumuna bağlı bir deneyim değil, bilimsel imkânlar ve kişisel tercihler doğrultusunda şekillenebilen bir yaşam kararıdır.

Evin Işığı, Harry Herman Roseland

Mit 5: Evlat edinmek, çocuk doğurmanın yerini tutmaz.

Gerçek 5: Evlat edinmek, annelik ya da ebeveynlik bağının biyolojik bağ kadar derin, sevgi dolu ve güçlü olmasına engel değildir.

Bir çocuğu büyütmek, ona güvenli bir yuva, sevgi, emek ve aidiyet duygusu vermek; ebeveynliği genetik bağdan ibaret olmaktan çıkarır, onu gerçek bir bağa dönüştürür. Türkiye’de evlat edinme süreci, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen değerlendirme, eğitim ve uygunluk incelemelerini içeren resmi bir prosedürle ilerler; ayrıca koruyucu ailelik sistemi sayesinde biyolojik ailesi yanında büyüyemeyen çocuklara uzun vadeli bakım ve sıcak bir aile ortamı sağlamak mümkündür. Bir çocuğa hayat vermek kadar, bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunmak da anneliktir.

Mit 6: Evcil hayvan edinmek, annelik değildir.

Gerçek 6: Kim ne isterse, onun annesi olur. İsteyen evcil hayvanına, isteyen saksı çiçeğine annelik eder.

Evcil hayvan sahiplenmek, bir çocuk doğurmakla elbette aynı şey değildir. Ancak evcil hayvanlar, çocuk sahibi olamayan ya da yalnız yaşayan birçok insan için bir yuva, bir yol arkadaşı, aileden biri haline gelir; çocuklu ailelerde ise mükemmel bir kardeş, oyun arkadaşı olurken çocuklara şefkati, empatiyi ve erken yaşta bir canlıya bakım vermenin sorumluluğunu öğretir. Ayrıca kim ne isterse onun annesi olur; isteyen bakım verdiği evcil hayvanının, isteyen saksı çiçeğinin, isteyen de bahçesindeki ağacın annesi olduğunu söyler. Bunun kime ne zararı var? Kim buna karışabilir?

Mit 7: Köpekler sokaklara aittir.

Gerçek 7: Köpekler aile hayvanıdır.

Köpekler, binlerce yıl boyunca insanlarla birlikte evrimleşmiş, insan yaşamına uyum sağlamış sosyal canlılardır. Doğaları gereği bir aile ya da sürü yapısı içinde bağ kurmaya, eğitime, korunmaya, sevilmeye ve düzenli bakıma ihtiyaç duyarlar. Sokakta yaşamaya terk edilen köpekler çoğu zaman açlık, hastalık, trafik, şiddet gibi ciddi risklerle karşı karşıya kalır. Onların doğal yaşam alanı sokaklar ya da ormanlar değil, ailelerinin yanıdır.

Mit 8: Kime anne denileceğine devlet karar verir.

Gerçek 8: Annelik, çocuğuna güvenli bir gelecek kurabilmek için verilen bir direniştir.

“Damızlık Kızın Öyküsü” adlı eserinde Margaret Atwood, anneyi yalnızca biyolojik bir figür olarak değil; bedeni araçsallaştırılan, hakları elinden alınan ve bir “üreme makinesine” indirgenmeye çalışılan politik bir özne olarak resmeder. Ancak aynı zamanda anneliği, sistemin dayattığı kalıplara karşı sarsılmaz bir sevgi ve çocuklarına daha adil bir gelecek bırakma mücadelesi olarak tanımlar. Çünkü annelik; kimin anne sayılacağına yukarıdan karar verilen bir unvan değil, çocuğuna bakım vermek, onu korumak ve geleceği için mücadele etmekle, direnmekle anlam kazanan bir bağdır.

Mit 9: Türkiye'de çocukların korunması, hem uluslararası sözleşmeler hem de kapsamlı yerel mevzuatla yasal güvence altına alınmıştır.

Gerçek 9: Bu madde kâğıt üzerinde doğru olsa da, pratikteki tablo çok daha farklıdır.

Türkiye, çocuk haklarını korumaya yönelik birçok uluslararası sözleşmeye taraf ve kapsamlı bir mevzuata sahip olsa da, yasalar tek başına çocukları korumaya yetmiyor. FİSA Çocuk Hakları Merkezi'nin 2025 verilerine göre, Türkiye’de en az 892 çocuk kazalar, ihmaller ve şiddet gibi tamamen önlenebilir nedenlerle hayatını kaybetti; bunların en az 69’u doğrudan şiddet kurbanı olurken, 115 çocuk çocuk işçiliği ve iş cinayetleri nedeniyle yaşamını yitirdi, 53 çocuk ise kamu hizmetlerindeki ihmallerin bedelini canıyla ödedi. Ayrıca rapor, cezaevindeki çocuk sayısının iki katına çıktığını ortaya koyuyor. Bir ülke çocuklara dair sınavını, imzaladığı sözleşmelerle değil; çocukların ne kadar güvende, ne kadar korunmuş, ne kadar değerli hissettiği, ne kadar iyi eğitim aldığıyla verir. Unutmamak gerekir ki, çocuklar o ülkenin geleceğidir.

Mit 10: Kadınları doğurmaya ikna etmenin yolu, uygun görülmeyen reklamları yasaklamaktır.

Gerçek 10: Kadınları anneliğe özendirmek, çocukları için güvenli bir ülke inşa etmekten geçer.

Bugün Türkiye’de evlat kaybıyla hayatı kararmış, gelecek hayalleri ellerinden alınmış sayısız anne baba var. Grand Kartal Otel yangınında hayatını kaybeden 78 kişinin 36’sı çocuktu; en az 30 aile çocuklarını kaybetti, bazı aileler ise birden fazla çocuğunu, hatta birden fazla kuşağını aynı anda yitirdi. Mattia Ahmet Minguzzi, Hakan Çakır, Atlas Çağlayan, Emirhan Koçhan gibi çocuklarımız çocuk çeteleri tarafından  “yan bakma” ve bunun gibi anlamsız gerekçelerle hayattan kopartıldı. Narin Güran’ı kendi ailesinden, kendi öz annesinden koruyamadık. Leyla Aydemir, Rabia Naz Vatan davaları hâlâ sonuçlanmadı. Daha yüzlerce örnek vermek mümkün. Bir devletin asli görevi, reklam yasaklamak ve kimin anne olup olamayacağına karar vermek değil; dünyaya gelmiş çocukların güvenliğini, yaşam hakkını ve geleceğini korumaktır.

İlgili İçerikler