Wildeyen bakış: Sosyalizm ve İnsan Ruhu
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Wildeyen bakış: Sosyalizm ve İnsan Ruhu

“İnsan yaşayacak. Yaşamak dünya üzerindeki en nadide şeydir. Çoğu insan sadece var olur; hepsi budur”

Wildeyen bakış: Sosyalizm ve İnsan Ruhu
Oscar Wilde

Oscar Wilde 1891’de  “Sosyalizm ve İnsan Ruhu”nu (The Soul of a Man Under Socialism) yazdığında,  Chicago Hay Market olayından hareketle Paris İkinci Enternasyonel’de kabul edilen 1 Mayısların henüz ikincisi kutlanıyordu.

Wilde ise daha baba olmamış, saklamayı reddettiği cinsel yönelimi nedeniyle bir başka mayıs günü hüküm giyip hapis cezası almamış, dolayısıyla eşi ondan boşanarak iki çocuğunun soyadını değiştirmemişti. 1895’te çocukları için yazdığı bilinen “Mutlu Prens ve Diğer Öyküler” kitabının ilk hikayesi “Mutlu Prens”te kendine özgü sosyalist sesi duyuluyordu aslında.

Konu Sosyalizm olduğundan Wilde tüm özerkliği ve otantikliğiyle sonda söylediğini başta dillendirir: “Sosyalizm sırf insanı Bireyselliğe götüreceği için bile değerli olacaktır.”  Ona göre Bireycilik, her tür otorite ve toplumsal baskının karşısında özgün, estetik ve kişilikli bir insan olma anlamı taşır ama çoğu kişilik sahibi insan isyankarlığa itilir.

Yaşadığı dönemde, fazlasıyla karmaşık bulduğu toplum o zamana görülmemiş şekilde yoksulluğu ve zenginliği uçlarda yaşamaktaydı. Ve yine Wilde’a göre sanatçı gelecek projeksiyonu yapabilendi, bugünkü sınıfsal uçuruma kim bilir ne derdi? Oysa gerçek zenginlikler çalınamaz olmalıydı.

Oscar Wilde, otoriter bir  Sosyalizm savunucusu olmadığı gibi Anarşizme yakındı. Sosyalizm’i daha çok estetik bir özgürleşme projesi olarak kurmuş, her tür otorite ve rejim karşıt bir görüş benimsemişti.

Ona göre insan, ancak ekonomik zorunluluklardan kurtulduğunda yaratıcı olabilirdi. Sanat, bu özgürlüğün en saf ifadesiydi ve  toplum için değil, sanatçının kendini gerçekleştirmesi için olduğu takdirde bu geçerliydi.

Wilde’ın sosyalizmi, kolektif  fayda adına bireye uyu sağlatan bir sistem değil; aksine, bireyi çoğaltan koşullar toplamıydı. Kendi deyişiyle: “Hiç kimse herkes gibi olmaya devam ederek, uyumu veözgürlüğü aynı anda yaşayamaz”dı. Bu bağlamda,  Özel Mülkiyet’e de  karşıydı. Ona göre Mülkiyet; “İnsandan sonu gelmeyen taleplerde bulunur, sonsuz bir sıkıntıya dönüşür”dü, bu açıdan ondan kurtulmak zenginlerin de çıkarına olacaktı. Özel mülkiyetin kaldırılmasıyla ancak gerçek, güzel ve sağlıklı bir bireyselliğe ulaşmak mümkündü.

İtaatisizler ve provokatörler

Wilde’a göre “Yoksulun erdemlisi hiçbir zaman minnet duymaz. Onlar nankör, hoşnutsuz, dik başlı ve isyankardırlar. Ve böyle olmakta çok haklıdırlar.”  Sefalet ve yoksulluğun insan doğası üzerinde yarattığı etkiyi felce benzetir. Etkisi o kadar büyüktür ki hiçbir sınıf acı çektiğinin farkına varmaz.

Hayırseverliğe gelince;  “iç hesaplaşmalardan doğan duygusal bir sadaka” dan fazlası değildir onun nezdinde. Yoksullara idareli olmayı öğütlemek, açlıktan ölmek üzere olan birine daha az yemeyi öğütlemekle eş değerdir.

