Suyun ötesi
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Suyun ötesi

Dış politikanın Türk siyasal hayatında ne kadar önemsiz bir yer tuttuğu, bu seçim kampanyasında bir kez daha görüldü

Türkiye’nin kaderini belirleyecek seçimlere iki elin parmaklarından daha az, sayılı günler kaldı.30 Mart’ta başlayan kampanya dönemi de haftaya bugün sona eriyor. Depremde hayatını kaybedenlerin anısına saygı gösterisi olarak bu yılki seçim kampanyası geçmiş dönemdekilere göre daha sönük geçiyor. Bir iki istisnası haricinde sokaklardan son perdeden şarkılar çalan seçim otobüsleri geçmiyor. Partilerin seçim afişleri genelde belirlenen yerlere asılmış. Miting alanları dışında yerlerde küme küme parti flamalarına, el ilanlarına, plastikten yapılmış propaganda malzemesine pek rastlanmıyor. Ezcümle bir nebze de olsa "çevre dostu" bir seçim kampanyası yaşadığımız söylenebilir. Buna karşılık söylem bazında dostluğun emaresi okunmuyor. Özellikle cumhur ittifakı cenahından gelen açıklamalar her geçen gün daha da sertleşiyor. Daha önce görmediğimiz ölçüde seviyesiz bir kampanyaya şahit oluyoruz.

Seçimlerin boş vaatleri

Bu yılki kampanyanın bir diğer özelliği de boş vaatlerin havada uçuşması. Tam bir atış serbest vaziyeti var. Son olarak da bir siyasi partinin genel başkanı Türk olarak dünyaya gelen tüm vatandaşların hesaplarına 10.000 euro yatırılacağını vaat etti. Hızını alamayıp asgari ücretin de 1000 euroya çıkarılacağını söyledi. Kampanya boyunca yapılan tüm vaatleri alt alta koysanız, herhalde yerine getirmeye Amerika’nın bütçesi yetmez.

Kampanyalarda dış politikanın adı yok

Dış politikanın Türk siyasal hayatında ne kadar önemsiz bir yer tuttuğu, bu seçim kampanyasında bir kez daha görüldü. Bir ay boyunca ne seçim meydanlarında ne de ekranlarda liderlerin ağzından S-400 sorununun hangi yöntemle aşılacağına, Avrupa Birliği ile ilişkilerin nasıl geliştirileceğine, İran’daki gelişmeler ve Çin’in yükselişi hakkında ne düşündüklerine dair tek bir kelime duymadık. Dış politikayla ilgili sayılabilecek tek konuşulan, varsa yoksa Suriyelilerin geri gönderilmesi. Bir de Avrupa ülkelerine seyahatte vizelerin kaldırılması. Suriye’de kalıcı bir barışın nasıl sağlanacağına kafa yoran yok. Suriyeliler "zafer turizme" doldurulup zorla mı gönderilecek, ikna edilerek kendi tercihleriyle mi dönecekler, o tartışılıyor. Vize meselesi de muhalefet tarafından yanlış bir temelde gündeme getirildi. Demokratikleşme ile vizenin kaldırılmasının bir ilgisi bulunmuyor. Türkiye’den istenilenler, altına imza koyduğumuz yol haritası belgesinde kayıtlı. Son kararı da Türkiye değil, Avrupa Parlamentosunun milletvekilleri verecek.

Yunanistan seçimleri

Yunanistan ile aramızdaki benzerliklere bu kere bir de yaklaşık aynı tarihlerde seçim yapılacak olması eklendi. Yunanistan’da gündemin yüzde 65’i kendi seçimleriyse, yüzde 35’i de Türkiye’deki seçimler, 14 Mayıs seçimleri, Türk-Yunan ilişkilerinin önüne geçmiş. Depremden sonra iki ülke arasında başlayan yumuşama seçim kampanyalarına da yansımış. Hele Dışişleri Bakanı Dendias’ın 29 Nisan’da Delphi ekonomik forumu sırasında gazeteci Katerina Çamuris’e verdiği bir mülakat var ki, insan okuduklarına inanamıyor. Bakan Dendias, gazeteci Çamuris’in ismiyle mütenasip tüm tahrik edici sorularına son derece akılcı ve barışçıl cevaplar vermiş. En fazla dikkat çekeni de 63 turdur sonuç alınamayan istikşafi görüşmelerde bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini dile getirmesi. Ama Dendias bu aşamada kartlarını açmıyor, elini saklı tutuyor.

