16 Ağustos 2023

Dışişleri'ni MİT’e benzetmek: Kapalı devre diplomasi

İstihbarat dünyasının sisli kulvarından gün ışığına çıkıp Dışişleri Bakanı olan Fidan, beraberinde güvenlikçi bir bakış açısı getirdi. Diplomatların yabancılarla evlenmesine karşı çıkan Fidan’ın, çifte vatandaşlığı olan dışardan atama büyükelçilere bakışı ne olacak acaba?

Eskiden Dışişleri Bakanlığı’nda haftada bir basın toplantısı olurdu. O dönemler hedef haber atlatmak olduğu için, haftalık rutin açıklamalara oflaya puflaya giderdik.

Değerini şimdi anlıyorum.

Sorularla Dışişleri sözcüsünü sıkıştırırdık.

Her soruya elbet tatmin edici yanıtlar alamazdık; ama sözcü spesifik bir konuda özel olarak bir şey söylememek üzere geldiyse bile, satır aralarından, en kötü vücut dilinden bile konuya bakış konusunda en azından bir fikir edinirdik. 

Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle ileri demokrasiye geçtik. Dolayısıyla haftalık basın toplantılarına ihtiyaç kalmadı. Halkın her şeyi bilmesine gerek yok; bilse de nasılsa anlamaz.

Bilinmesi gereken ne varsa zaten devlet baba biliyor. Halkın bilmesi gerektiği kadarına da biz karar veririz diyor; AKP’li ileri demokratlar. O nedenle, gazetecilere sorular maille yollanıp, sorulması gereken sorular öyle sordurtuluyor. 

13 yıl istihbarat başkanlığı yapmış Hakan Fidan’ın istihbarat dünyasının sisli bulvarlarından kendi ısrarlı isteğiyle gün ışığına çıkmış olmasına karşın, basınla haşır neşir olup, şeffaf ve katılımcı bir yönetim sergilemesini beklemek tabii naiflik olacaktı. 

İlk dönemler gerek gündelik işleyiş gerek stratejik konulara güvenlikçi bir bakış açısıyla yaklaşma refleksini de bir yere kadar doğal karşılayabilirdik.

Ama, gelen ilk sinyallere bakılırsa, Fidan kendisini gün ışığına adapte etmek gerine, Dışişleri’ni değiştirmeye, Hariciye’yi, istihbarat teşkilatına dönüştürmeye çalışacak gibi duruyor.

Elbet seleflerine oranla, terör örgütlerine daha büyük hedef olan bakanın farklı bir koruma sistemi getirmesi doğal karşılanabilir. Ama Dışişleri'ne giden gazetecileri köpeklere koklatmak anlaşılır gibi değil. Akreditasyon sistemi bunun için var. Eskiden diplomasi muhabirlerini bakan ve bakanlığın korumaları tanır ve hatta yurt dışında karşı tarafın korumalarının itip kakmasından sayelerinde kurtulurduk. 

Dışişleri’nde Wi-Fi kesildi; tutanak dağıtımına sınırlama geldi

Öte yandan herkesin her şeyi bilmesine gerek yok anlayışının sadece halk ve gazeteciler için değil, diplomatlar için de geçerli olacağı anlaşılıyor. Bakanlıkta Wi-Fi sistemi kapatılmış. Bakan misal Eylül’de 10 günlüğüne New York’a gittiğinde kendisiyle nasıl haberleşilecek merak ediyorum.

Nota dağıtımına sınırlama getirilmiş. Örnek vermek gerekirse, Bakan'ın Avrupalı karşıtıyla yaptığı görüşmenin tutanakları başka dairelere gitmeyecek. 

Zaman zaman diplomatlar, çok gereksiz yazışmaların da kendi dairelerine gelmesinden şikayetçi olurdu; ama burada ayarın kaçma riski var. Bir diplomat yurt içinde de yurt dışında da sadece kendi görev sahasından sorumlu değildir. Türk dış politikasına 360 derece vakıf olmak zorundadır. Aksi halde ofsayta düşme tehlikesi olur. 

Bir de bu sınırlama, aslında istihbarat edinmeyi de sınırlıyor. Zira dünyanın bir köşesinde görev yapan bir diplomatın gittiği bir toplantıda, dünyanın diğer köşesindeki bir konuyla ilgili kritik olabilecek bir bilgi edinmesi gayet de olasıdır. Ama bunun için; dünyanın diğer köşesinde sadece bakanlığın uhdesindeki bilgilere vakıf olması gerekir.

Yabancılarla evliliğe muhalefet

Bu arada Fidan, yabancılarla evli diplomatların oranının yüzde 20’yi aştığından şikayet edip, “Bundan sonra izin vermeyeceğiz” demiş. Bu durumda Türkiye’nin Viyana büyükelçisi Ozan Ceyhun, Kuala Lumpur büyükelçisi Merve Kavakçı gibi çifte vatandaşlığı olan dışardan atama büyükelçilerin varlığı da benzer bir endişe kaynağı oluşturuyor mu; insan sormadan edemiyor. Yabancılarla evli diplomatların kritik görevlere getirilmeyeceğini duyurmuş. Merve Kavakçı’nın yabancı eşinden olma, Abushanap soyadlı kızının, Cumhurbaşkanı'nın başka kimselerin katılmadığı kritik görüşmelerde tercümanlık yapması kritik görev kriterine girmiyor sanırım. 

