Belki aklınıza gelmiştir: Başlıkta yer alan “tehditler” ve “korkular” Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı ve onun dönüşümleriyle ilgili değildir. Ama elbette bağlantılar kurulabilir.
Bu yazıda amacım, ilgisiz görünen iki komisyonun düşünce olarak nasıl oluştuğunu ve bunlara nasıl yön verildiğini açıklamaya çalışmaktır.
İki komisyondan birisi Türkiye’deki “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”, kısaca “çözüm komisyonu”dur. Diğeri ise Trump ABD’sinin “gümrük tarifeleri komisyonu”dur. Buna da kısaca “tarife komisyonu” diyorum.
Önce çözüm komisyonuna, sonra tarife komisyonuna bakıyorum. Vardığım sonuç şudur; her ikisinde de ABD’nin jeostratejik planları, hatta tehditleri ve yarattığı korkular var. Ancak bazı ülkeler özellikle tarifeler konusundaki ABD tehditlerine boyun eğmediler, korkmadılar.
Çözüm komisyonu
Önce Türkiye’deki komisyonla ilgili hatırlatmalar yapayım. Komisyona giden yolda başta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te TBMM’de DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) üyeleriyle tokalaşması var.
Daha önceleri bölücü teröristler dediği ve sürekli kapatılmasını istediği DEM Parti ile ilişkisi böylece birden tam tersine dönüyor. Öyle ki, aynı Bahçeli 22 Ekim 2024’te bir de çağrı yapıyor ve Abdullah Öcalan’ı TBMM’ye davet ediyor.
Bahçeli, Öcalan’dan PKK’nın silahları bıraktığını ve feshedildiğini açıklamasını istiyor. Karşılığında, kendisinin serbest kalmasını ve TBMM’de politika yapmasını öneriyor.
Bir gün sonra 23 Ekim’de PKK Ankara’daki TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş) merkezine bir saldırı düzenlemiş, iki saldırgan dahil yedi kişi ölmüştür. PKK yaptığı açıklamada saldırıyı üstlenmiş, ancak emrin Bahçeli ile ilgisi yok demiştir.
Aynı günlerde İsrail, Gazze, Lübnan ve Suriye’yi sürekli bombalıyor; bombalar, uçaklar ABD’den. Aynı günlerde Türkiye’de bir soru yoğun tartışılıyor: İsrail’in saldırıları ve bombaları Türkiye’ye de gelecek mi? Sıra Türkiye’de mi?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024 Ekim başında TBMM’nin açılışında şöyle diyor: “İsrail yönetiminin tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımızdır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir.”
2024 Kasım ve Aralık aylarında “ikinci çözüm süreci” tartışmalarında Erdoğan, Bahçeli, Öcalan, DEM yöneticileri, Kandil’deki PKK yöneticileri, hatta BBC ve CNN yorumcuları “Orta Doğudaki yeni gelişmeleri" önemle vurguluyorlar.
Önemli bir başka yeni gelişme, ABD desteğiyle İsrail’in bölgeyi sınır tanımadan bombalamasıdır. Türkiye başta olmak üzere ilgili tüm taraflara bunu hatırlatan ABD’dir. Nitekim İran bu bombalama gelişmesinden nasibini almıştır.
ABD diyor ki; “İsrail Türkiye için de tehdit olabilir, PKK ile sorunlarınızı çözün.” Sonra dönüp bu iki ülkenin çatışmasını istemediğini söylüyor. 2024 Aralık sonunda ilk “İmralı Heyeti” Öcalan’ı bu ortamda ziyaret ediyor.
Öcalan da Orta Doğudaki yeni gelişmelerden söz ediyor. Sonraki ziyaretlerde Kürt ulus devletini kurma düşüncesinden vazgeçtiğini açıklıyor. 11 Temmuz’da PKK bazı eski silahlarını yakıyor.
Bir yeni gelişme daha var; 2024 sonunda Suriye’de ABD’nin güdümündeki cihatçı güçler iktidarı ele geçiriyor. Ama, Suriye’nin kuzey doğusunda ABD var, ABD’nin topladığı, ağırlıklı olarak Kürtlerden oluşan bir ordu var. Kürtler, Irak’takine benzer bir bölgesel yönetim istiyorlar.
Türkiye’nin tercihi üniter bir Suriye devletidir. Ama kolay görünmüyor. Örneğin, Suriye’nin güneyinde Dürzilerle Sünni Araplar arasındaki çatışmalardan sonra, Dürziler İsrail koruması talep ediyor. Dürziler hemen bölgesel yönetim istiyor. Yani bu istekler bulaşıcı.
