“Quid est Tempus” (Zaman Nedir?).
Zaman tersinmez bir tanınamayandır (…)
Zaman ne geçmişle ne de şimdiki zamanla belirlenir;
sadece gelecekle tanınmaktadır”
V. Jankelevich
Neler oluyor aynı günde? Geçen yazılarımdan birinde huzur ve hüzün artık toplumsal alana hâkim kelimeler olmaktan çıkmaya başladığını ve bunların yerine endişenin yer almaya başladığını yazmıştım. Bir günde aynı anda neler olabilir? Nasıl bir hayat yaşanır aynı günde birdenbire değişmekte olan bazı şeyleri nasıl karşılayabilir bir toplum ve nasıl hazmedebilir?
Nasıl olur da hukuki olarak zaman geriye doğru gidebilir? Zaman, sanki geri dönülmeyen karakterini kaybederek geriye sayım da değil, ama zamanı durduran bir karara imza atılabilir? Zaman içinde ne değişir ve nasıl zaman dondurulur? Donan bir zaman içinde kalan canlandırmaya geçilir.
Bir film aklıma geliyor bu anlamda. Fransız sinemasının ünlü komedyeni Louis de Funes’in oynadığı 1969 yılında Edouard Molinaro tarafından yapılan Hibernatus adlı filimde 65 yıl sonra Kuzey kutbunda buzulların içinde öldüğü bilinen birisinin Fransız ve Danimarkalı kaşifler tarafından bulunmasıyla başlayan filimde o kadar zaman sonra şok olmasın diye tüm teknolojilerin saklandığı bir ortamda hayata tekrar verilen adamın yıllar sonra evine geri dönüş hikayesi anlatılmaktadır. Buzullarda genetik araştırmalar yapanların zamanın durduğu üzerine yapılan araştırmaları bir komedi filmin konusu edilmiştir. Ayrıntılarına girmeyeceğim; ama geri dönüş hikayeleri genellikle romantik dönüşler olarak adlandırılır.
Hüzün bu kayboluşa ait bir kelime olarak kalmıştır. Nostaljiye ait olarak kullanılmıştır. Ancak bazen geri dönen canavarlar da vardır. Drakula filmi bu geri dönüşün hikayesidir. Ölümden geri dönmüş olan bir asilzade Kont kan emici bir vampir olarak tekrar zamanda donarak geri gelmiştir.
Bazen rejimler de geri gelmekteler. Fransız tarihinde ünlü Fransız devrimini gerçekleştiren 1789’da Jakobenler tarafından ihlal edilen adap-ı muaşeret kuralları 1799’da Napolyon ile geri gelir. Nezaket kurallarını kuran ve yaşatan asilzadeler tekrar bu kuralları geri getirerek zamanı bir ölçüde dondurdular ve zaman durduğu yerden tekrar rayına oturup eskiyi yeniden ortaya koyma imkanlarını bulur. Ancak zaman geri dönebilir mi?
Bilim insanları ve astronomlar buna kuşkuyla bakmaktadırlar. Bunlara göre zamanı geri getirme imkânı pek mevcut değildir. Fransız filozof Vladimir Jankelevich’in bakışına göre zamanın geri dönme imkânı yoktur. Bu harekete filozof “tersinmezlik deneyimi” adını verir. Tersinmez geriye dönemez. Zamanın açılan imkanları vardır, ama bu ileriye doğru açılmalardır, geriye dönüş ise bir yanılsamadan başka bir şeymiş gibi durmamaktadır. Bütün olasılıklar geçmişe değil ama ileriye, geleceğe dönük olarak işlemektedir. Hareket olmaksızın zaman da olamaz ve hareketlerin de geriden tekrar dönüp aynı zaman birimine dönmesi imkânı yoktur. Olan olmuştur bir kere.
Ancak kurallar, adetler geri gelmiş gibi durabilirler; bunlar yeniden canlanabilirler ve yeni nesiller tarafından yıllar sonra tekrar kullanılabilirler; ama burada da zaman geri dönmez sadece yeniden canlanabilir. Bir zaman filozofu olarak Jankelevich, zamanın hiçbir şekilde bir nesne veya bir veri olmadığını yazar. Bilincin dışarıdan analiz etmek üzere bir “nes-ne” olarak ele alınması mümkün olmayan zaman anlayışını söz konusu etmiştir. Bilimin veya felsefenin nesne olarak önüne attıklarından biri asla zaman olamaz. Yani, zaman bir şey değildir; ama “o halde, zaman hiçbir şey midir?” sorusunu sorar. Mademki zaman ne belirli bir şeydir ne bir somutluktur, o halde filozofa göre “ne olduğunu bilmediğim bir şeydir”.
Bugün zaman dondurulmuş bir şekilde geriye sarılmaya çalışılmakta. Bir günde birçok şey değişikliğe uğramaktaysa zaman ileriye doğru işlemektedir. Hukuk bazı şeyleri geriye sarmaya ve yeniden canlandırmaya çalışmaya kalksa bile bu ne bilimseldir ne sosyolojik veya felsefidir.
Tersinmez zamanı dondurmak için büyük çaba gerek, ancak bu bir çaba olabilir ve de çabalamalar eğer kaya gibi sert bir zemine çarparsa zaman metaforik olarak parçalanabilir, bölünebilir. Zamanın parçalanması ise kayayı sağlamlaştırır. Doğa kanunlarıdır bunlar; insan için ise ancak yanılsamaya tabi olarak işleyebilir.


