“Aptallar” şaşırttı!
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

“Aptallar” şaşırttı!

Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda”da yazdığı gibi; “Kadınlardan zihinsel anlamda hiçbir şey beklenemeyeceğini öne süren muazzam bir erkek görüşü bütünü vardı”

“Aptallar” şaşırttı!
Nawat Itsaragrisil (solda) ve Fátima Bosch

Bildiklerimizi tekrar etmek gibi olmazsa, “saçı uzun aklı kısa” olanlarla ilgili birkaç hatırlatma yapmak isterim. “Aptal sarışın” imajının beyninde yer etmediği insan bulmanın zor olduğu bu dünyada, feminenlik ile ilgili önyargılarımız boyumuzdan büyüktür. Kadınların başarısındaki aslan payını güzel oluşlarında görmek pek yaygındır. Üstelik duygusal varlıklar olduklarından rasyonel kararlar veremediklerini düşünür, kararlarını hep sorgulamak gerektiğine inanırız. “Başında bir erkek” olmasını önerir, “çıt kırıldım” hallerine kıs kıs güleriz. Bunlar ve daha pek çokları için de iyi araba kullanamadıkları, kavanoz kapaklarını açamadıkları, tartışırken ağlamaya başladıkları gibi pek çok da kanıtımız vardır.

Oysa güzellik ile bilişsel yetkinliklerin bir aradalığına dair hiçbir bilimsel veri söz konusu değil. Hiçbir araştırma, güzellerin aptal ya da kalıp güzellik yargılarının dışında kalanların zeki olduğuna dair bir veri ortaya koymuyor. Ancak bu gerçek, güzellik ile zekanın bir arada olamayacağına dair yaygın kanıyı değiştiremiyor. Örneğin “çekici kadınların” söyledikleri bilgiye güven oranının yüzde 20’ye varan oranda daha düşük çıktığını iddia eden bazı araştırmalar söz konusu.

Benzer gerçekliği kanıtlamak için pek çok bilimsel çalışma yapıldığı malum. Literatür bu tarz verilerle dolu ancak 2015 yılında Almanya’da Heidelberg Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiş bir çalışmadan bahsetmek isterim. Feminen giyimin algılar üzerindeki etkisinin ele alındığı çalışmaya göre, feminen giyimli kişilerin bilgisayar becerilerindeki başarısı daha çok “şansla” ilişkilendirilirken, başarısızlıkları “yetersizlik” ile açıklanıyor. Feminen giyimli kişilerin algılanan zeka ve algılanan yetkinliği ise tartışmasız düşük çıkıyor. Söz konusu veriler yine “alışılageldik” olsa da bu gerçekliğin kadınların öz motivasyonu ve özgüveni açısından da olumsuz etkili olduğunu söyleyerek durumun vehametini vurgulayalım. Steven J. Spencer ve Claude M. Steele tarafından 1998 yılında yapılan Sterotip Tehditi isimli çalışmada, kadınların da bu cinsiyetçilik kalıplarından etkilenerek daha düşük performans gösterme eğiliminde olduğu görülüyor. Testin öncesinde kadınlara ilgili testin kadınlardaki başarısının daha düşük olduğunun söylenmesi halinde gerçekten de sonuç kadınlar lehine çıkarken; cinsiyet ibaresinin belirtilmediği kontrol grubunda başarı kadınlar ve erkekler açısından fark ortaya koymuyor. Başka bir deyişle, kadınlara “bu testte kadınlar daha az başarılı oluyor” dendiğinde kadınlar gerçekten daha düşük performans gösteriyor.

Sahi, size kadınların araba kullanmakta iyi olmadıkları hiç söylenmiş miydi?

Güzellik yarışmaları ön yargı cenneti

Geçtiğimiz günlerde tanıdığımız Taylandlı bir beyefendi de kadınların aptallığına dair nice kalıplarla büyüdüğünden olsa gerek, “bildiğini okudu” ama sanki bu sefer sert kayaya çarptı.

