İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, kurum anayasanızdan büyük mü?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, kurum anayasanızdan büyük mü?

Şıklık yarışındaki ofislerimizde, yüksek teknolojili üretim tesislerimizde ve süper şahane iş yerlerimizde çalışanlarımızı hasta etmeye devam etmemek için, özenle yazılmış kurum anayasalarını İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile paralelleştirmeye acilen ihtiyaç var

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, kurum anayasanızdan büyük mü?

Gıcırdayan kapılar, ayakları dengesiz masalar, rayından çıkmış perdeler, yıpranmış duvar kağıtları, döşemesi lekeli koltuklar, çatlak su bardakları… İş dünyasının bunlara tahammülü yok. Bugün büyük şirketlerin genel merkezleri, müşteri ile buluşulan mağazaları, hatta geçici kurulan standları bile son derece şık, adeta kusursuz. Üretim tesislerinde kullanılan makineler gıcır gıcır, bakımları yapılmış, temizlenmiş… Arıza ihtimalleri en aza indirilmiş, aksiliğe yer yok, sigortalanmış.

Peki bu gıcırdamayan kapıları açan, ayakları gayet dengeli masalarda saatlerini geçiren, bilmem kim mimarın tasarladığı ofislerde pahalı kıyafetleriyle görev yapan çalışanların sağlığı ne durumda? Hiç düşünmeden “gıcır gıcır” diyebilir miyiz? İşyerlerinin fiziksel standartlarını koruyan sertifikalar ve kuralların bir benzerinin kurum anayasalarında insan kaynağı için geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz?

Madde 23. 1. Herkesin çalışma, işini özgürce seçme, adil ve elverişli koşullarda çalışma ve işsizliğe karşı korunma hakkı vardır. 2. Herkesin, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır. 3.  Çalışan herkesin, kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak düzeyde, adil ve elverişli ücretlendirilmeye hakkı vardır; bu, gerekirse, başka toplumsal korunma yollarıyla desteklenmelidir.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Healthy Workforces girişimine dahil olan McKinsey Health Institute’un raporu* açıklıyor: Küresel çapta işyerindeki “tükenmişlik” sinyalleri ve bütünsel sağlığındaki düşüş, çalışanların yüzde 50’sinden fazlasında görülüyor. Ayrıca, araştırmaya katılan çalışanların yaklaşık yüzde 80’i kendini cinsiyet gibi “bir azınlık faktörü” konusunda da mağdur hissediyor. Bu durum da çalışan sağlığı üzerinde ek baskı ve risk oluşturuyor.

Konuyu maliyetler açısından değerlendiren veriler de paylaşmışlar: Aynı rapora göre, çalışanların yarısından fazlasının sağlık durumu işyeri verimliliğini yüzde 10 ile yüzde 20 seviyelerinde düşürebiliyor. Kötü zihinsel sağlık nedeniyle iş gücünün küresel ekonomiye maliyetinin yılda 2,5 trilyon dolar olduğu; 2030’a kadar bu rakamın 6 trilyon dolara çıkabileceği öngörülüyor. Ve rapor ekliyor; dünya genelinde çalışan sağlığına yapılan yatırımlar, potansiyel olarak 11.7 trilyon dolara kadar küresel ekonomik fayda sağlayabilir.

Liderlik ve psikopatlık: Bıçak sırtı

WEF verileri iş sağlığı yatırımlarının ne kadar büyük fırsatlar sunduğunu söylerken, sağlığı bozan etkenler konusunda da pek çok başka araştırma söz konusu. 2016’da Bond University (Avustralya) ve University of San Diego’dan akademsiyenlerin yürüttüğü bir araştırma, üst düzey profesyoneller arasında psikopatik eğilimlerin yaygınlığını ortaya koymuş. Tedarik zinciri yönetimi alanında görev yapan 261 üst düzey yöneticinin incelendiği bir araştırmaya göre, katılımcıların yaklaşık yüzde 21’i, klinik olarak anlamlı kabul edilen psikopatik özellikler göstermiş.

