Barış gitsin mi?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Barış gitsin mi?

Galatasaray, gidişine hazırlandığı Barış Alper Yılmaz’ı hiç aramadan 4 golle yoluna devam etti. Peki hiç sıkıntı yok mu? Olmaz mı!  Hangi bölgeye kim lazımsa hepsi tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı

Barış gitsin mi?

Oldum olası futbolu sulandırmak için enjekte edilmeye çalışılan “Duygusallık”tan nefret ederim. Neresinden bakarsanız bakın bu iş para işi. Stat dışındaki köfte ekmek’ten malzemecinin maaşına kadar. Para yoksa futbol da yok. Efendim, Osimhen çok daha delikanlıymış, Galatasaray formasından hiç vazgeçmemiş. Vs vs. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz! Barış Alper Yılmaz’ın durumundan elbette. İyi teklif almış gidecek. Bu kadar basit. Burada beni düşündüren 15 gün içinde ne olduğu? Galatasaray yönetimi Barış Alper Yılmaz ile sözleşme uzatırken iyi bir teklifte kolaylık yapabileceği sözünü vermiş. Eee o iyi teklif de gelmiş. Okan Buruk futbolcusunun gitmesini istememiş. Sonra olaylar olaylar. Cin şişeden çıkmış. Bu kadar uzatmaya duygusal olmaya gerek yok. Masada oturan menajerlerden birini çok iyi tanıyorum. Neler neler yaşandığını biliyorum ama “Tamamen duygusal!!!” bir iş bu, çok da fazla büyütmemek lazım. Galatasaray bu yazılan ve konuşulanlardan çok daha büyük camia. Kimler geldi, kimler geçti?

Böyle bir ortamda Galatasaray’ın maça hazırlanması da zor olmalı. Öyle ya bonservisine 75 milyon verilmiş Osimhen’e servis yapsın diye sözleşmesi uzatılan Barış Alper Yılmaz’ın katılamadığı her antrenman dedikodu yumağı olur. Olmuş da. Bilmem anlatabildik. mi?

Maçın ilk yarısında Barış Alper Yılmaz’ın yokluğundan çok başka unsurlar göze çarptı. Okan Buruk istese böyle bir fırsat bulamazdı. Transferin bitmesine sayılı günler kala, hangi bölgeye ne eksik hepsi daha ilk 30 dakikada kendini gösterdi. Günay Güvenç kalede “bir süre saha idare ederim” dedi ama original sağ bek, alternatif stoper ve tabiki 10 numara. Bu oyun Mertens’i çağırdı hem de avaz avaz. Ya da İlkay ya da Hakan Calhanoğlu. Her kim ise?

Transfer demişken yedek kulübesine bakayım dedim. Jankat, Metehan, Berkan, Ahmed Kutucu, Zaniolo, Kaan, Jelert, Kazımcan ve Arda. Bazıları kurallar gereği ama bence çok zayıf… İyi ki Icardi var.

Şampiyonlar Ligi’nde rakibin sağ kanat defans oyuncusunu keselim diye 2 beki arka arkaya oynatmanın ağır bir bedeli olur. Okan Buruk’un Barış Alper’in yokluğu ve Gökhan Sazdağı için aldığı Eren, Jakobs tercihi ilk golü getirse de hücum anlamında çok da bir şey ifade etmedi. Bence üst işte binmiş fotoğraf negatifi gibiydi, uyumsuz.

Orta sahada “Mertens ol” denilen ve hatlar arasında bağlantı yapması beklenen Yunus Akgün refleks olarak sürekli sağ kanada kat edince Leroy Sane ile birbirlerini bozdular. Atılan gole kadar böyleydi. Yunus oraya gitmekten vazgeçince işler düzeldi. Anladığım Avrupa’ya bu ikili ile girilecek ve Galatasaray’ın gol beklentisini bu ikili çözecek. Leroy Sane’nin çabuk düşünerek verdiği kararlara uyum sağlayacak tek isim Yunus. Yunus’un yanına 3 kişi daha gelirse (Çabuk düşün ve karar ver anlamında) o zaman pozisyon sıkıntısı kalmaz.

İlk 45 dakika sonunda Galatasaray’a tam saha pres ve geçiş fırsatlarıyla gol arayan Kayserispor, gol ararken golü yedi. Ama Galatasaray’a tam saha pres yapmak biraz nefes ve şans ister. Bence kötü tercih. O da tabelaya yansıdı.

İkinci yarı başlarken Eren Elmalı’nın attığı golle maç daha da sıkıcı olur beklentisinde olanlar Kayserispor’un akın akın gelişine tanık oldular. Okan Buruk yaptığı yerinde hamlelerle hem takımını farka götürdü hem de bir test maçını daha geride bırakmış oldu. Test maçı çünkü Kayserispor, Galatasaray’ın ayarında bir takım değil. Ama özellikle ikinci yarıdaki futbolları Okan Buruk’un transfer masasındaki elini güçlendirmiş olmalı. Sol stoper ve özellikle sağ bek acil alınmalı. Merkez orta saha için ise Yunus kendisini gösterse de o kulübe daha güçlü gözükmeli.

Sonuç olarak Galatasaray 3. maçında 10 gol atıp hiç gol yemezken yine bu lige fazla olduğunu belli etti.

 

 

 

İlgili İçerikler