Galatasaray: 3 - Koşu Bandı: 1
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

 Galatasaray: 3 - Koşu Bandı: 1

Galatasaray pres yapması gereken yerde pres yaptı, oyunu demlemesi gereken yerde bekledi. 90 dakika 117 kilometre koşan rakibine büyük alan ve zaman bırakmadı. Sabır timsali Bodo Glimt bile çok pas ve çok koşuya rağmen Galatasaray’ın akıl oyununu seyrederek Kuzey Kutup Dairesi’ndeki evine eli boş gitti…

 Galatasaray: 3 - Koşu Bandı: 1
Galatasaray

Maç öncesi sosyal medyadaki tüm futbol analistleri uykusuz kaldılar. Bodo ile yatıp Glimt ile kalktılar… Hepsine de helal olsun doğrusu. Ne dedilerse öyle oldu. Çok koşan, koşmaktan ve hücumdan sıkılmayan makine gibiydiler. Başakşehir maçı bitti, tanıdığım tanımadığım herkes, “Liverpool maçından zor olacak” dedi. Çok zor olmadı belki ama çok yıpratıcı oldu. Koşu bandı üzerinde tempoyu sürekli yükselten bir takım vardı karșınızda. Ya Galatasaray çok iyi hazırlandı. Ya da 3. dakikada gelen erken gol Norveç takımını taca attı!

Bodo Glimt’e Avrupa'da ulusal bir lig şampiyonluğu kazanan en kuzeydeki profesyonel futbol kulübü diyorlar.

3 gol yiyerek geriye düştüler ama konsantrasyonlarından bir şey yitirmediler… Çok pas yaptılar ama üretken olamadılar. Ezberlenmiş bir oyunları var. Kafayı kaldırmadan ya da topu atacakları yere bakmadan doğaçlama pas atıyorlar. Dedim ya konsantrasyon hiç kaybolmuyor ve sürekli hücumu düşünüyorlar.

Bunun da nedeni eski bir F-16 pilotu Bjorn Mannsverk. Mannsverk, Bodo Glimt takımının baskı altında sakin kalabilmesini sağlıyor. Takımın mentörü emekli Pilot Mannsverk, savaş pilotlarının eğitiminde olduğu gibi, "debriefing" (görev sonrası analiz) kültürünü takıma aşılayıp, oyuncuların hata yapmaktan korkmaması için çok çalışmış…

Muhtemelen Liverpool maçını izleyip, Galatasaray seyircisini ve Sarı-Kırmızılı takımın kurduğu baskı üzerine günlerce çalışmışlardır. Ama tüm bu çalışmalar düdük çalıp da 90 dakika başlayınca boşa düştü... Norveçli futbolcular daha 3 pas yapamadan Lemina-Osimhen iş birliğinden ilk gol geldi... İlk golden sonra Galatasaray bir daha gol buldu, Bodo Glimt pas yapmaya devam etti. Pes etmediler. Hep oyunda kaldılar ama üretemediler. Galatasaray buna müsade etmedi. Tottenham ve Slavia Prag’ın düştüğü tuzağa Galatasaray düşmedi… Galatasaray hem hücumda hem de defansta çok iyi yardımlaştı. Nereye kadar? Sakatlanan Lemina oyundan çıkana kadar… Orta sahada rakibine büyük baskı kuran Galatasaray, Lemina’dan sonra merkezi, Yunus ve Osimhen’den sonra da ön alan baskısını kaybetti.

Vazgeçmeyen, inatla aynı oyun düzeninde devam eden Bodo Glimt aradığı gole oyuncu değişikliklerinden sonra kavuştu. Bu golden sonra tribündeki ıslık da yoruldu. E bu da normal, seyirci de kondisyonsuz. Kolay mı takımı basketbol maçındaki gibi desteklemek. Yine de Galatasaray taraftarını tebrik etmek lazım…

Osimhen-Yunus ikilisi üzerine çok çalışılmış bir plan olduğu 2. ve 3. gollerde kendisini açıkça gösterdi... Okan Buruk’un bulduğu Bodo Glimt defosu bence buydu. Topla ağır rakip defans üzerine ön alan baskısını Yunus ve Osimhen ile bularak skoru ele geçirme planı saat gibi işledi…

Lemina kasığından sakatlanana kadar çok iyi oynadı. İlk yarıda topu kapıp Osimhen’e verdiği pas sadece işin süsü. 3 kez top çaldı. 1 kez hava topu aldı, 4 ikili mücadele kazandı.. Sakatlanması doğal çünkü karşılarında bitmeyen enerjili bir takım vardı.

Yarından sonra Galatasaray’dan başka sakatlık açıklamaları da gelebilir. Bu tempoyla 90 dakika çıkarmak kolay değil... Çok tartışılan koşu mesafelerini alt üst eden Bodo 117 kilometre koştu. (Galatasaray 104 kilometre) Bu koşu mesafesine ben de takıntılıyım biraz. Bana da saçma geliyor ama futbolun gerçeği bu. Koşmayana kimse puan vermiyor. Bodo Glimt bize çok koşmanın ise yaradığını ama asıl meselenin gol atmak olduğunu ya da iyi defans yapmanın ne kadar değerli olduğunu hatırlattı. Üretken olmadan çok koşmanın bir faydası yok. Mesela Galatasaray korner kazandığında Sanchez ve Abdülkadir 65 metre pozisyon almak için hafif tempoyla karşı kaleye gidip, 85 metre de geri dönüyor ve koşu mesafesi olarak bunlar maç istatistiğine giriyor ve bu bana çok saçma geliyor…

Leroy Sane’yi unutmamak lazım. İlkay Gündoğan’ın dokunuşuyla kendisine gelen Alman futbolcu dün “Ağabey”siz kaldı. İlkay olmadan onu teke tek bırakacak paslar gelmedi o da “kendin pişir kendi ye” dedi sadece gol atamadı. Kendisine verilen topu rakip sahada tutma görevini çok iyi yaptı…

Özetle, Galatasaray pres yapması gereken yerde pres yaptı, oyunu demlemesi gereken yerde bekledi. Rakibe büyük alan ve zaman bırakmadı. Sabır timsali Bodo Glimt bile çok pas ve çok koşuya rağmen Galatasaray’ın akıl oyununu izleyerek Kuzey Kutup Dairesi’ndeki evine eli boş gitti…

Galatasaray 6 puana ulaştı ve Şampiyonlar Ligi’nde kendine bir kulvar açtı. Bundan sonraki maçlar ve averaj çok önemli. Galatasaray’ın ilk 24 için atacağı her gole ve her kurtarışa ihtiyacı var.

Bu arada Premier Lig boşuna dünyanın bir numarası değil. Hakemi gördünüz mü? İngiliz hakem muhteşem bir maç yönetti. Oyunu akışına bıraktı, saçma sapan kartlar göstermedi. Vücut diliyle otoritesini ortaya koydu, kimsenin aklında şüphe bırakmadı…

İlgili İçerikler