Milei-Arjantin, Erdoğan-Türkiye ve Trump
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Milei-Arjantin, Erdoğan-Türkiye ve Trump

Milei 22 ay önce seçildiğinde istediğimi yaparım diyordu. Artık demiyor ve seçimleri ve aldığı oyları hesaplayarak davranıyor. Bence Türkiye’de de Erdoğan benzer bir etkilenme içinde ve seçim tarihi yaklaştıkça bir dönüşüm yaşayacak. Erdoğan’ı içeride ekonomi ve vatandaş/seçmen tercihleri ve davranışları sıkıştırıyor. Her ne kadar rahatladık deseler de döviz ve kur Türkiye için hala kritik konulardır. Bir kur dalgalanmasında ABD desteği akla gelecektir

Milei-Arjantin, Erdoğan-Türkiye ve Trump
Milei, Erdoğan ve Trump

Bu iki başkan bugünlerde ABD’de New York’ta bulunuyorlar. New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılıyorlar. Daha önemlisi, ABD Başkanı Trump ile görüşecekler. Bu yazıda amacım bu liderleri Trump’a götüren nedenleri ele almak ve Türkiye için çıkarsamalar yapmak.

Bu iki ülke temsilcisinin Trump’tan istekleri olacak. Karşılığında Trump’ın da onlardan isteği olacak elbette. Trump, hegemon bir devletin ticari ve siyasi kâr peşindeki lideri olarak bir verecekse en az iki isteyecek. Bunu gören Çin, Rusya hatta Hindistan liderleri ABD’den artık istekte bulunmuyorlar.

Arjantin ve Türkiye gibi ülkelerin liderleri ise, ABD ve Trump’dan yardım istemeye devam ediyorlar. Sanki mahkûmlar. Bu yazıyı iki gün önce cumartesi akşamı, Arjantin’den bir akademisyen arkadaşımın mesajı üzerine yazdım.

Arjantin’de Milei ve dövize saldırı

Arkadaşımın mesajı şu soruyu soruyordu: “Arjantindeki gelişmeler Türkiye’de döviz kurunu etkiledi mi? Hani şu bulaşıcılık etkisi var ya, öyle bir etki oldu mu?” “Bildiğim kadarıyla burada dövizde bir hareket olmadı” dedim. “Arjantin’de ne oldu ki?”

Sonra WhatsApp üzerinden o anlattı, daha sonra konu hakkında ben de birhayli okudum. Her şey 7 Eylül 2025’te başkent Buenos Aires ilinde yasama/meclis için yapılan yenileme seçiminin sonuçlarının açıklanması ile başlamıştı.

Milei 22 ay önce yapılan seçimde yaklaşık yüzde 56 oy almıştı. Bu durumda Milei’nin parti bloku La Libertad Avanza en çok oyu alacak sanılıyordu, ancak aldığı oy yüzde 33,7’de kaldı. Ana muhalefet olarak görülen Sol Peronist, Fuerza Patria blokunun aldığı oy ise yüzde 47,3 oldu.

Milei’nin La Libertad Avanza’sının oy çoğunluğunu alması beklenmiyordu zaten. Şöyle ki, seçim öncesinde bölgedeki kampanyalarda Milei ve parti önde gelenleri tepki görüyorlardı. Çünkü Milei, enflasyonu düşürme programı çerçevesinde işçi sınıfının ve orta sınıfların gelirlerini reel olarak eritmişti. Arkadaşım, “Artık dışarıda yemek yiyemiyoruz” dedi.

Sol Peronistler orta sınıfların yaşadığı bir bölgede yüzde 88 oy aldılar. İşçi sınıfının yaşadığı bir bölgede oy oranı yüzde 80 oldu. Milei’nin partisi çok varlıklıların yaşadığı bölgelerde bile geride kaldı; 20 bölgenin ancak ikisinde oyların çoğunu aldılar.

Kamu kesiminden işten çıkarmalar da olmuştu. Büyüme hızı da söylendiği kadar sıçramamıştı. Yoksulluk oranı yüzde 55’e varmıştı. Tepkilerin başka nedenleri arasında örneğin sağlık, eğitim ve özellikle devlet üniversitelerinin bütçelerinin kısılması vardı. Gençler eğitim için yurtdışına gitmeye çalışıyordu.

Ben sormadan arkadaşım söyledi: “Bizde yargı bağımsızıdır, güçlü, kazanacak muhalif adayları hemen suçlu gibi tutuklamazlar, hapse atmazlar. Suçlu iseler başka elbette.” Bunu söylerken güldü. Birşey diyemedim, yüzüm kızardı. Neyse ki konuşmamız görüntülü değildi. Türkiye’deki tutuklamaları ABD ve Fransız basınından izliyordu. Bir bölümünü de benden dinlemişti.

Ağustos ayı sonunda Milei için daha da kötüsü geldi; Milei’nin Genel Sekreteri ve yardımcısı konumundaki kız kardeşi Karina Milei’nin ses kayıtları ortalığa döküldü. Karina Hanımın takma adı “patron”dur. Bu kayıtlara göre Karina Hanım devletin ilaç ve tıbbi malzeme satın almalarında yüzde 3 komisyon alıyordu.

Milei’nin partisinden eski bir satınalma komisyonu başkanı rüşveti doğruluyordu ve Başkan Milei’nin de konuyu duyduğunu sandığını söyledi. Ekledi: “Biz yolsuzluğu bitireceğiz, bu uğurda devleti bile yok edeceğiz demedik mi?” Milei kardeşler kaset uydurma dediler. Çoğunluk Başkan olmasa bile kardeşi Karina’nın rüşvetin içinde olduğunu düşünüyor.

