Son günlerin moda sözcüğü “TEKNOFEST.” Her yerde bir TEKNOFEST furyasıdır gidiyor. Bayraktarlığını da geçtiğimiz yılın vergi rekortmeni Selçuk Bayraktar yapıyor. TEKNOFEST aslında ilki 2018 yılında gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk ve tek teknoloji, uzay ve havacılık festivali. Bir yıl İstanbul’da, takip eden diğer yılda da bir Anadolu kentinde düzenleniyor. Bu yıl 28-31 Ağustos tarihlerinde İstanbul Tersane Komutanlığı’nda düzenlenen “TEKNOFEST-MAVİ VATAN”la, TEKNOFEST bu kere göklerden denizlere inmiş oldu. Bizler de mavi vatanı yeniden hatırlamış olduk.
TEKNOFEST kuşağı ne anlama geliyor?
Son yıllarda TEKNOFEST’ten bir festivalin ötesinde anlam içeren “TEKNOFEST kuşağı”, “TEKNOFEST gençliği” ve “TEKNOFEST ruhu” gibi yeni terimler türetilmeye başlandı. TEKNOFEST kuşağı denilince insanın aklına öncelikle teknolojiyi iyi kullanan, çalışmalarında bilime öncelik veren, araştırmacı ve üretici bir zihin yapısına sahip, yeniliklere açık bir kuşak geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Sancaktepe Arif Nihat Anadolu Lisesi’nde, 2022-23 eğitim öğretim yılının açılışında yaptığı konuşmada TEKNOFEST kuşağını şu sözlerle tanımlamış.
“Sosyal medyanın, internetin, televizyonun sizi gerçeklerden kopuk bir evrene hapsetmesine izin vermeyin. Geleceğimizi halkına, tarihine kinle bakan değil, gurur duyan gençlere emanet etmek istiyoruz. Zihni ve kalbi boş avare bir gençlik değil, ilim, fikir ve erdem sahibi bir gençlik yaratmak istiyoruz. Bunun adı TEKNOFEST kuşağıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan iki yıl önce X’te yaptığı bir paylaşımda da “TEKNOFEST gençliğinin günümüzün Cezeri’si, Harezmi’si, İbn-i Sina’sı, Mimar Sinan’ı, Ali Kuşçu’su, Hazerfan Çelebi’si olacağını, artık TEKNOFEST kuşağının var olduğunu, artık maziden atiye kurdukları köprüyle dünyayı aşıp da gözünü uzaya diken azimli, birikimli, çalışkan gençlerimiz” olduğunu belirtiyor.
TEKNOFEST
Çöken bir eğitim sistemi
Nasıl tanımlarsanız tanımlayın, TEKNOFEST kuşağı yaratılmasının tek yolu eğitimden geçer. Maalesef Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir hasta yatağında can çekişiyor. Milliyet’ten Abbas Güçlü, geçen hafta köşesindeki son Yükseköğretim Kurumları Sınavları’nı (YKS) değerlendirdiği bir seri yazılarında, eğitimde yaşanan çöküşün durdurulması için acilen yeni bir reforma gidilmesi zorunluluğunu gerekçeleriyle gayet güzel anlatmış.
Bu yılki YKS sonuçları alarm çanlarını çalıyor
25 Ağustos’ta Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) bu yılki YKS sonuçlarını açıkladı. Buna göre sınava giren adaylardan yaklaşık 106 bini yalnızca 0.5 net yapabilmiş, neredeyse 120 sorudan hiçbirine doğru cevap verememiş. Sıfır çekenlerin oranında geçen yıla göre artış var. Baraj kalkınca nasıl bir sistem uygulanıyorsa sıfır çekenlerden üniversitelere yerleştirilenler olmuş. Ortalama başarı düzeyi matematikte 40 sorudan 6 net, fende ise 20 sorudan 4.6 net. TEKNOFEST kuşağı için hiç de iyimser bir tablo değil.
Türkiye’de 1.673 imam hatip lisesi var. Fen lisesi sayısı ise 350 civarında. Herhalde TEKNOFEST kuşağının imam hatipliler arasından çıkacağı düşünülmüş olmalı ki, son 15 yılda 250 fen lisesine karşı 1.205 yeni imam hatip lisesi açılmış, eğitim yatırımlarının ağırlığı imam hatip liselerine yönlendirilmiş. Oysa 2025 yılı YKS sonuçlarına göre üniversiteye girmek için tercih yapan 162 bin 716 imam hatip mezunundan 41 bin 511’i lisans programlarına yerleştirilmiş. Başarı oranı yüzde 25. Fen lisesi mezunlarında yerleşme oranı ise yüzde 79.
Gençler, TEKNOFEST'te askeri pilotlarla poz veriyor
Üniversitelerimizde durum daha da vahim. 2025 yılı itibarıyla Türkiye genelinde 129’u devlete, 79’u vakıflara ait olmak üzere 208 üniversite bulunuyor. Ama İngiltere merkezli saygın derecelendirme kuruluşu “Times Higher Education”un bu yılki sıralamasında ilk 300’de yine Türkiye’den tek bir üniversite yer almıyor. Anadolu’da öğretim üyesi olmayan üniversite olduğunu çok duymuştuk, bu gidişle artık yakında talebesi olmayan üniversiteler görmeye başlayacağız. Bu yıl 630’u lisans, 149’u ön lisans olmak üzere 779 programı tek bir öğrenci bile tercih etmemiş. Vakıf üniversitelerin kontenjanlarında doluluk oranı yüzde 75’te kaldı. Esasen üniversiteye başvuranların sayısında son iki yılda 1 milyona yakın düşüş yaşanıyor. Kuryelik yapan, marketlerde kasiyer olarak çalışan ya da Nişantaşı’nda simit satan diplomalı üniversite mezunlarını gören gençler, boşuna fakülte sıralarında dirsek çürütmek istemiyor.
Geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı’nca büyük ümitlerle açıklanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” de derde derman olmaktan uzak kalmış.
Türkiye’nin en büyük beka sorunu bana göre ne işsizlik ne terör ne de güvenlik. Asıl beka sorunu ikide bir “sınıflarda kızlar ve erkekler yan yana oturmasın, kız öğrenciler okul servislerinde şoförün yanında seyahat etmesin” diye ortaya çıkan aklı evvel okul müdürlerini barındıran eğitim sistemi.
Bu gidişle daha çok TEKNOFEST’ler düzenleriz ama çağdaş bir eğitim sistemine sahip olmadan TEKNOFEST kuşağı yetiştirmek o kadar kolay değil.


