Amerikalılar kısaltmalarla konuşmayı pek severler. MAGA’yı duymayanınız kalmamıştır. Trump’a başkanlık seçimlerini kazandıran ve Trump taraftarlarının dillerine pelesenk ettikleri “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” sloganının İngilizcedeki baş harflerinin kısaltması. MAGA’dan sonra şimdi bir de “MUNGA” çıktı. ABD’nin yeni atanan Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Michael Walts, “Trump Social” üzerinden yayınladığı teşekkür paylaşımında Birleşmiş Milletleri yeniden büyük yapmak için görevlendirildiğini belirtirken, “MUNGA” sözcüğünü kullanmış. Anlaşılan Trump gözünü bu sefer BM’ye dikmiş. Trump’ın BM’ye bakış açısı belli. Hafta başında Genel Kurul’da yaptığı konuşmasının neredeyse yarısını BM ve kuruluşlarına saldırmakla geçirdi. Başkanlık koltuğunda oturduğu sekiz ay içerisinde barışı koruma faaliyetleri dahil BM bütçesine Amerika’nın yaptığı katkıları yüzde 80 oranında azaltmış. Ne diyelim? Tanrı BM’yi yeniden büyük yapacak Trump’tan korusun.
BM Genel Kurul Toplantıları
Birleşmiş Milletler’e aşina olmayanlar, Genel Kurul deyince devlet ve hükümet başkanlarının konuşmalarını yaptığı yüksek düzeyli toplantıların olduğu haftayı anlarlar. Oysa Birleşmiş Milletler’in 80. Genel Kurulu 9 Eylül’de çalışmalarına başladı, aralık ortasındaki Noel tatiline kadar da devam edecek.
22-26 Eylül’ü kapsayan bu yılki yüksek düzeyli toplantılar haftasında tam 11 toplantı gerçekleştirildi. Tabii bunlardan en fazla dikkat çekeni Fransa ve Suudi Arabistan’ın ev sahipliğini yaptığı, “Filistin Sorununun Barışçıl Çözümü ve İki Devletli Çözümün Uygulanması” başlıklı Konferans oldu. Bu konferansta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını tamamlayamaması Birleşmiş Milletler’in konuşma sürelerine getirdiği sınırlamanın doğal bir sonucu. Eğer bir kabahat varsa, konuşmayı yazan ve önceden prova yaparak kısaltması gereken etrafındaki danışmanlarında aranmalı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu'nda
80. Genel Kurul Toplantısı
Bu yılki BM Genel Kurulu’nun teması, “Birlikte daha iyiyiz-barış, kalkınma ve insan hakları için 80 yıl ve fazlası” olarak belirlenmiş. BM Genel Kurul başkanları coğrafi bölgelerden rotasyon esasına göre seçiliyor. 80.Genel Kurul’un başkanlığını, sırası gelen Batı Grubu’ndan Almanya’nın eski dışişleri bakanlarından Annalena Baerbock yürütüyor.
Bu yılki BM Genel Kurulu, Genel Sekreter Guterres’in son toplantısı. Önümüzdeki yıl görev süresi sona erecek Guterres maalesef arkasında iyi bir isim bırakmadan ayrılacak. BM gündemindeki bölgesel sorunların hiçbirinin çözümünde mesafe kaydedemedi. Rusya/Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için kılını kıpırdatmadı. Arabuluculuğu Amerika, Türkiye, Katar gibi üçüncü ülkelere bıraktı. Son dönemde, Gazze’deki çıkışları ile bu kere Amerika’yı kızdırdı. Sonuçta ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi.
