Siyaset ve kitle hareketi; bir örnek ve uyarı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Siyaset ve kitle hareketi; bir örnek ve uyarı

Türkiye’deki iktidarın gerginliği daha da tırmandırması kendisi için de uygun değildir. İktidar için de uygun olan hukuk içinde kalarak gerginliği yükseltmeyi bırakmasıdır. Acaba iktidar Türkiye’de gerginliği ABD’ye ve onun Türkiye’deki destekçilerine güvenerek mi tırmandırıyor?

Siyaset ve kitle hareketi; bir örnek ve uyarı
Endonezya Öğrenci Dernekleri Birliği'nin başladığı protestolardan bir kare

Daha önce burada yazdığım birkaç yazıda Endonezya ekonomisini ve siyasetini Türkiye ile karşılaştırarak ele almıştım. Bu yazıda Endonezya’da ağustos sonu, eylül başında yaşanan toplumsal olayları ele alıyorum.  

Endonezya’da yaşanan bu olaylara, Türkiye’de giderek yoğunluğu artan ve son birkaç gündür zirveye çıkan siyasi ve toplumsal olaylar için örnek olması ve hatta uyarı olması yönüyle bakıyorum.

Bu aşamada belirteyim; bu yazıyı yazarken Endonezyalı akademisyen arkadaşlarım, BBC, CNN International, Jakarta Times, Reuters, Tempo (English) kaynaklarından yaralandım.

Vardığım sonuç şudur; devlet idaresi siyasi olgunluk ve itidal gerektirir. Eğer bir iktidar bunları yapamaz ve gerginliği tırmandırırsa hem ülke hem kendisi kaybeder. Bu elbette Türkiye için de geçerlidir. Kazayla bile olsa ölümler de olursa, olayların nereye varacağını kestirmek çok zordur.  

Polis CHP İstanbul İl Başkanlığı binasını ve çevresini çembere aldı, 7 Eylül 2025

Endonezya’da öğrenci ve kitle hareketi

Yaklaşık iki hafta önce 25 Ağustos 2025’te Endonezya Öğrenci Dernekleri Birliği, başkent Jakarta’daki Endonezya Parlamentosu (Temsilciler Meclisi) önünde barışçı bir protesto eylemi yaptı.

Eylemin nedeni, Endonezya hükümetinin milletvekili maaşına zam yapmak yerine, konut yardımı adı altında milletvekillerine ek ödeme yapma önerisi getirmesiydi. Bu ek ödeme, ortalama asgari ücretin 10 katından bile fazlaydı ve milletvekili maaşına çok yüksek bir zam demekti.

Hükümet, sözüm ona ‘milletvekili maaşına zam yaptık’ demeden zam yapıyordu. Öğrenciler, asgari ücret düşük tutulurken milletvekillerine yapılan bu yüksek ek ödemeyi, üstüne bir de eğitim ve sağlık için ayrılan bütçenin de daraltılmasını haksızlık ve adaletsizlik olarak gördüler. Demokratik gösteri yapma haklarını kullanmak istediler.

Hükümete göre meclis önündeki protesto eylemi uzamıştı. Polis, öğrencilerin dağılmasını istedi. Dağılmadılar, polisler bazı öğrencileri götürmeye başladı. Karşılıklı itiş kakışta yaralanmalar oldu. Akşam saatlerinde Endonezya’nın birçok üniversitesinde protesto eylemleri başladı.

Endonezya

Öğrenci katılımı başlangıçta çok da yüksek değildi, sayılar yüzlerle ifade ediliyordu. Belki bu yüzden polis sert tepkiden çekinmedi. Ancak öğrenciler de sertleştiler. Biber gazı eşliğinde tutuklamalar başladı. Ardından protesto gösterilerine öğrenci katılımı hem çeşitlendi hem de arttı. Sayılar artık binlerle ifade ediliyordu.

Örneğin Müslüman öğrenci dernekleri, peşinden de Hristiyan öğrenci dernekleri gösterilere katılmaya başladı. 26 ve 27 Ağustos’ta öğrencilere sendikalar da katıldı. 2025 ocak ve mart aylarındaki gösterilerde olduğu gibi, ücretlerde artış talepleri de öne çıktı.

Kadın örgütleri birliği de barışçıl gösterilere katılacağını bildirdi. Tutuklamalar ve biber gazlı polis tepkileri ile birlikte molotof kokteylleri ile bazı polis binaları ateşe verildi. Öğrenci birlikleri başkanı ateşe verme eylemleriyle ilgilerinin olmadığını söyledi. Buna karşılık yakma ve polis binalarına saldırı olaylarında tutuklanan öğrenciler de vardı.

