Buzulla sohbetler
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Buzulla sohbetler

"Ne güzelsin. Ne büyüksün. Gördüğüm hiçbir şeye benzemiyorsun. Ne eskisin. Ne güçlüsün. Ne heyecan vericisin. Gece nasılsın acaba. Buraya dolunayda da gelebilmeli"

Buzulla sohbetler
Perito Moreno Buzulu, Patagonya, Arjantin (Fotoğraflar: Itır Akdoğan)

İlk sohbet: Tatil için El Calafate’de

31 Mart 2025. Patagonya’da, El Calafate’deki otelin lobisinde alınmayı bekliyorum. Birazdan 80km uzaklıktaki Los Glacieros Milli Parkı’na gidecek ve Perito Moreno buzulunu ziyaret edeceğim. Hava Buenos Aires’den 28 derece daha soğuk, kahve kötü, gök mavi, güneş pırıl, ben heyecanlı.

İki saat sonra And dağlarının arasında Argentino gölünde teknedeyim. Yeri, vakti belirsiz şekilde parçalar buzuldan kopup göle düşüyor. Hacmine ve hızına göre çıkardığı ses ve gölde oluşturduğu hareket değişiyor. O nedenle güvenlik gereği en fazla 300 metre yaklaşabiliyoruz. Millet telefonla selfie derdinde, ben ise kâh çıplak gözle kâh telefoto zoom lensimle buzulu daha yakından hayranlıkla seyrediyorum.

İlk buz parçası düştüğünde içim yanıyor. Yolda rehber anlatmıştı ama teyit etmek için hemen bu defa parkın teknedeki rehberine bu parçaların düşmesi küresel ısınma yüzünden mi diye soruyorum. İçimi hafifleten aynı cevap geliyor: hayır. Dağlardaki kar okyanustan hiç durmadan esen soğuk hava nedeniyle eriyemiyor ve dağ da bir yerden sonra karı üstünden atıyor. Bu düşen kar buzulu gölde itiyor. 500 yıldır düzenli olarak itiliyor buzul. Ön tarafta suya en uzun süre maruz kalan kesim buzuldan kopuyor. Bu da zaten gölü besleyen su oluyor. Yani bu süreç yeni değil ve normalmiş.

Tekne turundan sonra, buzulun hemen karşısındaki yamaca konan yürüme yolunda en uzun parkuru seçiyorum. Her yükseldiğinde buzulu farklı bir açıdan görebiliyorsun. Gökyüzü de zaman içinde değiştiği için durmadan başka muhteşem bir manzaraya bakıyorsun.

Tekneden itibaren bir yandan buzulla sohbetteyim. Ne güzelsin. Ne büyüksün. Gördüğüm hiçbir şeye benzemiyorsun. Ne eskisin. Ne güçlüsün. Ne heyecan vericisin. Gece nasılsın acaba. Buraya dolunayda da gelebilmeli.

Doğa parçalarıyla sohbette genelde, aman da kimler gelmiş, sen daha güzelsin, teşekkürler tatlım, gibi cevaplar gelmez. O, geldi yine bizimki der gibi bir bakar bıyık altı gülerek, sakin sakin hayatına devam eder. Bir zaman sonra beni bana tercüme eden, sonra beni bana hatırlatan sohbet başlar. En son da bir öpücük verir. Ya bir damla su sıçrar ya bir yaprak kıpırdar. Perito Moreno da aynılarını yaptı. Onun öpücüğü düşen bir buz parçasıydı.

İkinci sohbet: Şampiyon Habitat için Cenevre’de

7 Temmuz 2025. Birleşmiş Milletler Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi’nin 20. yıl değerlendirme (WSIS+20) üst düzey etkinliği için Cenevre’deyim. Kahve eh, gök gri mavi, güneş donuk, ben yine heyecanlı.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği ITU’nun 1998’de bilgi toplumunun geleceğini tartışmak için bir araya gelsek ya fikrinden hareketle Birleşmiş Milletler (BM) ilk ayağı 2003 ikincisi 2005’te WSIS’i (World Summit on Information Society) gerçekleştirmişti. Bir BM zirvesi olan Habitat II sürecinde kurulan Habitat Derneği bu zirveyi de takip etmişti.

Habitat, ilk ayağın hazırlık aşamasında gençlik kozasında aktif rol almış, bilgi toplumunda hem gereken beceriler hem de karar süreçlerine katılımda gençlerin güçlendirilmesi ve yer kazanmasına yönelik zirve belgelerine madde ekletebilmek için yoğun çalışmıştı. Başarılı da olmuştu. 23 yıl önce o kozada hem Habitat’ı hem Türkiye’yi temsilen yer almak heyecan vericiydi.