Bu yıl 74'üncüsü düzenlenen Miss Universe, Tayland’ın başkenti Bangkok’ta yarışmacıların güzellikleri dışında bir konuyla gündem oldu. 21 Kasım’da sonuçlanacak yarışmanın hazırlık haftasında, organizasyonun Taylandlı yöneticisi Nawat Itsaragrisil ile Meksikalı yarışmacı (Miss Mexico) Fátima Bosch ile Meksikalı yarışmacı (Miss Mexico) Fátima Bosch arasında yaşanan tartışma, kısa sürede dünya çapında sosyal medyanın dikkat çekici konularından birine dönüştü.

İddiaya göre Miss Mexico, kendisine bildirilen bir tanıtım etkinliğine katılmak istemediğini söyleyerek poz vermesi gereken mekanı es geçti. Bunun üzerine organizasyonun temsilcisi Nawat Itsaragrisil, kameralar ve diğer yarışmacıların önünde Miss Mexico’yu, mikrofondan seslenerek ve  “Why didn’t you come? You dummy!” (Neden gelmedin? Aptal!) şeklinde terbiye sınırlarını aşan çirkin bir ifadeyle azarladı. Güzellik yarışmaları ya da defilelerin arka planlarına dair mobbing, taciz, hatta şiddet öykülerini bilenler için “hafif” bile kalabilecek bu örnek, bu kez “aptal güzellerden” beklendiği şekilde gelişmedi.

Önce Miss Mexico kendisine yapılan bu saygısızlığa yüksek sesle itiraz etti, bu cüreti reddettiğini açıkça söyledi. Bu itiraza Nawat Itsaragrisil güvenliği çağırıp Miss Mexico’yu salondan attırarak karşılık vermek istediği sırada ise diğer “güzeller” ayağa kalkarak Miss Mexico’ya destek yürüyüşüne geçti. Bu anlar sosyal medyaya yansıdı ve kısa sürede viral oldu.

Tepkilerin büyümesi üzerine Nawat Itsaragrisil kamuoyu önünde özür dileyerek “kimseyi incitmek istemediğini” söylemek zorunda kaldı. Miss Universe Organization ise olayın değerleriyle bağdaşmadığını belirterek süreci “iç soruşturmaya” konu edeceğini açıkladı.

Görünüşe göre yarışma süreci aynen devam ediyor. Sonuçlar 21 Kasım’da belli olacak ancak şimdilik sanki Miss Universe’in sosyal medya desteği alan en güçlü adayı Miss Mexico gibi duruyor.

Hiçbir şey olmasa da mutlaka bir şey oldu

Bir güzellik yarışmasından “feminizmin yükselişi” mesajı çıkartmaya çalıştığımı ve meselenin temelindeki kadına yönelik bakışı kaçırdığımı düşünenler için not düşmem gerekirse şahsen güzellik yarışmalarını pek çok nedenle eleştiriyorum. İdeal bedenlerin pompalandığı, kadını güçlendirme (empowerment) başlığı eklenerek açıkça bir “aklama” iletişimi yapıldığını elbette görüyorum. Özellikle son yıllarda artan sponsor markaların ayak oyunları, aday güzeller üzerinde kurmaya çalıştıkları baskı hakkındaki dedikoduları da takip ediyorum. Özetle bir güzellik yarışmasından feminizm destanı yazmaya aday değilim ama bir önyargının daha kırıldığı bu olayı da görmezden gelmek istemiyorum.

Miss Mexico’nun maruz kaldığı çirkinlik, çok yakından tanıdığımız “aptal sarışın” yargısının eyleme geçtiği sayısız örnekten sadece biri. Güzellik ile aklın, güzellik ile saygınlığın, güzellik ile başarının bir arada olması ile ilgili yaygın bir önyargı söz konusu.

Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda”da yazdığı gibi; “Kadınlardan zihinsel anlamda hiçbir şey beklenemeyeceğini öne süren muazzam bir erkek görüşü bütünü vardı.”

Ama artık en azından Nawat Itsaragrisil’de bu biraz zedelenmiş olmalı. Yani hiçbir şey olmadıysa bile mutlaka bir şey oldu.

İlgili İçerikler