Bunun üzerine Başsavcılık olay hakkında, Başkan Milei’yi de içine alacak şekilde soruşturma başlattı. Aklıma hemen bizim adalet düzeni geldi; böyle bir soruşturma Cumhurbaşkanını ve yakınlarını da içine alacak biçimde Türkiye’de olabilir mi? Hiç oldu mu şimdiye kadar?

Bunun üzerine Hukukun Üstünlüğü/Bağımsızlığı Endeksine baktım. Bu endeks 142 ülke için hesaplanıyor. 2024 yılında ilk iki sırada, en iyi durumda Danimarka ve Norveç var. Arjantin 63’üncü, Türkiye 117’nci sırada. Bizim üstümüzde Honduras ve Nijer var. En altta Venezüella ve Afganistan yer alıyor.

Arjantin’de bu gelişmelerden sonra dövize talep artmaya başladı ve bir hafta sonra kur bandının üst sınırını zorlamaya başladı. IMF Arjantin’e, eski borçlarını bitirmediği halde ve Trump’ın da baskısıyla, Nisan 2025’te 20 Milyar dolar ek borç vernek üzere anlaşmaya vardı.

Bu IMF kredisi ile ve anlaşması uyarınca, alt sınırı1 dolar = 1000 peso, üst sınırı 1 dolar = 1400 Peso olan bir kur bandı yürürlüğe girdi. Piyasada kur üst sınırı zorlamaya başladığında merkez bankası döviz satışı ile kura müdahale ediyordu.

Nitekim 16 Nisan 2025’ten başlayarak dolar kuru 1 dolar = 1500 Peso’ya kadar yükseldi ve Arjantin Merkez Bankası BCRA 16-18 Nisan tarihlerinde 1.1 Milyar dolardan fazla döviz sattı. Net döviz rezervleri sıfıra doğru inmeye başladı.

Bu arada borsa ve devlet tahvili fiyatları da hızla düştü. İleride daha da kötü günler olabilir.

1). Arjantin’de 26 Ekim 2025’te ara seçimler var ve Milei bu seçimde de kaybetmek istemiyor. Diğer yandan bu olasılık en azından şimdilik yüksek görünüyor. Arjantinliler bu gelişmeler karşısında Peso’dan kaçıp dolara sığınıyorlar. Bu da döviz talebini yükseltiyor. Tam bir kısır döngü yaşanıyor.

2). Belki daha da kötüsü şu; Arjantin’in 2026’da 9.5 Milyar dolar borç geri ödemesi var. Zaten azalmış olan döviz rezervleri ile bu borçlar ödenemez. Arjantin’in cari açığı yok sayılır ama, kişlerin ve şirketlerin Peso’dan kaçışı durdurulamıyor.

İşte bu gelişmeleri gören Milei, çok severim dediği Trump’tan acil randevu istiyor. Ayrıca ABD Hazine Bakanı Scott Besset ile sık sık görüşüpp ondan yardım istiyor. Besset Milei’ye bu yardımı bir X mesajı ile Pazartesi (dün) veriyor. “Başkan Trump’ın ve ABD’nin yakın dostu, müttefikimiz Arjantin’e hazine olarak yardım ederiz” diyor.

Bu mesaj üzerine pesodaki kan kaybı en azından şimdilik duruyor. Borsa ve tahvillerddeki düşüşş de bir miktar tersine dönüyor. Milei’nin Trump ile görüşmesi 23 Eylül 2025 günüdür, bugündür. Bakalım Trump, karşılığında Milei’den hangi Arjantin değerlerini isteyecek?

Türkiye’nin ve Erdoğan’ın sıkışmaları

Peki Türkiye Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan neden Trump’tan görüşme talebinde bulundu? Listede çok neden var. Ama önce şunu belirteyim. Milei 22 ay önce seçildiğinde istediğimi yaparım diyordu. Artık demiyor ve seçimleri ve aldığı oyları hesaplayarak davranıyor.

Bence Türkiye’de de Erdoğan benzer bir etkilenme içinde ve seçim tarihi yaklaştıkça bir dönüşüm yaşayacak. 2024 Mart yerel seçim sonuçlarından çok etkilenmediğini ve her istediğini yapmaya devam edeceğini söylemişti ama öyle değil. Ne kadar çok etkilendiğini son bir yıldır gördüğümüz acımasız yargı uygulamaları gösteriyor.

Erdoğan’ı içeride ekonomi ve vatandaş/seçmen tercihleri ve davranışları sıkıştırıyor. Her ne kadar rahatladık deseler de döviz ve kur Türkiye için hala kritik konulardır. Bir kur dalgalanmasında ABD desteği akla gelecektir.

Dışarıda ise Suriye, İsrail, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, AB ve ABD sıkıştırıyor. Bence şimdi bunların en önde geleni Suriye ve İsrail konuları. Savaş uçakları pazarlıkları bu nedenle önemli. Ama İsrail her istediğini yaparken ve yaptırırken hemen bir sonuç alınması ve rahatlama kolay değil.

Bunlar bir yana, Türkiye’de birçok siyasetçi gibi Erdoğan da ABD’den bir kabul aldığında, bir olumlu sinyal gördüğünde siyaseten rahatlıyor, hatta parlatıldığını düşünüyor. Bu bile başlı başına bir görüşme talebi nedenidir. Karşılığında milyarlarca dolarlık Boeing uçağı bile alınabilir.

ABD’den ithal edilen mallara 2018’de konmuş olan ek vergi ve kısıtlamaların dün kaldırılması, Rusya ticareti nedeniyle bazı yaptırımlar olabileceğini ve ABD’den ek gümrük tarifesi uygulanabileceğini de akla getiriyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

İlgili İçerikler