19 Haziran 2022

Helen'in Kayra'sı

Hangi koyu dönsen yanında, karşında, içinde duyduğun sesler karşılar seni

Büyük buluşmaların Karya'sı...

Hayata kaç kez yeniden başlamak için gelinen, sonra kaçılan ama büyük buluşmaların yaşandığı derin mavi.

Kaldırılan her kadehte rengi değişen gökyüzü ve şaraplara yansıyan gün batımları kim bilir kaç milyon kez mutlu etti bizleri.

Aralık bir kapıdan içeriye başını uzatırsın, içerisi bir müzedir, kemerli bir sokaktan içeriye doğru yürürsün, bir lahit karşılar seni ve bakarasın ki adı "Saray Sokak''.

Saray Sokak'tan dönüp caddede yürürken Aksona'nın teknesi karşılar seni, gülümsersin.

Derinlerinde yılların tortusu, mercanların beyazı, en siyahı ve turuncusu ile bir dönem çarşı içindeki dükkanında sadece Bodrum Siyah Mercanları ile şahane takılar yapan "ÇERÇİ'' Haluk.

Duvardaki ahşap altıgen çerçeveleri ile minik dükkanı şıklaştıran Mehmet Kabaş izlerini, dokunuşlarını taşırdı.

Minicik Tulumba Meydanı'ndan inerken tam karşına gelen mavi demir kapı ve üzerindeki tokmak, masal dünyasına götürür seni, çünkü bahçe kapısından gördüğün antik küpler içinden taşan begonvillerin  masalsı renklerine inanamazsın. Bir daldan hem turuncu hem çingene pembesinin en güzeli ve sarısı nasıl olur diye bakar kalırsın.

Melisa kokar sokaklar ama sadece geceleri.

Gün boyu o kokuyu arar bulamazsın. Yaseminler dökülür sonra sokaklara, basmaya kıyamazsın.

Fırkateyn sokakta Karya Satrabı'na rastlarsın. Eski Çeşme Mahallesi'nin daracık sokaklarında küçük bakkallar görürsün, önünde gazete okuyan çocuklar...

Birden aklın kayar Mazı yoluna ve seni karşılayacak turkuaz deniz ve yeşiller çeker seni oraya.

Müskebi'nin kireç badanalı, koyu mavi boyalı pencereleri ve sokak kapıları ile, tenekelerden sarkan sardunyalı sokaklarından döne döne Devrim Erbil'e gidersin. En sıcak hâli ile karşılar seni ve Esmer'cim diyen bir yumuşacık ses, yeni sarı turuncu Ayasofya tablosunu anlatmaya başlar.

İçerden dışarıya, dışardan içeriye bakışlar, diye anlatmaya başlar. Can ve candan Devrim Hoca.

Rengarenk bir kız çıkar karşına aniden. Renk. Rengarenk renk...

Havuzun içinde yüzen nilüferler, bahçedeki meyve ağaçları, kocaman turuncu sarı çiçekler, dışardaki kekik kokusu ile birleşen duygular, sesler...

Dor kabilelerinin birbiri ardından Yunanistan'a girmeye başlamasından sonra bu ülke nasıl onlara yetmemeye başladı ise onlar da Ege adalarına göçmeye başlayıp Kitara, Tera, Melos, Rodos, Kos, Halikarnassos ve Knidos'u kurmaları en çok da bizler gibi Bodrum'u Yunan tarihinin orta çağını yeniden yaşayarak ruhunun dingin sınırsızlıklarını arayanlarla kurulduğunu biliriz. İliklerimize kadar hissettiğimiz ve her rengi, her koyun ayrı tuzu, tadı ve esintisi ile yayılan çiçek kokularını içimize sindirdiğimiz sokaklarında yürürken yaşadıklarımız bizi yeniden ve yeniden çeker buraya.

Furu'suz bir Bodrum olabilir mi diye sorarım bazen. Lassos onsuz gezilir mi, Güvercinlik ve Gökpınar köyü Cenevre'den uçup gelen Seda'sız olur mu hiç?