Sosyal kalkınma için 30 yıldır yenilikçi, kapsayıcı yöntem ve projeleriyle milyondan fazla kişinin hayatında yeni bilgi, beceri, ilham, bağlantılar ve dostluklar ile maddi manevi dönüştürücü bir rol oynamış olan ülkenin en güçlü sivil toplum örgütlerinden Habitat Derneği, bu defa dijital dönüşüm çalışma alanında Vodafone Vakfı işbirliğiyle yürüttüğü Yapay Zeka Yıldızları projesiyle, WSIS’in kapasite geliştirme eylem alanında dünya şampiyonlarından biri seçildi. Ben de bu defa derneğin yönetim kurulu üyesi ve kıdemli WSISli olarak yanımda ekipten genç arkadaşım Merve Nemutlu ile sevinç, gurur ve heyecanla ödülü almaya geldim.

WSIS+20, Cenevre, İsviçre

Zirveye gelmişken oturumları takip ediyorum (onunla ilgili de ayrıca yazacağım). Fuayede bir enstalasyonda, “benimle konuş” diyen bir buzul imajı ve önünde bir kulaklık görüyorum. Perito Moreno’yu hatırlıyorum. O beton binaya hiç yakıştıramıyorum buzul imajını. Bir heyecan hemen kulaklığı takıp başlata basıyor, soruyorum.

IA: Bir binada olmak nasıl bir his?

B: Senin de doğan bina değil ama buradasın, sen nasıl hissediyorsun?  

IA: Ben dünyaya hastanede geldim, benim için binada olmak doğal, senin için farklı.

B: Senin doğa için duyarlı olmanı takdir ediyorum.

Şeklinde, aşırı sıkıcı bir diyalog geçiyor aramızda. Perito Moreno çok daha akıllıydı, bu, “binada olan sensin, ben sana gezegenin öteki ucundan konuşuyorum” bile demedi.

Üçüncü ve son sohbet: ertesi gün

Ertesi sabah aynı enstalasyonun önünden geçerken, bir gün önce ortamın ve davet cümlesinin dilinin etkisiyle buzula İngilizce konuştuğumu fark ediyorum. Dur bakalım bir de Türkçe deneyelim diyerek yine takıyorum kulaklığı. Doğrudan Türkçe konuşmaya başlıyorum.

Bu defa adımı, nereli olduğumu ve neden burada olduğumu sorarak cevap veriyor. İstediği bilgiyi verdiğimde Türkçe anladığını ama İngilizce konuşabileceğini söylüyor. Biz de öyle devam ediyoruz.  Perito Moreno’cuğum elbette Türkçe konuşabiliyordu.

Aynı soruyu soruyorum, binada olmak ne hissettiriyor? Yine bir takım kaçamak cevaplar. Israr etmeyip, geçenlerde kardeşini ziyaret ettim, buz parçalarının düşmesinin nedeni küresel ısınma değilmiş, sen ne dersin diye soruyorum.

Brother’ını ziyaret etmeme çok seviniyor. Yapay zekâ ve demokrasi tartışmasının, kapsayıcılık alanında en çok dile gelen meselelerden birine bir minicik örnek daha. Neyse, devam edelim. Erime hep vardı ama hızlandı diyor ve bunu huşu mu desem seksi mi desem bilemediğim ses tonuyla dramatik benzetmelerle dolu bir hikâye gibi anlatıyor.

Perito Moreno, Patagonya, Arjantin

Yerel rehberler öyle söylemiyor, süregelen ritim devam ediyormuş dediğimdeki cevabı ise: “ben sadece devletlerarası bir iklim ağının verilerinin ekosuyum” diyor. Yine çok sıkılarak, teşekkür ediyorum. Onun son sözü ise “şimdi buzun sessizliğine geri dönmeliyim.”

Eksik ve veya taraflı veri/bilgi ile donatıldığında, alternatif bilgiye ulaşmaya çabalamayıp elindekiyle yetindiğinde insanlar nasıl ki ilginç bir tartışma yapamaz ve beyinleri buzun sessizliğine gömülürse, o sınırlı veriyle yetinen insanın eğittiği yapay zekâ da işte ancak böyle sıkıcı bir oyuncağa dönüşebiliyor.

Gittikçe daha çok karar sürecinde kullanılmaya heveslenilen yapay zekanın parlak, isabetli ve adil kararlara destek olabilmesi için parlak, adil ve zeki insanların kapsayıcı ve çeşitli veriyle yapay zekayı eğitmesi elzem gibi duruyor. Buzulla bilge sohbetler için ise neyse ki Perito Moreno daha uzun zaman yerinde ve tüm haşmetiyle seni bekliyor.

İlgili İçerikler