Endonezya’da kadınlar "Baskıyı süpürün" sloganıyla süpürgeli protesto yaptı

Öğrencilerin Endonezya toplumsal hareketlerine ve siyasetine katılımı tarihsel olarak hep önemli oldu. Ülkenin 1945’te bağımsızlık ilanında, yaklaşık 33 yıl iktidarda kalan diktatör Suharto’nun 1998’de devrilişinde ve sonrasındaki siyasi hareketlerde öğrencilerin yoğun katılımı oldu. Çok sayıda kayıplar da verdiler. Öğrenciler toplumsal hareketlere yön vermede önde oldular.     

Farklı siyasi görüşteki öğrencilerin, sendikacıların ve kadın örgütlerinin vurguladığı noktalar şunlardı:

  1. Milletvekillerine yapılan ek ödeme önerisi geri çekilecekti.
  2. Eğitim ve sağlık bütçeleri ve asgari ücret yükletilecekti
  3. Polisin yetkileri daraltılacak ve bazı polis yetkilileri görevden alınacaktı.
  4. Tutuklanan göstericiler serbest bırakılacaktı.

Olayların dönüm noktası

Öğrencilerin ve diğer kesimlerin demokratik gösterileri dördüncü gününe girmişti ama Cumhurbaşkanı Subianto ve hükümet bu isteklerin hiçbirine olur demedi. Çünkü gösteriler azalıyor gibi görünüyordu. Ancak 28 Ağustos’ta bir dönüm noktasına varıldı.

Bu tarihte polis göstericilere bir saldırı başlattı. Bu saldırıda, Endonezya’da yaygın olan motosiklet taksilerden birisi, zırhlı bir polis aracı tarafından ezildi, sürücüsü Affan Kurniawan öldü. Bu olay ile gösteriler çığrından çıktı.

Cakarta'da bir polisin motorkuryeye çarparak öldürmesi sonucu şiddetli protestolar

Olayın duyulması ile aynı gün ve ertesi iki günde üçü hükümet görevlisi, sekizi öğrenci olmak üzere 11 kişi daha yaşamını yitirdi. Affan’ın ve aracının polis tarafından kasıtlı olarak ezildiğini iddia edenler olduğu kadar olayın bir kaza olduğunu söyleyenler de vardı. Mahkeme sürüyor.

Ertesi gün Cumhurbaşkanı Subianto ve diğer hükümet üyeleri başsağlığı için Affan’ın ailesine gittiler. Subianto önce Müslüman öğrenci liderleriyle görüştü. Sonra diğer öğrenci liderlerini davet etti. Sendika ve kadın örgüt liderleriyle de konuştu. Bu görüşmeler sonrasında milletvekillerine önerilen ek ödemenin iptal edildiğini, eğitim ve sağlık bütçelerinde iyileştirme olacağını ilan etti.

Affan’ın ölümünde payı olduğu düşünülen polis görevlileri ile öğrencilere sert davrandığı söylenen bazı polis yetkilileri görevden alındılar. Haklarında dava açılanlar da oldu.

İlginçtir, bu süreçte öğrencilerle ve diğer göstericilerle tartışmaya giren bazı milletvekilleri, partileri tarafından meclisten uzaklaştırıldılar. Anlıyorum ki, bu Endonezya’ya özgü geçici bir milletvekli cezasıdır. Partilerin konu hakkındaki hassasiyetini gösterir.

Endonezya

Endonezya’dan Türkiye’ye

1) Endonezya’da 20025 yılı başından bu yana zaman zaman süren ve ağustos ayında doruk noktasına varan gösterilerin ve protestaların temelinde orta sınıfların ve ücretlilerin yaşadığı “hayat   pahalılığı” vardır. Ücretlerin düşüklüğü ve büyük gelir eşitsizliği dikkat çekicidir.

Halbuki, Endonezya’da enflasyon oldukça düşüktür; yıllık tüketici enflasyonu son dönemde ortalama yüzde 5’in biraz altındadır. Ancak nominal ücretler neredeyse artmamış, reel ücretler gerilemiştir. Türkiye’de de ücret artışları yıllık ortalama yüzde 50 dolayında olan tüketici enflasyonu altında kalmıştır.

Her iki ülkede de asgari ücret genel ücretleri önemli ölçüde belirliyor. Son yıllarda asgari ücret artışları iki ülkede de enflasyonun altında kalmıştır.

Vatandaşlar CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının ve çevresinin polis çemberine alınmasına tepki gösterdi

2) Endonezya’daki öğrenci ve kitlesel hareketlerde hisse senedi borsası yaklaşık yüzde 2,5 düşmüştür. Cumhurbaşkanının öğrenci önderleri ve siyasi kuruluşlarla yaptığı görüşmeler sonrasında borsa hızla toparlanmıştır. Endonezya rupisi yüzde 1 değer kaybettiğinde merkez bankası müdahale etmiş ve rupinin değer kaybını durdurmuştur.