Bakanlık kültürü nedeniyle bırakın yabancıyı, yerli ve milli eşlerine bile ketum davranan diplomatlara gelinceye kadar; kimi ilçelerde yerli halkı azınlıkta bırakan sığınmacı çoğunluğa hayıflanmak daha yerinde bir güvenlikçi bakış açısı olurdu.

Açıkçası, Fidan’ın selefi Mevlüt Çavuşoğlu’ndan öylesine bir yaka silkme durumu oluşmuştu ki, şimdilik gelen gideni aratır gibi bir noktaya daha gelinmedi. Ancak öyle görünüyor ki Fidan, Dışişleri’nin sadece çehresini değil işleyişini, ruhunu, dokusunu dönüştürecek değişimlere hazırlanıyor. Atılacak adımlar, Osmanlı’dan bu yana devletin temel kolonlarından biri olan Hariciye'yi nasıl etkileyecek, zaman içinde göreceğiz.

Barçın Yinanç kimdir?

Barçın Yinanç, 1968 yılında doğdu, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitirdi. 1990'da stajyer olarak başladığı Milliyet Ankara Bürosu'nda 10 yılı aşkın bir süre diplomasi muhabirliği yaptı. Ardından televizyon haberciliğine geçerek önce TV8, sonra CNN Türk Ankara Bürosu'nda çalıştı.

Türkiye-ABD, Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra Kafkaslar'dan Ortadoğu'ya, geniş bir coğrafyada Türk dış politikasıyla ilgili gelişmeleri takip etti. Çok sayıda yabancı hükümet yetkilisiyle söyleşiler yaptı, BM, NATO ve AB gibi uluslararası kuruluşların zirvelerini, perde arkası gelişmeleri yerinden haberleştirdi.

2004 yılında İstanbul'a yerleşti, CNN Türk ve Referans gazetesinin ardından İngilizce yayımlanan Hürriyet Daily News'da (HDN) çalışmaya başladı. Haber koordinatörü, yorum sayfası editörü olarak çeşitli görevler aldı; 2010'dan başlayarak on yıl boyunca gazetenin pazartesi söyleşilerini gerçekleştirdi. Bu süre boyunca dış politika analizlerini yazmaya devam etti.

Pek çok uluslararası düşünce kuruluşunun toplantılarına konuşmacı, kolaylaştırıcı olarak katılıyor, yabancı yayın organlarının yayınları için yorumlar yapıyor. AtlatmaHaber adlı podcast serisini hazırlayan Yinanç Diplomasi Muhabirleri Derneği, Uluslararası Kayak Kayan Gazeteciler Derneği (Ski Club of International Journalist) ve Dış Politikada Kadınlar platformunun üyesi.

Son yayını; Women, Peace and Security Agenda in Turkey and Women in Diplomacy: How to Integrate the WPS Agenda in Turkish Foreign Policy (Türkiye'de Kadın, Barış ve Güvenlik Ajandası-Diplomaside Kadın: Türk Dış Politikası'na Kadın, Barış ve Güvenlik Ajandası nasıl dahil edilir) başlığını taşıyor.

Aralık 2020'den itibaren T24'te yazan Barçın Yinanç, T24 ekranında da, her hafta Metin Kaan Kurtuluş'la birlikte "Dış Politika ile İçli Dışlı" adlı programını yapıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Hamas'ta ısrar, Türkiye'yi masa dışı bırakıyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Ömer El Beşir hakkında tutuklama emri çıkardığında Erdoğan "Müslüman soykırım yapmaz" diyerek dönemin Sudan Devlet Başkanı'nın Türkiye'ye gelmesine itiraz etmemişti. Mahkeme savcısının tutuklama emri talebinde bulunduğu Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye de Türkiye'ye sıkça girip çıkıyor. Türkiye'ye ait kırmızı pasaport taşıyorsa şaşırır mıydık?

İktidardan bir garip dış politika uygulaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim yenilgisinden Gazze politikasını da sorumlu tutuyor. Kaçan oyların konsolide şekilde Yeniden Refah Partisi'nde kalıcı olmasını engellemek için de her türlü yola başvuruyor. Dışişleri'nin tepesinde de o kadar boza pişirmiş ki; Fidan çareyi, daha "çalışmalar" bitmemiş olsa da, duyanların kulağına "çarpıcı" gelecek şekilde "Türkiye UAD'de taraf olma siyasi kararını aldı" açıklamasında buluyor

Fransa'nın hasmane tutumuna karşın Airbus'tan rekor alım

Türkiye'ye son derece hasmane tutum sergileyen Fransa'dan çok büyük ölçekli bir alım yapılmasının, Türk Hava Yolları'nın Airbus'a geçen sene verdiği rekor siparişin üstüne yeni bir sipariş vermeyi planlıyor olmasının bir Ferdi Tayfur şarkısı kadar ses getirmese de önemli olduğunu görmek lazım