Bir araştırmanın sonucuna dayanarak genelleme yapılması elbette sağlıklı olmayabilir. Ancak bilimsel bir kabulle söyleyebiliriz ki liderlerin aranan bazı özelliklerindeki “bıçak sırtı” noktalarına dikkat etmeleri gerekiyor. Karizmayı kendinden başka herkesi yetersiz görmeye, soğukkanlılığı empati eksikliğine, ikna kabiliyetini manipülasyona… çevirme potansiyeli kritik!

Madde 5. Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz.

Bazılarının yükü, diğerlerinden daha da ağır

Zorlu bir bütçe toplantısından çıkan bir genel müdür hayal edelim. Ya da üretim hatlarında bir sorunun yaklaşmakta olduğunu görüp acil kriz toplantısına girecek bir fabrika müdürü… Çocuğunun ertesi gün katılacağı doğum günü için hediye alışverişini organize etmek zorunda olmak ya da eşinin “akşama ne yiyelim?” sorusuna maruz kalması olasılığı sizce yüzde kaçtır? Erkek müdürler için elbette çok düşüktür. Genellikle de eşi ilgileniyordur. Peki kadın yöneticiler?

Özyeğin Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi Araştırması”na** göre, bakım emeği ve zihinsel iş yükü ağırlıklı olarak kadınların omuzlarında. Kadınlar hanelerdeki bakım emeğinin yüzde 57’sini, zihinsel iş yükünün ise yüzde 60’ını üstleniyor. Evlilik ve çocuk sahibi olma durumunda ise kadınların bakım yükü 22, zihinsel iş yükü ise 23 puan artıyor. Erkeklerde bu değişim kadınlardaki artışın beşte birinden daha az, 4 puan seviyelerinde. Erkekler evlenip çocuk sahibi olduklarında da zihinlerindeki yükü kadınlara devrettikleri bir hayata devam ediyor.

Yetmiyor; evli ve çocuklu kadınların yüzde 14,53’ü, bakım emeği ve zihinsel iş yükü nedeniyle en az bir kez terfi teklifini reddetmek zorunda kalıyor. Adil olmayan bu iş bölümü, kadınlar için zaman yoksulluğuna yol açıyor. Sonrasının ne kadar yıpratıcı olabildiğine gözlerimizle de araştırmalarla da tanık oluyoruz.

Yine Dünya Ekonomik Forumu’nun bir çalışmasından*** alıntılayarak konunun sadece Türkiye’ye has bir ayrımcılık içermediğinin de altını çizebiliriz. Kadın çalışanlar küresel olarak tükenmişlik, ruhsal ve manevi sağlık açısından erkeklere göre daha zor durumda. Özellikle üst düzey görevlerde (C-level) kadın oranının en üst seviyeye çıktığı 2023 yılında (hala yüzde 28 bu arada), bu ayrımın üzerinde çalışılmasının elzem olduğunu görüyoruz.

Madde 25.2. Anne ve çocukların özel bakım ve yardıma hakları vardır. 

Uzun lafın kısası, şıklık yarışındaki ofislerimizde, yüksek teknolojili üretim tesislerimizde ve süper şahane iş yerlerimizde çalışanlarımızı hasta etmeye devam etmemek için kurum kültürümüzü İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile paralelleştirmeye acilen ihtiyaç var. Kadınlarda çok daha yüksek yaşanan tükenmişlik hissi için adımlar atılmazsa, maddi ve manevi çok ciddi sonuçlarla yüzleşeceğiz.  


* https://initiatives.weforum.org/healthy-workforces/about

** https://www.yukolmasin.com.tr

*** https://www.weforum.org/stories/2024/03/womens-mental-health-is-a-strategic-imperative-heres-how-employers-can-bolster-it-today/

İlgili İçerikler