İtaatsizliği insanın asıl erdemi olarak gören Wilde, ilerlemenin yolunun ondan geçtiğini söyler: “İlerlemeler itaatsizlik yoluyla gerçekleşir, itaatsizlik ve isyan yoluyla.” O güne değin  karşısına çıkan sosyalist görüşlerin çoğu bir otorite fikriyle kirletilmişti olsa da Wilde, tüm işbirliklerinde gönüllülüğe inanır çünkü insanın kendini iyi hissetmesinin  yolu budur.

O provokatörlerin varlığından yandır, onlar olmadan uygarlığa doğru yürüyemeyeceğimiz kanısındadır. Bu görüşünü, Amerika’da kölelik karşıtı hareketin ilk ateşini yakanların –yardım, anlayış ve destek görmeden- atan provokatörler olmasından temellendirir. Wilde’a göre: “Savaşlar her zaman gücü değil bazen de zaafı artırır.” Bir diğer yönde  Fransız Devrimi’nin en trajik olayını Marie Antoinette’in öldürülmesi değil, Vandee’li aç köylünün feodalizm davası uğruna isteyerek kendini ölüme atmış olması olarak görür.

Suç ve ceza

Wilde hem kendi edebi metinlerinden hem de çağdaşı sosyalist doktriner metinlerden ayrılan  ezber bozan denemesini kaleme alırken  muhtemelen yakın gelecekte,cinsel yöneliminin ve özel hayatının arkasında durduğu için  hapis yatacağını aklından geçirmiyordu. Oysa haklıydı, insan evrimi ağır gerçekleşirken, ön yargılarının gelişimi oldukça hızlıydı. Yine de, toplumsal suç ve ceza normlarına dair yargılarını, cesurca dile getirmekten çekinmedi:

İnsanların bir kişi hakkında söyledikleri, kişiyi değiştirmez. Kişi neyse odur. Toplumun ne düşündüğünün en ufak bir önemi yoktur. Öyle ki hapishanede bile kişi özgür olabilir. Ruhu özgür kalabilir. Kişiliği dinginleşebilir. Huzur içinde olabilir. Kişilik çok gizemli bir şeydir. Bir insan her zaman yaptıklarıyla değerlendirilemez. Kanunlara uymaz yine de iyi bir insandır. Kötü bir şey yapmadan da kötü olabilir.”

Mekanik kölelik ve ütopya

Metindeki diğer bir ilginç görüş Wilde’ın makineleşmeye yaklaşımı olarak karşımızı çıkar. Ona göre, akıl gerektirmeyen tüm işler makineler tarafından yapılmalıdır. Söz konusu kölelikse, Wilde Antik Yunanlılara hak verir. Uygarlık için köleliliğin gerektiğini vurgular, ancak köleler makinelerden olmalıdır.  Diğer bir deyişle, tüm dünyanın geleceğini mekanik köleliğe bağlar ve bunu ütopik bulanlar için de söyleyecekleri vardır, onun için ütopyasız bir dünya görüşü yok hükmündedir.

İçinde ütopya ülkesi olmayan bir dünya haritası, göz atmaya bile değmez, diyen Wilde’a göreilerleme ütopyaların gerçekleşme sürecidirve bu da onun sıra dışı bir sosyalist olduğu kadar öncü bir fütürist olduğunun göstergesidir. “İnsanın şu ana kadar aradığı şey aslında, ne acı ne de zevk; sadece hayattır. İnsan dolu dolu, tam olarak, mükemmel bir şekilde yaşamanın yollarını aramıştır” der Wilde,  o halde ütopyalar elzemdir.

Sosyalizm ve Yeni Dünya

Wilde denemesinin en etkileyici bölümlerinden birinde şöyle der:  “Kendini bil, yazıyordu Antik Dünya’nın girişinde. Yeni Dünya’nın girişinde ise ‘kendin ol’ yazacak.” Evet, onun çağının toplumu için – hala da - mükemmelliğe giden tek yol acı değil. Onun tahayyül ettiği biçimde herkesin daha özgür, mutlu ve kendi olabileceği bir bireyselliğe Sosyalizm aracılığıyla ulaşmak mümkün olabilir.

Sonradan birçok kişiye ve kaynağa atfedilen ama aslı bu metindeki sözüyle bitireyim o zaman: “İnsan yaşayacak. Yaşamak dünya üzerindeki en nadide şeydir. Çoğu insan sadece var olur; hepsi budur.”


*Kaynak: Wilde, O. (2013). Sosyalizm ve İnsan Ruhu (Çev. Fuat Sevimay), 1. Baskı, Aylak Adam Yay.,İstanbul.

İlgili İçerikler