Necati Cumalı'nın kitaplarındaki Güllük Körfezinin en uç noktası. Lacivert ötesi deniz, batıklar... Prof. Sülayman Saim'in yaz yaşam evi... Sanat kokusunun yayıldığı bahçelerine denizin tuzunun karıştığı Iassos... Yan tarafında Selçuklu kasabası Çomakdağ...

Hangi koyu dönsen yanında, karşında, içinde duyduğun sesler karşılar seni. Bazen sevgilinle konuşursun sularda bazen kekik toplarsın dağlarda, bazen mantarlara bakarsın ama zehirli mi değil mi anlamadığın için dokunamaz geçer gidersin çam kokuları arasından.

Minicik bir tekneye binip uzaklaşmak istersin karşı adaya, Gümüşlük çeker seni; "mavim" diye bir yere.

Mavi sokaklara yürür gidersin, Myndos kapısı diye başlayan bir hikâye duyarsın. Girit'ten gelişlerini anlatıverirler sana sokağın hemen köşesinde.

Ortakant'ta sabah çok erken saatlerde, daha pembelik gökyüzünde maviye dönmeden, yüzerken denizi incitmek istemezsin. O kadar duru o kadar sakin olur ki...

Bir de anlatımı vardır; "Deniz durdu'' derler.

Dursun istersin gerçekten...

Esmer Erdem

Esmer Erdem, sanat tarihçi bir anne ile ressam bir babanın kızı olarak Ankara’da doğdu.
Sanatsal projeler ve sanatsal üretim alanında yoğunlaştı.

Hayatında iz bırakan en önemli dönemi, “Urart Okulu” denilebilecek sistem ve Mehmet Kabaş’a borçlu olduğunu vurgular.

Müze replikaları ve özel tasarım ürünlerle markaların üretiminde çalıştı, uzun süre DÖSİMM (Kültür Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü) için heykel, takı ve sanatsal obje  üretti; dünya turizm fuarlarında 300 parçalık Eski Hitit'den günümüze kadar gelen Anadolu Uygarlıkları Replika Koleksiyonu’nu sergiledi.

Armaggan mağazalarının kuruluş, markalaşma ve konsept sürecinin belirlenmesinde yer aldı, "luxury handcraft" akımının Türkiye'de başlatılmasının öncülerinden oldu. Tüm atölye ve tasarım-üretim ekibinin oluşumu, Hereke tezgâhlarında Osmanlı kumaşları dokumasına kadar giden kültürel süreci kurdu. Gaziantep Tasarım Mağazası ile ‘kutnu kumaş’ın kullanım alanlarını genişleterek dünyaya tanıtılmasında rol üstlendi.

Edirne Tasarım, Zeugma Müzesi koleksiyonu, Cumhurbaşkanlığı özel hediyeleri, Ankara CSO tasarım mağazası, Atatürk Kültür Merkezi tasarım mağazası ile birçok kurum ve kuruluşta statü hediyeleri üretimi gibi iş ve sanat projelerinde yer aldı.

Esmer Erdem Sanat Tasarım Üretim Şirketini kurdu, çalışmalarına İstanbul ve Bodrum'da sürdürüyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Mavi gezinin mavi yolcuları

Bu kıyıların her noktasında mitler, ruhumuzu aydınlatıyor. Hangi noktadan çıkarsanız Mavi'nin hikâyesi derinlerde

Bodrum beyazı

Aynı deniz, aynı martı, aynı tarihsel süreç. Bodrum'dan yarım saatte gittiğiniz Yunan Adaları'nda ne terlikli garson, ne de çöp görüyoruz. Yemek kültürüne ve diğer detaylara girmeye gerek yok. Bu kültür farkı ne zaman eşitlenir ise, biz o zaman daha uygar bir yaşamda olacağız

Bodrum mavisi

Akrep yılan gelmesin diye çivit mavisi boyalı kapı ve pencerelerine ancak Eski Çeşme mahallesinde rastladığımız , üzerinde minik kapı tokmakları olan masal evi gibi görünen daracık sokaklardaki bitmeyen hikayeleri anlatsak Bodrum'u anlatmaya yetmez