Suriye’nin kuzey doğusundaki PKK’nın yetiştirdiği Kürt yöneticiler arada şöyle diyor: Bölgesel yönetimden vazgeçmeyiz. Bize destek veren ABD var. ABD çekilse bile İsrail desteği isteriz. Bu nedenle Suriye merkezi hükümeti ve Türkiye bizi zorlayamaz.
Aynı yöneticiler Suriye hükümeti ile vardıkları mutabakatlara uymuyor, Suriye’nin yönetim biçimini tartışacak ve bugünler için planlanmış toplantılar iptal ediliyor. ABD’nin tercihi de ayrı bölgesel yönetimlerin olduğu bir Suriye.
Türkiye’de üniter, demokratik ve laik olması gereken bir ulus devlet var. Büyük çoğunluk ulus bilinci taşıyor ve devletin bu özellikleri değişmesin diyor. Ancak yönetim biçimi değişsin istekleri de gündeme geliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, iktidarda olanlar arada bir ümmetten söz edip ulus bilinci zayıf bir toplum tercihi belirtiyorlar. ABD’nin Türkiye için tercihinin bu yönde olduğu da ABD’nin “bölge büyükelçisinin” açıklamalarından bellidir. (Haddini aşan söylemine bakarak “bölge valisi” de diyebilirdik.)
Çözüm komisyonu bu koşullarda, en azından başlangıçta, ABD yönlendirmesi ile oluşmuştur. Arka planında örtülü ve açık tehditler ve korkular da vardır.
Komisyonun adında demokrasi olduğuna göre, çözmesi gereken bir demokrasi ve yanında adalet sorunu da var. Ancak, sözlü itiraf/iftiralarla yapılan tutuklamalarla böyle bir çözüm söz konusu değil.
Şaşırtıcı olan, geçmişte kalmış ve toplumun bugünkü tercihlerini yansıtmayan oy dağılımı ile muhalefet partilerinin bu komisyon yapısını kabul etmiş olmalarıdır.
Tarife komisyonu
Bu komisyon, ABD’deki gümrük tarifelerini ülkeler bazında saptamak üzere oluşturulmuştur. Yükseltilen tarifeler, ABD’nin ticaret açığını ve kamu açığını azaltacak, yerli üretimi ve istihdamı arttıracak, ama enflasyonu etkilemeyecektir.
Bunlar gerçekleşti mi? Bu soruya sağlıklı yanıt vermek için henüz erken. Örneğin tarifelerin artacağını bilen üreticiler ve tüketiciler ithalat taleplerini öne çektiler. Vergi gelirleri yükseldi, ancak dış ticaret açığında artış oldu.
Bazı sektörlerde üretim artışı olması çok zor, çünkü yapısal engeller var. Otomotiv endüstrisinde bazı parçalar ABD’de hiç üretilmiyor, ithal etmek çok daha ucuz. Bu nedenle bu sektörlerde üretim artışı zaten beklenmez.
Trump, başkanlık seçimi öncesinde gümrük tarifelerini yükselteceğini zaten açıklamıştı. Bu bağlamda ilk uyardığı veya tehdit ettiği ülkeler Kanada, Meksika ve Çin oldu. Trump’a göre ABD’nin bu ülkelerle ticaretinde şu sorunlar vardı:
(a) ABD’nin büyük ticaret açıkları vardı.
(b) Fentanil gibi uyuşturucuların ABD’ye kaçak girişine engel olmuyorlardı.
(c) Özellikle ilk iki ülke kaçak işçilerin ABD’ye girişine seyirci idiler.
Trump 20 Ocak 2025’te başkanlığı devraldıktan sonra, tarifeler komisyonu Trump’ın onayı ile 1 Şubat 2025’te Meksika, Kanada ve Çin’den yapılan ithalatın tarife oranlarını yüzde 25’e (enerji yüzde 10) yükseltti. Bakınız; Congressional Research Service (30 Temmuz 2025). Kanada bu tarifelere aynı oranda mukabele etti.
10 Şubat’ta tüm ülkelerden yapılan çelik ve alüminyum ithalatı tarifeleri yüzde 25’e çıkarıldı. Bu oran 4 Haziran’da yüzde 50’ye çıktı. 26 Mart’ta tüm ülkelerden yapılan otomobil ve parçaları ithalatı tarife oranı yüzde 25’e yükseldi.
2 Nisan 2025’te tüm ülkelerden yapılan demir-çelik, alüminyum, otomobil ve parçaları dışındaki ithalatın tarife oranı yüzde 10’a yükseltildi. Daha sonra bu tarife, farklı oranlarda, Birleşik Kırallık dışındaki ülkeler için, Haziran’da tekrar yükseldi.