Türkiye’de ise borsa yüzde 5’lere varan oranlarda çok daha fazla değer yitirmiştir. Endonezya’daki gibi, Türkiye’de TL aynı ölçülerde değer kaybetmiş, tahminlere göre TCMB yaklaşık 5 milyar dolar satarak müdahale etmiştir. Çünkü Türkiye ekonomisi daha kırılgandır.

Endonezya’da iktidarın uzlaşmacı davranacağı ve piyasaların istikarının daha fazla bozulmayacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise iktidarın her ne pahasına olursa olsun gerginliği yükselteceği ve istikrarsızlığı daha da arttıracağı tahmin ediliyor.

Sonuç olarak Endonezya’da iktidar ekonomik istikrar için çok daha duyarlıdır ve öyle davranmaya devam edecektir. Türkiye’de ise iktidar ekonomik istikrar için duyarlı değildir, hatta umursamazdır. Bu nedenle gerginlik sürerse ekonomi daha da kırılgan hale gelecektir.    

3) Endonezya’daki toplumsal muhalefete ve gösterilere öğrenci birlikleri önderlik etmiştir. Diğer bir ifadeyle, muhalefetin itici gücü öğrenciler olmuş, diğer kesimler sonra katılmıştır. Türkiye’de ise geniş katılımlı muhalefet toplantılarına ve “eylemlere” siyasi partiler, özellikle CHP önderlik etmiştir.

4) Türkiye’de sendikalar hem ücret belirlemede hem siyasette etkili değildirler. Türkiye’de öğrenci birlikleri toplumsal ve siyasi hareketlerde, en azından Endonezya’daki kadar, etkili olmamışlardır.

5) Endonezya’da Müslüman öğrenci örgütleri de Nahdlatul Ulama (NU) ve Muhammadiyah (MU) gibi Müslüman kitle örgütleri de gösterilere katıldılar. Bunlar cumhurbaşkanı ve hükümet ile görüşmelerde de bulundular.

NU’nun 40 milyondan fazla, MU’nun yaklaşık 30 milyon üyesi vardır. Bunlar bir siyasi partiyi destekleseler bile, her zaman bağımsızlıklarını korumuşlardır. Bu bakımdan bu örgütlerin siyasi partiler için ağırlıkları ve saygınlıkları vardır. Ayrıca bunlar “modernist” örgütlerdir. Endonezya toplumunun refahını yükseltmeyi ve yoksulluğun giderilmesini, haliyle eşitsizliğin azaltılmasını esas hedef olarak belirlemişlerdir.

Bunların karşılığı olarak Türkiye’de tarikatlar vardır kendi çıkarları dışında toplumsal hedefleri ve kaygıları yoktur. Türkiye’deki tarikatların genellikle hükümetlere yanaşarak maddi çıkar sağlamayı amaçladıkları görülüyor.

6) Endonezya’da öğrenci örgütleri, Müslüman örgütler, sendikalar ve kadın örgütleri hükümetin sözlerini yerine getirmesini bekliyorlar. Bu bekleme için kadın örgütlerinin diğer örgütleri ikna ettiği anlaşılıyor. Eğer hükümet sözlerini yerine getirmezse eylemlerinin yeniden başlayacağını ifade ediyorlar.

7) Endonezyadaki olaylardan çıkarılabilecek en önemli derslerden biri şudur; toplumsal hareketlerde kitle, gerginliğe bir noktaya kadar dayanabilir. O noktayı aşarsa kitle hareketinin nereye varacağı kestirilemez.  

8) Hele eğer iktidarın kolluk güçleri ölüme neden olmuşsa, kitle hareketinin nereye gideceği hiç belli olmaz. Bu nedenle Türkiye’deki iktidarın gerginliği daha da tırmandırması kendisi için de uygun değildir. İktidar için de uygun olan hukuk içinde kalarak gerginliği yükseltmeyi bırakmasıdır.

CHP İstanbul İl Başkanlığı önü, 7 Eylül 2025

9) Akla şöyle bir soru geliyor. Acaba iktidar Türkiye’de gerginliği ABD’ye ve onun Türkiye’deki destekçilerine güvenerek mi tırmandırıyor? Öyle ise çok yazık ve çok vahim.


Bu yazıyı Pazar günü yazmıştım. Pazartesi günü Endonezya'da Maliye Bakanı görevden alındı. Protestocuların bir talebi de sabit gelirlilerin aleyhine olan vergi sisteminin değişmesi idi. Vergi sistemini oluşturan ve uzun süredir görevde olan Maliye bakanı S. Mulyani görevden alındı.

İlgili İçerikler