Bu yıl yaşanan 'ilk’ler
80. Genel Kurul birtakım ilklere de sahne oldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananlar listesinde yer alan İsrail Başbakanı Netanyahu, New York sokaklarında elini kolunu sallaya sallaya dolaşırken, Amerika BM ile imzaladığı “Ev Sahibi Ülke Anlaşması”ndaki yükümlülüklerini hiçe sayarak Filistin Heyetine vize vermedi. Filistin Devlet Başkanı Abbas, Genel Kurul kararıyla video konferans yöntemiyle Genel Kurul’a hitap edebildi. Oysa geçmişte Yasser Arafat, Fidel Castro, Muhammed Kaddafi, Daniel Ortega gibi Amerikan karşıtı birçok lider BM kürsüsünden serbestçe konuşabilmişti. Trump farklı bir ses duymaya tahammül edemiyor.
Birkaç ay öncesine kadar ABD’nin başına 10 milyon dolar mükafat koyduğu dünün teröristi, bugünün muteber devlet adamı Colani, 57 yıl aradan sonra Suriye’yi temsilen Genel Kurul’a katılan ilk devlet başkanı oldu. Geçen hafta İstanbul’da İngiltere’nin İstihbarat Şefi Richard Moore’un iki yıldır temasta olduğunu itiraf ettiği Colani, bu kere New York’ta hayranlarından eski CİA Direktörü Donald Petraeus ile de görüştü. Belli ki Colani’nin Irak’taki Amerikan cezaevinde hapis yattığı yıllardan birbirlerini tanıyorlar.
Colani BM Genel Kurulu'nda
Türkiye’nin bu yılki New York çıkarması
Türkiye’nin New York çıkarması her geçen yıl daha da güçleniyor. Bu sene Cumhurbaşkanı’na 10 bakan ve iki uçak dolusu yaklaşık 600 kişilik bir heyet eşlik etmiş. Herhalde bu sayının yanına bile yaklaşabilen başka bir heyet yoktur. Hatırlayabildiğim kadarıyla Genel Kurul salonuna girebilmek için en fazla 20 kişiye kart çıkarılabiliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan son birkaç yıldır New York’ta Türk Evi’nde konaklıyor. İyi de ediyor. New York dünyada otel fiyatlarının en pahalı olduğu şehirlerden biridir. Genel Kurul zamanında da fiyatlar iki misline çıkar. 1500 doların altında makul bir otel odası bulunabileceğini hiç tahmin etmiyorum. Resmi heyette yer alanların harcırahları, kiralanan arabaların ücretleri, dev gibi jetlerin yakıt giderleri gibi harcamaları da dikkate alarak bir haftalık New York seyahatinin Türkiye’ye kaça mâl olduğunu varın siz hesap edin.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez 2013 yılında ortaya attığı, “Dünya beşten büyüktür” söylemini bu yılki konuşmasında yine dile getirdi.
Genel Kurul’un yüksek düzeyli toplantılarının başlamasından bir gün önce Güvenlik Konseyi on bininci toplantısını gerçekleştirdi. Güney Kore’nin başkanlığında tek bir gündem maddesi ile bir araya gelen Güvenlik Konseyi toplantısında farklı coğrafi bölgelerden 10 ülke adına Danimarka tarafından sunulan ve Gazze’de ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze ablukasının kaldırılmasını öngören gayet masum bir karar tasarısı yine Amerika’nın vetosuna takıldı. ABD son iki yılda Filistin’le ilgili altı karar tasarısını veto etmiş. Gerçek dünyada dünya beşten büyük değil, sadece bir ülke dünyadan büyük. Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyaz Saray’daki görüşmesinin basına kapalı bölümünde bu söylemi Trump’ın yüzüne söyleyebildi mi?
Başkan Trump’ın, BM Genel Kurulu’ndaki utanç verici konuşmasından sonra Dışişleri Bakanı Rubio da televizyonlara çıkarak abuk sabuk konuşmuş. Galiba söyledikleri arasında tek bir doğru cümle var.
“Liderler istediklerini söyleyebilir, ama günün sonunda bir çözüm gerektiğinde Vaşington’a gelmek isterler. Herkes Trump’la konuşmak istiyor.”