Trump ve onun tarife komisyonu baş döndüren bir şekilde tarife oranlarını sürekli değiştirdi. Trump bu süreçte ülkeleri tehdit de etti, tarife oranlarını yüzde 50’ye kadar çıkarabilirim dedi. Bu oranlar için pazarlık yapabileceğini de açıkladı. Bu bağlamda bazı ülkelerle/bölgelerle nasıl bir pazarlık yapmış bakalım.
Avrupa Birliği: Otomobil ve parçaları dahil, ama demir-çelik alüminyum hariç, tüm sektörlerde ABD’nin ithalat tarife oranı yüzde 20-25 yerine yüzde 15’e yükseldi. Ancak bunun karşılığında AB tarifeleri değişmeyecek. AB, ABD’den üç yıl içinde 750 Milyar Dolarlık gaz, petrol gibi enerji ithalatı yapacak. Askeri malzeme de alacak.
Ayrıca AB şirketleri ABD’de 2029’a kadar en az 600 milyar dolar değerinde yatırım yapacaklar. Alemanno (30 Temmuz 2025), bu anlaşmayı AB için yüz kızartıcı buluyor ve ABD’nin tehditlerinden korkup ona teslim olduğunu söylüyor.
Japonya: Otomobil dahil, ama otomobil parçaları, demir-çelik alüminyum hariç, tüm sektörlerde tarife oranı yüzde 20 yerine yüzde 15 olacak. Japonya tarifeleri değişmeyecek. Ayrıca Japonya ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yapacak. Bu yatırımın kârının Yüzde 90’ı ABD’de kalacak, yüzde 10’unu Japon şirketleri alacak. Bu anlaşma da Japonya için tehditlere boyun eğen, teslimiyetçi sayılmalı.
Brezilya ve Hindistan’a uygulanan tarifelerde daha aşağılayıcı etkenler var.
Brezilya: Bu ülkeye uygulanan tarife oranı bu yılın Nisan ayında yüzde 10 idi. Trump bir süre sonra Brezilya’daki siyasete müdahale etti. Şöyle ki; bir önceki başkan sağcı Jair Bolsonaro seçim sonuçlarına itiraz edip resmi kurumları taraftarlarıyla basmaya çalıştı. Tutuklandı, ev hapsine kondu.
Trump, Bolsonaro serbest bırakılmazsa ve kararı veren Başyargıç görevden alınmazsa, Brezilya için tarife oranını yüzde 50’ye çıkaracağını söyledi. Şimdiki Başkan Lula da Silva, Brezilya’nın bağımsız bir ülke olduğunu söyleyip Trump müdahalesini kabul edemeyiz dedi.
Bunun üzerine Trump, Brezilya’nın tarife oranını yüzde 50’ye çıkardı. Buna karşılık Lula, sakin bir karşılık verdi ve tarife oranlarını tartışmaya açığız dedi.
Hindistan: Hindistan’a uygulanan tarife oranı da Nisan ayında yüzde 10 iken, Trump bu ülkenin Rusya’dan ucuz petrol alıp uluslararası piyasalarda yüksek kârlarla sattığını söyledi. Bu durum değişmezse bu ülkeyi cezalandıracağını ve tarife oranını yüzde 50’ye çıkaracağını ifade etti.
Hindistan da bu müdahaleyi kabul etmedi ve Hindistan’ın tarife oranı yüzde 50’ye yükselmiş oldu.
Çin: Trump’ın Çin’e uygulamakla tehdit ettiği yüksek tarifeler, Çin’in de karşılık vermesi üzerine Yüzde 145’e kadar çıktı. Çin ise tarifeyi yüzde 125’e kadar çıkardı. Sonuçta Trump geri adım attı ve tarifeleri yüzde 30’a kadar geri indirdi. 12 Ağustos’ta karşılıklı indirilmiş tarifelerin 90 gün daha geçerli olmasına karar verildi.
Tehditler ve korkularla işleyen bir siyasi ve ekonomik düzen. Hiç kitaplara uymuyor. Dünyadaki bilgi ve kültür birikimi ile bu düzen uzun süre gitmez. Umudumuz ve dileğimiz böyle.
Kaynaklar
1)Aemanno, Alberto (30 Temmuz 2025) “Europe’s Economic Surrender”,
2)Congressional Research Service (30 Temmuz 2025) Presidential 2025 Tariff Actions. https://www.congress.gov/crs_external_products/R/PDF/R48549/R48549.5.pdf