Suyun ötesi rahatsız mı?

Başbakan Miçotakis, kampanyasında Yunanistan’ın satın aldığı Rafael uçaklarıyla, fırkateynlerle ve zırhlı savaş araçlarıyla orduyu güçlendirmekle övünüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Bayraktarı, Atmacayı, Akıncıyı, Hürkuş'u, Aksungur'u, TGC Anadoluy'u, Altay'ı, Kaan’ı birbiri ardından sahaya sürerek gövde gösterisi yapmaya çalışıyor. Ama galiba ipin ucu biraz fazla kaçmış olmalı ki Cumhurbaşkanı Erdoğan her ne kadar," bunlardan suyun öbür tarafındakilerin rahatsız olduğunu" dile getirse de fazla ciddiye alınmıyor.

Suyun ötesiyle hangi suyun kastedildiği çok kesin olmamakla birlikte, Rumeli’den göçmüş insanların geldikleri yerler anlaşılır. Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk ve Bosna’dan Türkiye’ye göç edenler için halk arasında yaygın olarak "suyun ötesinden gelenler" tabiri kullanılır. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın suyun ötesiyle hangi ülkeyi işaret ettiği apaçık ortada.

Yunanistan ve Türkiye’de basın özgürlüğü

Sınır tanımayan gazeteciler örgütü iki gün önce yayınladığı bir raporda basın özgürlüğüne ilişkin ülkeler listesinde, Türkiye’yi 16 basamak aşağı çekerek 180 ülke arasında 164. sıraya indirdi. Aynı günlerde Yunanistan da basın özgürlüğünün bulunmadığı AB ülkeleri arasında Malta, Macaristan, Bulgaristan ve Polonya’nın önünde birinci sırayı aldı. Tencere dibin kara, seninki benden kara. Her iki ülke de böyle bir medya ortamında seçimlere gidiyor.

Yeniden Türkiye’ye dönecek olursak, Yüksek Seçim Kurulunun açıkladığı takvime göre artık anket sonuçları göremeyeceğimiz. 15 Mayıs sabahı, "saç gözün önüne düştüğünde, ak mı, kara mı?" belli olacak.

Hasan Göğüş kimdir?

Hasan Göğüş, 1953 yılında Gaziantep'te doğdu. 1976'da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu.

Diplomatik kariyerine 28 Nisan 1977'de başladı. Yurtdışında sırasıyla Yeni Delhi Büyükelçiliği'nde ikinci kâtip, BM Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği'nde başkâtip, Londra Büyükelçiliği'nde müsteşar, AGİT'te Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalıştı.

Dışişleri Bakanlığı merkezde; Müşterek Güvenlik İşleri, Savunma Anlaşmaları ve Uygulama dairelerinde ikinci kâtiplik, müsteşar özel kalem müdürlüğü, Bağımsız Devletler Topluluğu Genel Müdürlüğü'nde Orta Asya Daire Başkanlığı, AGİT Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcılığı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü ve Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Merkezdeki son görevi sırasında Türkiye-Hollanda ilişkilerine katkılarından dolayı Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından "Oranje- Nassau" nişanı ile ödüllendirildi.

Büyükelçi olarak Türkiye'yi sırasıyla Yeni Delhi, Atina, Viyana ve Lizbon'da temsil etti. 23 Ekim 2018'de Dışişleri Bakanlığı'ndan emekliye ayrılan Hasan Göğüş, Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü Danışma Kurulu ve Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliklerini sürdürüyor, T24'te dış politika konusunda yazılar yazıyor.

Hasan Göğüş'ün ayrıca 42 yıllık meslek anılarını derlediği, Doğan Kitap'tan yayımlanmış "Zor Başkentlerde Diplomasi" isimli bir kitabı bulunmaktadır.

 

İlgili İçerikler